Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

TÜRKİYE’DE HÂL DARBE RİSKİ VAR MI?

TÜRKİYE’DE HÂLÂ DARBE RİSKİ VAR MI?

“İddialı Bir Türkiye ve Ulusalcı Refleksler” adlı makalemde Tarhan Erdem’in, 1950’den sonra yaşadığımız iki darbe öncesinde, bu darbeleri gerektiren şartların aynen bugün de oluştuğunu söyleyerek bir darbenin kapıda olduğunu söylediğini; aynı şekilde Ahmet Altan’ın da şayet Başbakan Erdoğan ayağını denk almazsa ülkeyi kan gölüne çevirecek askerî bir darbenin kaçınılmaz olduğunu iddia ettiğini yazmıştım.

Bu iki yazarın Türkiye’de darbe öncesi şartların oluştuğuna dair ileri sürdükleri argümanlara asla katılmıyorum. Daha önceki darbeler öncesinde olduğu gibi, bugün de bir darbeyi gerektirecek şartların olduğuna hiçbir şekilde inanmıyorum. Ayrıca böyle bir saçmalığa inanıp güvenmeyi de ihanetle eş değer sayıyorum.

Milletin irâdesini hiçe sayarak onun seçtiklerine karşı neredeyse her on yılda bir darbe yapmayı mutat hale getiren kötülük odaklarının hiçbir zaman tutuklanamadığı, yargılanamadığı ve cezalandırılamadığı, üstelik bu hususların asla düşünülemediği bir Türkiye’de, Ak Parti hükümeti darbe planları yapan asker ve onların bazı sivil işbirlikçilerinin adâlet önüne çıkarılmasını, tutuklanmasını ve bir kısmının mahkûm edilmesini sağladı. Bu şer şebekelerinin mahkûm edilmesi sürecinde bağımsız kolluk kuvvetleri ile mahkemelere dik durmaları ve hukukun kurallarını yılmadan, kararlılıkla uygulamaları konusunda cesaret veren hükümetin çok güzel bir iş başardığını biliyor ve hakkını teslim ediyoruz. Bilhassa bu hususta takdire şâyan işler yaptıkları için onları tebrik ediyor ve milletçe kendilerine minnettar olduğumuzu her fırsatta dile getiriyoruz.

Ancak, bütün bu olumlu yönde gelişmelere rağmen, ben de Türkiye’de hâlâ bir darbe riskinin olduğuna inananlardanım. Çünkü genel geçer bir kural var: Bir şey muhal değilse, mümkündür. Bir darbenin yapılabileceğini mümkün görmem, onun imkân dâhilinde olmasından, yani muhal olmamasındandır.

Şöyle ki:

Gelinen noktada Türkiye’de hâlâ askerî bir darbe olasılığının imkân dahilinde olduğuna dair elle tutulur birçok neden var. Bu güçlü nedenler ortadan kalkmadıkça bu ülkede her an darbe olabilir demektir.

Evet hükümet; Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven ve Ergenekon gibi darbe planlarına adı karışan darbecilerin bir çoğununun adâlet önüne çıkarılmalarını sağladı. Ancak söz konusu darbecilerin, özellikle sivil bürokrasideki iş birlikçileri, hala dışarıda ve haklarında tek bir işlem bile başlatılmış değil. Meselâ, Ergenekon’un 1 numarası hala bulunamadı. Ak Parti Milletvekili Şamil Tayyar’ın da işaret ettiği gibi, Ergenekon’un 1 numarası olduğu söylenen şahıs hala dışarıda ve hakkında hukuki her hangi bir işlem yapılabilmiş değil.

Başta ülkenin tek sahibi mantığıyla yetişen ve darbe ruhuyla beslenen darbeci askerler ve onların sivil uzantıları olmak üzere, darbeye bulaşmış bütün kesimler tek tek bulunup adâlet önüne çıkarılmadıkça, bu ülkede yeniden darbenin olması her zaman ihtimal dahilindedir.

Askeriye içindeki darbecilerin ve bunlara destek veren bütün sivil güçlerin bilhassa Ak Parti hükümetine karşı diş bileyip kinlerini biriktirdikleri, uygun bir fırsat kolladıkları ve konjonktür değiştiğinde tekrar darbe yapabilecekleri unutulmamalıdır.

Darbeyi imkânsız hale getirecek bir mekanizma kurulmadan, darbeci güçlerin uygun bir fırsatta harekete geçmeyeceğini ve darbe yapmayacağını varsaymak safdilliktir.

Çözüm, bütün darbeci güçlerin, bir daha asla darbe yapamayacağı bir sistemi tesis etmeye bağlı. Bunun için, Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda da vurgulandığı üzere, öncelikle büyük çoğunluğu darbelerden miras kalan ve 12 Eylül rejiminin, dolayısıyla militarist söylemin temel hususiyetlerini içinde barındıran Anayasa bir an önce değiştirilmeli ve temel insan haklarının güvence altına alındığı, hoşgörü, işbirliği ve uzlaşma değerlerinin öne çıkarıldığı, çoğulculuk ve özgürlüğün esas alındığı yepyeni bir Anayasa yapılmalıdır.

Buna bağlı olarak, kamuoyunda hukuk dışı faaliyetler içinde bulunduklarına dair çok güçlü iddialar bulunan “Özel Harp Dairesi”, "Gladio", "Kontrgerilla" ve "Jitem" adıyla bilinen oluşumlar ile önce “Özel Harp Dairesi”, ardından da “Özel Kuvvetler Komutanlığı” ismini alan doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı birimler hakkında iddia edilen hukuk dışı faaliyetler detaylı bir biçimde incelenerek açığa çıkarılmalıdır. Ayrıca bu birimlere ait olduğu iddia edilen kozmik odalar ve buralardaki belgelerin içerikleri de ifşa edilmelidir.

Yine tüm askeri darbelerin ve muhtıraların sorumluları hakkında derhal hukukî işlem başlatılmalı, bütün darbe ve muhtıraların sorumlularının ve darbelere teşebbüs edenlerin, cadde, sokak, stat, park ve spor salonları gibi kamu kurumları ya da kamu alanlarına verilmiş isimleri derhal kaldırılmalıdır. Yerlerine ilim ve ahlâklarıyla temayüz etmiş, toplumun fikren ve ahlâken ilerleme ve gelişimine katkıda bulunmuş önderlerin isimleri verilmelidir.

Ayrıca askeri vesayeti kurumsallaştıracak tüm mekanizmalar sivilleştirilmeli, hesap verebilen ve denetlenebilen bir yapı inşa edilmelidir. Söz gelimi militarist dili, devlet söyleminin ve aygıtlarının merkezine taşıyarak kendine "hükümet ve siyaset üstü" rol biçen Milli Güvenlik Kurulu, artık Avrupa Birliği normlarında sivil yapının kontrolünde ve tavsiye organı şeklinde yeniden yapılandırılmalıdır.

Ak Parti hükümetleri öncesinde olduğu gibi, sonrasında da Genel Kurmay Başkanlığı’nın özerk, hesap vermeyen, her şeyin ve herkesin üstündeki statüsü artık son bulmalı ve devlet teşkilatındaki konumu çağdaş demokratik ülke örneklerine uygun hale getirilerek Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır.

Ülkenin tek sahibi mantığıyla birey yetiştiren askeri eğitim kurumlarının müfredatı, eğitim bilimciler tarafından dakik bir biçimde incelenmeli, günümüzün koşulları ve demokratik normlara uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.

Ak Parti hükümetinin aktardığımız bu ve benzeri konuların üzerine giden tavrından asla ödün vermemesi, bu konularda daha duyarlı davranması, bu alandaki çabalardan asla geri durmaması lazım. Bunu yapmadığında “deprem yavaş yavaş bize geliyor” demektir.

Unutulmamalıdır ki, giyotini icat eden, giyotinle idam edilmiştir.

mehmetkubat@gmail.com
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 8
Bu Ay : 15438
Toplam : 24696

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom