Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

YENİ TÜRKİYE ve DÜŞÜK BANKETTE SİYASET

YENİ TÜRKİYE ve DÜŞÜK BANKETTE SİYASET

 

‘Türkiye’yi Yeniden Keşfetmek’ adlı kitabımın daha ilk cümlelerinde, değerleri, amaçları, kodları ile siyasi hayatın tepeden tırnağa değiştiğini, bu değişimi kavrayamayanların siyaset yapmalarının imkânsız olacağını ifade etmiştim. Değişim kimsenin engel olamayacağı istikamet ve tazyikte, tarih ve toplum dinamiklerine dayanarak sürdüğü için çok güçlüdür. Türkiye kabuğunu ve kelepçelerini kırmış, evvela zihinsel bir devrim yapmıştır. Açılım ve ekonomik kalkınma, yeni anlayışın kendiliğinden, kaçınılmaz sonuçlarıdır. Bu anlamda açılım çoktan başladı, devam ediyor ve tamamlanacaktır. İşte bu kitabım bu ana fikirler etrafında yoğunlaşıyordu. Doğal olarak orada bir iddiada daha bulunuyorduk: Zihniyet değişimini anlamayan parti ve oluşumlar mukavemet ve var olma güçlerini kaybedecekler, savrulup gideceklerdir. Yaşadığımız günler tam da bu iddialarımızın yaşanarak anlaşılacağı imkânlar sunuyor. Ancak, bütün gerçekliğiyle varlığımızı etkileyen değişim dalgalarının doğuracağı sonuçları bu aşamada söylemek, fazla da zekâ göstergesi sayılmayacak. Hâlâ bazı muğlâk, anlaşılmaz gibi gözüken tahmin ve beklentilerin üzerindeki sis perdesini yine de aralamaya çalışalım.

 

10 Ağustos seçimleri demokrasi tarihimiz açısından önemli bir milat sayılabilir. Yaptığımız analizlerle bu seçimde halkımızın iradesini anlamaya çalıştık. Anlamaya devam edeceğiz. Çünkü her seçimde olduğu gibi bu seçimde de halkımız tarihi önemde kararlar vermiştir. Türkiye güçlü, kudretli, sağlıklı var oluşunu doğrudan etkileyen kimi hususlar karşısında çok net bir tercih, çok net bir duruş ortaya koymuştur. Durduğu yer bütün oynak zeminlerde kırılmalar, göçmeler meydana getirdi. Millete karşı, millete rağmen ve güya millet için bir durma biçimi ve yeri belirleyenler, siyasi, ideolojik konumlarının sahiciliğini, halk nezdinde karşılığının ne olduğunu ölçme imkânı buldular. Eski siyaset değerleri, alışkanlık ve kodlarıyla kurulan dengeler ve denklemler iflas etmiştir.

 

Erdoğan’ın dile getirdiği ‘Yeni Türkiye’ her alanda ve anlamda varlığımızı ifade eden yeni kavramsallaştırmadır. Yeni Türkiye bir beklenti, bir fantezi değildir. Yeni Türkiye bir gerçeklik olarak bizim ve bağlantı içinde olduğumuz bölgelerin gerçekliğidir. Sadece burada değil, Ortadoğu’dan Balkanlara, Afrika’ya kadar bu gerçekliği hesaba katmayanlar, derin, kesin bir yanlışın içinde olacaklardır. Yeni Türkiye’nin yeni paradigmasını hesaba katmayarak eski alışkanlıklarından vazgeçmeyen muhalefet, düşük bankette siyaset yapmanın acı sonucunu yaşadı, yaşıyor.

 

Düşük bankette siyaset yapan CHP’yi zor günlerin, çok zor günlerin beklediğini seçim sath-ı mailine girdiğimiz ilk günlerde yazmıştık. MHP en güçlü olduğu yerlerde çöktü. Bu kafayla her iki partinin de toparlanmasının imkânsız demeyeyim ama çok zor olduğu görülmektedir. Bu iki parti de mutlak anlamda güvenmek ve karşılamak zorunda olduğumuz milli iradenin taleplerini karşılayamamışlar, insanımızın istek ve mesajlarına kulak tıkamışlardır. Özetle muhalefetin bu kısmı Yeni Türkiye gerçekliğinden kopmanın, o gerçeklere sırt dönmenin hezimetini ve çözülmesini yaşamıştır.

 

10 Ağustos’ta öncelikle açılımıın can-ı gönülden desteklediği deklere edilmiştir. Daha çok demokrasi, daha çok siyaset talebi ifade edilmiştir. Erdoğan’ın ve Demirtaş’ın aldığı oyların altındaki en esaslı sebep budur. Seçmen, çözüm için gösterilen güçlü devlet kararlılığına, Demirtaş’a yönelen destek üzerinden başka bir açıdan ve siyasi olarak katkı vermiştir. Buna mukabil MHP’nin özellikle İçanadolu’daki oylarının Erdoğan’a kayması, farklı bir kanattan farklı bir duyarlığın da aynı ortak arzuyu benimsediğine verilmek durumundadır. Kürdüyle, Türküyle kardeşçe ve bir arada yaşamayı istemek kadar doğru ve doğal ne olabilir? O nedenle 10 Ağustos’ta barış ve kardeşlik kazanmıştır. Bu seçimleri elbette ayrım gözetmeksizin tüm halkımız kazanmıştır. Bu seçimin gerçekten kaybedeni olmamıştır.

 

Seçim sonucu iyi okunmalıdır. HDP, seçimde kullandığı kuşatıcı kardeşlik dilini ve üslubunu sürdürdüğü takdirde arkasında daha çok destek görebilir. İnsanımız bu konuda ne kadar anlayışlı, hoşgörülü olduğunu göstermiştir. Artık HDP’li siyasetçilerin de olmadık basit hesaplar için, durduk yere sorun çıkarıcı, yarayı kaşıyan bir tutumdan uzaklaşmaları gerekmez mi? Zorlamaktan, sorun çıkarmaktan zevk alır gözüken sıra dışı dili, tutumu terk etmeleri gerekmez mi? İnsanımızın iyi niyet ve beklentilerini karşılıksız bırakmamalıdır. Artık bu partinin de hiç olmazsa vasat demokratik düzlemde olgunlaşması gerekmektedir. Doğusuyla, batısıyla bütün insanımız onlardan bu tavrı, bu açılımı beklemektedir.

 

Kendini MHP ile bütünleştiren muhafazakâr sağ seçmenin rahatlıkla Ak Parti içinde var olabileceği görülmüştür. MHP’li seçmenlerin büyük kısmı, kahır ekseriyetin hayrına, selâmetine olacak gelişmelere destek verme hususunda bağnaz olmamıştır. Yaşadığımız gelişmeler hepimizde olduğu gibi onların da zihin ve ruh dünyasında yeni, başka bir ufuk oluşturdu. Kritik eşik aşıldı. Sıkılı yumruklar tokalaşmak niyetiyle gevşedi. Kollar kucaklaşmaya hazırlanarak açılıyor. Kardeş olarak birbirimizi bağrımıza basmanın sağladığı duygulanım ve kazanım gücümüze güç, imkânımıza imkân katıyor. Boş sözlerle, hamasi sloganlarla bir yere varılamayacağı görüldü. Her bakımdan tıkanma ve körelme yaşayan CHP’ye koltuk değneği olmanın siyaset olmadığı, onlara ve ülkeye bir şey kazandırmadığı tecrübe edildi. Kıtalar ötesi derin, gizli odakların oyununa geldiklerini, bunun da evvela vatanseverlikle, milliyetçilikle bağdaştırılamayacağını en iyi onlar anladı. Şimdi onların da büyük bir kısmı güç ve enerjilerini büyük Türkiye ırmağına akıtmaya başlamış gözüküyorlar. Öyle de olmalıydı. Memleketin gelişmesi ve huzuru karşısında hasmane bir tutumun milliyetçilikle ve muhalefetle izah edilir bir tarafı olamazdı.

 

CHP’ye gelince durumları içler acısı; her bakımdan küçüldükçe küçülüyor. Anlayış, düşünce, amaç, ufuk, politika ve en sonunda da  bünye olarak küçüldükçe küçülüyor. Kendine ayrılan muhalefet alanını dolduramıyor. Belki bir sol veya sosyal demokrat partinin doldurması gereken siyasi alanda, büyük boşluklar oluşuyor. Oysa siyaset (elbette iktidar) boşluk kabul etmez. Muhalif düşünce, muhalif oluşumlar ne yapıp edip o boşluğu doldurmalıdır. Parti’nin önümüzdeki kurultayında mı doldurulur, ayrı bir parti mi kurulur bilemem. Ama bir şeyi biliyorum, CHP hayat içinde hiçbir gerçekliği olmayan huylarından vazgeçmediği sürece, o boşluk asla dolacak gözükmüyor. İşin en sıkıntılı tarafı da burası: Bu huylar CHP’nin sadece kodlarından değil genetiğinden kaynaklanıyor; o nedenle CHP ümitsiz vakaya benziyor.

 

Sonuç itibariyle, tarih ve toplum, yeni Türkiye’yi okuyamayanları hayatın bütün alanlarında olduğu gibi siyasette de tasfiye ediyor.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 624
Bu Ay : 17531
Toplam : 26789

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom