Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

NE KADAR REZİL OLSANIZ

NE KADAR REZİL OLSANIZ O KADAR İYİ

 

Adamların sırtı kaşınıyor dedik ya!

Şimdi bu işin öyle tıbbi bir açıklaması yok. Kaşıntı deri hastalığından, polenden de kaynaklanmıyor. Belki biraz hava ve iklim değişikliği ile izah edilebilir. Memleketin havası, bulutu, rüzgârı değişince dumansız hava sahası genişleyince bunları bir kaşıntı tutuyor. Temiz havaya alerjileri var.

Sessizliğe, sakinliğe alerjileri var.

Nasıl olur bu? Ne bileyim oluyor işte.

Adam alışmış! Kirliliğe, gürültüye alışmış.

Temiz suya, temiz ahlaka, temiz çevreye alerjileri var.

E ne olacak peki, çaresi nedir bu hastalığın?

Ortalığı velveleye verdiğiniz zaman rahatlarlar. Hemen koşarlar oraya bir hır gür, bir bağırış çağırış! Sonra kaldırım taşları sökülür, otobüs durakları yakılır, vitrinler, camlar, çerçeveler indirilir. Silahlar, Molotoflar atılır. Her taraf toz, duman, yangın. Yıkıntılar, çöküntüler arasında bunlar mutlu olur.

Yahu deme. Şaka yapma?

Vallahi böyle. Marketler yağmalanır, polise taş atılır, insanlar taciz edilir. Orada kendilerinden olmayanları tespit ettikleri zaman tartaklama, dövme başlar. Vururlar, kırarlar.

Efendim olur mu böyle şey?

Olmaz ama işte o zaman rahatlıyorlar. Hele bir de bir iki ölüm olursa keyiflerine diyecek olmaz.

Nasıl yani? İnsan hiçbir ölüme sevinebilir mi?

Bunlar sevinir işte. O nedenle hatırla, geçen yıl, Gezi Parkı Olaylarında bu çapulcular kendi aralarında konuşurlarken kameraya yakalandılar hatırladınız mı? Biri diğerine zevkten dört köşe olarak “Keşke bir iki de ölüm olsa, ne iyi olacak” demiyor muydu? Ölüm olsa arkadaş sevinecek! Şu alçaklığa, şu kepazeliğe bakar mısınız? Ölüm isteyecek, olmuyorsa belki bunu kendisi yapacak, sonra çıkıp ölümler oluyor diye iktidarı suçlayacak ve bundan bir ideolojik menfaat elde edecek. İdeolojik menfaat, siyasi kazanç bunlar için insan canından da başka kutsallardan da üsttedir, önemlidir.  

 

Bir insan hayatı, bir can bu kadar mı kıymetsiz, bu kadar mı önemiz? Bunların ruh durumunu, olgunluk seviyelerini, kişiliklerini anlayınız işte. Değersiz insanların değeri olmuyor. Değeri olmayan insanlar hayata da insana da değer vermiyorlar. Bunların cibilliyetleri böyle. Bunların tanrısal diktatörleri Stalin de böyleydi. Pol Pot’ları da böyleydi. İdeolojileri için binlerce insan öldürdüler. Yanlış okudunuz hayır. Milyonlarca evet milyonlarca insan öldürdüler. Sadece öldürmediler. Nasıl bir vahşet nasıl bir kin benliklerini istila etmiş olmalı ki, ayrıca işkence ede ede katliam yaptılar. Bunların devrimleri, kurdukları devlet korkunç bir ölüm makinesine dönüştü. Hiçbir şey bilmiyorsanız Sovyet devriminden sonra Kırım Tatarlarının ve Ahıska Türklerinin yaşadıkları zulmü öğrenin yeter. Evet, milyonlarca insan yurtlarından edildi. Sibirya’lara sürgün edildi. Anne çocuğun, çocuk babasın, kardeşler birbirlerinin gözü önünde öldüler, öldürüldüler. Kurşuna dizildiler. Pol Pot, doktor ve öğretmenleri şekerkamışı ve Pirinç tarlalarında çalıştırdı. Verimli olamayanların kafasını kopardı.

Yalan mı?

Yalan mı ey özgürlükçü yoldaşlar, sosyal veya sosyalist demokratlar?

Yalan mı ey diktatörlüğe karşı oldukları için sosyalist olan, Başbakan’a olmadık küfürlerle saldıranlar. Yalan mı? Biz sisin ne kadar özgürlükçü, ne kadar demokrat ve ne kadar diktatörlüğe karşı olduğunuzu çok iyi biliriz. Geçmişinizden biliriz.

 

Ortada bir yalan var evet ama o da sizin hiçbir literatüre sığmayan, hiçbir aklın, vicdanın, doğruluğun kabul edemeyeceği iğrenç yalanınız. Sizler yalancısınız. Göz göre göre yalan söylüyorsunuz. Üstelik bunda bir mahcubiyet de duymuyorsunuz. Dahası yalanlarınız size mutluluk veriyor. Hele yalanlarınızla kitlesel olaylara, kargaşaya yol açtığınızı görmek sizi sevinçten çılgına döndürüyor. Bu psikoloji niçin böyle yöneliyor biliyor musunuz? Bunu Adler, Jung, Freud çözümlemekten aciz kalır. Belki biraz Frankl sizin ruh halinizi çözebilir. Çünkü o insan davranışlarının temelini ‘anlam’la açıklayan büyük bir psikanalist. Sizin ideolojiniz anlam ve değer üretmiyor. Tam tersine anlam ve değer dünyalarını, dizgelerini yıkıyor. Yıkıp yok etmeyi başarı sayıyor. Vicdanı, ahlakı, saygıyı, hürmeti, özgürlüğü var kılmayı ölüm ve zulüm sayıyor. Bu değerleri yok etmekten mutlu oluyor, mutlu oluyorsunuz.

 

Sizler değersiz insanlarsınız. Değer diye ortaya koyacağınız ideolojik koşullanmalar ve bunların eylemsel yansımaları ile millete, kamuya zarar verdiniz. Korkarım bunun çaresi, tedavisi de yok. Veya tedavisi henüz bulunmadı. Ne yaparsın ki kaşıntıyla gelen bir hastalık ve kaşıntı başladı mı insan yerinde duramıyor. Ne yapıp edip saldıracak, kırıp dökecek. Hem bundan hem kendisine mukavemet edilmesinden hoşlanıyor. Adeta saldırarak, yok ederek hissedemediği varlığını kendisine mukavemet edince hissediyor. Polis tazyikli su ve gaz sıkınca galiba rahatlıyor.

 

En rahatlatıcı olan da galiba ekranlara ve gazetelerde çıkmak. Rahmetli Ahmet Kaya ne diyordu bir şarkısında? “Ne kadar rezil olursak o kadar iyi” Galiba Kaya, o şarkıda bu patavatsız, bu çapulcu, bu kaşıntılı tipleri de anlatmak istemişti. Rezil olmak ve rezil etmekle görünür olanlar, görünür olmakla varlıklarındaki boşluğu doldurmanın avuntusu içinde olanlar, bu milletin sabır, sükûnet ve suhuletini anlamadılar. Ne yaparsın ki koskoca bir ülkede bunlar da olacak. Mevsim değişti. İklim değişti, ülkenin genel havası değişti ya, bunların kaşıntı nöbetleri artmaya başlar. Bir yandan sayıları azalır, bir yandan hastalık şiddetlenebilir. İşte şimdi yıldönümü bahanesiyle bazıları yine sokağa attı kendini. Kimi çapulcu sanatçılar veya kendini sanatçı sanan çapulcular, kaşıntının reklamını yaparak milleti kışkırtmak istedi. Birileri ağza alınmayacak küfürler, hakaretler yağdırdı. Hele bu reklamlara kanıp kıtalar ötesinden gelen CNN muhabiri bir gazeteci var ki evlere şenlik;  Ivan Watson. Bu şahıslar geçen yıl organize bir şekilde gelmişlerdi ya. Bu yıl daha beter olacak sanmış olmalı zavallı. Taksim’de kimseyi göremeyince sormuş “Nerde bu millet?” Ey Watson, ey saf çocuk, senin millet dediğin şimdi diktatör dedikleri başbakana yalan yanlış haber ve sövgülerle twit atma özgürlüğünü kullanıyor olmalılar. Ama bilmediğin 77 milyona gelince 30 Mart’ta sandıkta bu senin adamları iyi bir kaşıdıktan sonra şimdi işlerinde gücündeler nerede olacaklar?

Millet burda, kendinde, kendi yerinde.

Asıl siz kendinizde misiniz?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 258
Bu Ay : 20330
Toplam : 29588

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom