Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

BÜTÜN ÖLÜMLER ÜRPERTİR BİZİ

BÜTÜN ÖLÜMLER ÜRPERTİR BİZİ

 

Berkin Elvan’ın ölümü hepimizi üzdü.

Cenaze töreni sonrasında çıkan olayda çatışma çıktı ve maalesef bir canımızı daha yitirdik. Burak Cem Karamanoğlu! Her iki evladımıza da Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyoruz. Her iki hazin olay da, bunun gibi başka olaylar da en ince ayrıntısına kadar, araştırılmalı, soruşturulmalı, suçlular yargı önüne çıkarılmalıdır.

 

Hepimiz üzgünüz. Bu olayların çığırından çıkarılması da ayrıca üzüyor bizi. İşte bakınız cinayete karşı yapılan gösteride cinayet işleniyor! Bu nasıl bir tutulma, bu nasıl bir tezattır Allah aşkına? İşte burada biraz düşünmek gerekir. Ölümü, hayatı, kendimizi, siyaseti yeniden düşünmek gerekir?

 

Hayatı ölümlerle tecrübe ve tercüme ederek yaşıyoruz.

Şu ya da bu sebeple, şu ya da bu kesimden bir yavrumuzu kaybettik. Bir çocuk ölümü üzerinden gerilim yaratmak veya siyaset yapmak nutkumuzun tutulmasına yol açıyor. Çocuk veya büyük ölümleri her birinin ruhumuzda, benliğimizde deprem etkisiyle yaptığı ürperti, elbette farklıdır. İnsan bu anlarda metafizik bir sarsıntı ile varlığa doğru hamle yapar. Hayat, kendini sorar sorgular. Böylece hayatın sorgulanmamış ne çok yanları olduğu anlaşılır. Kalbimizin keşfedemediğimiz, tenha bıraktığımız ne derinlikleri varmış. Neredeyse habersiz kaldığımız ruhumuzu hepten ihmal etmişiz. Bir anlamda kendimizde ilgisiz yaşamışız. Duyarlığımızı, sezgimizi, aklımızı kendimize kapatmışız. Meğer ölüm karşısında duyarsız olmak, hayata karşı da duyarsız olmak demekmiş. Meğer bir an daha yaşamak bir an daha ölmekmiş.

 

Ölüm hayatımızın bir gerçeğidir. Bu gerçeklikten dönüp tekrar hayat çıkıyor, hayat çoğalıyor. Çünkü asıl olan, güçlü olan hayattır. Önemli olan hayata varlık saygısı, şuuruyla dokunmaktır. Önemli olan varlığa hayat şuuruyla katılmaktır. Hayat varlığı, varlık hayatı çoğaltmalıdır. Berkin’in, Burak’ın veya başkasının ölümü ile hayatı varlığı ne kadar sorguladık, sorguluyoruz?

 

Varlığını sürdürmek için ölümleri kullanan, ölümlere tutunan hayat değerini, anlamını, iddiasını yitirmiştir. Ölümden güç kuvvet bulan hayata bel bağlayan siyaset, son noktasına kadar çürümüştür; hiç kimseye, hiçbir yere can veremez, canlılık katamaz. Ama gel gör ki, daha düne kadar bu ülkede, özellikle genç ölümleri siyasi amaçla kullanma çirkinliği yaşandı.

 

İdeolojik kışkırtmalar için ölümü kullanmak, ölümler beklemek kokuşmuş, anlamsızlaşmış bir varlığın alçaklığıdır. Niçin böyle dedim söyleyeyim: Hatırlayın Gezi olayları sırasında internete düşen bir sesli görüntü vardı. Orada bir televizyonun haber görevlileri olayları kameraya alırlarken, içlerinden biri “Ne iyi olur” diyordu, “bir iki ölüm olsa ne iyi olur” İşte ideolojik keskinliklerle var olmaya çalışanların hayatı ve ölümüyle insan karşısındaki tavırları budur. Bu zalim zihniyete kalsa, bir iki kişi değil, tepe tepe kullanacakları bir toplu kıyım olmalı! Ölüm, onlar için, sadece propaganda malzemesi olması bakımından önemli. Sıkılı yumrukları, kabartılmış öfkeleriyle sokakları savaş alanına çevirecek kitleleri harekete geçirmek için önemli. Yoksa bunların kalpleri katıdır, donuktur. Ölüm karşısında da hayat karşısında da duygusuzdur, kösele gibidir. Stalin’den Pol Pot’a uzanan katliamlar silsilesi, bunların insan varlığına, vicdana, asla önem vermediklerinin kanıtıdır. Ölüm bunlar için sadece istismar etmek, sadece sömürmek için var olduğu zaman değerlidir. O nedenle ölümleri de ayırırlar. Çünkü kalplerindeki katılık, onları vicdanımızda hiçbir karşılığı olmayan ayrımcılığa itmiştir. Ve yine aynı şekilde ayrımcılıkla var olan öfkeleri vicdansızlığı meşrulaştırmıştır.

 

Anlamlı ve anlamsızı belirleyen tek ölçü onların hesabıdır. Değerliyi ve değersizi, önemliyi önemsizi, vicdanlıyı vicdansızı, haklıyı haksızı belirleme hakkı ve yetkisi sadece kendilerinindir. Bu hak kendilerindedir. Onlar onay veriyorsa bir hayat, bir ölüm, bir can, bir aşk, bir vicdan, bir tepki değerli,  değilse değersizdir. Başkalarının hayatı, ölümü, aşkı, hasreti, ailesi, evi, ocağı onlar için değersizdir. Kendi ocaklarına ateş düşünce o sokak, o şehir yanmalı, yakılmalıdır. Sizin ocağınıza ateş düşmesi, hatta sokağınızın şehrinizin, ülkenizin yanması önemli değildir. O nedenle burada bir canın ölümüne yas tutanlar, şurada yüz binlerce canın ölümüne sessiz kalabilmekte hatta bayram edebilmektedir. Bugün Suriye ve Mısır karşısında böyle bir utanç yaşıyoruz. Siz hayata saf insan varlığından değil de ideolojik pencerelerden bakarsanız düştüğünüz, düşeceğiniz seviye işte budur.

 

Onların, acılar, hicranlar karşısında gerçekten dolan, nemlenen, ağlayan gözleri olduğunu sanmıyorum. Sızlayan bir vicdan, parçalanan bir kalp taşıdıklarını sanmıyorum. Benlik çökünce kalp sağırlaşır, göz kör olur, vicdan tutulur. Televizyon ekranında, internetlerde izliyorum gezi olaylarında o “keşke bir iki kişi ölse ne iyi olur” diyen cibilliyetsiz tayfası yine aynı bayat ve iğrenç usulle bir ölümün üzerinden insanları kışkırttıkça kışkırtıyorlar. İşte arzuladığınız ölüm oldu. Yalan mı, en azından o sözünü ettiğim tayfa bu sonucu arzulamıyor muydu? Şimdi kalkıp “mahsustan acı duyuyor gözüküyorsunuz” dediğinizde de beyefendiler kızıyorlar. Bilmeyenler de onların hayat ve ölüm karşısında çok duyarlı olduklarını sanacak! Ne gözlerinde ne ifadelerinde ölüm ve hayat karşısında duyarlık yansımaları görüyorum. Bir ölüme belki de bu kadar sevinilir. Sevinçten gözleri parıldıyor.

 

İşte iktidarı suçlayacak bir sebep, bir bahane bulundu. ‘Yazık’ diye geçiriyorum, sadece hissemize düştüğü oranla temsil etmek mecburiyetinde olduğumuz insanlık onuru adına yazık. Beyler, bayanlar! her ne şekilde ve her nasıl olursa olsun önce bir insan, bir çocuk ölmüştür. Bu çocuğun sağcısı solcusu mu olur? Velev ki sağcı, solcu, alevi ya da sünni, Türk veya Kürt olsun. Siz insanları, insanların canlarını, cenazesini alevi, sünni, sağcı solcu oluşlarına göre mi değerlendiriyorsunuz? Bizim için bir canın ölümü bütün canların ölümü gibi olmalıdır. Ölenin, haksızlığa uğrayanın etnik, dini veya ideolojik kimliğine göre tepki vermek bir zulme onay vermek demektir. Bu tutum aklın, vicdanın, yıktığı insani değerler üzerine yükselmeye çalışmasıdır. Kimden gelirse gelsin zulmü destekleyemeyiz. Kim olursa olsun mazlumdan, mağdurdan yana oluruz. Medeni yaklaşım, irfanî, vicdanî, insanî yaklaşım bu yönde olmalıdır. Böyle olursa verdiğimiz tepkilerin sahici anlamları olur. Böyle olursa tepkilerimiz ideolojik saptırmalara ve kullanıma elverişli olmaktan çıkar.

 

Biz bütün ölümler karşısında duygulanır, ürpeririz. Bütün ölümler ürpertir bizi. Ve asla hiçbir ölümün siyasi, ideolojik maksatlarla kullanılmasını hoş karşılamayız. Bu olayı kullanarak Gezi’de yarım kalmış bir hesabı tamamlama amacıyla önceden vaziyet alan kişiler, meselâ Cem Boyner gibi kişiler bizleri şaşırtmıştır. Haberleri izliyorum ne yapıp edip insanları sokağa itmeye çalışanların bir kısmının samimi olmadıkları ortada. Samimi olmadıkları yine bir ölüme sebep olmalarından anlaşılıyor. İşte dün olan olaylarda Ok Meydanında Burak Can Karamanoğlu isimli bir evladımız, bir canımız kurşunlanarak öldürüldü. Peki, oldu mu şimdi? Siz ölüme karşı olduğunuz, öldürmeye karşı olduğunuz için mi Burak evladımız katledildi? Berkin’in ölümü iyi olmadı da Burak’ın ölümü iyi mi oldu? Hayır.

 

Hayır. Rahmetlilerin veya ailelerinin inanç dünyaları, düşünceleri, siyasi çizgileri ne olursa olsun onlar bizim evlatlarımızdır. Her bir evladımızla canımıza, ciğerimize ateş düşmüştür. Ruhumuz morarmış, kas katı kesilmiştir. Bir ölümle köpürtülen öfke, başka ölümlerle yok edil(e)mez, daha da köpürtülür. Bu tutum hayata hizmet eder mi? Bu hukukî takip yapmayı kolaylaştırır mı? Bu değer mi? “Ama efendim katiller bulunsun.” Katiller elbette bulunsun ve gereği yapılsın. Ortalığı yakıp yıkınca katiller bulunmuş mu olacak? Taleplerimiz içimizden katiller çıkararak mı haklı olacak ve karşılanacak? Yeter ama. Bunca akıl deliliğe teslim olmamalı. Ölü ve ölüm sevicilik hayatı böyle kuşatmamalı. Ama artık, biz de, yıllarca, hayatlar verip ölüm ve sefalet aldığımız bu pazarda acılarımızı yarıştırmaktan, acılarımızı öfkeyle bilemekten vazgeçelim. Bunca yılın tecrübesinden, hiç olmazsa bu dersi çıkarmalı değil miyiz? Yani, kim olursak olalım, ölümümüz üzerinde bizi birbirimize karşı kışkırtarak hayatımıza kastedenlerin de artık oyununa gelmeyelim. Hayatımız da ölümümüz de bu kadar ucuz, değersiz olmamalı. Türkiye’yi karıştırmak isteyenler için Berkin veya Burak’ın ölümü fazlaca da bir şey ifade etmiyor. Onlar bizim ölümümüze üzülmüyor, seviniyorlar.

 

Hayatı paylaşmak varken niçin ölümleri paylaşalım? Biz hayatı, kardeşliği, dostluğu paylaştığımızda, biz acılarımızda sevinçlerimizde bir ve kardeş olduğumuzda, inanın, onlar sıkıntıdan kahroluyorlar. Ölümümüz onları sevindiriyor, varlığımız onları kahrediyor. Bu millet yeri geldiği zaman ölmeyi de iyi bilir ama düşmanı sevindirmek için ölmeye hazır insanlar da ucuz, basit hatta bayağı hayatların kahramanı olmalıdır.

 

Nice zamandır ilk kez Kılıçdaroğlu’nu takdir ettim. Yarım ağızla da olsa provokasyonlara gelmeme çağrısı yaptı. Sanırım birileri aklı başında bir öğüt fısıldadı kulağına. Şiddeti desteklemenin, şiddetten medet ummanın kendileri için özellikle bu seçim öncesinde çok zararlı sonuçlar doğuracağını söylemiş olmalı. Doğrudur. Şiddet kimseye bir yarar sağlamaz. Size bir artı değer, katma değer kazandırmaz. Yani bu işler üzerinden siyasi hesap yapanlar, kışkırtmalar üzerinden oy devşirmeye çalışanlar, feci şekilde yanıldılar, yanılırlar. Hep öyle oldu. Şiddete teslim olmak, şiddetten medet ummak, siyasetin, siyasetçinin en büyük düşmanıdır.

Başta siyasilerimiz olmak üzere herkes sükûnet ve suhulet ile davranmalıdır.

Bu ölümler karşısında da başta iktidar olmak üzere ne gerekiyorsa yapmalıdır.

Bu yazıyı, tekrar ilk paragrafı okuyarak bitirmeniz anlam(a) çerçevesini tamamlamak açısından önemlidir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 295
Bu Ay : 19382
Toplam : 28640

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom