Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

ALÇAKLIK SINIR TANIMAZ

ALÇAKLIK SINIR TANIMAZ

 

Türkiye aklını, gönlünü, vicdanını birlikte harekete geçirerek sadece ebedi kardeşliğin temellerini onarmıyor, hem bölge barışına hizmet ediyor hem de çıkarı bu barışın bozulmasına bağlı olan evrensel fesat odaklarına karşı etkili bir hamle yapıyor. O nedenle açılım programı çok önemlidir. Şu aşamada açılıma destek ve köstek olanlara dikkat ediniz; Türkiye’nin dostlarını ve düşmanlarını anlarsınız. Evet, bu kadar açık, yalın bir göstergeyle karşı karşıyayız.

 

Herkes tavrını, tutumunu, niyetini ortaya koyuyor. Çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını kolaylaştıracak gelişmeler oluyor. Diyarbakır’da anaların dağa kaçırılan çocukları için yaptıkları eylem, saf vicdanın eylemidir. Diyarbakır’da vicdan ayağa kalkmıştır. Bu vicdan şu partiyi, bu görüşü değil doğrudan saf, temiz insan varlığını temsil etmektedir. Çünkü anaların vicdanı hiçbir siyasi söylemle sınırlanamaz. Aynı şekilde hiçbir politik veya ideolojik bariyerle, barikatla engellenemez. O vicdan, yani o saf insani talep ayağa kalkınca sizin örgütünüz de, ideolojiniz de bu asil direniş karşısında duramaz.

 

Kararlı insan onurunun, insanlık onurunun karşısında duramazsınız. Çocukları ile birlikte olmak isteyen analara karşı çıkarak hangi haklı, hangi insanî amacı gerçekleştireceksiniz? Hiçbir yalan anaların gözyaşına duyarsız kalmanın düştüğü iğrençliği gizleyemez. O nedenle bu çığlık, bu yıllar boyu tehditle bastırılmış, şiddetle sindirilmiş saf duygu, işte şimdi ayağa kalkıyor. Bütün ölümlere, zulümlere meydan okuyacak ölçüde ve kararlılıkta ayağa kalktığına göre, yaşanan acıların ne kadar dayanılmaz seviyeye çıktığını hesap ediniz. Artık ölmeyi, öldürülmeyi bile umursamayan bir karşı çıkışı engelleyemezsiniz.

 

Bu analar ne istiyor? Özetle barış istiyor. Kardeşlik istiyor. Açılım sürecinin devamını yaşanılır kılınmasını istiyor. Baştan sona Türkiye bunu istiyor. Sen mutsuz olursan ben mutlu olamam. Sen yoksul olursan ben zengin olamam. Sen ağlıyorken ben gülemem. O nedenle açılımı bütün Türkiye istiyor. Çünkü biz birlikte Türkiye’yiz.

 

Birbirimize elimizi, kalbimizi, gönlümüzü açtığımız bir ülke olmayı, bu ülkede kardeşçe, yardımlaşarak yaşamayı kim istemez? Hemen herkes ister diye cevaplamayın. İstemeyenler de var. Ben yine o basmakalıp ifadeyi kullanarak “dış güçler istemez” diyeceğim. Ama daha dar anlamda başta İsrail ve Siyonist şebekeler, onların neo-con ve istihbaratlarıyla müşterek çalışan terör örgütleri istemez. Hesapları bölgede kaos ve yıkımın sürmesine bağlı olan kara para baronları veya küresel sermayeyi yönetenler açılımdan rahatsızlar. Bu bölgede huzurun olması, huzurun refahı çoğaltması, onları rahatsız eder, ediyor. Büyük fotoğraf budur.

 

Bizim sevinmemiz ve onların korkması için başka sebepler de var. Meseleyi sadece Kürt veya Güneydoğu sorunu olarak düşünmek fazla isabetli olmaz. Sorunlar çok kısa mesafelerde farklı isimler ve amaçlarla çoğalıyor. Bir yerde PEJAK, biraz ötede IŞİD olabiliyor. Hizbullah veya PYD oluyor. Lübnan’da başka, Kerkük’te başka oluyor. Oluyor da oluyor ama olanlar hep bölge birliğini parçalamayı, ayrılıkları kışkırtmayı, bunun üzerinden insanların birbirini yok etmesini amaçlıyor. İnsanları kana, kine, öfkeye, öldürmeye, düşmanlığa kışkırtıyor. Sonuçta bizim insanımız ölüyor, evlerimiz yıkılıyor. Bizim hayatımız zindana dönüşüyor. Kadınları dul çocukları yetim kalan bizler oluyoruz. Şiisi’yle, Sünni’siyle, Türkü, Arabı, Kürdü, Türkmeni ile bizler oluyoruz. Bizim varlığımız çöküyor; biz yok oluyoruz. Baronlar, kıtalar ötesinden bolca silah satmalarının, insanımızı yok etmenin keyfiyle kendilerinden geçiyorlar. Oyun bu. Bunları sevindirmek, ateşe benzinle gitmekle olur. Maşallah onları sevindirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan insanlarımız da yok değil. Aferin onlara!

 

Ateşi söndürmek, ölüm ve savaş tacirlerini ciddi manada huzursuz, mutsuz ediyor. Çünkü biz ne kadar fazla ağlarsak onlar o kadar fazla gülüyorlar. Öyleyse hiç olmazsa onları güldürmeyelim. Siyasetimiz onları güldürmemeli. Düşüncelerimiz, manşetlerimiz, haberlerimiz onları güldürmemeli. Biz dostlarımızın gülmesini istiyoruz. Barışı sağlamaya çalışmak onların fesat planlarını altüst edecek en etkili hamledir. Barıştan, kardeşlikten yana olmak sadece onları değil yerli ortaklarını da kudurtacaktır. Satılmış vicdanların veya kiralı kalemlerin kimileri, siyaset ve medya sahnesinde milleti iğrenç bir dille kışkırtmaya çalışıyorlar. Yarayı kaşıyorlar. Öfkeyi çoğaltmak, insanları tahrik etmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Milli değerler noktasında en ufak hassasiyeti olmayan alçakların, oluşturulmak istenen karşı kutuplarda mevziiye yatarak milletin hassasiyetleriyle oynadıklarını görebiliyoruz. Ülkeyi karıştırmak, yürüyüşünü engellemek isteyenler değerleri kullanacak ölçüde alçaklaşıyorlar. Diyarbakır’da bayrağı indirme zavallılığı yapanı da, dönüp bayağı bir dille bayrak savunuculuğu yapanı da yönetenin aynı odak olduğu o kadar belli ki! Bütün varlıkları o bayrağın temsil ettiği ruhu oluşturan milli ve manevi değerlere düşmanlıkla geçen sizler değil misiniz? Ne yazık ki alçaklık sınır tanımaz. Sınır tanımaz bir alçaklık değerleri istismar etmekten sakınmaz. O nedenle Türkiye ne pahasına olursa olsun açılımı sağlama yolunda akıl ve duygu beraberliğini bozmamalı, oyuna gelmemelidir.

 

Bizi oyuna getirmek isteyenler, bizim kanımız, canımız, hicranımız üzerinden egemenlik inşa edememelidir. Buna izin vermemeliyiz. Barışın gücü, arkasındaki irade, bilinç ve uyanıklıkla sağlanmalıdır. Uyanık bilinç, barışa taliptir. Ayrıca sağlayacağımız barış giderek halka halka komşu coğrafyalara da yayılacaktır. Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a, Lübnan’a örnek olacağız. Kalbimizin en az yaşadığımız coğrafyalar adar büyük olduğunu anlayacağız. Ülkelerimiz duygusunu kalp atışlarımızdan alacaktır, almalıdır. Birlikte, bir arada kardeşliğe, birbirimizi anlamaya, sevgiyle var etmeye odaklanmış bir hayatın mümkün olduğu görülünce, üzerimizde oyunlar oynanamayacaktır.

 

Şimdi akl-ı selimle, serinkanlılıkla durunuz ve tekrar bakınız olanlara: Gazete manşetlerine, televizyon programlarına, köşe yazarlarına, konuşmacılara tekrar bakınız. Partilere, parti politikalarına; yatay, dikey, paralel yapılara, onların sözcülerine bir kez daha bakınız. Bakın bakalım, kim kimin ağzıyla konuşuyor. Kimin dili sevgiyi, kardeşliği çoğaltıyor; kimin dili husumeti, düşmanlığı çoğaltıyor? Kim kalbimizi yakınlaştırıyor, kim ruhumuzu bölüyor? Kim vicdandan, kim vicdanları bile tepelemekten yana?

 

Ben şahsen Diyarbakır’daki anaların sesinden, vicdanından yana olduğumu zaten söyledim. Türkiye’nin vicdanının da bu anaların yanında olduğunu biliyorum. Başkası zaten olamaz. Bu coğrafya zulme, ihanete, haksızlığa, şiddete onay veremez.

O anaların dili Anadolu’nun dilidir.

Siyaset bu dile, bu sese kulak vererek yoluna devam etmelidir.  

necmevci@yahoo.com.tr

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom