Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

UTANMIYOR MUSUN TERBİYESİZ ADAM?

UTANMIYOR MUSUN TERBİYESİZ ADAM?

 

Muhatap alsan olmaz, almasan olmaz.

Adam iyi mi, kötü mü bir yana.

Yanlış mı doğru mu bir yana.

Cesur mu korkak mı bir yana.

Korkarım adam adam değil.

 

Bir söz söylenirse; söze bakarsın söz mü diye, söyleyene bakarsın adam mı diye.

Yanlış olsa düzeltirsin. Sonuçta yanılmayan mı var? Hangimizin her şeyi doğru ki? Doğru söylese dinlersin; katılırsın desteklersin. Saçmalıyor olsa, hiç olmazsa nasihat edersin. Saçmalamanın zaman, konu ve düzlemi şaşırmakla ilgisi olabilir. Her birimiz yaşadığımız yoğunlukların gadrine uğrayarak şaşırabiliriz. Zamanımızı şaşırırız. Bazen sokağımızı, kapımızı bile şaşırdığımız olur. Konuları şaşırırız. Böylece saçmalamış oluruz. Bize elmayı soranlara armut diye cevap verebiliriz meselâ; bir zihin yanılgısı. Asansörden yanlışlıkla bir alt veya üst kata inmiş olabilir ve birbirinin aynı olan katların, yine birbirinin aynı olan kapılarından birini kendi evimiz sanarak açılan kapıdan teklifsiz içeri dalmaya da yeltenebiliriz. Hayat içinde bu tür şaşırmalardan kaynaklanan saçmalamalar olabilir. Özür dileriz. İzah edilir anlarız veya biz izah eder hoş görürüz.

 

Ya da insan aptaldır. Şaşırmayla yapılacak hataları alışkanlığa dönüştürmüştür. Kale almayız. Hatta bu kişiler mahallelinin, çarşı pazarın naif eğlencesi bile olur. Hatırlıyorum, çocukluğumun Malatya’sında bir Deli Musto (Mustafa) vardı. Herkese küfrederek gezer dururdu. Ancak kimse onun küfrüne aldırış etmezdi. Esnaftan kimileri eğlence olsun kabilinden Musto’yu kendisine küfrettirir yani sövdürürdü. Şimdi düşünüyorum da hayatı renklendiren bu çeşitlilik içinde bile varlığı besleyen bir hoşluk vardır belki.

İyi de bu adama ne diyeceğiz?

Kim mi bu adam?

Zır cahilin teki ama kendini bilgili sanıyor.

Mıymıntının teki ama boş yere efeleniyor.

Hinliği, gizli saklı ilişkileri tarz edinmiş. Bu bağlamda ilkin genel başkanına hançer sapladı. Bu adamlardan korkacaksın. Biliyorsunuz bir kaset operasyonuyla o koltuğa kendisini oturttular.

 

Önceki genel başkana komplo kuran şantajcılarla ş tutuyor şimdilerde.

Onların bir dediğini iki etmiyor. İyi de ihanet etmek için bile, siyasi, politik amaçlarla yalan, yanlış, sert konuşmak için bile bir kültür, bir birikim, bir görgü gerekmiyor mu? En başta da edep, ahlâk, kişilik gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor. Ancak bizim sümsükte, bizim mıymıntıda, bizim ödlekte, bizim kişiliksiz sinik adamımızda o tıynetin hiç biri yok. Bizim adam adam olsa, bizim adam adam olsaydı kendi partililerini dinler, onların tercihleri doğrultusunda bir seçim yapardı. Önerileri, tercihleri, adayı, adaylığı ona göre şekillenirdi. Adamlarının hiçbir şeyden haberleri bile yok. Bu adamın sahici bir kimliğinin, kişiliğinin olmadığı, sorumluluktan fersah fersah uzak olduğu artık iyice anlaşıldı. Kendine bile hayrı yok ki başkasına olsun. Hatırlayın bir ara İstanbul’a Belediye başkanı adayı yapıldı da kendisine bile oy verme becerisi gösteremedi. İşte o kadar yetkin, o kadar hünerli. İşte o kadar cevval, çalışkan.

 

Ne dersek diyelim olmuyor. Cahil desek olmuyor. Pısırık desek, kabiliyetsiz desek olmuyor. Niçin olmuyor biliyor musunuz? Sadece hasbelkader ve mecburen ardına düşmüş insanlardan iyiler adına olmuyor. Onların manevi şahsiyetleri rencide olmamalı. İyi de aziz dostlar, işte az önce andığımız seçimlerde tutup seçim kürsüsünde Başbakana ağza alınmayacak lâflar etmedi mi? “Senin ananı…” diye başladı ama ne olduysa sonra duraladı, akındı sıkındı. O galiz cümleyi devam ettirmedi. Bu nedir Allah aşkına? Bu sokak ağzı bile olmayan, ancak puşt -pezevenk takımının ağzına yakışan bu üslup nedir? Siyaset midir, propaganda mıdır, muhalefet midir, nedir? Kendi kendime yahu bu hengâme bu yoğunluk içinde acaba böyle gaflar, dil sürçmeleri olur mu diye soruyordum. Kimi arkadaşlar siyasette, alanlarda yeni olmasına veriyordu. Kimileri de düpedüz seviyesizliğine, soytarılığına, edepsizliğine veriyordu. Üzerinde fazla durmadım. Aradan geçen zamanda epey potlar kırdı. Neyse daha dün yine aynı kepazeliğin daha seviyesiz örneğini, üstelik açık açık, üstelik üzerine basa basa verdi.

Kimden bahsettiğimi artık sormayın.

İsmiyle tam tezat bir şekilde kesinlikle kemale ermiş biri değil. Kemalat uzaktan yakından yanına uğramamış. İsmi Kemal ama daha çok ‘mal’ kısmı kendisine yakışıyor.

 

Bu millete veya milletin herhangi bir partisine söylenmiş iğrenç, galiz laflar da mı yakışmıyor? Hayır, işte bu çirkinlikler, yalancılıklar, çirkin sözler tam da ona yakışıyor, tam da ona göre.

‘Milletin anasını bellemekten’ söz ediyor.

Ulan soytarı biraz adam ol adam!

Senin aklın, senin muhayyilen, senin kelime ve söz dağarcığın, şöyle aklı başında, olgun, edepli cümleler kurmaya imkân vermez mi? Ne demek milletin anasını bellemek? Utanmıyor musun terbiyesiz adam? Edepsiz adam utanmıyor musun? Bu konularda sana kimse bir şey fısıldamadı mı? Hiç kimse sana ‘Eline, beline, diline sahip ol evladım’ demedi mi? Yoksa dediler de sen mi ancak dinsiz imansızlara özgü bir dili, bir yolu seçtin? Yalanı, hainliği yaşam biçimi edinmek sana bu seçimden mi kaldı?

 

Utanmak ahlak işidir, kişilik, benlik işidir. Daha da önemlisi iman işidir. Hayâ imandandır. Kişi imansız olunca böyle iğrençlikler de dilinden düşmez. Başbakan ‘Onun ruhu hijyenik değil’ dediğinde aşırı bulmuştum. Varlığın ruhuna yuvalanmış mikroplardan besleniyor olmalı diye düşünüyorum artık. Kişi imanî, ahlaki, milli kaygıları gözetmeksizin yaşarsa hakareti, sövgüyü olağanlaştırır. Ondan başka ne bekleyebilirdik? Akıllı uslu laflar etmesini mi? Siyasete sevgi ve seviye kazandırmasını mı? Hürmeti, saygıyı mı? Örnek, olgun davranışı mı?

 

Bu yazının sert olduğunu düşüneceksiniz belki.

Yaramaz, haşarı bir çocuğu kulağından tutup büker gibi azarlar bir tarz gördünüz belki. Doğrudur. Bu çocuk yaramaz, haşarı; üstelik kart bir hıyar gibi büyüdü; görenler onu adam sanıyor; görenler ondan hiç olmazsa yaşına başına uygun bir tavır bekliyor. Bu tavırla yanlış yapsa ona da saygılı olurum, olacağım. Ama bunun yaptığı yanlışın çok ötesinde.

Demek milletin anasını bellemek öyle mi?

Bu millet senin ananı bellemeyecek merak etme. Senin anan bizim de anamızdır. Anadolu’nun her bir anası bizim için kutsaldır. Senin gibi bir evlada sahip olmanın talihsizliğini anana yaşatıyor olabilirsin. Ama biz senin ananı da kendi anamız gibi muazzez biliyoruz. Ona hürmetlerimizi arz ederiz. Sözlerimizin ne anlama geldiğini bileye imkân vermeyen zehirli bir dünya içinde olabilirsin. O dünya senin içinde olabilir. Yine de bunları hayır dualarımızı anana yani anamıza bildirirsen seviniriz. Anasının bellendiğini söylediğin millet sana aynı sözlerle mukabele etmez, edemez, etmeyecek. Sadece sana durman, konuşman ve susman gereken yeri bildirecek.

Çok mu sert yazdım.

Millete nefret duyanlara sevgi beslemeyeceksin.

Millete merhamet etmeyene acımayacaksın.

Millete saygı duymayana saygı duymayacaksın.

Bu aziz millet sana durman, konuşman ve susman gereken yeri  bir kez daha bildirecek.

 

Belki bir kez daha adam olma şansını heba etmezsin.

Adam olursun.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 417
Bu Ay : 2620
Toplam : 2620

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom