Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

BÜTÜN HALTLARI KARIŞTIRMALARI GEREKİYORDU!

BÜTÜN HALTLARI KARIŞTIRMALARI GEREKİYORDU!

 

Dün Hanefi Avcı bir televizyon programında röportaj veriyor. Başından geçenleri anlatırken paralel devlet yapılanmasından çok önceden beri haberinin olduğunu ve bildiklerini belge ve bilgileriyle birlikte başbakan da dâhil olmak üzere ilgili herkese ilettiğini söylüyor. Savcıya, bakana, MİT’e, Başbakana, bilmesi gereken herkese, her kuruma bildiriyor. Olmuyor. Bir türlü bu gizli yapıya karşı devlet harekete geçmiyor. Üzülüyor, canı sıkılıyor ve en son ‘Haliçte Yaşayan Simonlar’ kitabını yazıyor.

 

Sonrasını biliyorsunuz. Yaklaşık 4 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Söyledikleri şimdi daha bir önem kandı ve bilgisini paylaşıyor. Gazetecinin “Peki sizce niçin böyle oldu, niçin devlet harekete geçmedi?” sorusuna “Bilmiyorum” diye cevap veriyor. “Anlayamadım. Devletin niçin öyle davrandığını anlayamadım. Akıl erdiremedim. Herhalde iyi niyetle “Bunlar böyle işler yapmaz, devleti hedef almazlar diye düşünmüştür. Gerçekten anlayamadım” diye cevaplıyor.

 

Şimdi Hanefi Avcı’nın anlayamadığı nokta tam da bizim anladığımızı zannettiğimiz noktadır. Kimileyin gerçeğin çok karışık, çok dolambaçlı olaylar, ilişkiler arkasında gizli olduğunu sanırız. Bu sanı gözümüzün önündekini görmememizi sağlar. Olay çok basit. Hiç kimse merak etmesin ki devlet Siyonistlere Hizmet cemaatini de onların örgütünü veya onları kullanan örgütü de çok iyi biliyor ve iliklerine kadar izliyordu. Aldıkları nefesten, gördükleri rüyadan, kasalarındaki paralara, yaptıkları himmet soygunlarına kadar her şeyden haberdardı. İyi de neden ihmalkâr veya bilmiyormuş gibi davrandı? Hemen söyleyelim: Öyle davranması gerekiyordu. Çünkü bunlar, özellikle belli bir kademeden sonra gizli, organize işler çevirseler de devekuşu gibi, iyot gibi ortadaydılar. Örgüt çalışmalarını yürütemeyecek kadar tecrübesiz hatta gevşektiler.

 

Milleti aldattıklarını sanıyorlar ama her yerleri, her şeyleri dökülüyordu. Bir kere çoğu zırcahildi. Hayatları boyu aklı başında üç kitap okumamış üniversiteliler, üniversite mezunları vardı. Belki çoğu çaldıkları cevap anahtarları ile oralara girmişleri. Övülmekten, pohpohlanmaktan çok hoşlanırlardı. Okumak, araştırmak semtlerinden geçmemişti. Hatta sıradan bir vatandaş olarak ben, kimi şakirtlere “Yahu arkadaşlar hiç olmazsa hocanızın kitaplarını okuyun” diye tavsiyede bulunurdum. Belki bu tavsiyelerimden hareketle benden uzak durmaz, kimileyin de samimi olurlardı. Doğrusu ben de hiç samimiyetsiz davranmadım. Cemaatlerinin örgütlenme ve çalışma düzenlerini, şemalarını anlatırlardı. Her cemaatin bir çalışma düzeni vardır der geçerdim. Şakirtliği, şakirtliğin, abiliğin ne olduğunu, kimin kimden ne kadar sorumlu olduğunu, insanları nasıl izlediklerini, nasıl rapor ettiklerini, talimatları nasıl uyguladıklarını anlatırlardı. Her yerin, her birimin bir imamı olduğunu, o imamların da başında bir il imamı olduğunu, en tepede kıtaların ve onun da yukarısında kâinat imamının (Fethullah Gülen) olduğunu güzel güzel kendilerine de bir başarı payesi çıkararak anlatırlardı. Çokları cahil cesareti ve böbürlenmesiyle iştahlı iştahlı da anlatırdı. Bu sistem içinde bir görevinin olmasının haklı(!) gururuyla sizi küçümserdiler. Halledemeyecekleri bir mesele olmazdı vs.

 

Diyeceğim, benim gibi sıradan bir insan bile bu kadarını, hatta görevlilerin isimlerine varıncaya kadar bildiğine göre Hanefi Avcı elbette bilir, bilecektir. Hanefi Avcı’nın konuyla ilgili dosyaları ilgili yerlere bildirmesinden sonra, hepimizin bildiği konuda MİT başta olmak üzere diğer kurumlarıyla devletin bilmemesine imkân yok. Hanefi Avcı’nın bunu anlaması lâzımdı. Olan neydi? Basit; şartların olgunlaşması bekleniyordu. Bunlara esaslı bir darbe gelecekti. Belki inceden inceye kurgusu da yapılmıştı(r). Ancak biraz daha şımarmaları, azıtmaları, kendilerinde bir güç vehmetmeleri, yapılacak bir operasyonu herkesin nezdinde haklı gösterecek çılgınlıklar yapmaları, şaşırmaları, zıvanadan çıkmaları gerekiyordu. Meselâ casusluk yapmaları, mesela devlet sırrı sayılacak dokümanları yabancı istihbaratlara teslim etmeleri, mesela dışişlerini, başbakanlığı dinlemeleri, MİT tırlarını durdurarak ihanet içinde başrol almaları gerekiyordu. Yani bir operasyonu hak edecek ve haklı çıkaracak bütün haltları karıştırmaları gerekiyordu.

 

Devlet şartları olgunlaştırmada deneyimlidir. Bunu en iyi 12 Eylül darbe gerekçesinde gördük. İyi ama böyle olur mu? Elbette olmaz, olmamalı. Ne bunun, ne öbürünün yaptığı iyi bir şey. Yanlış yapana, hele devlete karşı yanlış yapana bazen yollar açılır, imkânlar sağlanır. Kör mü siz de akıllı olun da yanlış yapmayın. Öyle yanlış yaptılar ki, itaat ve yardım etmeyene neredeyse hayat hakkı tanınmadı. Üstelik en iğrenç yollar kullanılarak tanınmadı. Şartların olgunlaşmasını beklemek hatta hazırlamak taktiği bize ters gelebilir. Onca olanların mizansen ve kurguya uygun olduğunu kavramakta güçlük de çekebiliriz. Ancak ne yalım ki, durum budur. Devlet Tiyatroları biraz böyle bir şeydir.

 

Siz insan ve cemaat hatta toplum olarak kaldıramayabilir, anlayamayabilirsiniz; ancak devlet insan değildir, insan gibi düşünmez. Onun hassasiyetleri çok farklıdır. Gülen örgütü üzerinden devlet CIA ve Mossad’ın buradaki emel ve uzantılarını çok net olarak tespit etti. İçlerine sızdı veya sızma yolları edindi. Ayrıca cemaat fiilen zaten çökmüş durumda. Hanefi Avcı’nın anlayamadığı, devlet için basit ve anlaşılmaz bir şey değildir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 800
Bu Ay : 3941
Toplam : 3941

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom