Editörün Seçtikleri

Editörün Seçtikleri

editorun-sectikleri

Gelin de küçük dilinizi yutmayın!

Yusuf Kaplan- Yeni Şafak
Gelin de küçük dilinizi yutmayın!

Büyük risk alarak yazıyorum bu yazıyı.

Ülkesini seven, ilkeleriyle yaşayan, hakikatten süt emen ilkelerinin ülkü'lere dönüşmesi ve ülke'sini bulması için nefes alıp veren samimi bir Müslüman olarak yazmak zorundayım.

ÖNÜNE ÇIKAN HERKESİ TAKOZ OLARAK GÖRÜYOR!

Çünkü kılını bile kıpırdatmadan Türkiye'yi kaosun eşiğine sürüklemekten çekinmeyen 'şebeke', sadece Erdoğan Türkiye'sini takoz olarak görmüyor önünde.

İslâm dünyasına küresel sistemin maşası olarak hükmetme sürecinde karşısına çıkan -İslâmî olsun olmasın- bütün oluşumları da takoz olarak görüyor.

Ve bu takozları birer birer aşmak için yapmayacağı hiç bir şey yok!

Net olarak anlaşıldı bu.

28 ŞUBAT GENERALLERİNE, HÜKÜMETİ DÜŞÜRECEKLERİNE DÂİR SÖZ VERİYOR/LAR!

Bu yazıda size bunun küçük bir belgesini sunacağım. Küçük dilinizi yutmanıza yol açacak bir belge bu.

Burada aktaracağım bazı özel ama hayatî bilgiler, samimiyetinden aslâ şüphe etmediğim, yüreği yangın yerine dönen, bu ülke için nice makamları, mevkileri elinin tersiyle itmiş fedakâr ve cefakâr bir kardeşime ait.

Ama önce 'şebeke'nin tüyler ürperten faaliyetlerine dair kısa bir tarihçe...

28 Şubat sürecinde -ve tabiî arefesinde- şebekesinin önde gelen destekçilerini bütün askerî erkâna gönderiyor, askerin yanında olduklarını söyletiyor ve şebekenin bütün medyası ve imkânlarıyla 'süreç'e destek verip Refah-Yol hükümetini düşüreceklerine dâir söz veriyor.

Meseleyi o kadar ciddiye alıyor ki, televizyon kanallarında, Başbakan rahmetli Erbakan aleyhine açık ve net konuşmalar yapıyor.

28 Şubat postmodern darbesinden sonra bu ülkenin kimsesiz Müslüman halkını, karşı karşıya kaldıkları bütün sorunlarda yalnız bırakıyor.

Üniversitelerdeki başörtüsü eylemlerini sabote edecek 'bağlayıcı açıklamalar' (!) yapıyor.

Vesaire vesaire...

'BİR HÜKÜMETİ DÜŞÜREMEYEN BU GAZETEYİ ÇIKARMAYIN DAHA İYİ' (!)

Zaman: 28 Şubat'ın cehennemi andıran o lanetli günleri...

Yer: İstanbul'un bir ilçesinde bir 'bina'. (Deşifre edilmemesi için sadece bu kadarını yazıyorum).

'Şebeke'nin üst düzey yöneticileriyle bir toplantı var, binanın en tepesinde.

'Vatandaş', hışımla giriyor içeriye ve eline şebekesinin yarı resmî el-Ahram'ı gibi yayın yapan gazetesini alarak salondakilere aynen şöyle çıkışıyor:

'Bir hükümeti düşüremeyen bu gazeteyi çıkarmayın daha iyi! Medya gücümüz bu mu?' diye bağırıp çağırıyor...

 'Bu ifadelerin doğruluğu o günlerde basılan Zaman gazetesinin başlıklarına ve yazarların yazısına bakılarak da gayet açık bir şekilde anlaşılabilir. Nitekim hükümetin (Erbakan'ın) istifasından sonraki atılan ilk başlık 'HAYIRLI OLSUN' idi... O günlere tekrar bakmakta fayda var. Çünkü bugünü daha doğru anlamamız biraz da buna bağlı...

KENDİSİ HAKİKAT, BAŞKALARI CEHENNEM!

Düşürülemediğinden şikâyet edilen hükümet, Refah-Yol hükümeti.

Aynı senaryo bugün de Erdoğan hükümetine karşı tezgâhlanıyor, son derece ayartıcı bir operasyonla ve ahlâksızca bir zamanlamayla...

İyi de neden?

Bunun nedenini yazının başında söyledim. Ama şu kadarını tekrar tekrar ve altını çizerek ilâve edeyim: Kendisini yegâne hakikat olarak görüyor. Hakikatin tek temsilcisi olarak görüyor.

Adeta Jean-Paul Sartre'a taş çıkartırcasına, 'başkaları cehennemdir' diyor ve kendi hakikatine boyun eğmeyen herkesi ve her oluşumu tepelemeyi yegâne görevi olarak biliyor!

UYARILARIMIZ DİKKATE ALINMADI

Bazı samimi, duyarlı okuyucular, ilk bakışta, haklı gibi görünen gerekçelerle ve iyi niyetle, bana, 'neden gerilimin yatışmasına dönük yazılar yazmıyor, her iki tarafa da gerekli ve hakkaniyetli uyarılar yapmıyorsunuz?' diye soruyorlar.

Bu soru, 17 Aralık operasyonundan önce sorulsaydı, bir anlamı olabilirdi ve doğru bir soru olarak kabul edilebilirdi.

Kaldı ki, bendeniz, 17 Aralık operasyonundan önce, sürekli itidal çağrıları, istişare çağrıları ve sulh çağrıları yaptım; en akl-ı selim yazıları bendeniz yazdım. Buna bütün okuyucular olarak şahitsiniz.

İki tarafa da yaptım bu tür çağrıları. Salih Tuna, Sibel Eraslan gibi yazar arkadaşlar da bu minvalde pek çok yazı yazdı.

Başlangıçta, hükümet, bu çağrılarımızı dikkate aldı. Ve son derece suhuletle gitti meselenin üzerine.

Ama beklenmedik bir şekilde, 17 Aralık operasyonuyla birlikte arkadan hançeri yiyince, 'neye uğradığını şaşırdı' ve halkın iradesiyle seçilmiş meşrû bir hükümete karşı gerçekleştirilen bu operasyona karşı zarûrî önlemler almak zorunda kaldı.

ASIL DUYARLI TAVIR

Asıl doğru soru şu burada: 'Şebeke', devlet içindeki üyeleri 'tasfiye edildiği' için mi; yoksa Türkiye'de 'ipler'i ele geçirmeyi amaçlayan 'örgütlenmesine' darbe vurulduğu ve küresel hayallerinin önü kesildiği için mi hükümete karşı ölesiye 'savaş' veriyor?

Asıl sorulması ve üzerinde kafa yorulması gereken yakıcı soru bu.

Masum insanlara aslâ zarar verilmeden, masum kitleler kesinlikle rencide edilmeden, bu belâ defedilmediği sürece, bu ülkenin huzur yüzü görmesi zor görünüyor.

Sadece Türkiye'nin değil, İslâm'ın geleceğinin ipotek altına alınması gibi son derece tehlikeli küresel bir saldırı var karşımızda.

Asıl duyarlılık, 'hakikati tekeline alan ve başkalarını cehennem olarak gören' bu küresel saldırı karşısında net tavır almak ve deşifre etmektir. Nokta.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 539
Bu Ay : 14273
Toplam : 23531

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom