Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

GELENEKSEL YOZLAŞMA GELENEĞİ

    GELENEKSEL YOZLAŞMA GELENEĞİ

 İnsanın özü büyük tehlike altındadır. Kendi özümüzdeki maya bozulmaya başlamış. İnsan olma niteliğini kazandıran değerler yok oluş denizinde bir bilinmeze doğru kürek çekmekteyiz. Kendi içimizde bize zarar veren durumları kendi yaşadığımız mekanların içlerine dekorasyon yapmışız.

          Evsizliğin özü; özün kendisinin evsizliğidir, insan özünün gerçekten dünya da sığınacak bir evi yoktur. Doğruluk kılıfında yalan söyleme sanatı, toplumun içselleştirdiği bir meşru zemin yaratmış durumdadır. Toplumun değer yargıları ve meşrulaşmış resmi ve özel kurumları kendi içinde tuhaf bir yok oluşun çağrısını yapar durumdadır. İnsanlık kendini yok eden bir yarışın koşucusu durumundadır. Bunu biliyoruz. Çoğunlukla paylaşıyoruz. Ne kadar yanlış yaptığımızı gayet iyi biliyoruz ama yine de yapıyoruz.     

       Birkaç dakika düşünelim;

       Bu gün çevremizde şike girmemiş bir kurum ve toplumsal birim yoktur. Sivil toplum örgütleri, hayır kurumları, dernekler, devlet kurumları, sanat ve edebiyatın klişeleşen bütün yapıları buna dâhildir. Dini cemaatler bu konuyu orta çağ Avrupa’sındaki kilisenin tanrıya ihanet ettiği zamanlara dönüştürmüştür. Günümüz İslam ülkeleri ve özellikle kendi toplumumuzda cemaatlerimiz ve kurgulanan mabetlerimiz inandığımız ilaha ve onun değerlerine ihanet eder durumdadır. İlahi mesaj olarak insanlığa sunulan dini metinler ve bu metinlere ait evrensel değerler bile bu dindar sayılan insanların tasallutu altına alınmaya başlanmıştır. Kendi içinde bile taraf olma ve odaklaşmanın getirmiş olduğu sıkıntıları yaşıyorlar.                                                                                                                       

            Bilim yuvalarına bir bakalım:

Üniversiteler bilim yuvası olarak tanımlanır. En az şikenin ve taraf tutmanın olması gereken yer olarak hayal edilebilir. Ancak en fazla bu tür kurumlarda gayri hukuki düzenekler kurulmuştur. Bu düzenekler bilime ve bilimselliğe uygun olmayan yapılar meşrulaşmış ve içselleşmiştir. Devlet kurumları tamamen siyasi güçlerin çeteleşmiş odakların serüven sürdüğü vatandaşa çok uzak yapılar arz etmektedir.  Adaletli ve evrensel değerler uğruna çalışan bireylerin hayatları bazı durumlarda yön değiştiriyor. Şöyle ki siyasetin ve devletin önemli birimlerine görevlendirilen veya hak kazanan erdemli insanlar çok kısa süre sonra kendi değerlerinden uzaklaşmaya başlıyorlar. Bunun sebebi güce sahip olmanın getirmiş olduğu geleneksel yozlaşma geleneğidir.

       Bu gün insanlar bulundukları toplumsal katmanlarda ayrıldıkları vakit, kendi saflarını da değiştiriyorlar. Kendi cemaatlerini partilerini veya toplumdaki konumlarını değiştirdikleri gün daha önce bulundukları safları da değiştiriyorlar. Kendi özlerine ihanet etmek adına bu saf değişimi güçlü olmanın getirmiş olduğu bir yozlaşmanın sonucudur.

        Aydın yazar şair sanatçı veya toplumun kanat önderleri benzer bir yanlışlığın denizinde boğulmuştur.  Evrensel değerlerin özünden uzaklaşamaya devam etmektedirler. Geçmiş zamanların tarihselliğine bakıldığında toplumların kokuşmuşluğu ve yozlaşmış lığı o kavmin veya milletin sonunu getirmiştir. Kutsal metinlerdeki kavimlerin yok oluş nedenleri izah edilirken o kavimlere gönderilen elçilerin mesajlarını ve öğütlerini dinlemeyen ve yalanlayan kurumsal ve güç sahibi kişilerin şımarıklığı olmuştur.    

       Dünyanın gelir dağılımı bozulmuş. Ülkemizin toplum katmanları arasındaki uçurumlar büyümüştür. Kısacası hiç kimse mevcut sistemlerin uygulamalarında memnun değil, ancak herkes bu çarpık sistemlerin devamı için çalışıyor. Geleneksel yozlaşma geleneği bu algıdır. Daha fazla ekonomik ve sosyal kazanım sağlamak için konum ve strateji gözetmek bir kazanım değildir. Bu bir yanılsamadır. Bireyin hak ettiği değerler herkes için adaletli ve hakkaniyetli olma ihtimaliyle eş güdümlü düşünme ihtiyacıdır.

              Bu gün çoğu birey kendine ihanet ediyor. Adaletin ölçüsü tartısı bozulmuş, güç sahiplerinin şımarık ve yozlaşan eylemleri meşrulaşmış toplumsal bir kokuşmuşluk bireylerce kabul edilir duruma gelmişse; o vakit yok oluş süreci başlamıştır. Zalimin zulmü meşru kabul edilip mazlumun ezilmişliği reva görülmeye başladığı günler günümüz zaman dilimiyle örtüşüyor. Dünya toplumları bu çarpık yozlaşmayı kabul edip görüyor. İlahi değerleri savunan bireyler ve kuruluşlar bu şartlar karşısında sessiz kalmaya devat ediyorlar.                                                                                                                                                         

          Bu gün dünyaya ve içinde yaşayan insanlığa yeni bir format atılma zamanıdır. İnsanlığa yeni bir format atılıp kendi özüne ve köküne dönmelidir. Bu sessiz bir çığlığın insanlığa çağrısıdır. Dünyanın ve insanlığın yok oluş sürecinin kurtarma yolunu bulma kaygısıdır. İnsanlığın özüne dönüşü için bir umuttur.  Olasıdır ki insanlığın kendi özünden ayrılışının son kavşağıdır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 12
Bugün : 788
Bu Ay : 4814
Toplam : 4814

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom