Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

Adalet Bu mu?

Adalet Bu mu?

 

                Türkiye’de siyasiler değişirdi fakat devlet politikaları aynen devam ederdi. Devleti bir vesayet rejimine çevirip elinde tutan, “derin devlet” denen hep aynı güçtü çünkü. Bu gücün halk ile bir ilişkisi yoktu, halkın değerlerine, iradesine saygısı yoktu. Halk diye bir derdi de yoktu. Gerek gördüğünde bir kaç slogan veya halkı sindirici eylemle gizli de olsa varlığını halka hissettirirdi. Asıl kime hizmet ettiğini bilmek çok zordu fakat bunun halk olmadığı da barizdi. Daha sonra bunu “Ergenekon” olarak öğrendik. Üyeleri olduğu söylenen çok kişi yakalandı. Yaptıkları ve daha yapmayı planladıkları korkunç olaylar anlatıldı. Gömülen silahlar, çuval çuval belgeler ve CD ler ele geçirildi. Böyle bir gücün tasfiye edilmesine, suçlularının cezalandırılmasına inanmak ne güzel bir şeydi. Maalesef bu gün bunlar en ağır suçlusundan en hafif suçlusuna kadar bir bir tahliye edildi.Üstelik her biri çıkar çıkmaz daha cezaevinin kapısında iken birer kahraman gibi konuştu, mücadelelerinin devam ettiğini ve devam edeceğini, tehdit ede ede söyledi. Şahıs olarak her birinin ne suç işlediğini mahkemeler gerekçeli karar ile bildirmedi fakat biraz ilgilenen her vatandaş cismi görünmeyen bu derin devletin, anlatıldığında bile insanın uykusunu kaçıran ne korkunç olaylar işlediğini çok kolay öğrenebilir. Bunların salıverilmesinin sebebi yasaların yetersizliğinden midir, yargıdaki siyasallaşmadan mıdır, suçsuz olduklarından mıdır, yoksa yeni bir projenin devreye sokulmasından mıdır? İlgililer bilir ama ben bilmiyorum. Ümit erdim ki sonuncusu olmasın. Tutuklanmaları,  tahliye edilmeleri yasal olabilir fakat adil olmadığını düşünüyorum.

                28 Şubatçılar diye bilinenlerin rahmetli Erbakan’a ve inançlarının gereğini yaşamaya çalışan müslüman halka ne yaptıklarını ve daha ne tuzaklar hazırladıklarını biliyoruz fakat en iyi başbakan ve yakın çevresi bilir. Bunların da tahliyesi anı şekilde oldu.

                Bunlardan daha ötesi danıştay saldırısını gerçekleştiren saldırganın bu saldırı suçundan salıverilmesi fakat mahkeme salonunda mahkeme heyetine karşı davranışlarından dolayı işlediği suçtan tutukluluğunun devam etmesi. Bu katil derin gücün tetikçiliğini yaparak 2006 yılında Danıştay’ın yargıçlarını odalarında taramış, dördünü yaralamış, Mustafa Yücel Özbilgin'i öldürmüştü. Kaçmaya çalışırken orada polis tarafından yakalanmıştı. Herkesin gözü önünde masası başında çalışan memurlara kuşun yağdırıp öldüreceksin, 8 yıl sonra da salıverileceksin. Özbilgin’in oğlu ne güzel söylemiş: “Bunun söylenecek bir tarafı yok. Vicdanı ile baş başa bırakıyorum. Bugün babam bir daha şehit oldu. Geri kalanına da hiç söyleyecek bir şeyim yok. 2 kere ağırlaştırılmış müebbet hapis, 90 yıl ceza alan, bir kişiyi öldürüp dört kişiyi yaralayan her türlü şeyi yapmış adam da tahliye edildi. Benim de daha diyecek hiçbir şeyim olmaz bundan sonra. Herkes vicdanı ile baş başa kalsın. Bu kararın altına imza atanlar da kalsın. Bir de madalya taksınlar, topla tüfekle karşılasınlar.”

                Ve Zirve Kitabevi Olayı'nın yakalanan failleri de salıverildi. 2007 yılında Malatya’da Zirve Kitabevi'ne girip ikisi Türk biri Alman üç Hıristiyan insanın ellerini ve ayaklarını bağlayıp boğazını keserek öldürdüler. Yine derin güçlere hizmet adına. Olayın faili beş kişi yakalandı.  Şimdi onlar bırakıldı.

                Diğer taraftan kimsenin kılına dokunmamış, kimsenin malına mülküne el uzatmamış 28 Şubat mağduru Zekeriya Şengöz ve Fahri Memur 28 Şubat sürecinden beri içerdeler. Aynı şekilde Nurettin Kayan da yaklaşık dört ay önce yine 28 Şubat mağduru olarak tutuklandı.

                Tahliyeler KCK davasından tutuklu bulunanlar için aynı hızda gerçekleşmiyor.

Şu an gezdiğimiz sokaklarda suçsuz yere insanları boğazlayanlar da geziyor, herkesin gözü önünde kurşun yağdırıp öldüreler de.

Bu zulme uğramış kişilerin geride kalan yakınları ne hissedecekler? Onları siz düşünün ben hiç güzel şeyler hissetmiyorum. Burada Adalet bakanlığı, adalet partisi hükümeti olabilir ama adaletin olmadığını düşünüyorum.

Bu olayları Yargı’nın siyasallaşmasının sonucu, Yargı’nın Cemaat’in tekeline geçmesinin sonucu gibi yorumlarla izah etmeye çalışabilirsiniz. İlgili mahkemeler gerekçeli kararı hazırlamadı, Anayasa Mahkemesi tutukluluk süresinin beş yıldan fazla olamayacağına hükmetti, bu tahliyeler de doğal olarak gerçekleşti. Kim ne yapsın? Kendi kendimize olayı bu yorumlarla izah edebiliriz. Yıllardır gerekçeli kararı hazırlamayan mahkeme üyelerine sorarsanız onlar da kendilerini tatmin edici bir şeyler söyleyebilirler. Fakat bu yorumlar bu sonuçlar için hiç de tatmin edici değildir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği yargı bağımsızdır, doğru. Fakat 12 yıldır yasama ve yürütme de,  Adalet Bakanlığı da AK Parti Hükümeti’nin elindedir. Eğer hükümet zamanında, HSYK yasasını çıkarmada gösterdiği hassasiyetin, adli kolluk yasasını değiştirmede gösterdiği hassasiyetin birazını bu konuda da göstermiş olsaydı acaba sonuç böyle olur muydu? Topu taca atmanın hiçbir anlamı yoktur. Sonuç böyle olmamalıydı.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 220
Bu Ay : 14732
Toplam : 23990

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom