Editörün Seçtikleri

Editörün Seçtikleri

editorun-sectikleri

Mükemmel bir kaos öyküsü

Mükemmel bir kaos öyküsü

17 Haziran 2013 / İDRİS GÜRSOY / AKSİYON

12 Eylül davasında ‘darbe ortamını olgunlaştırma’ maksatlı oldukları belirtilen Hamido cinayeti ve Malatya olayları dosyasında neler var? Tanıklar ne diyor? 1978’de bombalı bir paketle öldürülen efsane belediye başkanı Hamid Fendoğlu dosyasını yeniden açıyoruz.

Tarih 17 Nisan 1978, Malatya Belediye Başkanı Hamid Fendoğlu iki torunu ve gelini ile birlikte hunharca öldürüldü. Türkiye’de bombalı paketle suikasta kurban giden ilk kişiydi Fendoğlu. Malatya’nın ve halkın sevdiği bir belediye başkanının seçilmesi tesadüf değildi. Şehirde kanlı olaylar başladı, işyerleri yakıldı, yıkıldı. Alevi-Sünni çatışmasının eşiğinden dönüldü. Bombalı paketi hazırlayan ve postaya veren failler bulunamadı.

İktidardaki CHP, MHP’yi, AP de CHP’yi suçladı. Dosya kapatıldı. Suikastın ‘kontrgerilla eylemi’ olduğu iddiasının üzerinde durulmadı. 12 Eylül darbesini yargılayan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame ile Fendoğlu suikastı 30 yıl sonra yeniden gündeme geldi. İddianamede, “3 bombanın Ankara’dan bir gün arayla farklı siyasi görüşteki kişilere gönderilmiş olması, toplumda kaos oluşturmak ve darbeye zemin hazırlamak isteyen gizli güçler tarafından tertiplendiğini göstermektedir.” ifadeleri yer aldı.

2006’da işlenen Zirve Yayınevi cinayetlerini soruşturan Malatya savcılığı ise, bir adım daha gitti ve Hamit Fendoğlu’na yönelik suikastın, darbeye zemin hazırlamak amacıyla, Zirve Yayınevi cinayetlerini planlayan Özel Harp Dairesi’nin ‘Siyah ve Beyaz Kuvvetler’i tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Savcı iddiasını gizli tanık ifadesi ile bazı sanıkların üzerinde bulunan ‘Fendoğlu suikastı ile ilgili’ belgelere dayandırdı.

Peki, ‘Fendoğlu soruşturma dosyasında neler vardı? Ulaştığımız bomba analiz raporları, olay yeri tutanağı, Fendoğlu suikastının profesyonel kişilerce, Alevi-Sünni çatışması başlatmak için planlanmış bir eylem olduğunu gösteriyor. Görgü tanıkları da, suikast sonrası şehirde kimsenin daha önce görmediği ‘kar maskeli kişilerin’ kalabalıkları provoke ettiğini söylüyor. Böyle bir bombalı paketi o tarihlerde Türkiye’de hazırlayabilecek bir örgüt olmadığını ifade ediyorlar. İşte ilk defa okuyacağınız detaylarla, Beyaz Kuvvetler’in içinde olduğu mükemmel bir kaos öyküsü…

Darbeye ortam hazırlandı

12 Eylül Bayrak Harekât Planı’nda darbe tarihi 1979 olarak belirlenmişti. Ancak şartların olgunlaşması için bir yıl daha ertelendi. Ülkede her gün sağdan ve soldan birkaç kişi öldürülüyordu. Alevi-Sünni vatandaşların yoğun yaşadığı bazı illerde hareketlenmeler vardı. 1978’in nisan ayı çok sıcak geçecekti. Başkent’ten Malatya’ya Hamid Fendoğlu’na, Kahramanmaraş’ta Alevi dedesi, CHP İlçe Başkanı Memiş Özdal’a, Adıyaman Emniyet Şube Müdür Yardımcısı Abdulkadir Aksu’ya bombalı paketler gönderilmişti. Her şey en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı. Halkın sevdiği Sünni Kürt bir belediye başkanı, Alevi bir ilçe başkanı ve bir emniyet müdürünün seçilmesi tesadüf değildi. Bombaların hepsi aynı özelliklere ve görünüme sahipti. Ahşap kutudaydı ve anahtar mekanizması bulunuyordu. Anahtar hafif açılsa bomba patlayacak bir düzenek kurulmuştu. Bombalar eğer üç ilde aynı anda patlasa kan gövdeyi götürecek, Türkiye’de önü alınamayacak çatışmalar yaşanacaktı. Hamido’ya (7 Nisan) ve Özdal’a ( 6 Nisan) gönderilen paketler Ankara’dan bir gün arayla verilmesine rağmen ilginç bir şekilde aynı tarihte (14 Nisan) adreslerine ulaşmıştı! Posta pusulasındaki el yazılarından Aksu ve Fendoğlu’na paketi aynı kişinin verdiği belirlendi. Hamido’ya gönderilen paket kendisine 17 Nisan’da teslim edildi ve patladı. Özdal şüphelendi, paketi iade etti. Postane memurları tarafından açılan paket, iki memurun ölümüne sebep oldu. Adıyaman’a gönderilen paket, Abdulkadir Aksu şehirde olmadığı için iade edildi. Bomba uzmanı bir ekip paketi Ankara’ya getirdi. İngiltere’den iki uzman, bomba düzeneğini etkisiz hale getirdi ve bir analiz raporu yazdı. Ulaştığımız bomba analiz raporlarına göre, Hamido’ya gönderilen pakette askerî amaçlar için imal edilen C–4 veya benzeri patlayıcı madde kullanılmış.

‘Kapsül Türk yapımı’

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 29 Nisan 1978 tarihli yazısı ile Ankara Valiliği’ne bildirilen raporda bombanın krokisi ve bütün teknik ayrıntıları bulunuyor. Raporda, “Kapsül, Türk yapımıdır. Kapsülün içindeki dumansız barut, av tüfeği kartuşları için Türkiye’de imal edilenin benzeridir. Patlayıcının görünümü Türk yapısı Jelatmit Dinamit’ten ibaret olup nitrogliserin esaslı güçlü bir patlayıcıdır ve detanasyon hızı saniyede 6225 metredir.” deniyor.

Emniyet’in hazırladığı ‘Olay yeri ve patlayıcı madde inceleme raporu’nda ise; (19 Nisan 1978) “Fendoğlu’nu öldüren patlayıcıda ‘infilak hızı ve basınç etkisi çok yüksek C-4 veya benzeri bir patlayıcı madde kullanıldığı kanaatine varılmıştır.” tespiti dikkat çekiyor. İstihbarat raporlarında suikast sonrası çıkan olayların organize olduğuna dair bilgiler yer alıyor. 21 Mayıs 1978 tarihli istihbarat notunda, silahlı sağ ve sol grupların bazı semtlere saldırıya hazırlıklı bulunmak için kenar semtlere ve özellikle dağlık bölgelere çekildikleri belirtiliyor. Başka bir istihbarat notunda, şüpheli bazı resmî plakalı araçların araştırılması isteniyor. El yazısı incelemesi ve kullanılan kalemden, 2 bombalı paketi postaneye verenin aynı kişi olduğu saptanıyor. Vericinin isimleri ve adresleri sahte çıkıyor. PTT Genel Müdürlüğü’nün soruşturmasında bombalı paketin tesliminde görev ihmali olduğu tespit ediliyor. Paketleri kontrol etmeden alan bir PTT memuruna bir ay hapis cezası veriliyor. Peki, Türkiye’yi darbeye götürmek için hazırlanan bombalı paketi kim yapmıştı? Bu en önemli delilden faillere neden ulaşılamadı?

Hamit Fendoğlu suikastı ile ilgili Emniyet’in hazırladığı ‘olay yeri ve patlayıcı madde inceleme raporu’nun ‘netice ve kanaat’ bölümünde şu tespitler yapılıyor: “A-Olay yerinde kullanılan bomba Ankara Emek PTT Şubesi’nden 362 kabul numarası ile gönderilmiştir. B-Bomba 20-25 cm boy 1518 cm en ve 8-10 cm yüksekliğinde ceviz ağacından yapılmış kilitli bir sandık içine yerleştirilmiştir. C-Bombanın esas patlayıcı maddesinin de daha ziyade askerî amaçlar için imal edilen C-4 veya benzeri bir tahrip maddesi olduğu kanaatine varılmıştır. D- Ateşleme iki adet 4,5 voltluk yassı pilden sağlanan akım yardımı ve elektrikli infilak kapsülü kullanılarak sağlanmıştır. E-Sandığın anahtarı kilit ile yakın bir yere takılan raptiye arasında teması sağlayıp devreyi kapatarak ateşlemeyi meydana getirmiştir.”

‘Silahlı kişiler kim?’

Fendoğlu cinayetinden sonra Malatya’da üç gün süren olaylarda 8 kişi öldü, yüzlerce insan yaralandı. Evler, işyerleri yakıldı, yıkıldı. Üç gencin cesedinin bulunması, suya zehir katıldığı iddiaları olayları tırmandırdı. Asker, polis yetersiz kaldı. Fendoğlu dosyasında, suikast ve olaylarla ilgili yapılan soruşturmanın bütün ayrıntıları bulunuyor. Posta memurlarından alınan ifadeler önemli ölçüde yer tutuyor. Ayrıca emniyet ve istihbarat raporlarına da yer veriliyor. Hamido dosyasına giren bir istihbarat notu Malatya olaylarının arkasında kimliği belirlenemeyen bazı silahlı grupların bulunduğuna işaret ediyor. Yazıda, “Hamit Fendoğlu’nun ölümü nedeniyle, 18.4.1978 günü meydana gelen olaylardan sonra, Haçova ve Başharık mahalleri ile bazı semtlerde silahlı saldırıya karşı hazırlıklı bulunmak için bazı grupların silahlanarak kenar semtlere, özellikle dağlık bölgelere çekildikleri, 2- Askeri birliklerin il merkezinden çekilmesini müteakip bazı işyerlerine ve belirli şahıslara karşı silahlı baskınlar düzenleneceği, bu eylemler neticesinde sağ ve sol grupların birbirleriyle silahlı çatışmaya girecekleri haber alınmıştır.” deniyor.

İsimler araştırıldı mı?

Fendoğlu dosyasında PTT’nin 21 Haziran 1978 tarihli Soruşturma Raporu da bulunuyor. Fendoğlu ve Aksu’ya gönderilen paketlerin, Emek PTT’den kabulü ile ilgili soruşturmada emir alınır alınmaz, PTT Merkez Müdürü Güven Yener evinden merkeze çağrılıyor. Koli kabul memuru Muzaffer Usgu evine gidilip aranmışsa da bulanamıyor. Usgu ertesi gün (18 Nisan) mesaiye geliyor. Soruşturmada ilginç bulgular elde ediliyor: “1- Bu üç koliye ait, göndericiler tarafından doldurulan ve kolilerin gönderilmesinde kullanılan ‘Koli Yollama Kâğıdı’ üzerinde yapılan incelemeden yazı kaligrafileri itibariyle her üç koli yollama kâğıdının da aynı şahıs tarafından tükenmez kalemle ancak yukarıdaki listede görüleceği üzere 359. sırada ilk olarak postaya verilen koliye ait yollama kâğıdının değişik renkte bir kalemle, peş peşe postaya verilen ve patlayıcı madde ihtiva eden 361 ve 362 nolu kolilerin ise aynı kalemle doldurulduğu belirlenmiştir. 2- Soruşturmaya başlanıldıktan sonra ilk tespitlere göre 6 Nisan 1978 günü 362 sıraya kayden kabul edilen 2.350 gram ağırlığındaki kolinin içerisindekilerin muayenesinde koli kabul memuru Muzaffer Usgu’nun gerekli dikkat ve ihtimamı göstermediği intibaı hasıl olduğundan, görevinden uzaklaştırılması uygun olacağı raporla önerilmiştir.” Soruşturmada, bombalı paketlerin yolda değiştirilebileceği üzerinde de duruluyor ve araştırılması isteniyor.

Fendoğlu dosyasında, bombalı paketi postaya alan PTT görevlilerinin ifadeleri yer alıyor ancak paketle ilgili ayrıntılara ve isimlere rağmen bombayı imal edenlerle ilgili bir soruşturma yapıldığını gösteren bilgi ve belge bulunmuyor. Bomba üzerinde bulunan Cumhuriyet gazetesinin anketini dolduran isme ulaşılamıyor. ‘Anketi dolduran’ kısmındaki Elba Mehmet Otan araştırılmıyor. Paketin ‘gönderici’ kısmında adı bulunan Ahmet Özbay ve adresin ise sahte olduğu belirtiliyor.


CEVAPSIZ SORULAR 

  • 1978’de, askerî amaçla üretildiği belirlenen patlayıcı madde nereden temin edildi? Bombalı paketi hazırlayan profesyoneller kimlerdi?
  •  Hamid Fendoğlu’nun posta kolisi üzerinde gönderici ismi olarak Senatör Kasım Önadım yazıyordu. A. Aksu paketinin üzerindeki adres ve isimler araştırıldı mı?
  •  Fendoğlu’nun ölümünden hemen sonra şehirde istihbaratın kimliğini belirleyemediği silahlı gruplar nereden geldi?
  •  Hastane önlerinde görülen 44 AE 950 resmî oto, 44 AK 062 damgalı taksi ve FR- H-4274 plakalı otolar kime aitti?
  •  Malatya içme suyuna zehir atıldığı haberlerini kimler çıkardı?
  •  Ankara Emek Postanesi’ne Hamit Fendoğlu adına verilen koli neden kontrol edilmeden alındı? PTT memuru bombalı paketi kontrol etmeden almaya nasıl ikna edildi?
  •  17 Nisan 1978’de patlayan bombadan sonra Malatya’da 3 gün içerisinde çok büyük toplumsal olaylar oldu. 4 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı olayların failleri neden yakalanamadı?
  •  Elazığ Sıkıyönetim Komutanlığı askerî savcılığı, failleri neden tespit edemedi? İhbar ve şikâyetler niçin değerlendirilemedi?

‘Suikastı duymuştuk, bombayı bilemedik’

Efsane belediye başkanı Hamid Fendoğlu’nun yakın arkadaşları ile buluşup zamanda yolculuğa çıktık. Hamido’nun bombalı bir paketle öldürüldüğü tarihin öncesine gidiyoruz. 1977’den itibaren Türkiye’de olağanüstü hadiseler yaşanmaya başlıyor. Malatya ilk faili meçhul cinayetin işlendiği yer olarak tarihe geçiyor. Hedef, ‘halkın sevgilisi’ Hamid Fendoğlu; amaç, kaos, Alevilerle Sünnileri birbirine düşürmek. Peki nasıl?

Fendoğlu’nun öldürülmesinden sonra yerine vekaleten başkan seçilen Naci Şavata’nın anlattıkları, yaşananlara ışık tutacak detaylar içeriyor. Şavata, daha bombanın patladığı gün ‘Kontrgerilla’ya işaret ettiğini belirtip, “Failler, devletin içindeki derin yapılar içinde aranmalıdır.” diyor. Malatya İl Genel Meclisi Başkanı Naci Şavata, 1978’de Malatya belediye başkan yardımcısıydı.

-Hamido’ya tehditler geliyor muydu?

Yurtdışından bir ziyaretçi, Hamid Fendoğlu’nun has adamı, yakın bir arkadaşı, Malatya’ya gelmişti. Belediye Başkan yardımcısına, ‘Dikkat edin Hamido’yu vuracaklar’ dedi. Nereden biliyorsun? ‘birileri ayakkabı boyacısına varıncaya kadar Hamido’yu soruyormuş, istihbarat yapıyorlardı.

-Neden hedefti?

Hamido çok seviliyordu. Malatya’da sol hâkimiyetini bitiren en önemli siyaset adamlarından biriydi.  Belediye başkanlığını kazanınca CHP lideri Bülent Ecevit, ‘Keşke Türkiye’yi kaybetseydim de Malatya’yı kaybetmeseydim’ diyor. Bir de ihtilal hazırlığı var. Bunu hepimiz biliyoruz.

-Nasıl?

1977’de Hamido ile çalışmaya başlayınca bir hareketi görmeye başladık. Ben Hak İş Konfederasyonu kurucu üyesiyim. Kongreye istihbarattan bir albay geldi. Çalışmalarını anlattı. ‘Türkiye’de bir örgüt kurulursa ya biz kurmuş oluruz veya ikinci adam bizdendir. Türkiye’de iznimiz olmadan bir örgüt kurulamaz’ dedi. ‘Böyle devletin haberi olmazsa, baş edemezsiniz, kontrol edemezsiniz, kontrol bizde’ diye anlattı. Dinleme ve takipler ile ilgili bilgi verdi.

-Siz bu sözleri nasıl değerlendirdiniz?

Biz olayların bir yerden çıkarıldığını biliyorduk. Tedbir almıştık, Hamido da biliyordu. Bir yerden sıkacaklar diye bekliyorduk. Hamido da tedbirler alırdı. Hiç yerinde durmazdı.

-Bombalı paketi kim aldı?

Belediye’den paketi ben aldırdım. Hamido, Ankara’daydı. Baktım paketin üzerinde H.Hamid Fendoğlu yazıyor. ‘H’yi kimse bilmez. Hüseyin Hamid’dir. Gönderen Kasım Önadım olduğu için gıyaben onu da tanıyoruz, eski milletvekili. Paket kitaptan biraz büyük. Beyaz bir kâğıda sarılı, ‘zata mahsus’ yazıyor. Özel kaleme, ‘Sakla veririz’, dedim.

-Hiç şüphelenmediniz mi?

Hayır, biz silahlı saldırı bekliyorduk. Paket dört beş gün belediyenin mutemet kasasında kaldı. Biz encümen odasında 7 kişi toplantı yapıyoruz, o sırada paketi mutemet getirdi. Hamido, ‘Aa, Kasım sigara göndermiş. Açayım’ dedi, baktı kilitli, anahtar da yan tarafta duruyormuş, görse açacak, görmedi. Bantla yapıştırmışlar, ceplerini aradı, bıçak bulamadılar.

-Ankara’dan aynı anda verilen diğer paketler var. Onlar patlamamış mıydı?

Maraş Pazarcık’ta patlayan bombalı paket duyuldu.  Abdulkadir Aksu da şüphelenmiş, açmıyor. Bizi bu patlayan bombalı paket uyandırmadı. Akşam olunca mutemede paketi soruyor. Alıyor paketi eve gidiyor. Malatya’da hemen olaylar başladı. Gece gösteriler var. Vali, beni çağırdı, ‘Bunları önleyin’ dedi. Ben ‘Hemen tedbir alın, kuvvet çağırın’ dedim. Vali, İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı’yı aradı. Yanımda görüştüler. Yüzü bembeyaz kesildi. Başbakan’la görüştü. İkisi de ‘Bir şey olmaz’ demiş. Ben dedim ki, ‘Cenazeye sahip olurum.’ Liderleri bekledik, cenazeyi erken çıkarsak belki olaylar bu kadar büyümeyebilirdi. Daha erken ve takviye tedbirler alınabilirdi. Alınmadı. Okullar tatil edilmedi. Halkı kışkırttılar; o senin dükkân, bu benim dükkân yakıldı, yıkıldı. Her şey planlanmış. Alevi-Sünni çatışması çıkarılacak.

-Sizce kimin işi, suikast ve sonrasındaki bu olaylar?

Akşam oldu suikast, ertesi gün sabah gazeteciler geldi. İlk soruları şu: ‘Sizce Hamido’yu kim ve kimler öldürdü? ‘Cevap olarak; ‘Ne sağ ne sol terör örgütleri Hamido’yu öldürmüştür. Ecevit’in söylediği kontrgerilla örgütü öldürmüştür’ dedim. Hemen çekimi kestiler, spotlar söndü. ‘Yakınlarının yanına gideceğiz’, dediler ve ayrıldılar. Bu darbeye hazırlık olsun diye yapılan bir suikasttı. İhtilali yapanlar yaptı. Faili bulmak isteyen yoktu. Birilerine kıyılmak istendi. Bir ara ülkücülerin üstüne attılar. Bu işin failleri bulunamaz çünkü bir haftada izler silinmiştir.


‘Olayları Kar maskeli kişiler yönlendirdi’

Malatya Gazeteciler Cemiyeti ikinci başkanı, 1980 öncesi Malatya Ülkü Ocakları başkanı olan Kemal Deniz,  ‘1978 şartlarında böyle bir bomba düzeneğini yapabilecek bilgi, tecrübe hiçbir gençlik örgütünde yoktu.’ diyor.

-Kim yaptı o zaman?

Bunun adını ne koyarsanız koyun, bugün Ergenekon dün kontrgerilla; ancak bu tür yapılar bu bombayı hazırlayabilirdi. Pazarcık’ta bomba patlasa bu harptir, iç savaş sebebidir. Alevi-Sünni çatışması başlar ve durdurulamaz. Demek ki ilçe başkanı uyarılmış, paketi açmıyor. Hedefler bilerek seçilmiş.

-Amaç neydi?

Güneydoğu’da terör örgütleri bir proje ile çalışıyordu, Kürtçü hareket başlatacaksan, Hamido gibi adamları yok edeceksin. Daha rahat çalışsınlar diye. 1977, Erhaç’a götürdüler beni, Türkeş’e hakaretler yaptılar, Pınar Albay dedikleri biri sürekli küfür ediyor, ‘İhtilal olduğu gece ölürsen kurtulursun’ diyor. Hamido daha belediye başkanı seçilmemiş, ihtilal yapmaya karar vermişler, ne yapacaklarını anlatıyorlar. Darbe olduktan sonra da işkence ederek bunlar beni sorguladı. 41 gün işkence yaparak, Hamido suikastı ile ilgili hazırladıkları bir itirafa imza atmamı istediler.

-Ne vardı itirafta?

Hamido cinayetini ülkücülerin üzerine yıkmak istiyorlar. Bana diyorlar ki ‘Bomba, Atom Enerji’de hazırlanıp gönderildi, böyle bir hazırlığın yapıldığından haberdardım’ de. ‘Sen işin içine dâhil edilmeyeceksin.’

-Neden Atom Enerjisi Kurumu’nun ismi veriliyor?

Atom Enerjisi Kurumu’nda Muhsin Yazıcıoğlu başkandan başka o günkü ülkücülerin hepsi orada çalışıyordu, o kurumu halledecekler. Ülkücülerden o kurumu temizleyecekler. MİT Daire Başkanı Şahin abi vardı, Atom’a gönderdiler, MİT’te ‘Sürekli asker-sivil çatışması vardı’ diyordu. Belki öyle bir hesaplaşma da vardır. Sivilleri tasfiye edeceklerdi.

-Malatya olaylarında ülkücüler var mı?

Malatya olaylarına biz karışmadık. Biz bizim gibi aklı başında ülkücüleri olaylara sokmadık, ‘önce cenazemizi kaldıralım’ dedik. Arkadaşlarımızla geziyoruz, gidiyoruz, bizi tanıyanlar duruyor, öbürleri durmuyor, onlar da bizi tanımıyor. Ortada devlet yok. Polis, jandarma ve asker vilayeti, belediyeyi bekliyor. Kimse müdahale emiyor. Orada yüksek duvarların üzerinde bizim o gün fark ettiğimiz yüzlerine peçe çekilmiş tanımadığımız adamlar gördüm ben, ilk defa kafalarında siyah kar maskesi olan kişileri Hamido olaylarında gördüm. Ülkücüydüm, çok olaylar yaşadık. Ancak bu kişileri o güne kadar hiç görmemiştim.

-Bunlar ne yapıyordu?

‘Hamido’yu öldürdüler, vurun öldürün’ diye halkı kışkırtıyorlardı. Provokatörlük yapıyorlardı. Biz engelleyebildiğimizi engelledik, 3 genç demiryolunda ölü bulundu, şehri kaynattı. Bu defa sulara zehir atıldığı haberi geldi. Hastaneye geliyor insanlar, ‘zehirlendim’ diye,  bir araçla dolaşıp, ‘su zehirli içmeyin’ diye anons yapmışlar. O araba hiçbir zaman bulunamadı. Olayları çıkarıp o hengâme içinde birtakım izleri kaybediyorlar. Malatya’da 3 gün otorite yok; polis, asker, jandarma yok, herkes kim vurduya gidiyor. O gün öğleye kadar kapatmadıkları okulları sonra tatil ettiler, haziran sonuna kadar açılmadı. Bizimkinden başka faili meçhul cinayet kalmadı. Bizimle konuştular ama bir şey çıkmadı.


Üçok uyarılmıştı

1990’da Bahriye Üçok da bombalı paketle öldürüldü. Fendoğlu’na gönderilen bomba ile Üçok’a giden bombanın arasında benzerlikler bulunuyordu.

MİT Müsteşarı Teoman Koman, Üçok’un kısa süre önce bombalı paketleri açmaması için uyarıldığını açıkladı.

Hamido gibi Bahriye Üçok’a da kimlerin nasıl bombalı paket gönderdiği ortaya çıkarılamadı!

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 393
Bu Ay : 1648
Toplam : 1648

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom