Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Endişeye Gerek Yok

ENDİŞEYE GEREK YOK,

HEPSİ HALLOLUR.

 

 

Yaşanan olaylar tek tek sizde endişe, tereddüt uyandırabilir. İnsanız, her birimizin kaldırma kapasitesi bellidir. Ayrıca sorunsuz, sıkıntısız günler yaşamayı kim istemez. Sırf bu sebeplerle bile olsa siyasetle yakından ilgilenmek için yeterli sebeplerimiz var. Biraz da toplumun dinamik yapısından dolayı bu meseleler her yerde evet her yerde tartışılıp durur.

 

Seçimleri tartıştık. Paralel yapıyı, bundan sonra ne olacağını tartışıyoruz. Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi var. Kim cumhurbaşkanı olacak? Başbakan aday olacak mı? Olsun mu olmasın mı? Eğer olursa Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığında tüm yetkilerini kullanma tarzı yarı başkanlık modeline geçmek olur mu? Daha bir sürü soru. Ayrıca ekonomik meseleler, dış siyaset konuları. Hem konu çok, hem de sokaktaki insanımız da bütün bunlarla yakından ilgileniyor.

 

Ben bu toplumun gündemi izleme özelliğine, yani ilgisiz olmayışına imreniyorum. O nedenle kendince olayları süzüyor. Süzme kriterleri çok pratik, çok gerçekçi ve anlaşılır. Olabildiği kadar hata yapmamaya çalışıyor. Bunun da yöntemini bulmuş. Halkımız nasıl yapıyor biliyor musunuz? Önce mutfağındaki ekmeğe bakıyor. Sonra tarafların veya partilerin artılarını eksilerini ayrı arı bir kenara yazıyor. Bunları topluyor, çıkarıyor, çıkan sonuca göre karar veriyor. Ben böyle gördüm. Siz bu seçme biçimini sosyal matematik içinde bir değerlendirme biçimi olarak düşünebilirsiniz. Farklı Saiklerle konuya yaklaşanlar hesaplarını bu matematiğe uyduramadıklarından başarılı olamadılar. Bu gidişle olamayacaklar da.

 

Yazıp durduk, bu muhalefet, ilk ve en basit ders olarak, siyasette iki kere ikinin dört etmediğini, etmeyeceğini artık bilmelidir. Siyasetin geometrisi, aritmetiği başkadır. Üstelik bu hesabı, değerlendirme biçimini öğretecek bir kurs da yoktur. Bütün bu hesaplar içsel bir durum olarak yaşantınızda yer edecek. Değilse Birgül Ayman Güler’in veya Emine Ülker Tarhan’ın ifade ettikleri gibi çok yanlış hesapların getirdiği hezimeti yaşarsınız. Neyse ki hezimeti kabul etmeleri bile bir başarı. Bu kabul, bir hareket noktası olabilir. Kılıçdaroğlu’na bakarsanız partisi yavaş ama istikrar içinde büyüyormuş. Birileri Sayın Genel Başkana milletin zekâsıyla alay etmekten başka bir anlama gelmeyen bu pişkinliği bırakması gerektiğini söylemiyor mu? Bu kafayla, bu hesapla yüz yıl geçse iktidar olamazlar. İşin kötü tarafı her kademeden kimse iktidar olacaklarına inanmıyor. Tek kelimeyle umutsuz vaka.

 

Muhalefetin diğer partilerinde de durum bundan farklı değil. Bu tablo, Ak Parti için hem şans, hem şanssızlık. Şanstır, çünkü en kötü zamanlarında bile vahim bir hata yapmadığı takdirde 25 yıl iktidardalar. Geçenlerde İngiliz istihbaratının hazırladığı bir rapor yayınlandı. Ak Parti’nin 2025’e kadar çok net bir şekilde iktidarını garanti ettiğini söylüyor. İngilizler bunu gördükten sonra rahat durmazlar. Ne yapıp edip istikrarı engellemenin yollarını ararlar. Devletin ilgili birimleri ve özellikle Ak Parti’nin karar vericileri bu konuda çok dikkatli olmalıdır. Gevşememeli, çözülmemeli. Muhalefetin etkin olamayışının Ak Parti için şanssızlık olması da işte tam burada başlıyor. Partide bir gevşeklik, bir rehavet meydana getiriyor. Karşınızda savaşmaya değer bir güç, tartışmaya değer bir görüş veya program olmayınca siz de zihinde ve harekette aktif olamıyorsunuz. Başarmak için üstün çaba gerektirmeyen durumlar sizi atalet içinde bırakır.

 

Ak Parti bilinç eksikliğini gidermek için bir program uygulamalı. Bunun için teşkilatları ateşleyecek bir ruh ve hareket gerekmektedir. İşte burada açıkça söylüyorum; değişen Türkiye’nin ruh ve mana haritasına uygun olarak özellikle gençlik teşkilatları yoğun düşünce çalışmalarına, İslâmi içeriği daha bakın faaliyetlere, etkinliklere yer vermelidir.

 

Biz yine halkımıza dönelim. Tartıştığımız birçok konu halkımızın gündemi bile değildir. İnsanımız çok akıllı. Sözünü söyledi ve işinin gücünün başına geçti. O dışarıdan ‘Hırsız var!’ diye bağırana değil, mutfaktaki ekmeğine baktı. Baktı ve bırakınız ekmeğinin eksilmesini fazlalaştığını gördü. İşte size seçimin sosyal matematiği. Cumhurbaşkanlığı meselesine gelince, sorun daha 2007’de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına seçildiği gün çözülmüştür.

 

Halkımızın % 85’i bu konuyu hem kafasında, hem fiilen çözmüştür. Sorun % 15’lik kesimdedir. Onlar da zaten hep seçkinci, kendilerini bu toplumdan ayrı gören bir acayip sınıftır. CHP’nin başını da bunlar yemedi mi? Onlar Başbakan’ın veya Abdullah Gülün Cumhurbaşkanlığına sıcak bakmazlar, bakmadılar. Ellerinden gelse Ak Parti cenahından çıkacak bir adayı bir kaşık suda boğarlar. Ama Türkiye’de yasalar vardır, seçimlerin nasıl olacağı, kimlerin seçilip seçilemeyeceği bellidir. Başbakan’ın seçilmesinin önünde hiçbir yasal engel yoktur. Gerisi laf-ı güzaftır. Zamanı gelince, muhtemelen Ak Parti’nin gösterdiği bir aday, hem de ilk turda net bir başarı ile seçilecektir. Halkımız cumhurbaşkanını seçecektir. Cumhurbaşkanını halk seçecektir, hepsi bu. Efendim Başbakan Cumhurbaşkanı olursa şöyle mi olur, böyle mi olur, hükümet gölgede mi kalır, siyaset nasıl gelişir? Bunların hepsi sonraki meseleler ve Türkiye bütün bu sıkıntıları aşacak hem esnek hem dinamik bir kültüre de sahiptir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 746
Bu Ay : 15258
Toplam : 24516

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom