Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

İYİLİK KÖTÜLÜĞÜN EMRİNE GİRMEMELİ

İYİLİK KÖTÜLÜĞÜN EMRİNE GİRMEMELİ

 

Cemaat ve cemaatle bağlantılı paralel örgüt üzerinde hassasiyetle durmamın sebebi fert ve millet olarak çok daha sağlam, çok daha sağlıklı bir varoluş zemininin inşasına katkı vermek içindir.

İfadelerime dikkat ediniz.

İfadelerimden, bu yapının millet varlığını ve bireysel insan varlığımızı dejenere eden, edecek olan bir işleyiş içinde olduğunu zaten söylemiş oluyorum.

 

İlk yazılarıma bakın; daha dershane tartışmalarının başladığı ilk günlerde bile cemaat içinde örgütlü bir yapının yuvalandığını söylüyorum. Bunları cemaat içinde olan veya onlarla gönül bağı içinde olan arkadaşlarımızın bilincini uyarmak için söyledik. Israrla araya bir çizgi çektik. Burada iyi niyetlerle hizmet eden, her ‘hizmet’ çağrısına tüm kalbi ve imkânıyla yardımcı olan tertemiz insanımıza söyleyecek hiçbir sözümüz olamazdı. Bilakis o kardeşlerimizden örnek alacağımız güzide davranışlar vardı. Ancak tehlike kimsenin fark edemediği boyutta, hareketin içinde olan herkesi yutmak iştahıyla alev alev bu tarafa yaklaşıyordu. Çığlık çığlığa yangını haber verdik. Yazdıklarımız bu çığlıktan, bu çağrıdan başkası değildi. “Aman kardeşler” dedik. “Etmeyin, yapmayın, belki fark edemiyorsunuz ama muazzam bir şeytani kurgu, bir fesat şebekesi, ülkemizi ve milletimizi, hedef almış durumdadır.” Bunların Siyonist Mossad, CIA ve FBI ile ortak çalışan bir neo-con çetesi olduğunu, hatta Fethullah Gülen’in bile Pensilvanya’da adeta tutsak edildiğini, irade ve idaresinin elinden alındığını, bu çetenin Gülen’i doğrudan kendi amaçları için kullandığını, Gülen’in aksi yönde bir hareket kabiliyetinin kalmadığını, onların emrinde hareket etmeye mecbur bırakıldığını yazdık. Bunun böyle olduğu gün yüzüne çıktı. Artık bu saatten sonra olayın hiç de hizmet veya cemaat meselesi olmadığı, ne devletin veya iktidarın ne de başka hiçbir cemaatin bu kardeşlerimize hasmane bir tutum içinde olmadığı anlaşıldı.

 

Evet, bu yapılanma bir yandan devletin çivisini çıkarmakla siyasal örgütlenmemizi zayıflatıyor, diğer yandan savunduğu içerik ve propaganda biçimiyle insanımızın temiz ruhu, saf duyguları ile oynuyor. Bu yapının yıllardır cemaati beslenme ve hareket zemini olarak kullandığı belli. Cemaat içindeki saf insanlarımız abi, imam ve hocalarına kayıtsız koşulsuz bağlanmayı adeta iman ve ahlâklarının temel umdesi olarak kabul eymişler. O çocuksu o genç ve cemaat heyecanı içinde emir ve talimatları sorgulamadan harfiyen uygulamaktan geri durmamışlar. Benim temiz yürekli kardeşlerim nereden bilsin bir oyun, bir kumpas içinde figüran yapıldıklarını? Bu kardeşlerimiz Allah için, ülke için hizmet etmenin gönül rahatlığı ile yukarılarda çok yukarılarda bir ihaneti organize edenlerin işlerini kolaylaştırmışlar. Nereden bilinecek?

 

İyi niyet, aklına kötü şeyler getirmeyecek kadar temizdir, saftır. İşte kirli hesaplar bizim bu temiz duygularımızı, körü insanlar bizim iyilikten başka bir şey düşünmeyecek kadar munis kalbimizi kullandılar. Bu yolda bize ne söylenirse yaptık. Cemaat adına, hizmet adına teslim olduğumuz işleyiş, sorma hakkımızı elimizden aldı. Cemaatin çıkarı, güçlenmesi için yalanlar söylendi, düzenler kuruldu, her türlü sahtelikler, sahtekârlıklar yapıldı. Bunların yani bu kişiliksiz metodun görece ve sayısal anlamda başarı getirdiği de görülmedi değil. Yalanla, dolanla, adam kandırarak, kandırılmak istenen adamlara hoş görünerek, onların gönülleri hoş edilerek, ihtilaflı veya tartışılması istemeyen konularda hiç olmazsa susarak yürütülen planlar tutuyordu. Cemaat çoğalıyordu. Hem sonra bulunduğu kademeye göre, herkese, pastadan bir pay da dağıtılmıyor değildi.

 

Sonuç ne olacaktı? Bütün bunlar niçindi? Sonunda bütün Türkiye ele geçirilecek, yetmez dünya ele geçirilecekti? Herkes kod adlarıyla, şaşmayan programlarıyla bu amaca doğru götürülüyor, aslında tam anlamıyla emir komuta içinde görevini yapmaya hazır bir darbe ordusu kuruluyordu. Böyle bir ordunun kurulduğunu, kurulmak istendiğini şimdilerde daha iyi görüyor, anlıyoruz. Hizmet ettiği yapı için neredeyse ayaklar altın almadığı hiçbir değer bırakmamış bu kurşun askerler güruhundan, darbeci milisler olmaz mı diyorsunuz?

 

Şimdi bu yapı içinde bir kişiyi düşünün. Bu nasıl bir kişiliktir Allah aşkına? Anne babasıyla, kardeşleriyle konuşurken bile cemaat hassasiyetini öne alıyor. Yalan mı? Ben bunların onlarcasını gördüm. Adam içten pazarlıklı konuşuyor veya dinliyor. Kendisine verilen talimatlara kilitlenmiş. Yerine göre sizin gönlünüzü hoş tutmaya çalışıyor. Yalandan, mahsustan şirinlikler yapması, inceden inceye hesap edilmiş bir çıkarı gerçekleştirmek için. Ya sizin himmet yoluyla paranızı alacaklar, ya mevcut konum ve etkiniz kullanılarak bir yere bir adamlarını yerleştirecekler. Sömürebildikleri kadar sizi sömürecekler. İstismar edebildikleri kadar istismar edecekler. İşlerine gelmediğiniz zaman da sizinle yoları ayırmakla kalmayacak bu kez de bu kötü günler için imal edilmiş ses veya görüntü kasetlerinizle şantaj yapacaklar. Yahu bu nedir, nasıl bir çirkinliktir? Bu ne aşağılık bir hayattır? Bu ne nankörlük, ne hainlik ve elbette ne kişiliksizliktir? Biz bu tıynette komşumuzla, bu tıynette arkadaşımızla nasıl ilişki kuracağız, nasıl ahbap olacağız? Yaşadığımız toplumda bu kişiliksizlikte yüzlerce insanın olduğunu bir düşünün. Ne ahlâk, ne güven ne itimat kalır.

 

Hayır, bu insan modeli bizim insan modelimiz olamaz. Bu benlik, bu kişilik bizim tipolojimize uymaz. Hayır, hayır, hayır. Bu karakter ancak millet ve insan varlığımızı bozar, laçkalaştırır. Sözüne güvenilmez, her an sizi terk edebilecek, çıkarcı, münafık, plancı bir insan tipiyle birlikte var olamayız. Sözün, onurun, itimadın, saygının, içtenliğin olmadığı ortamlarda var olamayız. Altın nesil bu mu? Eğer böyleyse altın nesil değil tenekeden nesil bu. Üstelik paslı, tenekeden bir nesil!.. Bu milletin şerefiyle, onuruyla, haysiyetiyle oynamayın.  Millete tuzak kurma alçaklığı, ipinizi elinde bulunduran efendileriniz üstelik çoğunuzun asla bilmediği ve asla bileyecekleri efendileriniz adına sizleri onurlandırabilir. Onuru devletinize ve milletinize ihanette, efendilerinize kölece teslimiyette görebilirsiniz. Ancak bu aziz millet için onur, özgürlüğünden ve haysiyetinden taviz vermeyerek yaşamaktır. Değilse, yani adam gibi yaşamak imkânı kalmadıysa adam gibi ölmeyi bilmektir.  

Şimdi anladınız mı bu yapının neden millet ve fert varlığımızı bozucu bir mahiyete sahip olduğunu?

Bu yapı insanımızı kişiliksileştiriyor.

Bu yapı ruhumuzu öldürüyor. İster fert ister toplum veya devlet olsun bu yapıya teslim olmuş bünyenin ruhu ur büyütür; irin iltihap dolar. Kan, cerahat biriktiren ruhumuz kokar, çürür.

Ben asıl ve öncelikle bu sebeplerle bu cemaat ve paralel yapılanmaya karşıyım.

Hâlâ bu yapı içinde iyi niyetle var olanlara gerçekten üzülüyorum.

İyilik, kötülüğün emrine girmemeli.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 288
Bu Ay : 20360
Toplam : 29618

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom