Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

SEÇİMİN ANLATMADIĞI

SEÇİMİN ANLATMADIĞI

Ağrı ve Yalova’da tekrarlanan seçimlerin sonuçları nasıl analiz edilmelidir?

 

Millet olarak analiz yeteneğimizin çok yüksek olduğu bilinmektedir. Yaşadığımız coğrafya ve tarih aralığı bizi hayati sentezlere, analizlere mecbur etmiştir. O nedenle bu sonuçları çeşitli anlama, yorumlama biçimleri vardır. Hemen söyleyelim ki, muhtemel yorumların hemen hepsinin doğruluk payları yüksektir. İnsanımız sandık başında kılı kırk yararcasına düşünür. Öncelikleri sonralıkları, temel dinamikleri, ölçüleri değişiktir. Bütün bu değişkenleri iyi hesaplar, hesaplamak gerekir.

 

Çok önemli bir şey söyleyeceğim: Kimsenin fert olarak değerlendirmesi milletin değerlendirmesinin üstünde değildir. Aydınlar, akademisyenler, stratejistler, siyasiler kim olursa olsun milletten daha sağlıklı değerlendirme yapamıyor. Ben bu milletin oy kullanma becerisine hayranım. Keşke aydınımız, sanatçımız, siyasilerimiz faaliyetlerini bu beceri ile sürdürebilseler. Önce bunu böyle bilmelidir. Başta siyasilerimiz böyle bilmelidir. Bilmeliler ki, sağlıklı çıkarımlar yapabilsinler. Bunun niye böyle olduğunu da sonra konuşalım.

 

Şimdi sadece birkaç noktaya temas etmek istiyorum:

 

1. Evvela bu iki ilimizi kendi özel koşulları içinde düşünmek gerekir. Buralarda zaten tartışmalı bir durum vardı. Zaten kazananı, kaybedeni net belli olmadığı için yeniden seçim yapılmasına karar verildi. O nedenle kazanan mutlak bir zafer kazanmış gibi, kaybeden de kesin bir yenilgiye uğramış gibi düşünmemelidir.

 

2. Tabir yerindeyse bu seçim mahallî hem de spesifik anlamda lokal oluşuyla bir tabloda ara renk gibidir. İnsanımız asıl renklendirmeyi 30 Mart’ta yapmıştır. 30 Mart tablonun asıl fonunu, kompozisyonunu, anlamını oluşturmuştur. Türkiye asıl çerçeveyi, genel ve derin iradesi doğrultusunda çattıktan sonra, kimi detaylarda yani Ağrı ve Yalova seçimlerinde daha açık, daha rahat mesaj vermiştir. Neden? Çünkü asıl istikamet garanti altına alınmıştır da onun için.

 

3. Tam da bu sebeple ve tam da bu aralıkta seçmen önceden doğrulanmış Ak Parti politikaları doğrultusunda CHP ve BDP’ye yeni bir imkân ve fırsat vermiştir. Bu imkân ve fırsat bu partilere siyaset dışında bir arayış içinde olmamaları yönünde güçlü bir mesajdır. Her iki partiye yöneltilen, biri Kürtçü diğeri ulusalcı gözüken terör örgütlerinden uzak durmaları gerektiği talebi yenilenmiştir. Seçimlerin Van’da çocuklarının dağdan indirilmesini isteyen annelerin ve Gezi Parkı olaylarının yıldönümünü bahane eden olayların yapıldığı zamana denk gelmesini böyle yorumlamalıdır. Bana sorarsanız; iki parti de sakın ola ki bu başarılardan yanlış bir sonuç çıkarmasın. Çünkü bu anlık durumlar, tamamen ters sonuçlar da çıkarmaya müsaittir. Unutulmasın ki, demokratik bir düzlemde, demokratik dil, tarz ve usullerle bir seçim olmuş ve demokratik yolla yani siyasi araçlarla bir başarı sağlanmıştır. O halde sorunlar da bu alanda çözüme kavuşturulmalıdır. Halkın en güçlü mesajlarından biri budur.

 

4. Özellikle Ağrı’da MHP’li, Saadet’li, HüdaPar’lı vatandaşların BDP’yi destekledikleri anlaşılıyor. Bu hem Sırrı Sakık’ın makul ve diyaloga açık gözüken kişiliğine bir teveccühtür, hem de insanımızın reel gerçeklikler etrafında siyasi veya ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakabildiklerinin kanıtıdır. MHP’nin veya HüdaPar’ın BDP’yi, bence özellikle Sırrı Sakık’ı desteklemesinin diyalektik çözümlemesi de ayrıca yapılmalıdır.

 

5. Sırrı Sakık ne kadar isabetli bir adaysa Ak Parti’nin adayı Hasan Aydın’ın da o kadar isabetsiz olduğu söyleniyordu. Bize ulaşan bilgilere göre bu adayla seçime gidilmesinin yanlış olacağı görüşü kabul görmemiş. Ak Partili dostlar şimdi “Keşke bu adayla seçime girmeseydik” diyorlardır. Ne ki, siyaset, ‘on defa ölçme bir defa biçme’ sanatıdır. Siyaset öngörüdür. Siyaset dinlemektir. Siyaset kendimizi aşmaktır. Siyaset doğru yapmak, ama bundan da önce yanlış yapmamaktır. Son tahlilde halk sevgisine, yakın ilişkilerine, dostluklara göre oy verir, verecektir. Hele bu bir yerel seçim olunca hepten böyledir.

 

6. Muhalefet bir moral bulmuştur. Bu moralin Cumhurbaşkanlığı ve sonrasındaki genel seçimleri nasıl etkileyeceği merak konusu olmaya başlamıştır. Sonuçların iç motivasyonu bakımından olumlu bir etki yaratabilmesine karşılık, söylem değişikliğine gidilmediği takdirde, muhalefet partilerinin genel anlamda kazançlı çıkacağını sanmıyorum. Halkımız fark etmek, ayırtına varmak, ders vermek hususunda dünyanın en mahir, en usta kitlesidir. Ancak muhalefette, ittifak kurdukları takdirde Cumhurbaşkanlığında belirleyici olmak gibi bir heves uyanmış olmalıdır. Cumhurbaşkanlığının bağlamı farklıdır. Böyle lokal kimi seçim sonucu genele teşmil edilemez. Ancak ah keşke Kılıçdaroğlu’nun aklı da böyle çalışsa. Şimdi o Yalova belediyesi ile Türkiye’yi örtüştürebilir. Bana kalırsa ne olursa olsun şimdiden 10 Ağustos sonrası CHP’de kopacak fırtınalara karşı kendini ve varsa eğer ekibini hazırlamalıdır. Bu fırtınadan sağ/lam kurtulmanın tek yolu CHP’ye uygun veya CHP’nin kabul edebileceği bir Cumhurbaşkanı seçilmesini başarmasıdır. Bu amaçla büyük ihtimalle Haberal aday gösterilebilir. Sonra Haberal MHP’den de oy alabilir. Bu bile yetmez. Yetemez. Bu kez de BDP bu kimya içinde olmaz. Son tahlilde bilinmesi gereken şudur: Halk doğrudan kendisinin seçeceği başkanlığı asla bunlara vermez.

 

7. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde BDP’nin desteği olmaksızın Erdoğan’ın seçilmesinin olanaksız gözüktüğü yorumuna katılmıyorum. Unutulmasın ki bu tekrarlanan seçimlerde bile Ak Parti’nin oyu % 45’in üzerindedir. Yani oylarında potansiyel olarak bir azalma söz konusu değildir. Ayrıca seçmenin belediyede BDP’ye Cumhurbaşkanlığında Ak Parti’ye verecek şekilde kendini hazırladığını biliyorum. Bunu nereden biliyorum? Bunu insanımızı tanımamdan, onlarla içli dışlı olmamdan biliyorum. Ayrıca BDP’nin Ak Parti adayını desteklemekle kaybedeceği bir şey yok. Tersine az önce sözünü ettiğim seçmen tipine yakınlaşmış olur.

 

8.Son olarak bu mükerrer seçim her partiye özellikle de Ak Parti’ye bir mesaj vermiştir. Bundan böyle Ak Parti’nin daha sarıcı, daha kuşatıcı, kucaklayıcı olması gerekir. Diktatör, miktatör boş lafları ile sokakları ateşe verenlerin yaptıklarını fazla ciddiye almamalı, ancak özellikle polisiye tedbirlerde de esnek olunmalıdır. Halk bu mesajları vermiştir. Başka? Hepsini de burada yazamayız. Hem benim yerim hem sizin zamanınız yok.

necmevci@yahoo.com.tr

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 11
Bugün : 769
Bu Ay : 16849
Toplam : 26107

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom