Şevket Başıbüyük

Şevket Başıbüyük

sbasibuyuk@hotmail.com

Akabe’nin ödül töreni…

Akabe’nin ödül töreni…

 

“Akabe” nedir bilir misiniz?

Ben de bilmiyordum ama öğrettiler…

“Arapça kökenli bir erkek ismidir” demeyeceğim,  açacağım bu kavramın bende çağrıştırdıklarını ve “Akabe” ye bir de bu pencereden bakacağım.

Akabe; ay zamanda faziletler için mecazi anlamda kullanılan bir kavram(mış), geç bunları …

Akabe’nin bir anlamı da; “sarp geçit” demekmiş, çıkılması zor olan yokuş anlamlarını çağrıştırır ki kavramın bende çağrıştırdığı tam anlamı bu olsa gerek…

Bir başka anlamı;  “köle azat etmek”, “yetim ve yoksulu doyurmak” tır…

Hayatımda hiç “keşke” kullanmayan birisi olarak burada, ilk kez “keşke öyle olsa benim tanıdığım Akabe” diyeceğim ama değil…

Aslında Akabe;  inançlı insanların birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye etmesidir ama ben bunu göremedim…

Tasavvufta ise Akabe; “maksada erişmek için aşılması, yok edilmesi gereken tabi engeller ve nefsanî bağlar” anlamında kullanılırmış…

Hangi anlamdan bakarsan bak “Akabe” kavramı bugüne kadar bana hep sevimli gelmişti, sevmiştim ben Akabe’yi…

Akabe’nin gerçek anlamı ise; Mekke’ye 3 km. uzaklıkta olan, Mina ile Mekke arasında olan bir bölge…

Bu bölgede Hz. Peygamberimiz (s.a.v)’in Medine’den gelip, ilk Müslüman olanlarla 621-622 yıllarında (Mekke’nin Akabe bölgesinde) iki anlaşma ve ahitleşme yaptığı için önemlidir.

Yani bölgeden çok orada yapılan sözleşme nedeniyle önemlidir Akabe…

Bu cümleden de anlıyoruz ki; Akabe’yi Akabe yapan verilen sözdür, yapılan ahitleşmedir ve ahde vefadır…

Lakin benim anlatacağım Akabe’de bunların hiçbirini göremedim…

Meğer “Akabe” ile ilgili ne çok bilmediklerim varmış…

 Evet, “Akabe”  ile ilgili ne çok bildiklerim ve hiç bilmediklerim var…

Anlatmak istediğim Akabe sadece ismen var olan diğer tüm çağrıştırdıklarını kaybeden bir serapmış meğer…

Bu güne kadar Akabe’yi sevmekle kendi kendimi avutmuşum meğer…

İsterseniz sözü uzatmadan, felsefe yapmadan, mecaza kaçmadan, Allah’tan saklayamayıp kuldan sakladıklarımızı apaçık ve olduğu gibi anlatayım…  

Mustafa İslamoğlu’nun “İslam Nedir” kitabından oluşan soruların sorulduğu yarışmada oğlum Zekeriya Başıbüyük 3’ncü oldu. Aslında 2’nci  ile aynı puan almıştı ama (sanırım aynı puanı alan diğer yarışmacının yaş farkından dolayı) 3’cülüğe layık görüldü ve geçtiğimiz günlerde (17 Haziran 2015) Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde ben de refakatçi olarak eşlik ettim…

Zekeriya bir seviniyor bir seviniyor bir görseniz, dereceye girdiği için değil, kendisine idol olarak gördüğü Mustafa İslamoğlu’nun elinden ödül alacağından dolayı seviniyor…

Hani doğrunu söylemek gerekirse, Zekeriya’nın hiçbir sanal sosyal takıntısı yoktur. O okulundan eve, evden okuluna gidip gelmekten başka bir şeylerle alakadar olmaz. Zekeriya’nın iç dünyası faklıdır. Fıtratının bozulmasına müsaade etmemiştir. İmam Hatiplidir ve okul dışındaki tüm zamanını kitap okumakla geçirir. En büyük hayali büyük bir ilim adama olmak ve insanlara faydalı olmaktır.

İşte bu düşüncelerle Zekeriya’nın ödül törenine eşlik etmek istedim/ettim.

Bir de Zekeriya’nın bir küçük kardeşi Fatih de yarışmaya girmiş, o da 16.cı olmuş. Fatih’in de küçüğü Semih var, o yaştan kaybettiği için yarışmaya girememiş lakin Zekeriya’nın tasavvur edip ballandıra ballandıra anlattığı o efsunlu ödül törenine o da katılmak istiyor.

Bense hiçbirini kırmak istemedim, ‘haydi bismillah’ diyerek onca yol gitmenin meşakkatine aldırmadan aldım çocukları Akabe’nin düzenlediği programa götürdüm…

Düşünün, masraflar bizde davet edildiğimiz bu programa/törene bin yüz kilometre yol kat ettik. Programa yarım saat kala görevliden izin alıp salona giriş yaptık.

Ondan sonra n’oldu biliyor musunuz? 

Mustafa İslamoğlu Hocamın hatırı olmasaydı dağıtırdım ortalığı. Lakin ortada İslamoğlu Hoca’nın hatırı vardı, sırf onun hatırı için ‘kızılcık şerbeti içtim’ dedim ve bizlere yapılanları sineye çektim.

Evet,  Mustafa İslamoğlu Hoca’nın değil, programı düzenleyen ve o program esnasında bizlere yanlış yapanlaradır sözüm.  Hoca’nın yüzünde yağ çekip arkasından fırıl fırıldak döndürmeye çalışan  o zevatlaradır sözüm ve onların bizler yaptığı saygısızlık yanlarında kar kalmasın diye  serzenişte bulunuyorum. Çünkü bizler orada ağırlanmadığımız gibi ödülümüzü de alamadık bir kağıt parçasından başka.

Akabe ile ilgili bu benim ilkyazım, umarım ikinci yazıya gerek kalmadan yarışmacıların ödüllerini takdim ederler…

Etmezlerse, ödül töreninde ödülümüzü istediğimiz için bizlere “fitne” diyen Akabe çalışanları kendi fitneliklerini izhar etmiş olurlar…

 Elbette ki bütün bu olup bitenlerden Mustafa İslamoğlu’nun haberi olmamıştır, umarım olmamıştır…

Lakin olsa iyi olur, iyi olur çünkü etrafındaki sahtekârları ve yakaları tanıma fırsatını yakalar belki…

Ve söz verip sözünde durmayan (Mustafa İslamoğlu Hocam istisna) Akabe çalışanlara düşen tek şey bizden (bizden, diyorum çünkü bizi fitnelikle suçladılar, kırdılar, hakaret ettiler ve davetli olduğumuz halde bizleri salondan çıkartılar…) özür dilemelidirler. Malatya’daki temcilci kardeşlere sözüm değil, sözüm “İslam Nedir Yarışması” düzenleyip İslam’dan nasiplenmemiş yalaka ve işgüzarlık yapanlaradır…

Şimdi ben, Akabe’nin bize yaptıklarının hangisine yanayım?

Manevi bir atmosfer teneffüs etsinler diye alıp götürdüğüm çocuklarıma yaşatılan hayal kırıklığına mı, yoksa “İslam Nedir Yarışması” düzenleyip İslam’dan, nasibini alamamış Akabe çalışanlarına mı?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 630
Bu Ay : 17537
Toplam : 26795

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom