Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

ETRAF KARANLIKSA IŞIK YOK DEMEKTİR

 ETRAF KARANLIKSA IŞIK YOK DEMEKTİR 

Etraf karanlıksa, şu kadar lambamız var demenizin bir anlamı olmaz. Gece olmuş her yer karanlık ve siz odada şu kadar adet lamba var diyorsunuz ama hiçbiri ışık vermiyor. Ya gelen hatlarda bir sorun var veya lambalar geçmiş… Ya hatları tamir edersiniz ya da lambaları değiştirirsiniz. Ne bozuk hatların ne içi geçmiş lambaların odayı aydınlatmanız için bir faydası olmayacağından yaparsınız bu değişiklikleri.

1982’de bir anayasa yapılmış, bu darbe sonrası anayasasıdır. Zamanla çok tartışılmış, iş göremez yönleri nedeniyle çeşitli maddeleri değiştirilmiş ama yine de toplumun ihtiyaçlarına, demokratik taleplerine cevap veremez olmuş… Yani ülkeyi yeterince aydınlatmadığı hususunda önemli bir mutabakat var. Haliyle gerekli aydınlık için, daha fazla demokrasi için anayasanın değiştirilmesi gerekir. Zaten artık aydınlatma sorunu başlamış bir lambayı sağa sola çevirerek çevreyi aydınlatmak mümkün değildir.

Balzac’a ait olduğu söylenen bir ifadeyi birlikte hatırlayalım, şöyle der: Bu günkü kanunlar, büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağları gibidir. Elbette yasaya en iyi eleştiriyi yine konunun uzmanları yapar.

Bugün gündeme gelen özgürlüğe dair, işlerin bürokrasiye takılıp kördüğüm olmasına dair ne varsa gidip anayasaya takılmaktadır. Anayasa günün şartlarına uygun hale getirilmezse, atılacak adımlar akim kalır.

Adalet ışıklarını yakacak olan, sönüklükten kurtaracak olan anayasalar ve uygulayıcılarıdır. Lambalar yeterince ışık vermiyorsa, adalet noktasında etraf karanlıksa, ışık yok demektir ve ışık kaynağı bu noktada anayasadır. Anayasa ile birlikte toplumsal dokuyu iyi okuyan bir zihin süreci de gerekir. Yasa yapıcılar ve uygulayıcıları Balzac’ı haklı çıkaracak bir dil kullanmamaya özen göstermelidirler Zira işlemeyen hukuk aydınlatmayan lamba gibidir denir.

Her ne olursa olsun karanlığı aydınlatmak için kararlı olmak gerekir. Aydınlığa hasreti dillendirmek gerekir. Ki etraf karanlık kalmasın!

 “Kişi bu dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe benzer.” Der Sadi-i Şirazi… Bu dünyaya tenezzül edip, gerçeklere karşı kör ve sağır kesilenler de aydınlığın yokluğunu hissetmezler. Zira meşgul oldukları şey yapışıp kaldıkları bal şırasıdır. Ötesi “he ya doğru söylüyorsunuz, karanlık bitmeli” demek gibidir.

Karanlığı kim bitirmeli safhasına gelince “ben daldığım bal tasından çıkamıyorum” ifadesi vardır. Oysa “her yer kanalık” ve adalet aramaktadır insanlar. Merhamet aramaktadır. Ve aydınlık için çalışanlar bala tüneyip etrafa bigâne kalanlar gibi olmamalıdır.

İyiler sönük veya zor ışıyan lamba gibi değil, güzel ışık veren ve aydınlatan bir lamba gibi olmalıdır. Ki etraf karanlığa mahkûm olmasın.

Çeşitli tartışmalar arasında aydınlığa hasret olduğumuzu unutursak o zaman yandık demektir. Tartışmaların çekilmek istendiği mecra bir tuzağı işaret ediyor.

Üstünlüğün hukukuna değil hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duyduğumuzu unutturmaya çalışanlar var. Adalet ilkesinin bütün boyutlarıyla işlemesinin gerekliliğini, fırsat eşitliğinin yıllardır yara almakta olduğunu ve mutlaka bu yaranın tedavi edilmesinin gerekliliğini unutmamızı isteyenler var.

Kısır tartışmalar içinde meseleyi çözümsüzlüğe götürüp, en kötü çözüm çözümsüzlükten iyidir dememizi ve ne yapılmışsa kabulümüz, ne yapalım dememizi isteyenler var.

Öteden beridir vatandaş kimliğinden bahseden ve özgürlükler konusunda mangalda kül bırakmayan ama anayasa tartışmalarında, ne yapacaksınız neyin ne olduğunu, ne olduğunu ben size söyleyeyim diyerek düşünmemizi ve olayları yorumlamamızı engellemeye çalışanlar var. Yani “biz sizin yerine düşünürüz, sizin fazla düşünmeniz hayra alamet değil” diyenler var.

İhtiyaçların elzemi en hayati olandır. Uzun süre susuz kalmış ve su arayan birine en lezzetli yemekleri sunsanız dahi önemsemez ve önce su der. Özgürlükler hayatidir ve su gibidir. “Susuzluk” en hayati şeyi kaybetmektir.

Kimi zaman fırsat eşitliğidir en hayati olan. Yüzlerce sermaye sahibi var ama siz gelip diyorsunuz ki, şu boyda şu kiloda olanlar bu işi yapabilir. Hepsinin parası var, hepsi o işi yapabilecek evsafta ama siz belli ki, belli kişilerin o işi yapmasını istiyorsunuz. Sonra da dönüp bak bizde ticaret serbest, kimsenin para kazanmasına mani olmuyoruz diyorsunuz. Bunun gibi; zekâysa zekâ, akılsa akıl, okumaksa okumak her şey var; birileri “hayır okumak için zekâ, akıl yetmez” diyor. Fırsat eşitliğini alıp karanlığa atıyor. Bu karanlığı yok etmeden ülkeye yetecek kalifiye beyinler yetişemez. Ve eğitimde açılan “kara delikler” çoğalır.

Kimi zaman bir mezhep özgürlüğü, tesettürümle artık oynama demektir acil ihtiyaç… Kimi zaman darbe yasalarıyla ceza alanları görebilmektir elzem olan… Bunlar anlaşılmazsa; eğitimde, fırsat eşitliğinde açılan kara deliklere, vatandaşlık anlayışına yönelik kara delikler, siyasetteki kara delikler, özgürlüklere ait kara delikler eklenir. Kara delikler yutucudur.

Unutulmasın…

Etraf karanlıksa ışık yok demektir ve neresi karanlıksa orayı aydınlatmak gerekir.

necip.cengil@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 444
Bu Ay : 17351
Toplam : 26609

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom