Talip SOYLU

Talip SOYLU

malatyahaberleri@gmail.com

FERASETİMİZ EN BÜYÜK STRATEJİMİZDİR

FERASETİMİZ EN BÜYÜK STRATEJİMİZDİR

 

Sabah yazarı Sevilay Soylu, dershane gündemiyle bağlantılı gelişmelerden, cemaat tabanının rahatsız olduğunu, tabanın, özellikle cemaatin üst yapısını anlayamadıklarını, bu yüzden kimi kırılmaların yaşandığını yazdı.

Doğrudur.

Aslına bakarsanız ben bu konulara girmek istemem.

Bunun birçok sebebi var.

Evvela bu tartışmalar kabak tadı vermeye başladı.

Bilmeyen de sanacak ki, memleketin en önemli konusu dershaneler.

Herkes de biliyor ki, dershanelerin var oluş sebebi doğrudan milli eğitimin yüz karasıdır. Olay sadece budur, buradan bakılmalıdır.

Öyleyse ne yapılmalıdır?

Milli Eğitim kendi eksiklerini gidermelidir.

Mesele de tam buradan çıkıyor.

Hayır efendim eksiklerini giderme, eğitim düzelirse benim işim, çıkarım aksar diyen bir kesim var. Hepsi değil elbette. Olayı kaşımak, kaşımakla kendilerine bir güç devşirmek isteyen Gülen cemaatine ait bir çevre. Peki diğerleri? Onlar bunlar diye ayırmayalım. Dershanecilerin % 80’i hükümetin dönüşüm programına dünden razılar. Ama bu taraf ısrarla bu meseleyi din iman meselesine, hayat memat meselesine çevirdi. Daha doğrusu onlar bu istikamette güdülendiler. Ben böyle görüyorum. Böyle düşünüyorum.

 

Yanlış yola girdiler. Çıkmaz sokağa saptılar. Bu gidişle dönüşümle elde edeceklerinden de olacaklar bunu burada söylemiş olayım. Öyle işi çığırından çıkarmaya çalışırsan millet de seni gönlünden çıkarır. İşi istismar edersen millet de sana beslediği muhabbetini keser. Şimdiye kadar sana kapılar açıktı. Eğer bu millet kapıları, hele gönül kapılarını sana kapatırsa var ya, sittin sene o kapıyı aralayamazsın. Sen kendini akıllı, milleti enayi mi sanıyorsun?

 

Bu konulara girmeyelim diyoruz ama yine de değinmeden edemiyoruz. Aslında bu tarz gündemlerden hoşlanmam. Ama doğrusu kendimi Sevilay hanımın bahsettiği kesim içinde değerlendiriyorum. Ben bütün İslâmi cemaatlere iyi niyetle bakmış, çoğu zaman katılmış, destek vermiş bir insanım. “Allah” diyen “insanlık” diyen kim varsa arkasındayım, arkasında oldum. Vicdanımı körelterek bir başarı elde etmek istemedim. Vicdanımı kilitleyerek bir yolu yürümeye yanaşmadım. Bu yol isterse İslâm yolu olsun. Bu çerçevede cemaati kendime yakın buldum. Ne güzel, tertemiz, pırıl pırıl Anadolu çocuklarıydı. “Allah” diyorlardı. Risale okuyorlar, Sızıntı mecmuasını sıkı takip ediyorlardı. Allah’ın varlığını en az bin yolla, bin yöntemle kanıtlıyorlardı. Bir gün bir dostun söz arasında artık bu çizginin ötesine geçmek gerektiğini bir kenara yazdım. Yani ona göre yaşımızın altında bir kültür ve bilinç seviyesine sahiptik. Her şeye rağmen özellikle cemaatin 90’lı yıllara kadarki ilk dönemi beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Ondan sonra örgütlenmelerde, üslupta, yöntemde tuhaflıklar başladı. Hele 28 Şubat süreci ve sonrasında muğlâk, kapalı, şifreli, sır dolu bir işleyiş sezmeye başladım. Hareketin içindeki arkadaşların bunu görmeleri zordur. Bu hemen her hareket, her cemaat için geçerlidir.

 

İnsan kendini gönüllü bir koşullanmayla bir yere bağlayınca iradesi, inisiyatifi zayıflıyor. Eleştiri mekanizması duruyor. Şeyhini, abini veya hocanı eleştirmenin ne yolu ne imkânı kalıyor. Onlar asla hata yapmayan kutsal kişilere dönüşüyorlar. Onlara laf etmek, kendi inisiyatifini kullanmak davaya ihanet gibi algılanıyor, zaaf gibi, hıyanet gibi anlaşılıyor. Dışlanıyorsunuz, kötü, hain, yaramaz, kalitesiz adam olup çıkıyorsunuz. Kimse aksini söylemesin. Bu böyle. Eksik bile söyledim. Ben bir taraftan alttan alta, gizli gizli sorgularken yine de muhabbetimi eksik etmeyeyim dedim. Onca ters, onca incitici duruşa, tutuma rağmen iyi niyetimi korudum. “Dinler arası diyalog” adı altında papazlara, kiliselere yakın durmayı, anlayamadığım bir iyiliğe yordum. Onlara hoş görünmeliydik. Madem bir diyalog vardı biz incinmeliydik ama onları incitmemeliydik. İncinsen de incitmeyeceksin. Temelde hâlâ aynı görüşü sürdürürüm, sürdürüyorum. Bu diyalog esnasında onlar bizim ezanımızı, merak etmişlerdi de, cemaatten biri “Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah” bölümünü atlamıştı. Allah’tan basın fazla büyütmedi. Sebebi, “canım” diye açıklandı “onlar bizim peygamberimize inanmak zorunda değiller. Bu lafız onları incitecekse gerekirse okumayıverelim. Hem sonra tevhitte ve dinde önemli olan “lâilahe illallah’tır.” Peki, buna da peki. Biz incinelim dostlar. Ama bilin ki kalbimiz kanıyor. Bundan ötesi artık gururumuzla, kişiliğimizle oynamak da değil, doğrudan dinimizle, inancımızla oynamaktır. Bilin ki ruhumuz yaralanıyor. Yapmayın, etmeyin. Onların gönlünü hoş edeceğiz diye dinden taviz vermeyin. Bakın buna hakkımız yok. Bakın fazla ileri gidiyorsunuz. Ah ileri gidiyorsunuz mu dedim? Hemen oradan karşı itirazlar yükseliyor biliyorum. Sen nasıl cemaate ileri gidiyorsun dersin? Neden? İncindiniz mi? Gücünüz, efelenmeniz hep bize mi? Ne oldu damarınıza mı bastık. Hoca efendi eleştirilmez mi? Hâşâ o peygamber mi? Dostlar, arkadaşlar, canlar yapmayın. Bakın İslam’a ve peygambere saldırılar oluyor bu kadar celallenmiyorsunuz. Yapmayın. Dostlarınız size yanlış yolda olduğunuzu söylüyorlarsa bu kadar küstahlaşmayın, anormalleşmeyin. Önce bir dinleyin. Sonra hiç olmazsa kâfire, zalime gösterdiğiniz kadar bir müsamahayla kardeşinize yaklaşın. Bakın öyle işler yapıyorsunuz ki artık bu işin tevili mevili kalmadı. Mavi Marmara’da otorite kabul ettiğiniz İsrail’i üzmemek için şehitlerimizin ruhlarını muazzep ettiniz. Bizleri ise çok fena ama çok fena rencide ettiniz. İçimizdeki yara derinleştikçe derinleşti. Ola ki bunda da bir sebeb-i hikmet vardır dedik. Ama bakın sevgili dostlar artık bu cemaatin üst yapısının Siyonistlerle birlikte iş tuttukları ayan beyan ortaya çıkmıştır. Şimdilerde Kılıçdaroğlu Amerika’da Siyonist ve Yahudi kuruluşları ile görüşüyor. Söyleyeyim, görüşebilir, en doğal hakkıdır. Bence bir sakıncası yok. Ama sakıncalı olan Kılıçdaroğlu’na toplum mühendisleri ve Siyonistlerin derin stratejistleri ayar çekiyorlar, istikamet vermeye çalışıyorlar. Ne diyorlar biliyor musunuz? Dershane olayını sahiplen. Her ne kadar geçmişte Cemaatin okulları ve dershanelerinin kapatılması için 70 küsur imzayla TBMM’de önerge verdinse de şimdi dediğimizi yap ve dershane kavgasında yerini bizden yana al. Şimdi söyle bakalım cemaati nasıl bilirsin? Hadi şimdi git cemaat temsilcileri ile de görüş ve bizim refakatimizde bir yol haritası çıkaralım. Gezide sarsamadık, iktidarı sarsmamızın en etkili yolu sizi böyle bir ittifaka sokmak. Bunu başaracağız çaresi yok. İnanın böyle söylüyorlar. Ajanslara düşen son haberleri siz de izlemişinizdir. Kılıçdaroğlu cemaat temsilcileri ile görüşüyor. Kim bu temsilciler? Ekranda görülenler FBI ve CIA ayanlarını andırıyordu. Kılıçdaroğlu’na ilk neyi soruyorlar biliyor musunuz? İran, Suriye ve İsrail hakkında ne düşünüyorsun? Bütün bunlar cemaati niçin ilgilendirir? Yakında herkes görecek. Hadi bunları da geçeyim. Ben tam böyle derken içinizden olur mu, bu geçilecek bir konu mu diyen sesinizi duyar gibi oluyorum. Evet ama bu konuda biraz bekleyelim. Yarın cemaati CHP’ye yönlendirme çalışmaları başlayacak. Bekleyelim görelim. Sanıyorlar ki, cemaat üyeleri, tabandaki insanlar, sizler bizler çok safız. Sanıyorlar ki yukarıdaki, tepedeki kurgularla bizi yönlendirecek, biçimlendirecekler.

Yakında herkes çok şey anlayacak; bu milletin hak ve adalet yolunda kendi benliğini nasıl aşma erdemine sahip olduğunu anlayacak.

Ferasetimiz en büyük, en derin stratejimizdir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 321
Bu Ay : 20393
Toplam : 29651

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom