Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

ŞU KEDİYE MERHAMET

ŞU KEDİYE MERHAMET

 

Binanın kapısına geldiklerinde, derinden geldiği hissini veren ince bir ses işittiler. Merhamet dilenen bir ses gibiydi. “Allah rızası için, şu çaresize bir çare” der gibi.

Kapıyı açtıklarında, önce yerde bir pet tabak, içinde doğranmış ekmek parçaları ve biraz geride, o ince merhamet dileyen sesi çıkaran yavruyu gördüler. Her tarafı çamur içinde, hatta bir koyun ağılına ve orada ağılın içinde, sulanmış koyun gübresine düşmüş, batmış ve çıkmışçasına perişan bir vaziyette duran kedi yavrusuydu bu… Kulaklarını halsizce oynatıyor, patilerini kendilerine doğru kaldırarak miyavlıyordu.

Anne-kız birbirlerine baktılar. Evin küçük çocuğu kedi yavrusunun yanına çökmüştü bile… Dönüp, ablasına ve annesine baktı.

“Anne, bu kedi bu soğukta donar!”

“Hem kedi çok ıslak ve donduran bir soğuk var!”

Bir sorun vardı, babaları evde hayvan istemiyordu. Bunu düşünmüştü ablası ve annesi.

“Bilmem ki, nasıl olur?”

“Ne nasıl olur?”

“Oğlum, sen şimdi bu kediyi alıp eve çıkarmamızı, orada bakıp gözetmemizi istiyorsun ama baban evde hayvan istemez ki…”

“Biliyorum ama bu yavru kedi çok küçük, bu havada dayanamaz, ölür!”

“Babam kızmaz bence, en azından şu soğuklar geçene kadar alsak, yazık noluur!”

Hava gerçekten çok soğuktu. Teras ve çatılardan aşağı inen, yağmur indirme boruları bile donmuştu. Saçaklardan, uzun yıllardır görünmeyen buzdan sarkıtlar oluşmuştu. Günlerdir, güneş öyle gizlenmiş ve saklanmıştı ki bulutların arasına, bütün tabiat güneş ışığına hasret, aşığın maşukunu beklemesi gibi, özlemle bekliyordu. Uzun yıllardır yağmayan bir kar yağmış, dağları ve şehri beyaza boyamıştı. Sokak hayvanları bir şekilde, ihtiyaçlarına ulaşabilirdi belki fakat bu yavru kedi hem çok küçük, hem çok zayıf, hem yardıma hasret bir miskin gibi merhamet bekliyordu.

Küçük çocuğun kafasında babasının engelleyebileceği düşüncesi kendisini tedirgin ediyordu etmesine ama bir yandan da babasının, kuşlar için, evin terasına serptiği ekmek parçaları ve yemek artıklarını düşündü. Sabah terasa bırakılan yiyecek parçaları akşama kalmadan bitiyordu.

“Babam çok merhametli ir insan anne” dedi.

“Biz kedinin halini anlatırsak babam kızmaz.”

“Biliyorum” dedi anne. “Baban hayvanları sevmediği için değil, bakamayacağımızı, bıkıp hayvanları inciteceğimizi düşündüğü için evde hayvan beslenmesini istemez!”

Kedi, ayaklarının dibine geldi, miyavlaması zayıf ve inceydi. Her miyavlamayı “merhamet! Merhamet!” der gibi çıkıyordu. Hem babası, “merhamet güzeldir oğlum, merhamet etmeyene merhamet edilmez” demiyor muydu? Şimdi fırsat doğmuştu kendilerine, kedi yavrusunu merhamet kucağında korumaya alabilirdi.

Babası akşam eve geldiğinde, anne, abla ve küçük çocuk birbirine bakıp duruyordu. Nasıl söylesek diyorlardı, nasıl söylesek eve bir yavru kedi aldığımızı…

Birden küçük kedi televizyon sehpasının altından, sarıldığı battaniyeyi aralayarak başını çıkardı.

Miyavv!

Hep birden gülüştüler.

“Baba yavru kedi çok açtı, donmak üzereydi, tüyleri ıslak ve yapış yapış olmuştu. Aldık banyo yaptırdık, kuruladık, süt verdik.”

“İyi etmişsiniz, merhamet güzeldir. Korkum şu, bu kedi çok küçük, bakımını başarabilecek misiniz?”

Kedi eve neşe oldu iki gün, zıpladı, peşlerinden koştu, ayaklarına sürtündü. İhtiyacı olduğunda, hazırladıkları kum tepsisine gitti, ihtiyacını giderdi. Sonra yememeye başladı. Hareketleri zayıfladı.

Veterinere götürdüler. “Sokakta donmak üzere olan bu kediyi eve aldık, ilk iki gün çok iyi gibiydi ama şimdi yeme içmez oldu” dediler.

Veteriner, düzelir dedi. İğne ve serum işleminden sonra, yüzde yetmiş düzelir diye ekledi. Eve geldiler ama kedi kusmaya devam ediyordu, ishali durmuyordu. Ertesi gün tekrar götürdüler. İğne ve serum verildi. Eve geldiler. Kedi sabaha doğru iyice donuklaştı. Sabah namazına kalktıklarında, tekrar kontrol ettiler. Kedi yattığı yerden kalkmış, kum tepsisine ıslak, kahverengi bir tortu bırakmıştı. Anne kucağına aldı uyutmaya çalıştı. Neredeyse iki gündür kedi, gözlerini yumup uyumamıştı. Yine uyumadı.

Sabah çok geçmedi. Kedi hareketsizleşti. Göz bebekleri büyüdü.

Ölmüştü.

Üzülmeyin demişti babası, siz merhameti yaşattınız ya, önemli olan bu. Şu dünyada merhameti yaşatan insan sayısı çok değil, çok olsaydı dünya böyle olmazdı. Yavru bir kediye bu merhameti gösteren, yarın insanlık hayatına da merhamet güneşi gibi doğar.

Kediyi alıp, birkaç peşeteyle sardılar. Toprağı kazıp, soğuk toprağın altına bıraktılar.

Yavru kediler, bu üşütmeye dayanamazdı demişti başka bir veteriner, yavrular üşütmeye dayanıksızdır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 11
Bugün : 327
Bu Ay : 17988
Toplam : 27246

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom