Ziya KESRİKLİOĞLU

Ziya KESRİKLİOĞLU

ziyakesriklioglu@hotmail.com

İDAMDA HAYAT VAR!

İDAMDA HAYAT VAR!                                                           

Hayatı günü birlik yaşıyoruz. Bazı hadiseler  bizim ya da yakınlarımızın başına gelmedikçe olayları farklı düşünemiyor, yerleşik algılarımızı yeni baştan gözden geçirme gereği duymuyoruz.

Yetmişli yıllarda üniversitede öğrenci iken idam cezalarına karşı olması ile tanınan sosyalist bir arkadaşım vardı. Kişinin işlemiş olduğu suçu ne olursa olsun, ölüm cezası ile cezalandırmanın bir vahşet olduğunu savunur, aksinin tartışılmasını bile abes bulurdu. Hiç unutmam son sınıfta iken köyde babasını vurdular. Mezuniyetinden bir süre önce görüştüğümüzde, babasının katilinin eline geçmesi halinde öldürmek bir yana, derisini yüzeceğini, her gün bir organını keserek işkence ile öldüreceğini söylemişti.

Türkiye basında ve sosyal medyada birkaç gündür 9 yaşındaki Mert Aydın’ın tecavüz edilerek, ardından 4 yaşındaki Caner  Ç’nin boğazının kesilerek öldürülmesini konuşuyor.

Sosyal medya ayakta! Fikir ayrılıklarının tamamını bir kenara koyan ülke adeta hep bir ağızdan: İDAM İSTERİZ diye tempo tutuyor.

.....

İdam cezasını (death-penalty) yeniden düşünmek için böyle iki masum çocuğun, ya da daha önce öldürülen onlarcasının hunharca katledilmesi mi gerekiyordu.  Bu soru gerçekten  kahrediyor beni. Ama ne yazık ki başta dediğim gibi toplum olarak günü birlik yaşıyoruz, hadiseler bizi ya da yaşadığımız toplumu kapsama alanı içerisine alana dek ezberlerimizi sorgulama gereği duymuyoruz.

İdam cezası Türkiye’de 30 yıldır uygulanmıyor.

En son idam cezası, kayıtlara zaza kökenli sosyalist devrimci olarak geçen ve 3 polis memurunu öldürmekle suçlanan Hıdır Aslan’ın 25 Ekim 1994 tarihinde Burdur cezaevinde infaz edilmesi ile noktalandı. Bu tarihten sonra idam cezaları verilse de infaz edilmedi.

Zaten AB uyum paketleri çerçevesnde çıkartılan yasalarla 9 Ağustos 2002’de kısmen (barış zamanında), 14 Temmuz 2004 ‘te ise 5218 sayılı kanunla tümden (her koşulda) kaldırıldı.

Alkol, uyuşturucu, kaza, intihar ya da trafik kazası süsü verilerek ölenleri/öldürülenleri saymasanız Türkiye’de 30 yıldır idam cezası uygulanmıyor.

 

İDAM CEZASININ İNSANLIK (MERHAMET) BOYUTU

Katilin idam ile cezalandırılması insanlık tarihi kadar eski bir cezalandırma türü. İdam cezası tarih boyunca sorgulanmış; taraf olanlar olduğu gibi yasaklayanlar, karşı çıkanlar da olmuştur.

İdama karşı olanların en fazla öne sürdükleri gerekçe şu: “Öldürmek kötü birşeydir, tasvip edilemez, ama ölen ölmüştür. Öldüreni asmakla ölen geri gelmez. Katil cezasız kalmamalı fakat bu ceza da onun yaşam hakkını elinden alacak biçimde, idam olmamalıdır.”

İlk bakışta makul, mantıklı, hatta birazcık insani gibi gözüken bu gerekçe, sadece suçluyu gören, ona acıyan; işlenilen suçun vehametini, korkunçluğunu, yaşama hakkı yok edilen maktülü (öldürülen),onun aliesini, ana-babasını, çocuklarını, yakınlarını görmezden gelen ‘tek yanlı’ ve ‘zalim’ bir anlayışın ürünüdür.

Katil öldürülmesin! Peki ne yapılsın? Hapsedilsin, olmadı ağırlaştırılmış müebbet verilsin.

Beş-on yıl sonra bir seçim arifesine denk getirilen aftan yararlanarak salıverilsin. Sonra öldürdüğü çocuğun, kişinin ana-babasının, kardeşlerinin bulunduğu toplumda eli arkasında, göğsünü gere gere caka satıp gezsin.

Diyelimki af gecikti, 8-10 sene yattı, o halde ne olacak? Adam çıktığında pişman olup, daha karıncanın canına kıyamayacak hale mi gelecek?

Yapılan  araştırmalara göre uzun süre  cezaevinde yatarak çıkanların sivil hayata uyum gösterme oranı % 25 i geçmezken, pişmanlık duyanların oranı % 37 civarında seyretmekte..

İdam cezasının insani (merhamet) boyutu oldukça istismara açık bir konu.. “Ölen ölmüş, katili asarak öleni geri getiremezsiniz. Bari yaşayanı öldürmeyelim, kurtaralım.” diyenler bir taraftan sözde merhametlerini Allah’ın merhametinden ileri sürerek “kraldan fazla kralcı” kesilmekte, diğer yandan cezaevine konan kişinin kurtulduğuna inanarak, büyük bir yanılgıya düşmekteler. Halbuki cezaevleri sanıldığı gibi bir kurtulma veya rehabilitasyon merkezi değil, genelde bir çürüme mahsenidir.

İslami inanç ve bilince sahip olmayan birinin idam cezasına karşı olması, anlaşılabilir bir durumdur. Ancak Allaha ve ahiret gününe inanan bir Müslümanın, sözde merhamet duyguları ile tek yanlı olarak böyle düşünmesinin mantıklı bir izahı yoktur.

Çünkü İslam inancına göre, “Allahın merhametinden (acımasından) fazla merhamet edilemez.Allahın gazabından fazla gazap edilemez”  Sözde acıyarak affını, yahut hapsini istediğiniz katil neticede Allahın bir kuludur. Bizimle ilişkisi çoğu kez hemcinsimiz olmasından öteye gitmez. Oysa onu ana rahminde bir damla su iken rahmetiyle insan şekline getiren; bir bitki, bir böcek veya dört ayak üzerinde emekleyen bir başka mahlukat olarak yaratmayıp, yer yüzünün en şerefli varlığı olarak dizayn eden, ona akıl vererek alemin efendisi kılan, bir müddet sonra gideceği yer yüzünde dünya nimetlerinden yararlanabilmesi için ağız, burun, kol, el, ayak gibi değeri milyarlarla ölçülmeyecek cihazlarla donatan Allahtır.

Öte yandan idama karşı olan/olmayan hiçbir beşerin, öldürülen insanı saç telinden, ayak tırnağına kadar hayata iade edecek, ona yaşamı yeniden bağışlayacak gücü de yok. Öyleyse şunu bilelim ki, katil de olsa o insana hiç kimse onun Rahman ( en merhametli ) olan yaratıcısından daha merhametli olamaz. Bu itibarla Allaha ve ahiret gününe inanan bir Müslüman ona verilen idam cezası için asla acımaz. Çünkü bu ceza merhametlilerin en merhametlisi Allah’tandır. Masumların/mazlumların daha huzurlu bir dünyada yaşamaları adına O’nun takdir ve tasarrufudur. Zira ”Haksız yere bir mümini öldürmenin cezasının ‘ölüm’ olduğuna” hükmeden onun Rabbidir.(Bakara 179, Maide 54)

Diğer yandan idam cezası caydırıcı olması bakımından hapis cezasından çok daha etkilidir. Bunun en büyük şahidi Asr-ı Saadettir. Katil olmaları nedeniyle idam cezası verilenlerin sayısı 23 senelik nübüvvet döneminde iki elin parmakları sayısını geçmez. Oysa bugün idamın kaldıldığı Avrupa, Afrika ve bazı Amerika ülkelerinde her yarım saatte bir adam öldürülmektedir. Ve hapishaneler katillerle doludur.

UNODC’ nin Küresel Cinayet  Araştırmasına göre geçen bir yılda dünya genelinde 430 milyon insanın öldürüldüğü, Şiddet izleme Örgütünün tesbitlerine göre sadece Venezüellada bir yılda 20 bine (günde 53 kişi) yakın insanın katledildiği tesbit edilmiştir. Bu mudur hapsin caydırıcılığı ?

 

KISASTA (İDAMDA) HAYAT VARDIR

İslam inancına göre haksız yere bir Müslümanı öldüren kişinin cezası kısas, yani idam cezasıdır. Bu cezayı değiştirmek, hafifletmek veya affetmek -devlet dahil- hiç bir kişi ya da otoritenin yetkisinde değildir. Çünkü bu cezayı takdir eden Allah’tır. Kuran’ı Kerimde konu ile ilgili olarak şöyle buyurulur:

“Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır... Ey akıl sahipleri, sizin için kısasta hayat vardır. Umulur ki bu sayede adam öldürmekten sakınırsınız.” (Bakara 178-179)

Görüldüğü gibi Kur’an, kısası hayat hakkının ve canı korumanın bir gereği/müeyyidesi olarak emretmektedir. Ve katili bağışlamayı sadece ölenin yasal varislerine vermiş, başka hiç kimse yada otoriteye bırakmamıştır.

Kısasta hayat vardır” sözü üzerinde düşünülmesi, kafa yorulması gerçekten manidar bir ifadedir. Zira kısas tatbik edilirse, bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin huzuru/yaşaması sağlanır. Çünkü cezanın ölüm olduğunu ve bundan kaçış olmadığını bilen bir kimse, bu suçu işlemekten çekinecektir.

Yapılan araştırmalar göstermiştirki, idam cezalarını uygulayan ülkelerde cinayet oranı diğer ülkelere göre daha azdır. (Sadece Japonya ile İngiltere’yi kıyaslamak yeterli, idamın olmadığı İngiltere’de suç oranı japonya’ya göre 3 kat daha fazla, Türkiye’de ise son 20 yılda şahsa karşı işlenen suçlarda suç işleme oranı % 73.9 oranında artmış durumda- 1990 yılında ceza ve infaz kurumlarında toplam 45.606 mahkum varken bugün bu rakam üç katı artarak 141 bin kişiye ulaşmış durumda- (Adalet Bakanlığı verileri/Türkiye Gazetesi-19.01.2014)

 

.....

İslâm fıtrat dinidir. Aslında kısas da fıtratımıza en uygun olan cezadır. İdama, kısasa karşı çıkanların bir yakını bir cani tarafından öldürülse, eline geçirdiği ilk yerde yargılanmasına bile müsaade etmeden kendisi öldürmeye kalkmaktadır.  Artık ikiyüzlü davranmaya gerek yoktur. İdam cezası çağ dışıdır diyenler, şeytanları bile şaşırtacak şekilde işlenmiş olan vahşet, cinnet, tecavüz ve terör olaylarını masum görmektedirler. Hâlbuki esasen bu fiiller çağdışıdır. Bu fiillerin failleri de insanlıktan nasibini almamış zavallılardır. İdam cezası talebi, mağdur olanların, kan döken canilere karşı meşru müdafaa girişimidir. Kamu vicdanını tatmin etmeyen hiçbir ceza da adalet değildir.Her hak sahibine hakkını vermek adaletin gereğidir, adaletin ta kendisidir.

.....

Burada şöyle bir soru karşımıza çıkmaktadır: Hangi suçları işleyenler, kim tarafından cezalandırılacaktır? Oldukça kapsamlı bu konunun detaylarına girecek değiliz. Fakat özetle ifade edilecek olursa, savaş, meşru müdafaa (nefsi müdafaa), haneye tecavüz, düşünce suçları (düşüncenin suçu mu olur diyebilirsiniz)... gibi konularda idam cezası verilemez/uygulanamaz. Çağ dışı olan budur. Yoksa masum bir insanı kasten öldüren birinin idam edilmesi toplum yararına olup, masumları koruma amaçlıdır.

Öte yandan bu ceza elbette meşru bir hükumet (devlet) ve onun yargı organları tarafından verilecek, infaz edilecektir. Haklı bile olsalar maktül yakınlarının böyle bir hak ve yetkileri yoktur. Aksi halde yerine getirilen adelet değil, intikam olur ki teröre/anarşiye yol açar.

Ayrıca eyleme dönüşmeyen fikir suçlularının idamla cezalandırılması da söz konusu değildir, olmamalıdır.

İdam karşıtlarının  temel argümanlarından biri de cezanın az da olsa masum insanlara verilme ihtimalidir. Bu ihtimal elbette yersiz bir eleştiri değildir. Lakin adalet mekanizmasının iyi işletilmesi halinde bu ihtimal minimuma indirilebilir. Ayrıca cezanın milyonda bir ihtimalle de olsa masum birine verilmesi, hiçbir caydırıcılığı kalmamış hapis cezası ile idamın toplumdaki akisleri ve hele yaptırım gücü/müyyidesi arasında dağlar kadar fark vardır.

Birinde milyonlarca masumun huzuru ve güvenliği diğerinde zayıf ta olsa bir hata payı söz konusudur.

 

İDAM, TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?

İdam cezasının hapis vb. ceza türlerine göre yaptırım gücü fazla olsa da, idam da dahil olmak üzere hiçbir ceza türü insanların ıslahı ve cinayetten sakınmaları için tek başına yeterli değildir.

Siz eğitim sistemini, her gün onlarca vahşet haberini sansürsüz yayımlayan medyayı düzeltmeden, insanınızı Allah korkusu, ahiret inancı, hesap günü endişesi ve vicdan azabı gibi suç işlemekten alıkoyacak en önemli unsurlarla donatmadan sadece idam cezası ile suçların/cinayetlerin önüne geçemezsiniz. Asıl çözüm cezadan önce suçu önleyecek bu sosyal, eğitsel ve dini paradigmaları toplumun sinesine yerleştirmektir. Yoksa sadece ceza vermekle ya da cezanın şeklini değiştirmekle suçu/suçları önleyemezsiniz.


 

Hülasa, idamda hayat vardır. Katile idam dışında verilecek hiç bir ceza öldürülenin yakınlarını teskin etmez, acılarını dindiremez. Haksız yere bir insanı öldürmek gibi büyük bir cinayeti işleme cüretini gösterenler cezalarına da katlanmak zorundadırlar.

Aksi halde hep bir ağızdan; “Yaşasın kötülük! Yaşasın Katiller! Yaşasın çocuk tecavüzcüleri! Kahrolsun masumlar!” demekten başka çaremiz kalmayacaktır.

Ve bu durum; bebek katilleri ve tecavüzcülerle birlikte her an tehlike altında yaşamaya razı olmak demektir. Buna rağmen ‘razıyım’, diyene de lafımız yoktur.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 760
Bu Ay : 3901
Toplam : 3901

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom