Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

Savaş Suriye’de

 

Savaş Suriye’de

Bir öğrenci yurdunda Suriye’den gelen mültecileri ziyaret etmiştim. Erkekler azınlıktaydı. Büyük çoğunluk kadın ve çocuklardı. Kadınlar çocuklara ilgilenirken erkekler geniş koridorların başında oturup sohbet ediyorlardı. Kimisi sıkılgan adımlarla geziniyordu. Kimileri de arkadaşlarının sorunları ile yoğun bir şekilde ilgileniyordu.

Merdivenlerde küçük çocuklar kendilerinden küçük kardeşlerini yukarı çıkarıyor, aşağı indiriyordu. Etraftaki gezinme- oturma mekânlarını oyun sahasına çevirmişlerdi. Merhamete en çok muhtaç olanlar, kardeşlerine çokça merhamet ediyorlardı. Çocuklar hep böyledir. Neredeyse kendi büyüklüğündeki bir kardeşi veya arkadaşı düştüğü zaman kan- ter içinde kalarak onu taşımaya çalışırlar. Ona teselli verirler. Bir yandan yaralı arkadaşını taşırken diğer yandan kötü bir durumunun olmadığına can-u gönülden inandırmaya çalışırlar. Üzülmemesini, korkmamasını, büyüklerinin kendisine kızmayacaklarını telkin etmeye hiç ara vermezler. Yoksa bu onların merhamet edilmenin ne olduğunu çok derinden hissetmelerinden midir? Kendi imkânlarını arkadaşları ile birlikte mutlu olmak için harcamaktan tereddüt etmemelerinden midir? Yoksa “merhamet etmeyene merhamet edilmez” hadis-i şerifini fıtri olarak yaşıyor olmalarından mıdır? Kendi mutluluğunu çevresinin mutluluğunda aramalarından mıdır? Geleceğe hep umutla bakmalarından mıdır? İsrail, Gazze’ye saldırırken Filistinli çocuğun şu cümlesindeki umut gibi mi? “Anne, İsrail askerleri Filistinli çocukları küçük kurşunlarla mı öldürüyorlar?”

Suriye’deki bu savaşta Şiilere veya Sünnilere sıkmaktan artakalan bir kurşun oluyor mu ki çocukları küçük kurşunlarla katleden Siyonist askerlere sıkılsın?

İnsan yerleşik bir hayat yaşar. Eşyasına, mekânına kendisi düzen verir, onu istediği zaman istediği miktarda kullanır. Üzerinde tasarruf yetkisi vardır ve bu yetkisini kullanır. Memleketinden olmuş bu insanlar aile aile bu yurdun odalarına yerleştirilmişlerdi. Odalar tıklım tıklımdı. Yiyecekleri hazır gelir ve dağıtılıyordu. Diğer ihtiyaçlar da böyle karşılanıyordu. Evi barkı, düzeni olan bu insanlar şimdi başka bir elden ihtiyaçlarını sayılı olarak alıyorlardı. Buna da şükür fakat bu da yarı bir esaret hayatı değil midir? Yarına ait planlarını başkaları yapıyor.

Büyükler, küçükleri koruyup onların ihtiyaçlarını karşılarlar. Bunu yapamadıkları zaman en temel görevlerini yapamamanın ezikliğini, suçluluğunu yaşarlar. Buradaki insanlar bir yandan kendi memleketinde başlarındaki zalim sistemi yıkmak için yüce bir savaş vermektedirler. Diğer yandan çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını sıraya girip elden almaktadırlar. Onlar için günlük ihtiyaçlarını elden teslim almaktan öte bir plan, bir düzen çizemiyorlar.

Allah (c.c.) yeryüzünü yeterince geniş yaratmamış mıdır? Bütün genişliğine rağmen niçin yeryüzü bu insanlara dar gelmektedir? Gerçekten kimi iktisatçıların “ihtiyaçlar sınırsız, imkânlar sınırlı” kapitalizmi derinleştirici aldatmacasına mı inanıyoruz? Allah’ın yarattığı bir beden ve bu bedenin ihtiyacını karşılayıcı bir evren. Hangisi sınırlıdır dersiniz? Bunca genişliğine ve nimetlerle doluluğuna rağmen insan neden yeryüzünü paylaşamıyor? Vahşi bir hayvan bir av yakalayıp karnını doyurdu mu acıkana kadar ikinci bir avın peşine düşmüyor. Ya insan!

Şeytan insan değildir. Peygamber insandır. Fakat kısa bir sürede insan şeytana parmak ısırttırıyor. İnsan öyle bir hale geliyor ki şeytan Allah’a karşı insanın azgınlığından uzak olduğunu söylüyor. Zayıf yaratılan insan terbiye görmezse kolaylıkla bu duruma gelebiliyor.

1961’de uzaya ilk çıkan insan Yuri Gagarin yeryüzüne inince şunları söylüyor: “Uzay gemimle Dünya’nın etrafında uçarken gezegenimizin ne kadar güzel olduğunu gördüm. Dostlarım, gelin onu yok edeceğimize bu güzelliği besleyip arttıralım.”

Allah (c.c.) yeryüzünü sınırlara bölerek mi yaratmış? Var mı yeryüzünde şunun için, bunun için çizilmiş sınırlar? Yeryüzü atmosferi ile, diğer gök cisimleri ile bütün unsurları ile uyumlu bir bütünken biz kimin mülkünü parselliyoruz, bu parselleme uğruna oluk oluk kan akıtıyoruz.

Aynı yaratıcıya, aynı peygambere iman etmiş insanlar bu gün Suriye’de bir birini yok etme savaşı vermektedirler. Kimisi mezhebinin geleceğinin teminatı için, kimisi ırkının geleceğinin teminatı için, kimisi ulusunun geleceğinin teminatı için, kimisi hayalindeki imparatorluğun ideali için, kimisi oyuncağı olduğu sömürge güçlerinden aldığı görevi için, kimisi elindeki saltanatı kaybetmemek için. Hepinizin bu tabuları, bu savaşta yetim kalmış korunmasız bir çocuğun gözyaşlarına kurban olsun.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 725
Bu Ay : 1980
Toplam : 1980

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom