Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

YANLIŞTAN YANLIŞ BETERDEN BETER

YANLIŞTAN YANLIŞ

BETERDEN BETER

 

Yok oluşumuzu kendi var oluşlarının gerek koşullarından biri olarak gören kadim şeytanlıkların değerlendirmelerine göre Türkiye, kendi haline bırakılacak basitlikte bir ülke değildir. O nedenle Osmanlı’nın tasfiyesinden bu yana, bu toprakların belirleyici iradesini milletin inisiyatifinden çalmak istediler. Yani milli egemenliğin Türkiye’ye sahip olmaması için olmadık kumpaslar kuruldu, kurulmaya devam ediyor.

 

Onlara bakılırsa Türkiye önemine binaen kendi haline bırakılmamalıydı. Bu amaçların gerçekleşmesini içeride zora sokmayacak hatta onlarla amaç birliği içinde çalışacak siyasi yapılar,  kadrolar da buldular. Düşman düşmanlığını yapıyordu. Ancak onlarla gizli açık, bilerek veya bilmeyerek ortaklık kuran dostlara ne demeliydi? Allahtan aziz milletimiz her defasında oynanan oyunu gördü ve bozdu. Hesaplarını, tezgâhlarını başlarına geçirdi. Kendi haline bırakılmaması gereken Türkler, asıl doğru olanı yaparak, önemine binaen, ülkeyi başkalarının inisiyatifine bırakmamıştır. Şimdi genel anlamıyla kavga yine bu eksende sürmektedir.

 

Kim ne derse desin, ister paralel yapı, ister PKK olayları, ister Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ortamın gerilmek istenmesinde gözetilen amacın mahiyeti, bu ana çerçeve içinde anlaşılabilir. Değilse bir cemaat, bir parti bu kadar saçmalayamaz, bu kadar yanlış bir politika, yanlış bir yol izleyemez. Bu kadar yanlışlık üstelik ısrarla örgütsel koşullanmayla, şartlanmayla olur ancak. Kendi varlığını hiçe sayarak, yeminle bir hedefe kilitlenen kişi, yaşadığı iklimin, ortamın yasal veya normal koşullarını düşünmeksizin sınırları zorladıkça zorlar. Çünkü inanmıştır, adanmıştır. Adandığı, kilitlendiği hedeften başkasını gözü görmez. Tam da intihar bombacılarının ruh hallerini yansıtmaya elverişli durumdur bu. Hadise tam da bu durumla açıklanmaya uygun gelişmektedir. Yani ortada sanki bir siyasi parti üyeleri, cemaat üyeleri yok da gerektiğinde kendilerini de yok etmekte tereddüt etmeyecek ölçüsüzlükte, kritiğe, eleştiriye kapalı, ölçü ve dengesini kaybetmiş, kimyası bozulmuş insanlar topluluğu var.

 

Bazen bir şeyin yanlış olduğunu söylemeniz bile kastınızı anlatmada yetersiz kalabilir. Bu yanlışın yanlışı, beterin beteri bir durumdur. İnşallah benliklerimizde, ruhlarımızda kalan son insanî muvazene ve canlılığın harekete geçmesiyle kendimize gelir, kıyısında bulunduğumuz uçuruma yuvarlanmaktan son anda da olsa kurtuluruz.  

 

Yaşadığımız süreçlerin zorluğu bu anlaşılmaz ilişkiler bağlanışlar sebebiyledir. İleri bir demokratik ülkede asla sorun olmayacak gelişmeler, bizde niçin sorun oluyor? Niçin sorun olsun? Aslında sorun gibi görülen veya öyle dayatılan alanlar, demokratik yaşamın daha da genişlemesine imkân vermesi bakımından eşsiz bir fırsat. Öyleyse niçin sorun? İşte karanlık odalarda, perdeler gerisinde gizlenen mesele, tam da burada deşifre oluyor. Dış bağlantıları neredeyse kesinleşmiş belli bir kesim, halkın seçiciliğini hiçbir zaman içselleştirememiş, içlerine sindirememiştir. Neymiş efendim, o hiçbir şeyden anlamayan halkın değil, o her şeyden anlayan beyefendilerin kararları, istekleri belirleyici olacakmış. Böyle olması gerekirmiş.

 

23 Nisan coşkusundan öte gidemeyen entelektüel heyecanlarını tatmin ettikleri o ışıklı salonlardan birinde sorsanız, halkçı, demokrat olduklarını söyleyeceklerdir. Nasıl olsa palavra sıkmak parayla değil. Her gerçeklik, o palavraları tadında akıp gitsin isterler. Ama milletin realitesi asla bu gerçekliklerle örtüşmedi, örtüşmeyecek. En azından yarım asrı aşkın bir zamandır hakaretten başka bir şey ikram etmedikleri bu aziz milletin onurlu, sabırlı karşılıklarıyla ufalanıp gidiyorlar. Ufaldıkça ufalıyorlar. Küçüldükçe küçülüyorlar. O küçük dünyalarında, hiçliklerinin tadına doyamamanın saltanatını sürdüredursunlar. Saltanatlarını sürdürmek için milletin dışında istedikleri odaklarla ittifak kursunlar.

 

Artık herkes bir dönemin geride kaldığını bilmelidir. İngilizler de, ABD de, Francis Ricciardone de, Pensilvanya da bilmelidir. En çok da altından kalkamayacaklarını bildikleri iktidar için son bir umutla Pensilvanyanın arabuluculuğunda birleşen yerli yabancı ortaklar, başta CHP, Millete efelik ve efendilik taslanan dönemin bittiğini bilmeli. Her geçen gün, her gerilimden sonra külliyen bitişlerini izliyoruz, izleyeceğiz.

 

Ne olacak?

Bilmeye ne var: Olması gereken olacak: Sistem sağlıklı bir şekilde işleyecek. Her işlemden sonra demokrasimiz, insanımız, daha olgun bir kültür seviyesine ulaşacak. Medenî bir şekilde Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. Güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü Meclis ve güçlü iktidarla birlikte yolumuza devam edeceğiz. İlk durak Haziran 2015 mi? Hayır. Bana kalırsa millet 30 Mart seçimlerinde o durağı da geçti. Milletin gerisinden gidenler bunu anlayamıyor. İlk menzil, ilk durak 2023. Şimdilik bu ara durakları, bu aşamaları geçerken ayak bağlarından, gereksiz bazı yüklerden de kurtulmuş olacağız. Onlar ağırlık olarak atıldıkları yerde boş arayışlarına devam edebilirler.   

necmevci@yahoo.com.tr

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 329
Bu Ay : 18719
Toplam : 27977

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom