Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

ULUSLARARASI 28 ŞUBAT HAREKÂTI

 ULUSLARARASI 28 ŞUBAT HAREKÂTI

Taksim olayları üzerine yazan, çizen, konuşan veya yorum yapan taraflı tarafsız hemen herkes, Gezi Parkı’nı ve oradaki ağaçları korumanın son derece makul ve insani bir refleks olduğu savından yola çıkarak, bu eylemleri başlatan “gençler”in tamamen apolitik, masum, suçsuz; başlattıkları ve iki haftayı aşan süredir devam ettirdikleri, maliyeti birkaç milyar doları bulan eylemin de spontane, bütünüyle anlık ve kendiliğinden gelişen bir hareket olduğunda söz birliği etmiş görünüyor.

Öncelikle bu iddiaya asla katılmadığımı, bilinçli veya bilinçsiz ortaya atılan bu savın gerçekleri aksettirmekten uzak, tam bir saptırma olduğunu söylemeliyim. Bunun birçok nedeni var. Bunlardan yalnızca bir kaç tanesini zikretmek istiyorum:

1. Taksim eylemlerinin spontane başlamadığı, Gezi Parkı’nı koruma dürtüsünden hareketle “ağaç sever” bir kaç gencin aralarında anlaşarak başlattıkları basit veya sıradan bir gösteri olmadığı ayan beyan ortada. Şöyle ki:

a) Gezi Parkı’nda ağaç sökümüne karşı koymak ve çevreyi korumak için eylem yaptıklarını ileri sürenler yavaş yavaş ağızlarındaki baklayı çıkarmaya başladı ve “mesele ağaç değil, anlamıyor musunuz?” demeye başladılar. Şimdilerde artık hiçbir eylemci, sürdükleri eylemin amacının ağaçları korumak veya çevre duyarlılığı olduğundan söz etmiyor.

b) Bu eylemin, daha ortada fol yok yumurta yokken planlandığı ortaya çıktı. Nitekim Yeni Şafak Gazetesi sanatçı M. Ali ALABORA’nın yönetip başrolünü oynadığı “Mi Minör” oyununda Gezi Parkı eylemlerinin provasının yapıldığını ortaya çıkardı.

c) Daha Taksim olayları henüz başlamışken ABD Dışişleri bakanı John Kerry, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Konseyi ile Avrupa parlamentosu yetkililerinden insan haklarının çiğnendiğine dair hükümete yönelik ardı ardına zehir zemberek açıklamaların gelmesi, eylemlerin önceden uluslararası arenada tezgahlandığının açık göstergeleridir.

2. Ayrıca bu eylemi başlatanların “masum gençler” olmadığı da ortada. Bu gerçeği şöyle izah etmek mümkün:

a) Şayet eylemi “masum gençler” başlattıysa, Cumhurbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la görüşenler kendi içlerinden seçilmiş gençler olurdu. Oysa kendileri adına görüşme yapanlar “genç” değil, Etyen Mahçupyan’ın deyimiyle “kart ağabeyler”di. Bu kart ağabeyler, öne sürdükleri isteklerden anlaşılacağı üzere hiç de iyi niyetli değil, bilakis “Taksim Derebeyliği” kurma peşinde koşan, meşru bir seçimle göreve gelmiş hükümetin bütün politikalarına kendilerine göre ayar vermeye çalışan sevr özlemi içindeki dayatmacı, jakoben şahıslardı.

b) Şayet Gezi Parkı eylemlerini başlatanlar, iddia edildiği gibi yalnızca ağaçların kesilmesine karşı çıkan ve çevre duyarlılığıyla hareket eden “masum gençler” olsaydı, istekleri yerine getirildikten sonra eylemlerine son verirlerdi. Başbakan eylemci “gençlere” seslenerek isteklerini duyurduklarını, gayenin hâsıl olduğunu; hal-i hazırda mahkemenin verdiği bir “Yürütmeyi Durdurma” kararının olduğunu, hükümet olarak mahkeme kararına saygı duyduklarını ve bu kararın kendilerini bağladığını, ayrıca meseleyi plebisit ile çözüme kavuşturabileceklerini açıkça ifade ettiği halde, göstericilerin eylemcilerini devam ettirmesi, özellikle de plebisit kararına büyük tepki göstermeleri bu gençlerin o kadar da masum olmadıklarını gösteriyor!..

c) Bu kendiliğinden bir araya gelen “masum gençler”, eylemlerini sonlandırmak yerine, darbe dönemi Milli Güvenlik Konseyi bildirisi gibi bildiri ile dayatmalarda bulunarak şu isteklerde bulunuyorlar: Hükümet 3. köprü de yapmasın, havaalanı da yapmasın, hidroelektrik santral de yapmasın, dış politikasını da değiştirsin!...

Kim ne derse desin, Taksim Gezi Parkı eylemleri adı altında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Hatay’da ve yurdun farklı şehirlerinde yapılan bütün eylemler, her ne kadar ağaç sevdası ve çevre duyarlılığı adıyla ortaya çıkmış olsa da, meselenin özü, bu dışsal çehrenin çok çok ötesinde, bu sathî görüntüyü çok çok aşan, örtük bir gerçekliği işaret ediyor: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükûmetini devirmek…

Belki de şöyle demek daha doğru olur: Taksim kalkışmasıyla hedeflenen nihai gerçeklik şudur: Gezi Parkı eylemleri, sadece Başbakan’ı ve AK Parti iktidarını devirmeyi değil, Türkiye’nin insan hakları ve özgürlük adına bugüne kadar elde ettiği bütün demokratik kazanımlarını da yok etmek üzere başlatılan uluslararası bir 28 şubat sürecidir!...

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 471
Bu Ay : 14205
Toplam : 23463

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom