Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

OPERASYON YAPANLARINI VURUYOR!

OPERASYON YAPANLARINI VURUYOR!

 

Türkiye, doğu ile batı, kuzeyle güney arasında, daha da önemlisi üç kıtanın birbirine bağlandığı noktada olmasıyla stratejik önemde; sırf bu konumunun mecburiyete dönüştürdüğü gerçeklikle dinamik, dinamik olduğu için çok değişken bir ülke. Her şey her an değişiyor. Dengeler, düzlemler, dayanaklar değişiyor ve siz değişimi kavramakta sadece yetersiz değil aciz de kalabiliyorsunuz. Olaylar, olayların seyir hızı, tarzı herkesi şaşırtıyor, hayret içinde bırakıyor. Dün çok iyi bildiğimiz bugün çok kötü, çok güzel olan çok çirkin olabiliyor. Son zamanlarda “vay be” diyerek şaşakaldığımız ne çok gelişme oldu. Vay be demek bu işlerin arkasında bu güçler varmış. Vay be demek bunlar şunlarla bağlantılıymış. Vay be ne kadar da iyi insanlardı. Vay be her şeyi düşünürdüm ama bunların bunu yapacağını aklıma getirmezdim. Olup bitenler, derinliksiz, sığ bir akılla çözülecek basitlikte değildir. Değişim yıllar yılı sistemden kaynaklanan arızaların, kısa zamanda giderilmek istenmesinden ve kısa zamanda giderilememesinden kaynaklanıyor. Bizi kendi halimize bırakmak istemeyen güç odakları da Türkiye’nin hızı karşısında paniklemişe benziyorlar. Yaptıkları hamleler, kendilerine tuzak oldu, oluyor. Olup bitenlere bu çerçeveden baktığımızda gördüğümüz fotoğrafın analizini daha köklü daha tutarlı yapılabilir.

 

Yargı imkânları kullanılarak yapılan ve öncelikli hedefi hükümet olan operasyon birçok amacı gerçekleştirmeyi planlıyordu. Başbakanı ve hükümeti istifaya zorlamak, tutuklamak veya tutuklanmasının zeminini, gerekçelerini hazırlamak. Başta CHP olmak üzere özellikle Ak Parti dışındaki partilere iktidar yolunu açmak. Olası iktidarla gücü ve kuvvetlerin yönetimini paylaşmak. Türkiye’nin kaynaklarına hâkim olmak, yatırımlarını durdurmak. Bunların hiç biri olamıyorsa bir kaos ortamı oluşturmak. Dışarıda itibarını sarsıp; hükümeti, terörü, özellikle sözüm ona İslami terörü destekliyormuş gibi göstererek, yasak listesine, yani Türkiye’yi terörü destekleyen ülkeler listesine almak, İsrail’in önünü açmak. Bizi, Suriye’deki diktatör Esed’e ve Mısır’daki darbeci Sisi’ye destek olacak bir politikaya mecbur etmek gibi birçok amaçları vardı. Bunlar da olmazsa içeriden çıkarılacak bir huzursuzluk ve çekişme ortamı ile ülkeye kan kaybettirmek, çıkan hengamede kendi dizaynlarını gerçekleştirmek istediler.

 

Bu planlar Oslo görüşmelerinin sızdırılmasından başlayıp Hakan Fidan’ın sorgulanmak istenmesine kadar süren olaylarda da, Gezi olaylarında da uygulamaya konuldu. O planlar sahnelenirken önümüzdeki seçimler ile Mısır ve Suriye başta olmak üzere çevremizdeki bunalımlar ince ayrıntılarına kadar hesap edildi. Bölgede egemen olmak isteyen neo-con merkezler, bir türlü Türkiye’nin duruşunu bozamadılar. Bütün çabalarına rağmen ne Türkiye yalnızlaştırılabiliyor, ne de Türkiye’nin kardeş coğrafyalara destek ve ilgisinde bir azalma, bir gevşeme gözleniyordu. Türkiye’nin söylemleri etrafında ümmetin yakın birliğini sağlayan gönül iklimi, tüm kalplere sirayet eden samimi sıcaklığıyla yayılmaya devam ediyordu. İşin tuhafı, bütün olumsuzluklara rağmen tepetakla olması gereken ekonomimiz dimdik ayaktaydı ve Türkiye yakaladığı gelişme hızı ve oranıyla dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldı. Türkiye, Asya’dan, Avrupa’dan Afrika’nın en uzak kıyılarına kadar başlayıp süren yeni derlenme, toparlanmanın öncüsü olarak biliniyordu. Bu nasıl oluyordu, bu niye böyleydi anlaşılamıyordu. Bu gidiş durdurulamaz engellenemezse, yarın yitirdiklerini tekrar kazanmada gecikmiş olabilirlerdi. Bir anlamda bütün derin stratejistler bocalıyordu. Hiçbir hesapları tutmamıştı, tutmuyordu ve Allah’ın izniyle de tutmayacaktı. Bu millet okuyan ve okunmuş bir millettir.

 

Bu millet sağlarından çok rahmetlileriyle ve özellikle şehitleriyle yaşayan bir millettir. Bize yönelen dualar, manevi bağlanışların varlığımıza kattığı azim ve rahmet diri heyecanlarımızın anlaşılmaz kaynakları olmaya devam edecektir. İşte milli iradeye kararlılık, kefenini boynuna alarak çalıştığını bildiğimiz Sayın Başbakanımıza bitmez tükenmez enerji veren, bu maneviyattır. Belki biz millet olarak tek başımıza kalabiliriz ama asla yalnız kalmayız. Biz Allah’a inanıyoruz ve Rabbimizle birlikteyiz. Rabbimiz de bizimle birliktedir. Hak ve hayır yolunda olduğumuz müddetçe de Rabbimiz bizimle birlikte olacaktır. Onun yardımı ne büyük yardımdır. Onun yardımı nice yoksullukları, yalnızlıkları, zayıflıkları geride bırakır. Onun hesapları bütün hesapları bozar, allak bullak eder. Biz böyle inanıyoruz. Türkiye böyle inanıyor. Bu inanç, sakin ve sürekli heyecanı, iyi niyeti, kendinden geçercesine bir özveriyi kaçınılmaz kılmaktadır. O nedenle Türkiye üzerinde oynanan oyun, son perdesinde de zalim ve münafıkları memnun edemeyecek, heveslerini kursaklarında bırakacaktır. Türkiye oyuna gelmeyecek bilakis oyunu bozacaktır. Oyunu bozmanın en kesin araçlarından biri oyla olacaktır. İnsanımıza “Oyun büyük, öyleyse oy’un büyük” demeliyiz. Son tahlilde, insanımız da oy’unun büyüklüğünün farkında olarak, büyük oyunu, oyu ile bozacaktır.

 

Milli irade olmadık, umulmadık yerden bir darbe mi yedi? Hükümet kendisini iktidardan indirmeyi hedefleyen bir operasyondan habersiz miydi? Ben bu düşüncede değilim. Epey süredir cemaat üzerinden örgütlenen yargı ve polis cuntasının çok iyi izlendiğini düşünüyorum. Özellikle Oslo sürecinden bu yana bir anlamda herkesçe malum olan yapı, tüm unsurları ile adım adım izleniyor, aldıkları nefesten bile haberdar olunuyordur. Çoğu zaman paralel yapı diye tarif edilen bu örgütlenme, kendisini zaten açık ediyordu. Senin benim bilip tahmin ettiğimiz yapıyı devletin bilmemesi bana biraz inandırıcı gelmiyor. Bilmiyor gözükmek devletin işine daha bir gelir kimi durumlarda. Bir karşı operasyon için her şey inceden inceye hesap edilir. Sonuçta, karşı taraf ne kadar patavatsız hareket etse de Türkiye demokratik bir ülkedir ve orada her şey kurallara bağlıdır. Hükümeti en şeytansı kuralsızlıklarla hedef alanlar, iktidar ve meclisi yapacakları kimi düzenlemeler hakkında kurallarla eleştirmeye çalışıyorlar.

 

Bugünkü olaylar hem bu yazının çerçevesini değişirdi, hem de şu satırlarda okuduklarınız kadarıyla sizlerle paylaştığım kimi kanaatlerin sağlamasını yapma imkânı buldum. Bu sabah Fethullah Gülen’in ses bandı yayınlandı. Orada bir hocada çok neredeyse Der Spiegel’i haklı çıkaracak cinsten demeyelim ama neredeyse bir holding, çok tuhaf işleri, bağlantıları olan bir holdingin yöneticisini dinliyorduk. Kasette bankalar var, iş adamları, petrol ihaleleri, ananas için teşekkürler, Mustafa Koç ve daha neler neler… Ardından adeta misilleme yapılır gibi Van’dan kalkıp gelen bir savcı ve birkaç polis, yine kimseye bilgi vermeden, yine kanun, kural, hiyerarşi dinlemeden IHH’nın Kilis’teki merkezine baskın ve arama yapıyorlar. Mazlum Filistin, Mısır ve Suriye halkına yardımcı olan İHH. İnsan bütün bu yapılanları anlamakta güçlük mü çekiyor? Hayır, her şey hiçbir yanlış anlamaya imkân bırakmayacak ölçüde ortada. Siyonist zulmüne karşı oluşu ve İslâmi hassasiyeti ile bilinen bu yardım kuruluşumuza düzenlenen bu ikinci operasyon, perde gerisinde dış odakları memnun etmeyi amaçlamıyorsa neyi amaçladığı sorulmaktadır. Cemaat adına yapıldığı söylenen operasyon iyi niyetten yoksundur, şık olmamıştır. Operasyonları kendilerini vurmaya başlamıştır. İnsanımız cemaatin bu işlerle doğrudan bağına bir türlü anlam verememektedir. Bu yapı cemaati kullanıyor. Bu anlaşıldı. Cemaatin veya oradaki değerli dost ve kardeşlerimizin bütün bu olup bitenleri zaten görüyor olduklarını biliyoruz.

 

Bu örgütlü yapıya operasyon yapılması artık kaçınılmaz bir mecburiyete dönüştü. Hiçbir devlet, hiçbir bünye kendi içinde ve kendi irade ve inisiyatifine karşı bir yapıyı daha fazla muhafaza edemez. Müsamaha sınırlarının geçilmiştir. Şimdiye kadar cemaatten, paralel devletten, onların medyası, yazarları ve gazeteleri başta olmak üzere çeşitli kanatlarından kimi hamleleri gördük. Bir taraf hep pasif ve sessiz gibi kaldı: Devlet ve İktidar! Birçokları bu suskunluğa anlam veremiyor olabilir. Ancak son analizde şu söylenebilir: Olaylar devletin bilgisi ve kontrolü dâhilinde gelişiyor. En sıra dışı sandığınız operasyonlardan bile devletin haberi var. Ancak ilişkiler ağını çok daha net çözmek için hiç acele etmiyor. Sonra bu yapının sanılanın tersine fazla da yaratacakları bir tehlike yok. Bir de işin ilginç tarafı, zaten cemaat ve onun paralelindeki gizli yapılanma hamle yaptıkça batıyor. Aslında bir an önce devletin şuursuzca harekete geçmesi bekleniyordu. Devletin sakin ve serinkanlılığı tasarlanan kimi kaotik gelişmelerin de önünü aldı. Cemaat blok blok çözülmeye, dağılmaya çoktan başladı. Başbakan fazla da bir müdahaleye gerek duymayabilir. Ama bir ameliyatın olacağı da artık kesin. Bünyede kanser virüsü bulaşmış hücreler ve dokular kesilip atılacak. Siz siz olun bu hücreleri bünyenize sokmayın.

Siz siz olun bu hücrelere girmeyin.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 67
Bu Ay : 18457
Toplam : 27715

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom