Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

CEMAATİN ÇIKARI İÇİN DEVLETİ Mİ ÇÖKERTELİM?

CEMAATİN ÇIKARI İÇİN DEVLETİ Mİ ÇÖKERTELİM?

Cemaatten arkadaşlarımız var.

Onlar bizim kardeşlerimiz.

Kusurları var mı? Var. Kimin yok ki.

Ama çoğu zaman o kusurları görmezsiniz; görmemelisiniz.

Varsa eksik ve kusur, zaman içinde telafi edilir, giderilir.

Bilmeyen öğrenir. Görmeyen görür.

Kendi payıma ben, hep böyle yaklaştım.

Ancak genelde cemaat yapıları, özelde Gülen cemaatindeki arkadaşların çoğunda öyle tuhaf bazı huylar oluşuyor ki anlamak mümkün değil: Çocuksu heveslerle bir şekilde cemaate katılıyorsunuz. Daha doğrusu dershanelerde, evlerde veya başka sohbet ortamlarında size kanca takılıyor. (Bir dost, bir arkadaş, Müslüman olarak yaklaşılmıyor, evet kanca takılıyor ve üzerinizde hesaplar yapılmaya, programlar uygulanmaya başlanıyor) Müslümanlığınız, inanmışlığınız pek önemli olmuyor. Bir hiyerarşiye girmeniz, o hiyerarşide önce şakirt olarak konumunuzu, rütbenizi benimsemeniz, aşkla, coşkuyla bünyeye katılmanız gerekir. Sonra ağabeylerinizden, imamlarınızdan, cemaate ait medyadan size yansıtılan söylemlere sıkı sıkıya sahip çıkmanız, savunmanız gerekir. Bundan sonra?

Sonra bir tuhaf mekanizma işliyor. Bu nasıl işliyor, kim işletiyor orası hem malum hem meçhul. Ortaya kendisinden başkasını görmeyen, kendinden başkasına inanmayan, güvenmeyen bir tip çıkıyor. Kurulmuş, doldurulmuş, kodlanmış, havalandırılmış, uçurulmuş bir tip. Hiçbir şey bilmeden her şeyi bildiğini sanan bir toy, bir tuhaf kişi. Bu kişi kendini dev aynasında başkasını bir hiç sanıyor. Kendisini önemeyip başkasını küçümsüyor. Kendi cemaati haklı ve doğru, başkası haksız ve yanlış. Ağızlarda ne olduğu, ne anlama geldiği, ucunun nerelere, kimlere uzandığı belli olmayan bir hizmet lakırdısıdır gidiyor. Hizmette hizmet. Bu söz hiçbir şey bilmeyen toy şakirtler için büyülü, efsunlu, tılsımlı bir kelime. Hizmet. Bunlar da hizmet erleri. Neyse bu sarmal içinde akıllar, ruhlar efsunlanıyor. Adeta düğümleniyor, bağlanıyor. Kendilerini dünyanın efendisi, seçilmişi sanıyorlar. Ne güzel gidip birilerine boyun büktün teslim oldun muydu hele bir de koynuna cevşen sokuşturdun muydu oldun dünyanın en ileri, en tartışmasız adamı. O nedenle başkalarına kalplerini kafalarını kapatırlar. Çünkü başkalarından alınabilecek ne değer olabilir ki? Kim bir değer bulmak istiyorsa cemaate dâhil olmalıdır. Basit çıkarımlarına sizden destek ve övgü beklerler.

Dahası sizler onları desteklemeli, her şeylerinizi onların varlığı için seferber etmelisiniz. Neden? Çünkü onlar nurla yunmuş yıkanmış adamlardır. En doğru onlardır. En iyi onlardır. Bu iyiye, bu doğruya yardım etmeyecek, destek olmayacaksınız da ne yapacaksınız? Bu tutum onları başkalarının imkânını kullanan, amaçları için en kirli en bulanık odaklarla ilişkiye sokacak bir hale soktu. Sizin yardım ve müsamahanızla geldikleri yerde önce sizi dinlemezler. Bu nedir? Bu nedir biliyor musunuz? Bu hainliktir. Bu yemek yediği kaba pislemektir. Sanki onlara hizmet etme mecburiyetiniz varmış gibi bir de size gönül korlar. Gönül koymak şurada dursun altınızı oyarlar. İşte böyle tuhaf bir ruh hali onların benliklerini istila eder, ediyor. Bu hoş değil. Bu huy Müslümanlıkla, imanla, İslâmla telif edilecek bir durum değil. Bu kendini akıllı başkasını aptal sayma hafif meşrepliği insan kişiliğini güzelleştirmez, bilesiniz. Artık bu şımarıklığa son vermek gerekir. Herkese sorumluluk düşüyor. Başta cemaatten arkadaşlar kendilerini sığaya çekmeli, kritik etmeliler. Bakın ağabeyleriniz, imamlarınız sizleri kullanarak, sizlere dayanarak millete açılan savaşta sizleri piyon olarak kullanıyor. Bunları görün. Bunların niyetleri iyi değil.

Bakınız şimdiye kadar bu millet sizleri büyüttü, besledi. Sizleri kayıtsız koşulsuz sahiplendi. Yalan mı? Para dediler para verildi. Çocuklarını istediler, çocuklarını verdi. Başka ne versin, neyini versin? Sonra bürokraside mevki makam istediniz. Hepsi verildi. Polis oldunuz, savcı edildiniz, hâkim yapıldınız. İş adamlarınız desteklendi. Özellikle Ak Parti iktidarları zamanında hiçbir sınırlama olmaksızın desteklendiniz. Devlet imkânları sizlere cömertçe verildi. Ama cemaat, ama cemaati kullanan örgüt ne yaptı? Brütüs olarak Sezar’ı arkadan bıçaklamayı seçti. Kendisine yardımcı olanlara karşı, kirli ittifaklara girerek savaş açtı. Sizden her şey beklerdik de dostlar bu hareketi beklemezdik. Kendisine yardım eden eli kırmaya çalışmak insana yakışır mı? Söyleyin bakalım bu yaptığınızın adı nedir? Ben hainlik diye biliyorum. Bu hainliği ancak gözü köreltilmiş, kalbi koşullanmış, kafası şartlandırılmış bir kişi yapar. Acaba terör örgütlerinin militanlarının da kişilik durumu, kişilik özellikleri bundan farklı mıdır? Hani sizler memleketi seviyordunuz? Genelleme yapmış olmaktan Allah’a sığınırım. Memleket sevginizden zerre kadar kuşkum yok. Ama dostlar bizim lafımız zaten dükkânımızda, evimizde, işimizde birlikte yaşadığımız cemaat mensuplarına değil. Bilakis mümin kardeşliğine dayanarak o kardeşlerimize, içinize sızmış ve sizleri de kullanan, kullanmak isteyen bu pisliği temizleyin diyoruz. Kendinizi bu pislikte ayırın. Şüpheli, şaibeli bir yapı sizleri kamuoyu oluşturmada kullanıyor. Artık buna dur demeli, Artık bu oyunda safımızı, çizgimizi belli etmeliyiz.

 

Bu günler açık seçik bir dille safımızı belli edeceğimiz Furkan günleridir. Yani her şeyin fark edildiği, kendi farkımızı ortaya koyduğumuz günler. Bizim safımız bu zor zamanlarda millet ve ülke varlığımızın yanında olmaktır. Ak Parti iktidarını hedefleyen komploların karşısındayız. Bugün iktidarı desteklemek bütün parti ve gündelik siyasi hesapları aşan milli bir duruşun gereğidir. Hepimizin şu ya da bu şekilde bir cemaat veya bir cemaatle ilişkisi vardır. Bu günler cemaat hesapları yapılacak günler değildir. Hele millet ve cemaat çıkarları çakışıyorsa gerçekten ayrışma ve uyanma günüdür. Belki bizleri bu zamanlara erdirdiği için Allah’a şükretmemiz bile gerekir diye düşünüyorum.

 

Artık bu iş rayından çıktı. Cemaat cemaat olmaktan çıktı. İşte açık açık söylüyorum. Farklı fıkhî açılım veya görüş içinde olabilirsiniz. Çalışma tarzınız, konularınız, ibadet ritüelleriniz, yoğunlaştığınız konular, içtihadınız, tarikatınız farklı olabilir. Ama bir cemaat milli İstihbaratla uğraşma, açılımı engelleme girişimleri, İsrail’le ilişkiler, memlekete çağ atlatacak yatırımları durdurmayı amaçladığı aşikâr olan komplolar, para, bankacılık, Filistin ve Suriye’ye yardım hareketlerini engelleme gibi iyi niyetle anlam veremeyeceğimiz faaliyetler içinde oluyorsa artık orada cemaat falan kalmamıştır. Ortada millet varlığına kasteden, bizleri çökertmek isteyen bir örgüt vardır ve bu örgüt kendi varlığı için iyi niyetli dostlarımızın iyi niyetini kullanmaktadır. Biz millet olarak bu oyuna gelmeyeceğiz. Son anketler bunu gösteriyor; bu yönde yüksek bir bilincin geliştiğini gösteriyor. Bu operasyonun amaçları arasında Ak Partiyi iktidardan uzaklaştırmak ve cemaatle CHP’yi bütünleştirmek var; bu açık gizli bir sır değil. Cemaat potansiyelini kullanan örgüt zaten böyle düşünüyor. Genar’ın 13 Ocak pazartesi açıkladığı, 30 ilde 3181 kişiyle yaptığı ankette “Gülen cemaati ile CHP bir ittifak içinde olursa siz bu ittifaka oy verir misiniz?" diye soruldu. Katılımcıların Yüzde 94.3'ü "Hayır" dedi. Aynı soruya sadece CHP seçmenlerinin yüzde 74.4'ü yine "Hayır" dedi. Yani anlayacağınız cemaat camii ile kilise arasına sıkışıp kaldı. Artık ne oraya yaranabiliyor, ne buraya. Şu işe bakın. Emir aldıkları odakların amaçlarını sorgulamadan devleti çökerteceklerdi. İşte böyle, hem de hiçbir ekstra müdahaleye gerek kalmadan çöküp gidiyorlar. Milletin diline düşmek, gönlünden düşmek böyle hazin sonuçları olan hezimettir işte. Betona pike yapmayın dostlar. Aynı anketin sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 48.9'u, 2015'te de iktidarda AK Parti'nin olması gerektiği görüşünde. CHP 25.3 ile ikinci görünürken, koalisyon olur diyenlerin oranı 22.4. Yani millet oynanan oyunu çok net görüyor ve bu oyuna gelenleri müthiş cezalandıracağa benziyor. Hadi şimdi gidip CHP’yi destekleyin.

Dün bir dostumu ziyarete gittim. Hizmetten bir arkadaşımı. Bu yazılarımda okuduğunuz çerçevede onunla konuştum. “İyi ama” dedi “iktidarın hiç mi hatası yok.” Olmaz olur mu. Herkesin hatası olduğunu baştan söyledim. Ama iktidarın alternatifi cemaat değil ki. Bir siyasi oluşum olarak iktidarın alanı ve amacı başka, cemaatin alanı ve amacı başka. İşte cemaat bu alanın ve amacın sınırlarını iyi koruyamadığı için bugün sıkıntı içinde. Benzer sıkıntıyı iktidarın da yaşadığını söylemeliyim. Mesafeyi ayarlamaksızın bu kadar beslersen işte böyle gözünü oymaya çalışır. İktidarın da hatası bu. Cemaate bu hatayı yaptırmayacaktı. Evet, iktidarın hatası elbette vardır ve bunun telafisi demokrasilerde çok kolaydır. Seçimlerde tercihinizi başka partilerden yana yapar ve iktidarı değiştirirsiniz. Peki ya cemaatte böyle bir hakkınız var mı? Mesela baştan, en tepeden başlayarak Fethullah hocayı değiştirme veya seçme imkânınız var mı? Bırakınız en tepeyi, şakirdin abisini seçme veya sorgulama imkânı var mı? Acaba sivil komutanlarınızın izni dışında bir kitap veya gazete okuma seçeneğiniz var mı? Oysa demokrasilerde millet isterse veya istemezse iktidarı bile değiştirir. Ama siz bazı şeyleri değiştiremezsiniz. Değiştirdiğiniz zaman kendinizi ve gerçekleri dağa doğru daha geniş anlamanızı önleyen engelleri aşıyorsunuz demektir.

Değilse sohbet boyunca dostumun ima etmeye çalıştığı gibi kendinizi değiştirilemez gördüğünüz için iktidarı mı değiştirelim? Cemaat değil elbette iktidar değişmeli diyecek kadar kendini çok akıllı ve tartışmasız görenlere siz de denk geldiniz mi?

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 313
Bu Ay : 15743
Toplam : 25001

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom