Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

SİZ BU KAFAYLA DEVAM EDERSENİZ

SİZ BU KAFAYLA DEVAM EDERSENİZ,

ERDOĞAN DAHA ÇOK KAYBEDER,

SİZ DE ÇOK KAZANIRSINIZ!

 

10 Ağustos Cumhuriyet ve Demokrasi tarihimizde önemli bir dönüm noktasını temsil edecektir. Millet, iradesine hiçbir gücü veya kurumu ortak etmeksizin doğrudan başkanını seçmiştir. Devletle millet arasındaki mesafenin kapatılmasına dönük kararlı, güçlü bir hamle yapılmıştır. Bundan böyle yönetim erkinde daha derli toplu bir düzen görülebilir. Yeni süreç başkanlık sistemi mi yoksa kendimize has bir model mi? Onu taşların yerine oturacağı gelecek zamanlarda daha açık göreceğiz.

Niyet iyi olduktan sonra sistem tartışmalarına takılıp kalmamak gerekir. Bu sistemler de sonuçta vahiy değildir. Ayrıca en iyi model oldukları da söylenemez. Bu sistemi ortaya atan teorisyenler bile böyle söylüyor. Her neyse, daha iyi değil mi; varsın kendimize özgü bir sistem olsun. Varsın başka bir ülkede uygulaması olmayan bir deneme olsun, bu da önemli değil. Önemli olan insanımızın sorunlarını çözmek, insanımızı mutlu etmektir. Sonuçta 10 Ağustos’la birlikte bariz bir restorasyon dönemine girildiği söylenebilir. Bundan böyle artık hiçbir işleyiş eskisi gibi olmayacaktır.

Ortada fiili bir durum vardır. Doğal olarak siyaset bu fiili duruma uygun değişiklikleri yapmak durumunda kalacaktır. Önce yarım kalmış anayasa değişikliği çalışması tekrar hız kazanacak, belki yeni yapılanmalar teşekkül edecektir. Demek oluyor ki, bundan sonra siyasetin gündemi yine çok yoğun. Siyaset toplumun kendi işleyişi ve yürüyüşü içinde vardığı noktaya yetişmek için daha çok gayret edecek, siyasiler daha çok terleyecektir. Bu dönemde de en fazla sorumluluk Ak Parti’ye düşüyor, düşecek.

Doğrusunu isterseniz yeni durumlara karşı tek istekli ve hazırlıklı parti de Ak Parti. Zaten hem mevcut durumu aşama aşama hazırladı hem de gidişatı ileri bir siyasi kabiliyetle yönetti. O nedenle önümüzdeki günlerde ne olacağın cevabını başka partilerde aramak beyhude değil evet ama cevabını oralarda bulmak çok zor. Baksanıza adamlar açık bir yenilgiden sonra yine tam manasıyla şaşırmaya başladılar. Kamuoyunu şaşırtacak ölçüde şaşırdılar. Bahçeli’ye sorarsanız Erdoğan kaybetti, MHP kazandı. Bu nasıl bir mantık Allah aşkına? Şu mantığın, şu aymazlığın, pişkinliğin siyasi veya psikolojik literatürde kavramsal bir karşılığı var mı? İnsan ne diyeceğini şaşırıyor. Bu bakışın, bu tutumun sahibi bir partinin başında olamaz. Orada lider olarak kalamaz. En sıradan insan bile Erdoğan’ın kaybettiği sözüne güler. Siz bu kafayla devam ederseniz Erdoğan daha çok kaybeder ve sizler de daha çok kazanırsınız.

 

CHP’nin ve CHP’lilerin durumu da bundan farklı değil. Adamlar siyasi bir duruşa da, söyleme de, tutuma da sahip değiller. Rüzgâr nereden esse oraya doğru eviriliyorlar diyeceğim ama tam böyle de değil. Çünkü bu tarz evirilmenin bile reel politikte ciddi bir karşılığı vardır. Muhalefetin içine düştüğü durum belki de rüzgârın esiş yönünü, tarzını, şiddetini hesap etmeyerek, hatta buna karşı siyaset geliştirmelerinde. Rüzgâr, tarihin, toplumsal olguların kaçınılmaz kıldığı yeni, güncel durumlardır. Rüzgârın mahiyeti, yeni anlayışlar, talepler ile oluşur. Muhalefet, uzun zamandır millete karşı örgütlenmiş statükocu yapının toplumda ve gerçek hayatta karşılığı olmayan ilkelerini savundu durdu. Bu durumlarda ya bir toplum tepeden tırnağa cinnet geçirir, ya da rüzgârın esintisi varlığınızı tarihin çöplüğüne savurur. Türkiye’de bu oldu, bu oluyor ve bu olacak. Toplumsal gelişmelere, insanımızın ruh ve gönül dünyasına sağır kalan CHP ve şimdilerde yanaşık düzenle onun peşine takılan başka muhalefet unsurları (özellikle de MHP) un ufak olmayı göze alıyor olmalılar. Bunları kendi yok oluşlarını bile önemsemeyecek kadar gözleri bir şey görmez, hesap yapmaz duruma iten hangi derin korkular, bağlanışlardır, ilk bakışta anlamak zor. Düşünün ki, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ismini son güne kadar kendi partililerinden, hatta kendi genel başkan yardımcılarından bile gizlediler. O nedenle ‘çatı aday’ diye takdim edilerek propagandası yapılan yalan, daha o gün başlarına çöktü. İşte şimdi de çatının altında feveran edip duruyorlar. İyi niyet ve sağduyuyla hatalarını muhasebe etseler, yine de bir kazanım elde etme şansları olacak. Şu akıl tutulmasına, şu çürümeye bakınız ki, biri Erdoğan kaybetti, biz kazandık diyor, diğeri suçu tatilcilere yıkıyor.

 

Şimdi siyasi hayatımızın asıl problemini anladınız mı?

Bundan sonra Ak Parti’de neler olur, Başbakan ve genel başkan kim olur şeklindeki sorusuna, bunun yanlış bir soru olduğunu söyleyerek cevap veriyorum. Ak Parti’ye hiçbir şey olmaz. Ak Parti yeni durumlara zihin ve hareket kabiliyeti, heyecan olarak en hazır parti. Ak Parti’de her şey saat gibi tıkır tıkır işler, işliyor. Siz asıl muhalefet cephesine bakın. Doğru soru, bu muhalefetin durumunun ne olacağıdır.

 

CHP’de tartışmalar başladı. Muharrem İnce ve Süheyl Batum cephesinden şiddetli eleştiriler, bana kalırsa çok haklı eleştiriler geliyor. Baykal, karşı hareketlerin yönetildi ana ve milli karargâhta bulunuyor. Bu işin böyle gitmeyeceği, sağa yanaşarak ve yamanarak bir netice elde edilemeyeceği söyleniyor. Haksız değiller. Metin Feyzioğlu da yeniyetme abi pozlarıyla akıl vermeden eder mi? Ne de olsa ismi, ulusalcı kanadın muhtemel başkan adayı hatta CHP genel başkanı olarak bile telaffuz edilmişti. Ancak bir talihsizlik yaşanmış o çok çağdaş ve halkçı CHP, kendi parti organlarından bile isim almaya tenezzül etmeyerek kıtalar ötesinden gelen dayatmaya boyun bükmüştü. Kılıçdaroğlu, getirildiği makamdan, bilinen veya bilinmeyen odaklara diyet mi ödüyordu? Bu ayrı bir tartışma konusu. Ancak söylentiler üzerine erken havaya giren Feyzioğlu’nun şovu da böylece yarım kalmıştı.  İşte bu Feyzioğlu, elbette bir aidiyet duygusuyla yaptığı açıklamada, “yurttaşların siyasi tercihlerini hiçe sayarak çatı aday dayatan” muhalefetin, özgür seçim hakkını çiğnediğini ve Türkiye’nin daha otoriter bir zemine kayma riskinin gerçekleşmesine yol açtığını kaydetti. Demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunabilmesinin, siyasi muhalefetin, siyasi iktidara alternatif oluşturmasına bağlı olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, muhalefetin iktidarı alternatifsiz bıraktığını söyledi.

 

İlerleyen zamanda muhalefet topluma bir iktidar programı sunar mı, sunarsa bu programın ana hedefleri, unsurları ne olur onu göreceğiz. Daha da önemlisi demokrasi, kalkınma adına bunca bozuk sicilden sonra, inandırıcı olmak için nasıl bir dil ve üslup kullanacaklarını göreceğiz.

 

Galiba en sağlıklı yaklaşım KONDA Araştırma’nın sahibi ve CHP eski Genel Sekreteri Tarhan Erdem’den geleniydi. O da Ekmeleddin İhsanoğlu’nu MHP ile birlikte çatı aday gösteren CHP’yi eleştirdi. Erdem, “CHP’nin, artık Türkiye’ye hizmet etme şansı yoktur. CHP’nin adeta yıkılıp yeniden kurulması lazım. Ancak öyle çözüm gelir” dedi.

Bence Erdem asıl sorunu, sorunun asıl mahiyetini tespit etmiş.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 338
Bu Ay : 14850
Toplam : 24108

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom