Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

28 ŞUBATIN KÖTÜLÜKLERİ ve CEMAAT

28 ŞUBATIN KÖTÜLÜKLERİ ve CEMAAT

 

Her şey durup dururken olmadı. Bir senaryo beraberinde kestirilemeyen veya sonucu öyle olsun diye istenen kötülüklere kapı açtı. Bu senaryo, ülkemizde 28 Şubat, dünyada 11 Eylül saldırıları ile birlikte yazıldı. Yerel ve küresel şer odaklarının ortak senaryosundan sonra bugün yakındığımız veya tehlikesini henüz tam olarak hissedemediğimiz sahneler oluştu.

Belki her şeyi dışarıdan yazılan senaryolara bağlamamak ve biraz da kendi anlayışlarımızı gözden geçirmek gerekir. Bu senaryolara nasıl mağlup olduğumuzu, dışarının gücü değil, kendi zaaflarımız açısından da incelemek iyi olur. Bu inceleme ciddi bir özeleştiri zamanı ayırmayı gerektirir. Böyle bir özeleştiriye girmeden önce, 28 Şubat’la birlikte ülkemizde gelişen, farkına vardığımız ve varamadığımız kötülükleri sıralamak isterim.

İlk olarak düşünen, araştıran ve bu hal ile inancını öğrenmek ve yaşamak isteyenlere darbe vurulmuştur. Bu darbe beraberinde sloganların kamçılayıcı etkisi altında, tefekkürden uzak bir dindarlığa kayışı getirmiş. Kavramları bağlamından kopararak, ötekini tanımlayan bir zihinsel esareti getirmiştir. Havada uçuşan, bağlamından koparılmış kavramlarla kendilerini dindarlığın mutlak belirleyicisi gibi gören gruplar ortaya çıkmış, iman ve küfür sınırını çizmeyi kendilerine hak görür olmuşlar. Bu kesimler bilinçli bir şekilde sahaya sürülmüş, Müslümanlar arasında ciddi uçurumların oluşması sağlanmıştır. Bu kamplaşmaların akıtacağı kan iyi hesaplanmış ve tefekkürden uzak dindarlıklar, cesetlerden duvarı örülmüş cennet hayali kurarken, senaryo ile bizi oyuna getirenler, belirledikleri hedeflere giderek yaklaşmışlardır. Kan akıtmayı, tekfir etmeyi hüner olarak gören anlayışları besleyen tetikleyici süreçlerden biri 28 Şubat çıkışıdır. Belki bu kadar ileri gidilebileceği hesaplanmamıştır ancak araya katılan farklı kavramlarla kamplaşmalar derinleştirilerek toplum katmanlarının birbirini dinlemeleri engellenmek istenmiştir. Din İslâm olduğu halde, sonraki isimlendirmelerin, Sünni ve şii veya alevi gibi tanımlamaların arkasında, kapılarını birbirine kapatan gruplaşmalar, müstevlilerin senaryolarının başarısına hizmet eder şekilde kullanılmıştır.

İkinci olarak, bazı grupların bilinçli bir şekilde büyümesine müsaade edilmiş veya öyle bir görüntü sağlanmış, araştıran, gerçeğin künhüne varmak isteyen bir neslin yetişmemesi, birliktelik yerine grup çıkarcılığını dindarlık gibi gören bir “kayı neslin” yetişmesine fırsat verilmiştir. Buna çanak tutanların büyüttükleri şey çağdaş bir Emeviliktir. Bunun tam karşısında da çağdaş bir Abbasilik hesabı yapılmıştır. Kötü olan bir nokta da, pompalanan Emevileşmeyi malum kesimin görmekte zorlanması ve kardeşlik iklimini ihlal etmeyi bir fırsat gibi görmesidir. Ne yazık ki bu süreçte İslâm’ın önem verdiği “cemaat” kavramı da ters yüz edilmiş, bir grubu anmak için malzeme yapılmış, farklı tehlikelere kapı aralanmıştır. Aslında cemaat gibi, Hizbullah gibi kavramları grupların “has isimleri” yapmamak gerekirdi. İslâm’ı ideolojik bir örgüt görüntüsünde tanıtmak isteyenlerin oyunlarını zamanında görmeye İslâm “feraset” der ama malum ideolojik çıkışlar, yaşanan kopuşlarda feraset ve hikmet aramaya başlamıştır. Bu da öngörülen kötülükleri görememeyi derinleştirmektedir.

Üçüncü olarak ahlaki bir neslin inşası için mücadele edenler derdest edilmiş, iftiralarla güçleri budanmış ve şehirler, sokaklar, okul önleri, köyler, parklar, çarşı-Pazarlar zehir tüccarlarının insafına terk edilmiş. Dün sokaklarda dindar bir nesle karşı “gâvur avcılığı” yapanların çocukları da dâhil, bir bütün olarak toplumun gençleri madde bağımlılığının köleliğine doğru kaymaya başlamıştır.

Dördüncü olarak, oluşturulan kamplar kendi kantonlarında ötekine karşı diş bileyip, üstünlüğü ele geçirmenin hesaplarını yapar olmuş. Başka devletlerin oyun kurucularının esaretine girdiklerini göremez bir halde ve yaşadıkları ülkenin yarınları için tehlike olabileceklerini hesaplayamaz şekilde zihin körelmesi yaşamışlardır. Bu körlük, sınırlarımızın içinde veya dışında oynanan oyunları okuyamamayı beraberinde getirmiştir.

Bütün bunlara karşı toplumun bütün katmanları; şiisi, alevisi, sünnisi ve kendilerini başka isimlerle tanıtmak isteyenler “cemaat” bütünlüğünü düşünmeye başlamalıdır. Zira cemaat, tüm farklı yorumlamalarla birlikte konuşmayı, bir araya gelmeyi, istişare etmeyi, ortak bir çıkış aramayı içeren bir kavramdır. 28 Şubat ve benzeri süreçlerin muhtemel diğer kötülüklerine karşı koymanın cemaat olup yol aramaktan başka çaresi yoktur.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 152
Bu Ay : 17813
Toplam : 27071

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom