Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

İBRAHİMİN ŞEHRİ

İBRAHİMİN ŞEHRİ

 

Derler ki, İbrahim (a.s) Ur şehrinde doğmuştur ve orada yaşanan kirlenmişliğe karşı, şehrin insanını uyarmıştır. Yani çağrı bir şehre, şehrin genelinedir. O dönemde, günümüzden 4200 yıl önce, şehrin nüfusunun yaklaşık 500000 olabileceği, arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır. Şehir bugün ki Kuzey Irak bölgesindedir. Onun doğduğu dönemde, Ur şehri bir endüstri ve iş merkezidir. Halkın çoğu el işçisi (zanaatkar) dır. Arkeolojik kazılarda elde edilen yazıtlarda, şehrin insanının materyalist bir hayat anlayışına sahip olduğu ifade edilir. Amaçları servet yığmak ve eğlenmektir. Binlerce tanrısı vardır bu şehrin.

Yazıtlarda elde edilen bilgilerden yola çıkarak, şu tespitler de yapılmaktadır: Faiz yaygındır, şüphecilik egemendir, en ufak bir sorunda mahkeme kapısına gidilir. Tanrıları vardır, onlara zenginlik, uzun hayat ve başarılı bir iş için dua ederler. Şehir halkı üç kısımdır. AMELU dedikleri, devlet memuru, din adamı ve asker kişilerdir. NUŞKENU dedikleri; tüccar, sanatkâr, zanaatkâr, çiftçilerden oluşur. ARDU dedikleri, aradakiler ve kölelerdir.

Amelu sınıfının özel ayrıcalıkları vardı; hem medeni hukuk, hem de ceza hukuku alanında diğer insanlardan daha fazla haklara sahiptiler ve hayatlarıyla mülkleri kutsal ve kıymetli tutulurdu. İbrahim Peygamber'in gözlerini açtığı kentin ve toplumun durumu buydu işte. Bugüne değin yapıla gelen arkeolojik araştırmaların sonuçları doğruysa, ortada açık bir gerçek vardır: Şirk, İbrahim'in kavminin çok tanrıcı ibadetlerinin temeli ve basit bir dini inanç değil, ekonomik, kültürel, siyasal ve sosyal hayat sistemlerinin de ana temeliydi. Buna paralel olarak, İbrahim Peygamber'in mesajı yalnızca puta tapıcılığın köküne vurmakla kalmıyor, kraliyet hanedanına tapınma ve bu hanedanın egemenliğinin yanı sıra, din adamlarıyla soyluların sosyal, ekonomik ve siyasal statülerine ve tüm ülkenin kolektif hayatına da yükleniyordu. Bu yüzden, çağrısının kabulü kapsamlı değişiklikler gerektiriyordu. Bu yüzden büyük bir gürültü koptu.

İbrahim Ur-Namu hanedanını korkutmaya başlamıştı. Ur-Namu’nun reisi “Nemrut” ve avenesi, gidişattan hoşnut değildi. Tevhidin hayatı kuşatması ve hayatın her karesine sinen “şirkin” bertaraf edilme çağrısı, o güne kadar kurulan, çıkar ve korkuların ürettiği “tanrılar saltanatını” bitirecekti. Tanrılar, gölge ve şekilden tanrılar, tez bir karar vermeliydiler. Zira bu gidişle şehir Ur-Namu’nun şehri olmaktan çıkacaktı. İbrahim şehrin kılcal damarlarına kadar sinen “tanrılar hegemonyasını” bitirecek bir çağrıda ve girişimde bulunuyordu. Kararları “İbrahim’in ateşe atılması” diye çıktı. Yoksa kendi saltanatları ateşe atılacaktı. Bu şehrin “İbrahim’in şehri” olmasına asla müsaade edilmemeliydi.

O şehir, çıkarlarının gölgesi tanrıları şehrin dört bir yanına serpiştiren ve hanedanı kuşatan zümrenin elinde yoldan çıkmış, bir servet, çıkar ve haz şehri haline gelmişti. Bu kurulu düzeni devam ettirmek için de binlerce tanrı devreye sokulmuştu. Bütünüyle materyalist bir anlayışın egemenliğinde yolunu belirleyen şehir “her şey yok olur, bir tek her şeyi yaratan hariç ve her şey ona miras kalır, kurduğunuz çıkar imparatorluğu ve bu imparatorluğu halka benimsetmek için sevdirdiğiniz tanrılar da yok olacak, her gün doğup batan ay ve yıldızlar, güneş hepsi dürülüp atılacak, kendinize gelin” çağrısına İbrahim’i ateşe atacağını söyleyerek cevap verdi. Ve İbrahim o şehri terk etti.

Her şehri bir “Ur” şehri gibi düşünsek… Her şehrin, her dönemde, asırlar geçse de, bir tanrılar diktatoryası tarafından, ahretin rafa kaldırıldığı materyalist bir anlayışla kuşatılabileceğini kabullensek… Ve buna müsaade etmemek için “İbrahim’in şehrini” hedeflesek…  Ve “acaba, İbrahim’in kırdığı putlar nelerdi, baltayı boynuna astığı büyük put neydi, bunların bugünkü karşılığı ne olabilir” diye düşünsek…

İbrahim aslında nasıl bir şehir istiyordu?

Çok zor bir soru mu bu?

Bir şehrin yönetimine talip olan insanların, eğer akıllarında “İbrahim’in şehri” yoksa kendilerini neye adadıkları düşündürüyor beni…

Bir kardeş olarak irkiliyorum…

Bu yazı burada bitmemeli der gibisiniz; düşünüyorum lakin meseleleri izah etmek için pervasızca kullanılan “tekelci itikat sözlüğünün” varlığı da beni ürkütüyor.

Yine de İbrahim’in şehrini yazmayı, bir deneme olarak sürdürmeliyim.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 12
Bugün : 546
Bu Ay : 16626
Toplam : 25884

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom