Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

FERGUSON’DA İSYAN!!!

FERGUSON’DA İSYAN!!!

 

Men dakka duka.

Etme bulma dünyası.

Çalma kapını çalarlar kapını.

Yakma yanarsın.

 

ABD’nin Ferguson Eyaleti’nde 9 Ağustos tarihinde bir gencin 6 polis kurşunuyla hayatını kaybetmesinin ardından başlayan sokak gösterileri her geçen gün büyüyor. ABD güvenlikçileri insanları bir türlü sakinleştiremiyor, gösterileri önleyemiyor. Obama, tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a geri döndü. Olayları bastırmak için askerler sokaklara indirildi; sokağa çıkma yasağı da çare olmadı. Hiç biri çare olmadı. Demek ki, insanlarda birikmiş bir öfke var. ‘Arap Baharı’, ‘Türk Baharı’ derken yoksa ‘Amerika Baharı’ mı kıvılcım alıyor? Son olarak Ulusal Muhafız Birliği’nin Ferguson’a konuşlanacağı açıklandı. ABD çaresiz.

 

Ferguson’daki olayları yatıştırmak için çeşitli hamleler yapan ABD yetkilileri, son olarak Türkiye’den yardım istedi. Hatırlayacaksınız Gezi olayları sırasında ABD bize gerçekten çok yardım etmişti! Yaptıkları yardım gözlerimizi yaşartmıştı. İnsanlara sükûnet çağrısı yapmışlardı hatırladınız mı? Meşru, seçilmiş yönetimin yani hükümetin yanında olduklarını ifade etmişler ve 24 saat canlı yayın yaptıkları CNN’den desteklerini açık açık ilan etmişlerdi. Türkiye’de bir karışıklık olsun istemiyorlardı. Hiç dost ve müttefik bir ülke hasmane bir tutum takınabilir miydi? Men dakka duka. Bugün sen zorda kalırsın yarın da müttefikin. O bakımdan dostlukla süren ilişkileri bozmamak gerekir. İşte ateş bacalarını sarınca, bu canhıraş arayışların çaresizliğiyle Türkiye’den yardım istiyorlar.

 

Niçin istemesinler ki, son tahlilde baktılar ki, ABD’deki olayların seyir biçimi ile Türkiye’deki gezi olayları arasında müthiş paralellikler var. Hatta göstericilerin eylem biçimleri Türkiye’de çok daha şiddetliydi. Göstericiler ortalığı savaş alanına çevirmişlerdi. Taşlar, sopalar, molotoflar havada uçuşuyordu. Otobüs durakları, bankaların ATM’leri, dükkânlar, vitrinler ateşe veriliyor, otobüsler yakılıyordu. Niçin? Türkiye’de polis kurşunlarıyla 18 yaşında bir siyahî genç mi öldürülmüşü? Hayır. Şehirde bir park düzenlemesi için iki ağacın yeri değiştirilecekti hepsi bu. ABD’de New York’ta Vashington’da, Londra’da, belediyeler peyzaj veya alan düzenlemeleri yapmazlar mıydı? CNN daha ossaat gelip Taksim’de canlı yayına başlamıştı. Ağaçları korumayla ne ilgisi oldukları bilinmez ama özgürlükçü göstericilerin diktatör Erdoğan’ı yıkmaya kararlı olduğunu bangır bangır bağırıyordu. BBC’de onu aynıyla tekrarlıyordu. Gerçi onlar ağaç ve yeşili koruma meselesinde de çok duyarlıdır. Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta insan hayatına duyarlı olan, bir tek insanın bile burnunun kanamaması için çırpınıp duran bir ABD, onun ideolojik destekçilisi medya, hiç çevreye duyarlı olmaz mı?

Öyle bir insanî hassasiyet gösteriyorlar ki, gözlerimiz yaşarıyor.

 

İroni bir yana, mesele elbette ağaç değildi. Amaçları, hareketlendirdiği sokaklardan bir devrim, bir darbe çıkarmaktı. Kışkırtıcılıklarının, içerideki ve dışarıdaki odakların işbirliğinin haddi hesabı yoktu. İşte bu olaylar suhuletle atlatıldı, hatta demokrasi adına önemli kazanımların elde edilmesine bile yol açtı. Şimdi ABD bu deneyimden sonra Türkiye’den yardım istemekle haklı değil mi? Ne yapsın, o çok demokrat, çok barışçıl İsrail’den yardım isteyecek değil ya? Elbette diktatör Erdoğan’dan ve Türkiye’den yardım isteyecek. 

 

Yardım eden yardım bulur, merak etmesinler. Türkiye’deki gezi olayları sırasında krizi yöneten ekip içinde olan Başbakanlık Baş Danışmanı Ertan Aydın’ı arayan Beyaz Saray yetkilileri, Aydın’dan Gezi olayları sırasındaki tecrübelerinden istifade etmek ve taktiksel anlamda bilgi almak için görüştü.

 

 

Gezi olayları sırasında, tarih olarak da tam 17 Haziran 2013'te Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, "Türkiye'deki hadiseleri endişeyle izlemeye devam ediyoruz” açıklaması yapmış, CNN ise gün boyu canlı yayınlarla Taksim'i dünyaya izletmişti. ABD aynı açıklamayı Irak, Libya, Mısır için de yapmıştı. ABD kürsüsünden yapıldığında bu açıklamanın manası şudur: “Bu gösterilerin olabildiğince yıkıcı olmasını, Türkiye’nin canının yanmasını, dengelerin ve düzenin bozulmasını istiyoruz.” Evet, bu açıklamanın manası buydu.

Umarım ABD’ye yardımcı olanlar bunların ayrımında olarak onlara bazı önerilerde bulunurlar.

 

Evvela CNN’ 24 saat canlı yayın yapsın.

Sonra diplomatik kanal, kurum ve aktörler olaylardan ciddi manada kaygı duyduklarını söylesinler. Sosyal medyada aslı astarı olmayan yalan haber ve bilgiler servis edilsin. Göstericiler açıktan veya el altından desteklensin. Mesela kimi zenginler maddi yardımda bulunsunlar; biri otelini (Divan Otel gibi) direniş merkezlerine dönüştürsün. Muhalif kanattan kimi milletvekilleri barikata gidip polise ve Obama’ya ana avrat küfretsin. Obama’ya küfretmeleri için bazı çapulculara para verilsin. Firmalar olayları desteklemeyen daha doğrusu kışkırtmayan CNN ve BBC’ye reklam vermesinler. Türkiye’nin yaptığı gibi basının çalışma imkânları daraltılmasın, onların özgürlükleri elinden alınmasın. Bu sebeple dünya Türkiye’de olup bitenlerden haber alamamıştı. ABD basına alabildiğine imkân tanımakta, hatta zaten buna gerek kalmaksızın CNN ve BBC sürekli canlı yayın yaparak olayı insanlara aktarmaktalar.

Yanlış mı söylüyoruz BBC?

Yalan mı söyledim CNN?

Sizler haberi ve haber alma özgürlüğünü temel insan hakkı bilen bir kuruluş değil misiniz? Bunu Gezi olaylarında kanıtladınız. Almanya’da Hamburg’daki olaylarda basın Hamburg’a alınmadığında gıkınız çıkmadığı zaman bunu kanıtladınız. Daha dün de Gazze’deki katliamları, bugün Ferguson olaylarını dünyaya duyurmak için yayın yapıyorsunuz. Aferin sizin yayıncılık anlayışınıza.

İşte bizim Türk görevliler bütün bunları ABD ile paylaşmalı.

Ferguson’da göz göre göre vurulup öldürülen yavrumuza Allah’tan rahmet diliyorum. Dili, dini, ırkı ne olursa olsun o da bizim evladımız. Ailesine ve bütün ABD halkına başsağlığı diliyoruz. O insanların sıkıntısını sıkıntımız biliyoruz. Hepimiz kardeşiz. Âdem’in oğulları, insan kardeşler. ABD toplumuna tüm içtenliğimle barış ve huzur diliyorum.

 

Ne ki, ABD’de de çoğu şeyin yolunda gitmediği, farklı bir baskı ve zulmün olduğunu başka boyutlarıyla da biliyoruz. ABD Siyonist kuşatma altında var olmaya devam ettikçe, ezdiği vicdanının üzerinde bir mutluluk kuramaz, mutluluğu çoğaltamaz, paylaşamaz. Artık ABD insanı da ‘hayır’ demeyi öğrendi. Sokağa çıkmayı, gidişata karşı koymayı deniyor. Eğer böyleyse körelen insanlık vicdanında umudu harekete geçirecek canlı bir damar hâlâ işlek demektir.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 575
Bu Ay : 14309
Toplam : 23567

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom