Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

30 MART YA DA GELECEĞİMİZ

30 MART YA DA GELECEĞİMİZİ KÂBUSUN ELİNDEN KURTARMAK

Son dönemde peşpeşe gelişen olaylar, kâbus gibi bir sürece girdiğimiz konusunda hiçbir şüpheye mahal bırakmıyor. Son derece sıkıntılı ve bir o kadar da karanlık bir dönemden geçiyoruz.

Eskiden Türkiye’deki hükümranlıklarını kirli “vesayet düzeni” üzerinden sürdüren uluslararası şer odakları, son on yıldan beri Ak Parti tarafından yıkılan düzenlerini, bu kez çeşitli yerel maşaları kullanarak tekrar sürdürmeye çalışıyor.

Şer odakları, Türkiye’nin güçlenmesinin, tüm dünya Müslümanlarının güçlenmesi anlamına geldiğinin farkında. Bunun yeryüzünde çıkarlarını engelleyecek sömüremeyecekleri bir yeni bir oluşuma işaret ettiğini anlıyorlar. Onlar, Ak Parti’li ve Recep Tayyip Erdoğan’lı bir Türkiye’nin, tarihi tecrübesi ve geleneğinin de sağladığı güçlü motivasyonla, bugüne kadar en çok sömürdükleri coğrafya olan İslâm dünyasına yeniden önderlik edebileceğini çok iyi biliyorlar. Bu yüzden Türkiye’nin başarısı onları ciddi anlamda endişelendiriyor ve bu durum onları yeterince korkutmaya yetiyor.

Uluslararası şer odakları, yanlarına bazı yerli işbirlikçilerini de alarak, Türkiye ve İslâm dünyası adına her şeyin sorumlusu olarak gördükleri Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirmeye karar vermiş durumda. Son olaylar bu niyetlerini açığa çıkardı. Bu nedenle onun gitmesi için büyük bir arzu besliyor, hatta aşkın bir çaba gösteriyorlar.

Uluslarası şebekeler, amaçlarına ulaşmak için her tür yolu mübah sayıyor, bu uğurda her imkânı seferber ediyorlar.

Bu odaklar, hepimizin hayret ve şaşkınlıkla şahitlik ettiği şu hâdiseleri hortlatmakta hiçbir beis görmedi:

Önce Türkiye’yi Gezi’de bir içsavaşın eşiğine getirmek istediler.

Bunda başarılı olmayınca, Çözüm Süreci’ni bitirip PKK savaşını yeniden başlatmak istediler.

Bu da tutmayınca, devletin ayarlarını bozmaya, ekonomik olarak çökertmeye, yine IMF’ye dilenir hale getirecek bir krizin içine yuvarlamaya çalıştılar.

Bu yapılanlar Recep Tayyip Erdoğan’ı yaralamaya, yıpratmaya, zayıflatmaya ve tökezletmeye yönelikti.

Ancak bunda da başarılı olamayınca, bu kez önce 17 Aralık’ta, ardından da 25 Aralık’ta adına “yolsuzluk ve rüşvet operasyonu” dedikleri son bir harekâta daha giriştiler. Topyekün girişilen bu harekât, Recep Tayyip Erdoğan’ı sadece yaralamakla yetinmeyip eline kelepçe vurmaya, onu tam da kalbinin ortasından vurmaya, böylece Türkiye’nin 2023 hedeflerini tamamen bitirmeye yönelikti. Bu nedenle bu sonuncu eyleme çok büyük önem atfettiler.

Uluslarası şebeke, 30 Mart’ta herhangi bir mahallenin muhtarlığını ya da herhangi bir kentin belediye başkanlığını kazanmaktan çok, Ak Parti’ye, dolaysıyla da Recep Tayyip Erdoğan’a kaybettirme hedefine kilitlenmiş durumda. Esas amaç, Ak Parti adaylarına kaybettirmek suretiyle Recep Tayyip Erdoğan’ı tamamen bitirmek...

Asıl hedef, Ak Parti’nin 12 yılda sağladığı kazanımları tümüyle yok etmeye yönelik. Böylece aslında geleceğimizi ipotek altına almak istiyorlar.

O zaman, geleceğimizi bu uluslararası güçlerin, bu şer odaklarının, bu kâbusun elinden nasıl kurtarabilirz?

Deprem yavaş yavaş değil, olanca hızıyla bize doğru geliyor. Yani artık dünyamıza hızla yaklaşan bir göktaşının haberini almış bulunuyoruz en güvenilir kaynaklardan. Bu haber son derece güvenilir ve bir o kadar da kesin olduğuna göre, hep birlikte toparlanmak zorundayız.

Bu nedenle öncelikle herkes 30 Mart’ın sıradan bir yerel seçim, sıradan bir muhtarlık veya belediye başkanlığı seçimi olmadığını kavramak zorunda.

30 Mart’ta Ak Parti, dolaysıyla Recep Tayyip Erdoğan, arkasında durmamız gereken en kritik kaledir.

30 Mart’ta şayet bu kaleyi yıkmayı başarırlarsa, bir 100 yıl daha sürecek yeni bir kirli vesayet dönemine gireceğimiz konusunda hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

30 Mart’ta Ak Parti kaybederse, bu, Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybettiği bir seçim olmayacak sadece.

Bilakis Filistin’li, Irak’lı, Suriye’li, Mısır’lı, Tunus’lu, Libya’lı, Orta Afrika’lı, Somali’li, Sudan’lı, Afganistan’lı, Arakan’lı, Doğu Türkistan’lı Müslümanlar kaybedecek.

Toyekün tüm dünya Müslümanları kaybedecek!...

Kazananlar ise belli:

Müslüman düşmanları, şer odakları, İsrail ve Neo-conlar kazanacak.

Suriye’de 200 bin kişinin kanına giren ve halkının yarısını göçe zorlayan Beşşâr Esed kazanacak.

Mısır’da Mursî önderliğinde kurulan meşru hükümeti alaşağı ederek 20 dakikada 529 masum insanın idamına karar veren Darbeci Abdulfettah Sisi kazanacak.

İşte 30 Mart’ta bütün bunların seçimi yapılacak.

Bu nedenle 30 Mart’ta herkes küçük hesaplar peşinde koşmayı bırakarak tercihini kimden yana yaptığına iyi bakmalı.

Müslüman bireyler olarak başımıza gelenleri, hiç de hak etmediğimiz halde bize reva görülen zulümleri ve adâletsiz uygulamaları hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!..

Sırf kendi emellerine hizmet etmediği için oyların yüzde 6o’ını alan bu ülkenin Başbakanı Adnan Menderes’in 1961’de çeşitli işkencelere tâbi tutularak idam edilişini hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!..

Turgut Özal’ın, bu odakların tekerine çomak soktuğu, çıkarlarına engel olduğu, ülkeye yaptıkları ihanetlere karşı çıktığı için zehirlenerek öldürülüşünü hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!..

Muhsin Yazıcıoğlu’nun, şer şebekelerinin arzularına uymadığı, onlara rıza göstermediği, ihanetlerini deşifre etmeye çalıştığı için kaza süsü verilmiş bir suikast sonucu öldürüldüğünü hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!..

Çok değil, daha birkaç yıl öncesine kadar, tek suçu başörtü takmak olan bir bayan kardeşimizin, Merve Kavakçı’nın kendisini seçenlerin vekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girişi esnasında milletvekillerinin sıra kapaklarına vurarak nasıl protesto ettiklerini, ayakta durmakta güçlük çeken ülkenin Başbakanı Sayın Ecevit’in, bu olay karşısında nasıl aslan kesildiğini, Meclis kürsüsünden “Bu hanıma haddini bildirin!” diye hoyratça ve avazı çıktığı kadar nasıl bağırdığını ve milletvekillerinin koro ve solo halinde “dışarı!” diyerek tempo tutup Merve Kavakçı’yı nasıl meclisten kovduklarını; evet bu utanç verici hâdiseyi hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!.. (http://www.youtube.com/watch?v=GV8Kt77o1bo)

Yine çok değil, daha birkaç yıl önce, bu ülkenin üniversitelerine başörtülü olarak girmek isteyen masum kızlarımızın, ikna odalarına nasıl alındığını, işin erbabını dahi kıskandıracak denli incelikle tasarlanmış psikolojik bir işkence metoduna nasıl tâbi tutulduklarını hatırlayarak gitmeliyiz sandık başına!..

Bu nedenle 30 Mart, bütün bu zulümlerin bir daha yaşanmaması adına son derece önem atfetmemiz gereken bir gün olmalı.

30 Mart, ya toptan bu şer odaklarına teslim olduğumuz ya da geleceğimizi kâbusun elinden kurtardığımız gün olacak.

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 215
Bu Ay : 19302
Toplam : 28560

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom