Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

HİZMET KİMLERE HİZMETÇİ?

HİZMET KİMLERE HİZMETÇİ?

 

Sayın pek muhterem hoca efendi hazretleri..

Bu tazim, bu hürmet açık bir kutsama sayılacak bir takdim veya hitap olmadı mı?

Olmaz olur mu?

Biz böyle andığımızda bilmeyen bir peygamberi konu ettiğimizi; bir ulu, bir kutsal kişiden bahsettiğimizi sanır.

Bu algının oluşmasında sorun olmayabilir. Ancak.. Ancak dostlar bu algıya inançla kilitlenecek tarzda saplantı pek hayra alamet değil.

 

Gevezeliğime verin: Bir gün bir dost meclisinde “Fethullah hoca..” diye başlar başlamaz oradan biri hemen müdahale etti. “Hoca efendi senin asker arkadaşın mı?” diye sormaz mı? Uzatmayayım o zat- ı muhteremi anarken terbiye sınırlarını aşmamalı, ismini saygı ile söylemeliymişim. “Fethullah hoca” demek saygısızlıkmış. Sonrası önemli değil. Ama o arkadaşa “Siz istediğiniz insanı istediğiniz gibi anabilirsiniz. Keşke aynı hassasiyeti başta peygamber anılırken sonra diğer bütün sahabe ve âlimler mesela Said-i Nursi anılırken de gösterseniz” diyebildim.

                                         

Birini ölçüsüz yüceltmeniz aşk değilse ruhsal bir hastalığa işaret edebilir. Yüceltmeye ve övgüye en fazla layık olan Mevlâ’dır. Resulullah bile kendisinin ölçüsüz yüceltilmesine şiddetle karşı çıkıyordu. Bunun sebeplerinden biri, sınırı gözetilemeyen sevginin insan ruhunu aşırı uçlarda köreltmesini istememek olmalıdır. Başka bir ifadeyle Allah ve Resulü bizim açık kalple, açık görüş ve dimağla, açık akılla sevmemizi istiyor. Değilse şirke, zulme sapmak işten bile değildir. Kimi sevgiler ruhu köreltir, varlığınızı yok eder. İnsan sapmaya çok müsaittir. Hatta insan ruhu kendini böyle basit sapınçlara teslimiyetten zevk bile alabilir. Niçin zevk alır? Bunun bin açıklamasından biri ‘basitlik ve kolaylık’ olmalıdır. Basit bir yöntem ve kolay bir yoldan mutlu olmak, doğru olmak, herkesten iyi, değerli, seçilmiş olmak hangi gelişmemiş kişiliğin işine gelmez? Keşke kurtulmak, kurtarmak, erdemli olmak bu kadar rahat olsaydı.

 

“Hoca efendiyi böyle anamazsın” diyen arkadaş, ogün bugün bazı şeyleri düşünerek çözümleme yapmama sebep oldu. Bundan dolayı ona teşekkür bile etmeliyim. Hatta hazır hatırlamışken bu yazıyı alıp ona da götürmeli ve dobra dobra bazı meseleleri konuşmalıyım: Ona, hoca efendi hazretlerine olan sevgisinin hiç olmazsa yarısı kadarını bu memleket ve millete yöneltmesini söylemeliyim meselâ. Bir ülkeyi hocan için bırakmak yerine, artık hocanı ülken ve milletin için bırakmalısın demeliyim. Hem bu mümin oluşumuzun bir gereği değil mi? Sizin gibi bir beşeri hâşâ bir ilaha tazim, hürmet ve bağlılık gibi yüceltirseniz bunun adı şirktir, zulümdür. Hem ona hem kendinize zulmedersiniz. Bunun adı bağlılık değildir, doğrudan doğruya inanmaktır. İşte çalıştığım dairede müdürüm, bölge müdürüm var. Ben onlara bağlıyım. Ama mesleki veya kültürel hatta güncel kimi konularda rahat rahat tartışıyoruz. Bağlılıkta her şeyinle bir teslimiyet söz konusu değildir. Hem bir insanın diğerine teslimiyeti ne kadar onur kırıcı bir durum. Öyle değil mi? O nedenle cemaatten kimi arkadaşlardan istenen hoca efendiye bağlılık değil; muhterem hoca efendi hazretlerine inanmaktır. Değilse o fakir nasıl böylesine kutsanır?

 

Adam göz göre göre kâfir Siyonistlere boyun bükmemizi istiyor, göz göre göre içerden ve dışarıdan kirli, bulanık ittifaklarla devlete (Paralel Devletle) savaş açtı, altında bir hikmet aranıyor. Emperyalist saldırılara karşı direnen Müslümanların karşısında oluyor, hatta onlara yaptığımız yardımı mesela İHH yardımını engellemeye ve bunun üzerinden Türkiye’ye kurulan kumpasa ortak oluyor, kimsenin vicdanında bir titreme yok. Dostlar bu ne iştir? Bu nasıl bir hizmet ve hizmetçiliktir? Hizmet kimin amacına hizmet ediyor, kimin hizmetçisi? Sorduğun zaman da kötü oluyorsun. Onlar artık ortalığa dökülüp saçılan belge ve bilgilerle CIA ile MOSSAD ile Türkiye’ye karşı bir komplo kurarlarken, böyle bir tezgâhın parçası olurken iyi oluyorlar, siz ‘niçin?’ diye sorduğunuzda kötü oluyorsunuz? Yahu dostlar, arkadaşlar bu işte muazzam, acayip bir terslik var: Kendinize gelin.

 

Önceki yazımda “Eğer uçurumun ne kadar kenarında olduğumuzu çok öğrenmek istiyorsanız şöyle ucundan bir bilgi paylaşayım isterseniz.” demiştim. Gördüklerimiz, bildiklerimiz karşısında dehşete düşüyoruz. Paylaşmak istediklerimden biri Hizmetin İsrail merkezli Yahudi ve Siyonist lobi ve vakıflara yaptıkları milyonlarca dolar yardımla ilgili belgelerdi. Bunlar medyada yayınlandı. Artık herkes biliyor. Yalanlayamadılar da. Yalanı artık meslek edinmeye başlayan Zaman ve Todays Zaman yalanlayamadı. Başkaları da var. Doğrudan CIA ve MOSSAD ile iş tutulduğuna dair hiçbir yoruma yer bırakmayacak tarzda notlar, mektuplar vs. Yani bu şeytan şebekeleri cemaat üzerinden ve onların saf tabanını dolgu malzemesi olarak kullanarak Türkiye’ye saldırıyorlar. İşin özü bu. O saldırıyı yapanlar hangi sütre gerisine saklanırlarsa saklansınlar yakında dişleri, tırnakları sökülecek. Ama bizim bütün davamız buradaki kardeşlerimizi uyandırmak. Muazzam bir uyanış yok değil. Bu millete yakışan da hangi kisve ve görünümle olursa olsun ülke ve millet varlığımıza dönük saldırılar karşısında birleşmekti, birleşmektir. Bu birleşme olmaktadır, merak etmeyin ve sevinin. Ancak kimi kardeşlerimiz öylesine kapılmış, öylesine kilitlenmiş ki; onlarınki artık bağlılık değil doğrudan doğruya bir inanca, bir kör inanca dönüşmüş. İşte bu inanç onları büyütmez, küçültür. Bu kör inanç onları hiçleştirir, anlamsızlaştırır, dahası hainler safına iter. Bu memleketin insanı ne olursa olsun ama asla hain olmasın. Hainlik insanın kişiliğini silen bir kötü lekedir. Kişiliği lekeli, çamurlu olanlar ancak hain olabilirler.

 

Bu inanç muhterem hoca efendi hazretlerinizi de büyütmez. Zaten onu böyle büyütmenin psikolojik tabanı insanın kendisini küçük görmesidir. O kendini küçük görenler nezdinde büyük olabilir. Ancak ben kendimi asla küçük görmem. Ve hiç kimseyi Allah’ı, resulünü yücelttiğim gibi yüceltmem. Bu kendinizi de onu da değersizleştirmektir. Beni, benliğimi küçülten bir insana boyun bükemem. Beni hiçleştiren, önemsizleştiren bir zata bağlanamam. Kimilerinin kafası bu basit çapraz geometriye basmayabilir. En iyisi şöyle söyleyeyim. Bu tutum sizin değerinizi değil, hiçliğinizi büyütür. Bakışınız, duruşunuz, görüşünüz bir hiç olur. Hiç mesabesinde olur. Diyelim ki bu kişiliğiniz, bu hayali, bu gölge benliğinizle benimle konuşacaksınız. İyi ama bu nasıl olacak? Siz gerçek anlamda yok hükmündesiniz. Hiç mesabesindesiniz. Niçin? Niçin olacak canım aklınızı, vicdanınızı, duygunuzu, iradenizi muhterem hoca efendi hazretlerine teslim ettiniz de onun için. Artık kendiniz gibi düşünemiyor, kendiniz gibi konuşamıyorsunuz. Kendiniz diye siz diye reel bir gerçeklik yok. Uyurgezer gibisiniz. Ne demek oluyor şimdi bu? Kurgulanmış benliğinizle saat gibi işliyorsunuz. Bu yapı içinde fonksiyon icra ettiğini sananlar kurulu bir saat gibi, teyp gibi işlemeye başlarlar. Ona ne yüklenmişse üstelik tahammülsüzce, üstelik paylaşımdan, uzlaşımdan uzak olarak onu tekrar ederler. Başkalarına açık değildirler. Gerçek anlamda düşünmek ve doğruyu bulmak gibi bir dertleri yoktur. Bu halleri ile tam anlamıyla benliklerini, yani her şeyleri ile tüm varlıkları ile kendilerini teslim etmişlerdir efendilerine. Hizmet eri olmak, hizmetçi olmak öyle kolay değildir. Hizmetçi olma erdemi ancak böyle bir kölelikle, şartlanmayla, böyle bir sağırlıkla, böyle bir körlükle mümkün olur. Bu sağır, bu kör insanlar özenle, çaktırmadan, alttan alta işlenerek kurulmuş, hazırlanmıştır. Bu insanlar düşünce üretme, muhakeme etme kabiliyetlerinden yoksun tam bir Mankurttur. Otomatik kumandaya bağlanmış, talimat beklemektedirler.

 

Geçenlerde bir arkadaşım, bunlar dedi koca koca çocuklardır. Bunların asıl meselesi, daha doğrusu hastalıklarının asıl sebebi büyüyememektir. Büyüyememek. Hep çocuk kalmak. Çocuk saflığıoyla kandırılmak ve bu nedenle herkesi çocuk sanmak. Doğallıkla kendilerini büyük sanmak! O nedenle aldatılmış oldukları basit tezgâhlarına herkesin düşeceğini sanırlar. Herkesi de kendileri gibi çocuk sanma saflıkları bazen insanı çileden çıkarır. Dostuma hak vermemek mümkün değil. Ey kocaman kocaman kardeşler artık büyüyün ve kendi kimliğinizi, kişiliğinizi kazanın. Kendinize özgü bir düşünceniz olsun. Kendi rüyanız, kendi şarkınız. Bakın başkalarının rüyasını görüyor, başkalarının amaçlarına, planlarına alet oluyorsunuz. Resmen hipnoz edilmiş gibisiniz. Uyanın ve aynı gemide olduğumuzu, su almak için geminin altını delme felaket çabasına alet olduğunuzu fark edin. Uyanın ve arkanızda hain bir elin sizi ihanete ittiğini, evimizi başımıza yıkmak için sizleri kullandığını artık görün. Ülke zarar görüyor. Bu, hizmeti arkasından iten Siyonist ve neo-concuların umurunda olmayabilir. Hatta bundan zevk de duyarlar eminim. Hocamız orada rahat otursun. Onun arada rahat bırakılması için yeterince acı çekelim ama kusura bakmayın hocamızın o pek muhterem hocaefendimizin veya onların keyfi için maddi manevi kalkınmamızı durduramayız. Hocamız için ülkemizi felakete sürükleyemeyiz. Bu olmaz, zaten olmayacaktır.

 

Biraz daha haylazlaşırsanız

Ne diyelim Allah ihsan etsin.

Allah hepimizin ferasetini, basiretini artırsın.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 493
Bu Ay : 1748
Toplam : 1748

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom