Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

10 AĞUSTOS YA DA “ESKİ TÜRKİYE” İLE “YENİ TÜRKİYE”NİN DÜELLOSU

 

 

10 AĞUSTOS YA DA “ESKİ TÜRKİYE” İLE “YENİ TÜRKİYE”NİN DÜELLOSU

Bu ülkede yaşayan, olup biteni gözlemleyen akl-ı selim sahibi herkesin idrak etmesi gereken bir gerçek duruyor karşımızda: 10 Ağustos, her zamanki gibi alelâde, sıradan, basit bir Cumhurbaşkanlığı seçimi değildir.

Tersine 10 Ağustos, “Eski Türkiye” ile “Yeni Türkiye” nin yarıştığı bir seçimdir.

10 Ağustos, devleti, korumayı esas alan ve bu amaçla insanı, hak ve özgürlükleri hiçe sayan, statükoyu muhafaza etmek için her tür yolu kullanmaktan çekinmeyen eski, köhne ve kof anlayış ile milleti, insan hak ve özgürlüklerini esas alan ve devleti yalnızca millete hizmet etmesi gereken bir aygıt olarak kabul eden yeni anlayışın karşı karşıya geldiği bir seçimdir.

Bu tabloda Cumhurbaşkanı adaylarından Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”yi temsil ettiğinde kuşku yok. 12 yıllık Ak Parti iktidarında Erdoğan’ın yaptıkları ortada: O, ekonomiden sağlığa, başörtüsünden çözüm sürecine her biri devrim niteliğinde birçok yeniliğin altına imza attı. Erdoğan, tam 8 seçimin hepsinden güçlenerek çıkmanın verdiği cesaretle cesur adımlar atabilen korkusuz bir lider. Erdoğan, olay ve olgulara farklı açılardan bakmaktan çekinmeyen devrimci karaktere sahip bir kişiliğe sahip. O, hep alışıldık olanı değil, yeni ve özgün olan stratejiyi tercih ediyor. Her zaman rakiplerinden bir kaç adım ilerde bulunuyor. Bu nedenle çoğunlukla karşıtları tarafından öngörülemeyen yeniliklere imza atıyor.

Bu ülkede öteden beri halkı bir “sürü” olarak gören seçkin ittifak, Erdoğan’a rakip olarak zihniyetleri ile uyumlu bir şahsı ortaya çıkardı. CHP, MHP ve Paralel Yapı’nın ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, “Eski Türkiye” refleksleriyle hareket eden, oyunu eski kurala göre oynayan “tarih dışı” bir şahsiyet. İslâm Konferansı Örgütü’nde kayda değer hiçbir başarı gösteremeyen, darbeci Sisi’nin sponsoru Suud kralının politikaları doğrultusunda oldukça başarısız bir görev dönemini geride bırakan İhsanoğlu’nun, adaylık sürecindeki konuşmaları, hareket ve tavırlarıyla ikinci bir Ahmet Necdet Sezer dönemini yaşatacağı ve Türkiye’ye zaman kaybettireceği apaçık ortada.

Ekmeleddin İhsanoğlu ve onu “Çatı adayı” olarak ortaya çıkaran koalisyon ortakları “Eski Türkiye”yi temsil ediyorlar; zihin dünyaları yeniye ve değişime tamamen kapalı; bakış açıları çok dar, oldukça eski ve tümüyle kof… Kendilerini bütünüyle baskıcı, dayatmacı, jakoben devleti korumaya; Menderes’i asan, Özal’ı öldüren ağır vesayet rejimini muhafazaya adamış bulunuyorlar.

Türkiye’nin Filistin ve İsrail meselesinde tarafsız olması gerektiğini söyleyecek kadar bu milletin tarihine, misyonuna ve değer yargılarına yabancı bir şahıs nasıl Cumhurbaşkanlığı yapabilir?

İsrail Gazze’de 2000’i aşkın kardeşimizi fosfor bombalarıyla şehid edip BM’nin okuluna sığınan çocukları hunharca katlederken gözünü ve kulağını kapatan, çocuk çığlıklarını duymayan, enkaz altında kana ve toza bulanmış anneleri, tanklarla yıkılmış evleri görmeyen, bir kez dahi olsa İsrail terör devletini kınayamayan bir şahıs bu azîz milletin oylarına nasıl talip olabilir?

Recep Tayyip Erdoğan, öncelikle her tür darbeyi destekleyip sonra kendilerini 'demokrat', 'liberal', ‘çağdaş’, ‘eşitlikçi’, ‘özgürlükçü’ vs. yaftalarla niteleyen “darbesever”lerin foyasını açığa çıkardığı; her tür vesayetin habitatını yerle bir ettiği için desteklenmeyi hak ediyor…

Recep Tayyip Erdoğan, “Eski Türkiye”yi temsil eden ve “Yeni Türkiye”ye karşı mücadele veren şer odaklarının, karanlık çetelerin, egemen güçlerin maşası paralel yapıların oyununu bozduğu için arkasında durulmayı hak ediyor…

Recep Tayyip Erdoğan, dinî, millî ve manevî değerleri yükselttiği, hemen her konuda dürüst ve ahlâkî bir tavır sergilediği için yanında durulmayı hak ediyor…

Recep Tayyip Erdoğan, haksızlık karşısında susmadığı, bütün mitinglerinde, Gazze katliamından en küçük bir siyasî karşılık beklentisi olmadığı halde, Filistinli’nin yaşadığı vahşeti dile getirdiği ve İsrail’in “Hitler’i aratmayan” zulmüne isyanını en yüksek perdeden seslendirdiği için desteklenmeyi hak ediyor…

Recep Tayyip Erdoğan, Filistin davasını, bir insanlık savunması olarak gördüğü ve “Allah bize yeter!” diyerek şer güçler karşısında “tek başına” kalmayı dahi göze alan yiğit bir “iman ve ahlâk adamı” olduğu için peşinden gidilmeyi hak ediyor…

Recep Tayyip Erdoğan, bir Müslüman olarak benim dinî, millî ve ahlâkî değer yargılarıma sahip çıktığı, içimdeki insanî duygulara tercüman olduğu, benim hissiyatımı dillendirdiği, kısacası beni yani milleti temsil ettiği için takdiri ziyadesiyle hak ediyor…

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 568
Bu Ay : 18958
Toplam : 28216

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom