Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Sınır Neresi

Coğrafi sınırlar insanı bağlar mı?
Bir ülkede yaşıyor olmak, o ülkenin sınırlarının olması ve “benim”, yaşadığım sınırlara vatan demem, buranın bir emanet olduğunu, buraya karşı vazifelerimin olduğunu kabullenmem kendime karşı koyduğum bir sınır mıdır?
Elbette bir ülke gerçeği vardır.
Elbette coğrafi sınırlarla belirlenmiş egemenlik alanları vardır.
Elbette dünya, yasasız, kuralsız, sınırsız ilişkiler alanı değildir.
Bunlar bir tarafa…
İnsanın asıl sınırı yüreğindedir. Yüreğinde belirlediği sınırlar insanın asıl ilişkilerini, iletişimini, kardeşliğini, dostluğunu etkiler.
Tarihte bütün ihlallerin temelinde, coğrafi sınırların gerisinde egemenlikler kurmak, tek sınır kabul edildiği ve bu durum mutlak hâkimiyet olarak görüldüğü için insanlık birbirinden uzaklaşmıştır.
Kudüs’ü bir süreliğine alan ama orada ebedi durma hayalleri kuran zihniyet orada meskûn insanları, özellikle Müslümanlar olmak üzere, kılıçtan geçirip katletmişse bunun gerisinde diğer insana kapatılan yürek yatmaktadır.
Kudüs onların olmamış, Selahaddin-i Eyyubi orayı aldığında ise yürek sınırlarını göstererek onlara büyük bir ders vermiştir.
Bizim sınırlarımızın gerisinde insanlık vardır. İnsana hizmet vardır. Ötekine duyulan kin ve bu kin sebebiyle katliam projeleri oluşturmak yoktur.
Tarih zamanla bir seviye oluşturduğundan, fetihlerle belirlenen coğrafi sınırların kalıcı ve yeterli olmadığını insanoğlunun bir bölümü hala görebilmiş değildir.
Ömürleri sürgünlerle geçen ama fırsat bulduklarında, sürgünlerine sebep “ayrıcalıklı kavim oyununu” yeni baştan oynayan İsrail devletinin bugünkü yetkililerinin anlamadıkları budur. Anlayacaklarına dair bir belirti de davranışlarından okunmamaktadır.
Sovyetler Birliği dağılmadan önce dünyanın en geniş coğrafi sınırlarına sahipti. Bu sınırlarla yetinmiyor, sıcak denizlere inme hesapları yapıyordu. Afganistan’ı bu sebeple işgal etmişti.
Şu anda Çin kapalı rejimiyle, dünyanın en geniş coğrafi sınırlarına, en fazla nüfusuna sahip ülkedir. Lakin Çin “yürek sınırları bir” insanlardan oluşmamaktadır.
Çin’i şu ana kadar ayakta tutan kapalı rejimiydi.
Dün nasıl Sovyetlerde “cin şişeden çıktığında” her şey bittiyse, bugün aynı durum Çin için belirginleşmektedir.
Çin ne etnik yapısıyla, ne inanç haritasıyla var olan sınırlarını ve nüfus kütlesini koruyacak durumdadır.
Müslüman unsur ciddi bir yoğunlukta ve bu nüfusun yaşadığı topraklar yeraltı zenginliklerine sahiptir.
Ve Çin kapalı, otoriter rejimiyle dağılması mukadder yapısını koruyamayacağını anlamış olmalıdır.
Yalnız Çin değil “ekonomik imparatorluklar” peşinde olan ve bu imparatorlukların merkez yapısını doğuya kaptırmak istemeyen batı dünyası da bilmektedir.
Uzun bir zamandır, Çin’in mukadder dağılmasını bekleyen batı, özellikle bölgede İslamî unsurların inisiyatifi ele alma ihtimaline karşı, İslâm nüfusunun etki edecekleri bölgelere “Karzai” benzeri liderler hazırlıyor olabilir.
Anlaşıldığı kadarıyla bölge insanının kendi liderini ortaya çıkarmasına batı müsaade etmek istemeyecekir.
Geçmişte Musul meselesinde gerek oradaki Kürt ileri gelenlerini, gerek Ankara hükümetini ekarte eden İngiliz siyasi oyunlarını çok iyi kurgulayabilen batı aynı oyunu Doğu Türkistan meselesinde zaten oynamıştı ve bir kez daha oynayacaktır.
Dolayısıyla Doğu Türkistan meselesi “milliyetçi muhalefetin” ortaya koymak istediği gibi sıradan bir dış politika anlayışıyla çözülemez. İşin içinde geniş ve derin bir kurgu olduğu hesaplanmalıdır.
Doğu Türkistan Sultan Abdulaziz döneminde “halife adına hutbe okutan” bir bölge olarak düşünüldüğünde… Ayrıca ilk Müslüman olan bölgelerden biri olarak ele alındığında… Zaten yapı olarak farklı sınırları ifade ediyor.
Bir diğer nokta bugün Çin Müslüman ülkelerle iş yapan bir atılım içindedir. Afrika’daki Müslüman ülkelere varana kadar çeşitli ülke içlerinde yaptığı işler bulunmaktadır. Ve Çin şu anda bir Müslüman unsura zulüm ile “cürmü meşhud” olarak yakalanmıştır. Bütün bir İslâm dünyasının yalnızca siyasi değil, ekonomik tepkisi Çin’e geri adım attırabilir. Veya İslâm dünyası adına konuşabilecek bir ülke…
Ayrıca şu anki sınırlar ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan sınırlardır.
Bir dönem orada “Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti” kurulmuştur.
Bir kez daha vurgulamak gerekirse “sınır neresi” sorusu önemlidir. “Benim” gönlümdeki sınırlar ile İngiliz emperyalizminin tayin ettiği, dikte ettiği, oynadığı oyunlarla fiili durum oluşturduğu sınırlar bugüne kadar uyuşmadı, bundan sonra da uyuşmaz.

 

 


 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 464
Bu Ay : 5446
Toplam : 5446

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom