Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ

Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ

Hatırlarsınız, Gezi Parkı Kalkışması’nın devam ettiği günlerde, İstanbul Kabataş’ta yanında bebeği olan başörtülü genç bir kadın ve bebeği göstericiler tarafından darp edilmişti.

Bununla yetinmeyen üzerleri çıplak, deri eldivenli Gezici Vandallar, sırf başörtülü olduğu için, genç kadını taciz etmiş, bebeğini de darp etmiş, hatta kadıncağızın üzerine idrar boşaltmak gibi bir iğrençliği dahi sergilemekten geri durmamışlardı…

Zehra Devecioğlu adlı bu genç kadın, olayın ardından Adli Tıp Kurumu’na başvurmuş ve darp edildiğine dair bir rapor almıştı.

Bu masum genç kadının maruz kaldığı insanlık dışı muamele başta Elif Çakır olmak üzere Halime Kökçe, Nihal Bengisu Karaca ve Hilal Kaplan gibi yazarlar tarafından şiddetli bir eleştiriye tabi tutularak okuyucuya aktarılmıştı.

Bundan daha tabii bir şey olamazdı. Zira kişinin beyanı esastır. Suçsuz genç bir kadıncağız küçücük bebeğiyle birlikte saldırıya uğradığına dair açık bir beyanda bulunuyorsa, bunun delili olarak da vücudundaki darp izlerini ve morlukları gösteriyorsa, üstelik orta yerde saldırıya uğradığının açık kanıtı olarak sunduğu Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş kapı gibi bir Darp Raporu varsa, kendisine inanırsınız veya inanmazsınız, normal şartlarda bu olay karşısında takınmanız gereken tavır müştekinin hakkını teslim etmektir…

Ancak bu coğrafyada, her zaman olduğu gibi, bu kez de olayın mağduru başörtülü bir bayan olduğu için, “mağdur” bile kabul edilmeyerek kurallar tersine işlemeye başladı…

Sözüm ona kadına pozitif ayrımcılık yapılmasını her fırsatta dillendiren malum Merkez Medya, yanına Paralel Medya’yı da alarak, tersine bir tutumla, topyekûn bir saldırıya geçti…

Kabataş’ta Zehra Develioğlu’nun saldırıya uğradığını yazan Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengisu Karaca ve Hilal Kaplan adeta bir “lince” tabi tutuldu…

Nitekim geçtiğimiz gün CNN Türk’te Şirin Payzın’a konuk olan Elif Çakır’a ağız dolusu hakaretlerle küfürler ettiler!..

Aynı akşam Haber Türk’te Balçiçek İlter’in programına çıkan Enver Aysever, Halime Kökçe’ye, slogan havasında ve militan hırçınlığında, ağzı köpürerek ve parmağını sallayarak “yargılanacaksınız” diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu!..

Bu ülkenin malum gazete ve tv’lerinin yorum köşelerine çöreklenmiş, görevleri sırf gerçekleri manipüle etmek ve milletin kafasını bulandırmak olan sözüm ona yazar, entelektüel veya aydınlar, bu duruşlarını ve hareket tarzını devam ettirdikleri müddetçe, demokratik yolla, millî irâdeyle, seçimle, sandıkla… sittin sene iktidara gelemeyeceklerini, dolaysıyla milletin kanını kılcal damarlarına varıncaya kadar, tıpkı sülük gibi emmekte başarılı olamayacaklarını, rant devşiremeyeceklerini, banka hortumlayamayacaklarını… anladıkları için, ümitlerini sokağa, terör eylemlerine, kaosa, kargaşaya, darbelere ve bunun son örneklerinden biri olan “Gezi Türü Vandalizme” bağlamış durumda…

Egemen güçlere göbek bağıyla bağlı maaşlı yazarların Taksim Kalkışması’nı çevre hassasiyetinin ürünü ağaç dostluğu olarak pîr-u pak göstererek masumlaştırmak istemelerinin temel nedeni işte budur!...

İstiklal Mahkemeleri’nde darağacı kurmak için binlerce ağacı kesip üzerinde on binlerce âlimi sallandırmakta tereddüt etmeyenler, Taksim’de karşımıza “ağaç sever” olarak çıktılar!..

Oysa biz biliyoruz ki, gerçekte Taksim Gezi Parkı Vandalizmi, sandıkta AK Parti’yi mağlup edemeyenlerin bir çılgınlığı, bir provokasyonu, açık bir “Darbe Provası”ydı!…

Sürekli “Eski Türkiye” refleksleriyle hareket ederek bu ülkenin tek sahibi gibi davranan ve mütedeyyin kesimi her fırsatta aşağılayarak “öteki”leştiren bu müreffeh azınlık, sırf Gezi Vandalizmi’ni savunmadıkları, bu yöndeki tezviratlarına prim vermedikleri için Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengisu Karaca ve Hilal Kaplan gibi sağduyulu yazarlara bu linç muamelesini reva görüyorlar!..

Bu şımarık güruhun nazarınızda “Gazeteci” olmak için illa Gezici, illa Darbesever, illa CHP’li, illa Vesayetçi, illa Başörtü düşmanı… olmak gerekir!..

Bu yüzden “sütten çıkmış ak kaşık” olarak takdim ettikleri Gezicilerin, “Zehra Gelin” şeklinde aşağıladıkları başörtülü kadına saldırmaları, bebeğini darp etmeleri ve ona karşı işledikleri diğer melanetler mevzu bahis dahi olamaz!...

Kendilerine benzemeyen bütün yazarları “öteki”leştirip dışlayan, her tür yolla üzerlerinde şiddetli bir baskı kuran ve aleyhlerine linç kampanyaları başlatan bu şımarık azınlığa sormak lazım:

Taksim Kalkışmasının neticesini Kabataş hadisesine indirgeyerek ortaya sırf mobese görüntülerinden oluşan bir delil konulamıyorsa hiç bir şey olmamış gibi davranmayı hangi ahlâkla bağdaştırıyorsunuz?

Kabataş hadisesini yok varsaydığınızda, bütün Gezi Vandallarının yediği diğer haltlar aklanmış olacak mı?

Peki, Taksim Parkı’nda mobese görüntülerinin doğruladığı öteki rezilliklerinizi nasıl gizleyip tevil edeceksiniz?

Geziciler ayakkabılarıyla Dolmabahçe’deki Bezmi Alem Valide Sultan Camiine girip içeride bira içtiklerinde neden itiraz etmediniz?

Cam-çerçeve indiren, ATM kundaklayan, Molotof ve havai fişeklerle ortalığı cehenneme çevirerek banka, dükkan, iş yeri yakan militanlarınızın işledikleri rezaletleri nasıl izah edeceksiniz?

İçinde başörtülülerin bulunduğu arabaların üzerinde tepinen kart devrimcilerinizin yaptıklarını hangi kitaba sığdıracaksınız?

Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengisu Karaca ve Hilal Kaplan’ın yazıları karşısında aslan kesilip şiddetli tepki gösteren siz aydınlar, devrimci Vandallarınız “O... Ç... T...” şeklinde pankart astıklarında neden hiçbir tepki göstermediniz?

Demokrasiye inanan siz aydın yazarlar, aynı karanlık odakların maşaları tarafından Geber Tayyip dövizleri asıldığında neden sessiz kaldınız?

Evet; Gezi Vandalizmini mahkum etmek için o kadar çok sebep var ki, Kabataş’a kadar gelmeye gerek yok!..

Kabataş olayını bahane edip kimsenin inanç, düşünce ve değer tercihlerine saldırmamış, hiçbir zaman başörtüsü düşmanlığı yapmamış ve kendinize benzemeyeni hiç “öteki”leştirmemiş gibi davranmanız, ikiyüzlülüğünüzü ve çifte standartçı tutumunuzu asla aklamaz…

Biz sizin cemâziyel evvelinizi de çok iyi biliriz…

Ve biz sizleri çok iyi tanırız…

Sizler, bu milletin dinî, ahlâkî, millî, kültürel bütün değer yargılarına savaş açmış, iktidarda olduğunuz dönemlerde camileri ahır yapmış, sırf şapka takmadığı için İskilipli Âtıf hoca’yı asmış, yüzde 60’ın üzerinde oy aldığı halde Adnan Menderes’i darağacında sallandırmış, Turgut Özal’ı zehirlemiş, halkın oyuyla seçildiği halde sırf başörtülü olduğu için Merve Kavakçı’ya “bu kadına haddini bildirin” demiş, başörtülü kızların bu sevdadan (!) vazgeçmeleri için “İkna Odaları” kurmuş bir güruhun torunları, onların izinden santim bile sapmadan yürüyen “yeni” nesilsiniz!...

Sizin nazarınızda bir kadının “mağdur” sayılabilmesi için mutlaka başı açık, “dekolte”, “modern”, “çağdaş”, “vesayetçi”, “CHP’li” ve “laik” olması gerekir!.. Yetmez, mutlaka “darbesever” de olması lazım!... Bu sonuncusu olmazsa olmaz şartlardan biridir!...

Bu kriterlere sahip olmayan kimse “mağdur” bile sayılmaz!...

İşte bu yüzden diliniz çok KABA, vicdanınız kaskatı kesilmiş TAŞ…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 445
Bu Ay : 19532
Toplam : 28790

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom