Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

SEÇİMDEN SONRA ERDOĞAN, GÜL ve MUHALEFET

SEÇİMDEN SONRA ERDOĞAN, GÜL ve MUHALEFET

 

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra siyaset dünyamız, tarzı, dili, düzlemleri, değer ve kodları ile köklü olarak değişecek. O değişimin güçlü işaretleri şimdiden ortaya çıkmaya başladı bile.

 

Yeni Türkiye yeni dinamiklere kavuşacak. Siyaset yeni dinamiklere göre değişmek zorunda. Bundan böyle aldatmalara, yalanlara, millet iradesine açıktan gizliden komplolar kurmaya dayalı siyaset tarzları, arayışları bitecek. Bu bitişin ilk sonucunu, 10 Ağustosun hemen ertesi günü herkes anlamış olacak. Ya bu memlekete katma değer üreten her kişi, her kurum tepeden tırnağa samimi ve dost olacak, ya da yalanları ile birlikte kendi çirkefliklerinde yok olacaklar. Yok olsunlar.

 

Dikkat ediyorum, siyaset üzerine konuşanların kimileri, ülkemizin yeni gerçekliklerinden ve dinamiklerinden habersizler. Ya da eski düzen ve işleyişin devletçi şartlanmışlıklarıyla düşünüyorlar. Alışkanlıklarla düşünmek, gerçeği fark etmemiz önündeki en aşılması zor engel olarak durmaktadır.

               

Demirel’den, Özal’dan yola çıkarak yorumlar yapıyorlar. Yok efendim Başbakan’ın Başkan olması halinde parti zayıflarmış, Erdoğan’ın emrinde bir meclis ve bir hükümet erirmiş etkili olamazmış vs. Niçin? Demirel’in Doğruyol’unda ve Özal’ın ANAP’ında böyle olmuş. Bütün bunlar eski reflekslerle, şablonlarla düşünmenin bir tezahürü. Bunlar Türkiye’nin her bakımdan nereden nereye geldiğini bile çözümleyemeyecek kadar cahiller. Türkiye yeni bir akla, yeni bir şuura, yeni bir ruha kavuşmuştur. Artık bunu öğrenin. Bir gün zaten öğreneceksiniz, öğrenmek zorunda kalacaksınız. Ne ki, şimdiden öğrenin de gelişmeye, demokrasiye, özgürlüğe intibak zorluğu yaşamayın.

 

Bir kere şunu söyleyeyim; Başbakan’ın siyasi anlayış ve pratiği sadece ülkemizde değil dünyada eşine az rastlanır özgünlüktedir. Allah vergisi bir siyaset sezgisi, öngörüsü ve dehası var. Adeta siyaset için ve sanki lider olarak yaratılmış. Başka türlü anlatamadım. Önce bunu görmek, kavramak gerekir. Tanıdığım başbakan, asla zayıf kişi ve kurumlarla çalışmak istemedi, istemez. Kısa geçiş dönemini bir yana bırakalım; uzun dönemde partinin ve dolayısıyla hükümetin başında güçlü bir ismin olacağını düşünüyorum. Hiç uzatmadan söyleyeyim, bu isim kuvvetli ama çok kuvvetli bir ihtimalle Abdullah Gül olacaktır.

 

Ne Erdoğan, ne Gül hem donanımları, tecrübeleri hem de yaradılışları ile hatır gönül için boyun bükecek karakterde değiller. Ama bu iki liderimizin ta ilk gençlik yıllarından beri ‘Büyük Doğu’ ve ‘MTTB’ hareketi içinden başlayıp şekillenen ortak davalarının, aralarındaki ilişkinin temel niteliğini oluşturacağı bilinmeyen bir şey değildir. Bu kuşak tarafından, Büyük Doğu’nun inşa etmeye çalıştığı köklü tarih şuuru, yeni durumlar karşısında fikir ve siyasi hamlelerle güçlendirilmiş, güncellenmiştir. Bu bir realitedir ve bu realitenin yönetime yansıma biçiminde etkileri olmayacak değildir. Yani ortak mefkûrenin gerekli kıldığı ideal ilişki, çoklarının yanlış anladıkları, anlayacakları tarzda bir gölgede kalma ilişkisi değildir.

 

Darbeci zihniyetin, rüştünü ispat edemeyen veya yitiren siyasetin bu tarz eleştirilere de hakkı yoktur. Onlar ülke yönetimini, bütün üst kurulları, hatta meclisi darbecilere teslim ederken hangi güçlü veya zayıf olmayan irade ile yaptılar? Hem bu yaklaşımlar tedavülden kalkmıştır hem de bu güruh anlayışıyla, tavrıyla eriyip, sönüp gidecektir, gitmektedir. Eğer siyasette reşit olsalardı hiç olmazsa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adaylarını çıkarmazlardı. Amerika- Pensilvanya ortak yapımı olan adayın arkasında var olmaya çalışıyorlar. Partilerinin başındakiler buna mecbur kaldı veya bırakıldı. Çünkü bir anlamda aynı odakların şantaj ve koruması altında o makamlara geldiler ve korunuyorlar. Sözüm ona bu seçimi Ak Parti’ye Başbakan’a ve Türkiye’ye son saldırı olarak tasarlayanlar bunları bir çatı altında toplamaya karar verdi. MHP de CHP de aslında bu çatıyı kuranların değirmenine su taşıdıklarını bilmeleri gerekir. Ama bilme cüret ve cesareti de gösteremezler. Şu işe bakınız son ana kadar kimin aday olacağını bir iki partili dışında kimse bilmiyor. CHP’liler de MHP’liler de bilmiyorlar. Zevahiri kurtarma adına bir iki sivil toplum, dernek ziyareti yapılarak sözüm ona konsensüs arandığına dair izlenim verilmek istendi. Herkesle aradıkları konsensüsü kendi partilerinden esirgiyorlar. Şu saçmalığa bakınız. Neden böyle oluyor? Çünkü emir büyük yerden, büyük patrondan gelmiştir. Kendilerini kıtalar ötesindeki patronlarına mecbur hissettiklerinin yarısı kadar partililerine, seçmenlerine mecbur ve yakın hissetmiyorlar. MHP’de mizansende yerini alıyor. Kuzu kuzu oyuna geliyor. Bu MHP’nin böyle tuhaf, anlaşılmaz tavırları vardır. A. Necdet Sezer’in adaylığı sırasında kendi partilerindn aday olan Sadi Somuncuoğlu’nu bizzat kendi milletvekillerinden kimileri Meclis nizamiyesinde tekme tokat dövmüşlerdi, hatırladınız mı? Bu da ayrı bir konu.

 

İhsanoğlu’nun adının açıklanması sonrasında tartışmaları, rahatsızlıkları biliyorsunuz. Biri “Hiç birimizin haberi yoktu” diyor, diğeri şok olduğunu, şaşırdığını ve oy vermeyeceğini beyan ediyor. Birgül Ayman “Bu maalesef Pensilvanya’nın dayattığı aday” dedi, Tarhan “Yanlış bile değil” derken yaşanan vahamete işaret etti. Ulusalcıların ardından Aleviler de İhsanoğlu’na oy vermeyeceklerini açıkladılar. Bu dizaynları yapanlar sadece strateji bilmiyor değiller aynı zamanda aptallar da. Bana kalırsa bu vesile ile yeni bir partinin muhtemel oy potansiyeli görülmek isteniyor. İsteniyor ama bu da yanlış. CHP’de ayrı aday çıkarma isteği çeşitli baskılarla engellendi. CHP çok kötü sıkıştı, tıkandı. Şu sıra, herkes dişini sıkmış durumda. Kan yutuyorlar kimseye belli etmemeye çalışıyorlar. Parti bütün iddialarını terk etti. Yıllarca karşı olduklarını söyledikleri Gülen örgütünün emrine girdi. Bu durum, partide büyük huzursuzluk yaratıyor. 30 Mart seçimlerinde tattıkları yenilgide az payı olmayan bir cemaate veya örgüte sığınmak, akıl işi mi? Parti çatırdıyor. Sadece seçimde başkanlığı yitirmeyecekler, hem oy kaybına uğrayacaklar hem de parti de çatırdayacak. Seçimden sonra muazzam bir fırtına esecek. Muhalefet millete dayanarak, hadi milletten vaz geçtik kendi teşkilatına dayanarak siyaset yapmadığı takdirde dehşet bir temsil ve ifade krizine yol açıyor. Şimdiye kadar şu ya da bu şekilde CHP’ye oy verenler, bu CHP’nin kendilerini temsil ve ifade etmediğini dillendiriyorlar. Ergenekoncuların huzursuzluğu da ayrı bir âlem. Her neyse muhalefetin bu yanlışlıkları bile, hiçbir şey yapmasına gerek kalmaksızın Ak Parti’yi yıllarca iktidarda tutmaya yeter. Allah’tan muhalefetin yanlışları ile var olan iktidar yok. İktidar kendi doğru bildiklerini yaşama geçirmeye devam ediyor. İyi de ediyor.   

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 384
Bu Ay : 19471
Toplam : 28729

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom