Ensar ÖZDEN

Ensar ÖZDEN

ensarozden4@gmail.com

CENEVRE'YE DOĞRU

 CENEVRE'YE DOĞRU

Bu ay sonu Cenevre de Suriye nin geleceği için tarafların bir araya geleceği ve en az 6 ay sürmesi beklenen barış görüşmeleri başlayacak.
Bu görüşmelerde masaya kimlerin oturacağı ihtilaf konusu ve geçtiğimiz günlerde ABD Başkan yardımcısı “Joe Biden” ın Türkiye ziyareti de büyük ölçüde bu ihtilafı çözme amacı taşıyordu.
“Joe Biden”in ülkemizden ayrılışını müteakip Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu nun "PYD nin bu görüşmelere katılmasını kırmızı çizgi ilan etmesi ve “Onlar katılırsa biz yokuz” resti çekmesi, Türkiye nin ikna edilemediğinin bir göstergesi. 
“Joe Biden” in gizli görüşmelerde Erdoğan ve Davutoğlu ile bu konuda neler görüştüğü bilemiyoruz ancak, Türk tarafının ikna edilemediği için PYD nin de içinde yer alacağı ama adının anılmayacağı SDM (Suriye Demokratik Meclisi) formülü denenecek gibi.
Her ne kadar ABD, PYD/PKK arasında ayrıştırıcı bir dil kullanmaya ve ikisi arasında geçişkenlik olmadığını, ikisinin de ayrı örgütsel yapılar olduğunu müteaddit defalar izah etmeye çalışsa da sağır sultan bile ikisinin tek merkezden yönetildiğini ve aynı örgütsel yapılar olduğunu biliyor.
Türkiye nin doğusunda yaşanan hendek savaşlarında ABD nin PYD ye verdiği silah ve roketlerin PKK lılar tarafından asker ve polise karşı kullanılması da ABD nın Türkiye nin aklı ile alay ediyor olmasının bir tezahürü olsa gerek.
Gelinen noktada Türkiye, Suriye Kürtlerinin geleceği ile ilgili bir konuda PYD ye haksızlık ediyor olabilir mi?
Belki Kürt siyaseti zaviyesinden meseleye bakıldığında bu söz konusu olabilse de, PYD/PKK nin Suriye de uygulamaya koyduğu ve başarıya ulaştığı kanton siyesetini ülkemizde de pratize etmek istemesi ve ülkenin doğusunda şehir savaşları başlatması, çözüm çabalarının bu kanton siyaseti uğruna feda edildiği tezlerinin güç kazanması, Türk siyasetinin endişelerinde haklılığını gösterir gibi.
PKK ve PYD nin hem ideolojik olarak hem de pratikte Stalin'in Sovyet modeline öykünen bir silahlı tek parti rejimi kurmak için çalıştığını biliyoruz.
PYD'nin, Suriye'nin kuzeyinde ele geçirdiği ve 'Rojava' adını verdiği kendi yönetimi altındaki bölgede bir silahlı tek parti rejimini uygulamaya geçirmiş olması ve kontrolüne geçen yerlerde sadece Arap, Ermeni, Süryani ve Türkmenlere karşı ayrımcılık ve tehcir politikasıyla yetinmeyip, Kürt asıllı muhaliflere de ideolojik bir tehciri gerçekleştirmesi, bu örgütün aynı anda sosyalist, Kürtçü ve Leninist (tek partici) yapısına ışık tutuyor. 
Kürtler dışındaki etnik grupların siyasi temsilcileri bir yana, PYD, Barzani'ye yakın KDP gibi diğer Kürt partilerine bile Rojava'da tahammül edemiyor.
Hatta PYD lideri Salih Müslim'in ağabeyi dahi Türkiye'ye sığınmış durumda.
Geçtiğimiz aylarda yapılan bir röportajda PYD’nin, Suriye’deki Kürtlerin yüzde 10'luk bir bölümünü temsil ettiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Müslim,"Kendilerine muhalif olanları tutukluyor ve karşılarına farklı bir görüşle çıkılmasını da istemiyorlar"diyerek PYD nin mevcut baskın yapısını ve siyasetini izah ediyordu.
Müslim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Suriye'nin kuzeyinde 15 siyasi parti olmasına
rağmen PYD'nin uluslararası arenada Kürtleri temsil ettiğine dikkati çekerek: "PYD ve YPG, PKK'nın yan dallarıdır. PYD'yi PKK kurdu ve YPG de PYD'nin silahlı koludur." diyordu.
Müslim, PYD'nin, Suriye'deki Kürt bölgelerinde demokrasinin sadece isminin kullanıldığını anlatıyor:"PYD'nin güçlü olmasının sebebi ellerinde silahlarının olmasıdır. Kendilerine muhalif olanları tutukluyor ve karşılarına farklı bir görüşle çıkılmasını da istemiyorlar" şeklinde konuşuyordu.
Geleceğin neler göstereceğini bilmemekle beraber, PYD/PKK nin şu an Batı, ABD ve Rusya nın desteğini almış olmakla büyük özgüven patlaması yaşadığını görmekteyiz.
O destek ve özgüvenle, Suriye de kendilerine muhalif her hareketi anında cezalandırıyor, diğer etnik unsurlara saldırıyor, göçe zorluyor ve bulundukları alanlarda tek parti diktatoryası dayatıyorlar.
Türkiye de şehir savaşı başlatmaları da şüphesiz bu özgüvenin eseri.
Şu an belki ABD nin de desteği ile, Türkiye nin tüm karşı çıkış ve itirazlarına rağmen Suriye nin geleceği için Cenevre de başlayacak görüşmelerde Kürt halkını temsilen katılacak ve temsil olunacaklar gibi.
Ancak geçmiş tarih, uluslararası siyasette, hiç kimseye güvenmemeyi ve her an yarı yolda bırakılı verileceğini, mevcut siyasetin bir gün tersine
dönerek bölgede yapayalnız ve çaresiz bırakılı verileceğini  gösteren örneklerle dolu. 
Bölgede son yıllarda yaşananlar bölgenin kadim halkları arasında uzun yıllar düşmanlık, nefret ve kin tohumları ekti.
ABD ve Batılı sömürgeciler, özgürleştirme adına gittikleri her bölgeyi kamplaştırıyor, birbirine düşürerek yüzlerce yıl sürecek kan siyaseti pompalıyor.

En son Suriye muhalifleri de barış görüşmelerinin adil bir ortamda gerçekleşebileceğine inanmadıklarını ve bu şartlarda katılmayacaklarını açıkladılar.
Barış görüşmelerine yönelik olumlu sonuçlar anlamında bir beklenti olmamakla beraber, temennimiz ne olursa olsun bölgede akan kanın durması.

Sonuçta olan bu bölgenin mazlum insanlarına oluyor…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 14
Bu Ay : 18404
Toplam : 27662

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom