Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

YARIM KALAN KONULAR

YARIM KALAN KONULAR

TAMAMLANMAMIŞ KİTAPLAR

 

Kıymetli Dostlar,

 

Nice bir zaman sonra tekrar merhaba.

Zorunlu bir ara verdim.

Muhabbetimiz yarım kaldı. Kalsın be! Kim tamamladı ki zaten? Siz gördünüz mü tamamlayanı. Tamam diyeni, yeter diyeni gördünüz mü? Ben neredeyse görmedim. Burayı şimdilik son paragrafa erteleyerek eçelim.

Ayrıca benim kimi mecburiyetlerim vardı.

Ramazan boyunca yazamayışımın asıl sebebi, sadece evimdeki inşaat değildi. Oturulan evde boyalı, badanalı, alçılı, çimentolu, fayanslı, ahşaplı tadilat yapmak o kadar zor ki. Evde hayat duruyor. Buna bir de oruçlu olma halini ekleyin. Durgunluk had safhada.

 

Bir de benim özel durumum var: Nedense oruca dayanamıyorum. Hemen söyleyeyim; dayanamıyor ama tutuyorum. Paradoks gelmesin ama dayanamayarak, yani direnerek tutmaktan ayrı bir zevk alıyorum.

Benim oruçlarım çok zor geçiyor. Dağılıyorum. Sebebini yine varoluşsal sınanma ve dayanmayla izah etmeye çalışıyorum. Aslında bu dağılmadan, bu erimeden, kaymadan pek şikâyetçi de değilim. Değilim çünkü bir yıl boyunca kendimizi öyle bırakıyoruz, öyle gevşetiyoruz ki, bizi tutup ruhumuzdan kavrayacak bir çekime, bağlanışa ihtiyacımız var. En azından benim böyle bir tutulmaya ihtiyacım var ve oruç beni en iyi tutan oluyor. Tam içimden, kalbimden yakalıyor. Dengem, düzenim bozuluyor, eksenim kayıyor ama olsun bu yakalanışa zaten ihtiyaç duyan bendim. Zorlanıyorum ama dayanıyorum. Perişan oluyorum ama sabrediyorum. Ancak bu arada galiba biraz aktif olamıyorum. Galiba kendimi biraz rölantiye alıyorum. Öyle oldu: Bu sebeplerle yani perişan olmaklığım sebebi ile bu aralık yazamadım. Sizlerle bir süreliğine muhabbet edemedim. Her neyse gecikmiş de olsam bu vesile ile Ramazanınızı ve bayramınızı tebrik ediyorum.

 

Çevremizde dehşet olaylar oluyor.

Sert, keskin kırılmalarla tarihin ekseni değişiyor. Hadiseler bölgede coğrafyaları, dengeleri, sınırları değiştirecek mahiyet kazanıyor. Bu arada ülkemizde çok korkunç olaylar oluyor. Aslına bakarsanız 2002’den yani Ak Parti’den bu yana önemsiz sayılacak hiçbir hadise cereyan etmiş değildir. Darbe planları, Ergenekon operasyonları, Gezi Parkı olayları, Çözüm sürecinde yaşananlar, Referandumlar, Paralel yapılanmalar.. Bütün bu olayların hepsi birbiriyle bağlantılı. Türkiye tarihin dar geçidinden geçiyor. Bu sıkıntıyı muazzam kazanımlarla atlatacağız, bundan emin olunuz. Bütün bu badirelerden, vetirelerden sonra bize evvela sağlam bir siyasi düzlem kalacak. Zengin, kıvrak, cesur bir siyaset dili, tarzı, yeteneği kalacak. Yeni bir akıl, yeni bir ruh ve yeni bir kimlik edineceğiz. Başbakan bu ayrımı eski Türkiye ve yeni Türkiye olarak yapıyor. Bundan sonra bütün bunları konuşacağız.

 

Tembellikten başka elimden bir şey gelmeyen geçen günlerde hepten de bir şey yapmadığımı söyleyemem. Biraz kendi reklamımı yapmak gibi mi olur bilmem; ama izninizle söyleyeyim: Bu arada bir öykü kitabım çıktı. ‘Yarım Kalan’ adlı öykü kitabımı daha önce de ‘Türkiye’yi Yeniden Keşfetmek’ kitabımı basan Birleşik Yayın Dağıtım bastı. Kitabın basım ve dağıtımında emeği geçen tüm kardeşlerime özellikle yayınevi personeline teşekkür ediyorum.

 

Bu konuda fazla yazmam şık düşmeyebilir. O nedenle burada kalayım. Ama her yerde ‘Niçin ‘Yarım Kalan’?’ diye soruyorlar. Sadece bu soruya açıklık getirmem için iki cümlelik daha izin veriniz: Ben dünyada, ben bu hayatta, bu ömürde tamamlayanı görmedim de onun için. Özellikle sanatta, düşüncede veya genel anlamda hayat içinde, ‘yarım’ sanılanı tamamlamak için başlayanlar daha fazla eksik bırakarak bitirdiler; çekip gittiler. ‘Tamam’ diyen, yetinen yani mutmain olan insan yok veya çok az. Her şey yarım. Benimki de yarım. Ben de yarım bıraktım. Tamamlayamayacağım. Belki de mükemmellik tamamlamakta değil, yarım bıraktığını, yarım kalacağını bilmektedir.

 

Gerçek bir kitabın eksik, yarım bırakılmış olmasını önemseyen eleştirel görüşler vardır. Kafka’ya sorarsanız bir romanın asla son sayfası olmamalıdır. Yani hayat, yani o hayatı konu eden kitap tamamlanmayacak mı? Herkesin tamamlaması farklıdır. Sana göre tamam olan bana göre eksiktir. Genel dediğimiz şey yarımların oluşturduğu, yarımlardan oluşan bir bütündür. Bu bütünü hepimiz kendi yarımımızla kavramaya, anlamaya çalışırız. Bu ne kadar mümkün olur bilmem. Ama her birimizin yarımları birleşerek bütünlüğe bir çeşitlilik bir zenginlik de katmaz değildir. Her yarım bıraktığımız sonunda bizi aşan bir bütünlüğe eklenir, bizi aşan bir bütünlüğe katılır, katkı verir.

 

Uzatmayayım; hiç olmazsa yarım bıraktığımın, yarım kalacağının bilinciyle kitabımı tamamladım. Okuyup eleştiren arkadaşlara sözüm şimdiden hazır. Onlar zaten yarım Kalan. Yarım kalanları siz tamamlayın. Onlar sizin yani okurlarımın tamamlaması için yarım kaldılar. O öykülerin bir yarısı bendeyse bir yarısı da okurumdadır, öyle olmalıdır. Öyle olmalıdır ki paylaşım olsun, etkileşim olsun. Yazar olmanın, metinde veya okur dimağında oluşacak anlam alanının içerik ve sınırlarına tahakküm etme hakkını bana vermeyeceğini düşünüyorum. Kitap benim olduğu kadar okurundur aynı zamanda. Yarım Kalan’ın anlam alanını birlikte oluşturalım istiyorum.

 

Birlikte güzellikler diliyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 641
Bu Ay : 824
Toplam : 824

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom