Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

SİZ EMREDERSİNİZ DE BİZ ÖLMEZ MİYİZ?

SİZ EMREDERSİNİZ DE BİZ ÖLMEZ MİYİZ?

 

Sevgi ve merhamet, düşmanları da kapsadığı zaman asildir, sahicidir. Bütün varlığı, insanları böyle sevmelidir.

En zor zamanlarımızda bile varlığımıza kast edenlere merhametimizi esirgemedik. Onları sefil bir ölümün kıyısından alıp yaşama çektik, yaşama kattık. Düşmanlarımız bunun en çarpıcı en destansı örneğini Çanakkale’de gördü.

Daha doğru deyişle bizim için “düşman” diye bir kavram yoktur.

Dostluktur esas olan.

Varlığın temelinde, ruhunda sevgi, dostluk ve yardımlaşma vardır.

 

Varlık birbirini sevgiyle çekmeli, çoğaltmalıdır. Varlık birbirine yaklaşmalı, birbirini beslemelidir. Dikkat edin söylediklerimiz sadece insanlar için değil, bütün varlık içindir. Varlığın düzeni aşkla, sevgiyle, yardımlaşmayla sürer. Rabbimizin rahman ve rahim sıfatlarının somut yansımalarını hayatın, varlığın her deviniminde görürsünüz. O nedenle dostluk, sevgi, insanı çok çok aşan evrensel, âlemşümul bir niteliğe sahiptir. Biz bütün bir varlığa dost olduğumuz için insanlara düşman olamayız.

 

Bizim tasavvurumuzda ‘düşmanlık’ ancak şeytani bir kavramdır. Düşmanlık varlığın özüne, işleyişine, aykırıdır. Varlığının esprisinden uzaklaşmış olanlar düşmanlığa yönelir ancak. Bu hastalıklı aklın, hastalıklı ruhun benliğin yöneleceği bir sapmadır. Sağlıklı insanın psikolojik temelinde düşmanlık olmaz. Çünkü esas olan dostluğu çoğaltmaktır. Düşmanlıkla kazanacağı hiçbir kazanım yoktur. Düşmanlık ne sevgiyi, ne bilgiyi, ne huzuru çoğaltır. Düşmanlık ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi bütün bir varlığı tüketir. Düşmanlık varlığın kokması, çürümesi, çözülmesi ile mümkündür. Çürüme diğer sağlıklı yapılara da bulaşma eğilimindedir.

 

Düşmanlık diğer varlıklara yıkıcılıkla, kırıcılıkla, şiddet ve savaşla yönelir. Düşmanlık varlığın, sevginin, merhametin dışında, paylaşmaya, bölüşmeye karşı bir yerde yuvalanır. Orada aşkın, vicdanın yolunu kesmeye çalışır; dostluğa, dostlara pusu kurar. Gülen göz, huzurlu ruh onu deliye çevirir. Ancak yok etmek onu mutlu eder. Daha doğrusu yok ederek yaşayacağını, var kalacağını sanır. Bütün ölüm ve öldürme planlarını bile hayatın verdiği imkânla yaparlar. Tükenmiş bir varlığın korkunç yanılgısıdır bu. Diktatörlerin, diktatörlüğün ruh temelinde bu bozuk karakter vardır. Her neyse, işte yaptığımız bu kısa analizle söylemek istediğimiz, bizim düşman olamayacağımızdır. Biz dost kalınca düşman deliye dönüyor. Biz düşman olmadığımız sürece onlar sürekli dostluğa saldırıyorlar.

 

Biz kimseye düşman değiliz. Bize düşman olanlar bile sevgi ve merhamet iklimimiz içinde kendilerine gelmeli, ölü ruhları(nı) diril(t)melidir. Bizi öldürmeye gelen bizde dirilmelidir. Biz o kadar canlı, diri yaşamak durumundayız. Canımız sadece cananımıza değil, her cana can katacak tazelikte, yoğunlukta olmalıdır. Bizim sevgimiz paylaşılınca azalmayan, çoğalan bir berekete sahiptir. Hay’dan geldiğini bilen bizler, hayatı çoğaltır, çeşitlendiririz. Bu canlı, bu diri hayatlar bir medeniyetin yeni günleri olabilir, olmalıdır.

 

Özlenen medeniyet, kalbimizde, ruhumuzda mayalanmalıdır, mayalanmaktadır. Yani bütün düşmanlıkların yıktığı medeniyet iklimi, hayat dolu nefesimizle tekrar canlanmalıdır. Sesimiz, nefesimiz birbirleriyle birleşerek, buluşarak sevgiyi, coşkuyu çoğaltmalıdır, çoğaltmaktadır. Kalbimiz yenilenerek büyümeli ve kocaman coğrafyalara dönüşmelidir. Bu coğrafyalar ‘Yürek Devleti’ olmalıdır. Temizlenen, kirlerinden arınan ruhlarımız sevgiyi ve tebessümü yaşama tarzına dönüştürmelidir. Bu coğrafyalar açık ufukların, açık ellerin, açık yüreklerin, açık gönüllerin coğrafyası olmalıdır. Yani yüreğimizi, kafamızı, kucağımızı birbirine açmalıyız. Kapanmamalı, kapatmamalıyız. İçine, içinin karanlığına kapanmış insanların açacakları bir kapı olamaz. Açacakları bir dünya, açacakları bir devir, bir mevzu, bir menzil, bir yol, yordam olamaz. Biz kapalı yolları, kapalı ufukları açmak istiyoruz. Bunu bütün bir millet olarak istiyoruz. Kapalı vicdanları, kapalı insanı, kapalı toplumu açmak istiyoruz. Kitaplar açılsın, gün açılsın, zaman açılsın. Tarih açılsın, kaderimiz açılsın, insanımız açılsın.

 

Açık toplum, bu açık gökyüzünün altında dostluğu, sevgiyi, barışı açık açık yaşasın istiyoruz. Açık yüreklilikle, açık sözlerle, açık sözlülükle açık bir dünyayı soluyalım, açık bir dünyayı paylaşalım istiyoruz. Önce bütün dünyamızı karartanlar, şimdi o karanlık dünyaya hapsolmamızı istiyorlar. İçimizi karartanlar, ancak kara vicdanların tasarlayacakları karanlık amaçlarına hizmet eden piyonlar olmamızı istiyorlar. Karanlık odalarda hayatımıza, ülkemize dair karanlık hesaplar, planlar yapıyorlar. Bizi o karanlıklara, kendi ölümüzle, kendi acımızla, hüznümüz, hicranımızla kapatmak istiyorlar. Biz bu sefaleti maalesef geçmiş yıllarda yaşadık. Ancak bir delirme haliyle mümkün olacak, ölümlere ve öldürmelere ayarlanmış hayatlarla çılgınlığı yaşadık. Sözüm ona siyasiler, sözüm ona aydınlar bu karanlık kör düğümü boğazımıza geçirmeyi veya boğazımızdan çıkarmamayı kutsal addettiler. İçlerinde düşmanlığı koyulaştıran karanlık büyütenler bize kardeş olmanın, aydınlığını getiremezdi. Birlikte can olmanın canlılığını hayatımıza katamazlardı. Katamadılar, katamazlar. Binlerce canımızı yitirdik. Evlerimize, ocaklarımıza ateş düştü. ‘Yandık’ dedikçe söndürmeye ateş gönderdiler! Bu utanmaz, bu şerefsiz adamlar bu kardeş kanının akmasından rant devşirdiler. İşte şimdi açılım sürecini yaşadığımız bu son uyanış evresinde bu kan içiciler, bu ölüm tüccarları yine sahneye çıkmaya çalıyorlar.

 

Yine ölümü kutsayarak, yine ateşi, kanı, gözyaşını kutsayarak bir söylem geliştirmek istiyorlar. Hakkımız onlara haram olsun. Bu memleketin, bu insanların ekmeğini yiyip, suyunu içip ondan sonra da böyle ihanetler içinde olmak, hiçbir namuslu, onurlu insana yakışmaz. Dürüst insan varlığı bu vebali, bu vebalin ağırlığını kaldıramaz. Bir tarafta ne pahasına olursa olsun insanı yaşatmaya odaklanmış bir siyasi irade var, diğer taraftan kendisinin ve efendilerinin varlığını bizim yok edilmemizden yontmaya çalışan alçaklar var. O efendiler ellerini sıcaktan soğuğa vurmadıkları ışıltılı odalarında bizlerin ölmesini istiyorlar. En sefil ölümlerle ölmemizde onlar için bir sakınca gözükmüyor. Şom ağızlının biri de etrafına toplanmış kendi gibi hempalara parmağını sallaya sallaya savaş çığırtkanlığı yapabiliyor. Hatta 1 Temmuz’a kadar süre vererek aklı sıra devleti, milleti tehdit ediyor. Milleti ölümle, öldürmeyle tehdit ediyor. Bu masum milletin masum çocuklarını ölüm pazarında alıp satma üzerine siyaset kuranlar alçaktır. Onlar insan onurundan nasipsiz düşmanlardır. Dostluğa karşı, düşmanlıktan yana yeminli kimileri, açılım sürecine karşı olmakla, açılıma destek vermemekle ölümlere yol açacak oluşumları destekliyorlar. Utanmadan, sıkılmadan bu iğrenç amaçları için de manevi değerlerimizi kullanmaktan çekinmiyorlar. Zaten bunlar için manevi değerler, duyulmak, yaşamak için değil yeri zamanı geldiğinde istismarı yapılmak içindir. Çirkin mi çirkin bir istismar için.

 

Ölmemizi istiyorlar. Çok akıllılar. Bu milletin en iyi bildiği şey ölmektir nasıl olsa. Onlara göre insanımızı hayatı beş para etmez ama ölümü çok değerlidir. Siyaseti hayatımız için yapmazlar ama ölümümüz üzerinden siyaset yapma şeytanlığını çok iyi bilirler. Ben elbette tıynetlerini ifade ettiğim kişilerin yanlış gördüğüm zihniyetleri için bunları söylüyorum. Yoksa hangi kanat veya partiden olursa olsun her sağduyulu insana ihtiyacımız var. Özellikle de HDP, MHP gibi partiler içinde var olduğunu bildiğimiz sağduyulu insanların öne çıkmalarına ihtiyacımız var.

 

Ölmemizi isteyenler var. Emredersiniz. Siz emredersiniz de biz ölmez miyiz? Yeter ki sizin rahatınız, çıkarınız bozulmasın. Ölümümüz sizin işinize yarayacaksa bu hayatlar size feda olsun. Ne de olsa sizlerin bu vatanı, bu insanları karanlığa kapamak gibi yüce idealleriniz var. Sizin için, sizin gösterdiğiniz yüce amaçlar için yaşamak umurumuzda bile değil. Siz yeter ki emredin. Sizin keyfiniz ve amacınız için değil de ne için öleceğiz? Bundan değerli bir ölüm mü olur?

 

11 Haziran’da IŞİD’in korkunç bir senaryonun parçası olarak Erbil’den başlayan işgal hareketleri bölgede sonuçları dehşet olabilecek gelişmelere gebe. Tam da bu aralıkta dostluğu çok iyi kavramamız gerekir. Çünkü ilgisiz gibi gözüken çoğu iç gelişmeler IŞİD’le gündeme gelen kimi gelişmelerden bağımsız değil. Bunları da sonra düşünelim.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 1019
Bu Ay : 1202
Toplam : 1202

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom