Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

BİZE BİR SELAM İNİŞİ LAZIM

 BİZE BİR SELAM İNİŞİ LAZIM

Bu ifade Kuran ifadesi… Hidayete tabi olunca selamı hak etmiş oluyorlar. Bu ifadeyi biraz açarak, selam aynı zamanda hidayete talip olanlara da diyebiliriz. Hidayeti ar görmeyenler, angarya görmeyeneler, hafife almayanlar, belli dua vakitlerin dilek ismi gibi değerlendirmeyenler, Allah’ın ikramı olarak baş tacı edenler selamı hak eder.

Selam bir ödül aynı zamanda, bak sana/size selam veriyorum, bunu azımsama, zira ancak hidayete tabi ve talip olanlara verilebilecek bir seslenişi kullanıyorum. Demek ki benim için önemlisin!

Selam bir cennet nidası; meleklerin cennetlikleri buyur ederken kullanacakları bir kelime… Demek ki ben selam verdiğimde meleklerle aynı dili kullanıyor ve cennet çağrımı bu ifadeye mündemiç kılıyorum. Üstelik o gün “ rahim olan Allah, selam size der” ve bu, cennet çağrısına koşup, mutlu sona ulaşanlara her nimetten daha öte bir muştudur. Dünyada onun provasını yapmış olmuyor muyuz; Allah’ın selamı üzerinize olsun. Nerede? Hem bu dünyada hem cennette! Dilerim bunu hak edenlerden olursunuz. Ve döner muhatap seslenişi karşıya iletir; dilerim sen de meleklerin çağrısına muhatap olacağımız kapıdan girenlerden olursun!

Selam aynı zamanda bir cennet isimlendirmesi… Selam yurdu orası, huzur ikliminin yaşandığı bir yurt… Ben bu ifadeyi kullandığımda, ifadeyle muhatap kıldığım kişiye, gel yaşadığımız şu yurdu bir selam yurdu yapalım, birlikte bunun için zaman verelim demiş oluyorum. Seslenişimi duymak istemeyen, duymazdan gelen, hafife alan; hidayeti, cenneti, selam yurdunu, yaşadığımız coğrafyayı selam yurdu yapma çağrısını önemsememiş oluyor. Hem ben bu ifadeyle, bana ait bir çağrıda bulunmuyorum ki… Bu çağrı bana ait değil, kelimenin, sözün rabbi var, kelimeyi, sözü duyuran ve bunu yayın diyen peygamber var.

Şöyle yapsak; gökyüzünden saf be saf inen melekler misali, onlara ait olanı onlara bırakarak, insan olarak yüreklere saf be saf insek, yüksekten bir iniş gibi değil, insandan insana bir iniş gerçekleştirsek ve selam desek, selam size desek, ne demiş oluruz, düşünmek gerekmez mi? Bu bir selam inişidir. İnsandan insana selam inişi… Fertten topluma selam inişi…

Selam inişi için seçilen gece kadir gecesidir veya selam inişinin gerçekleştiği geceye o isim verilmiştir. Önemli olan selam inişini gerçekleştirebilmektir.

Bir ömür beklemek mi gerekir yoksa o an binlerce geceden, günden, vakitten daha mı hayırlıdır. Hayırlı olan gece midir, selam inişi midir? Selam inişini gerçekleştirmeden, gecelere ve gündüzlere vurulmak bugüne kadar, hangi oranda bir toplumsal değişim gerçekleştirdi ki… O halde hayırlı olan selam inişidir. O inişi kitap gerçekleştirmiştir, Cebrail gerçekleştirmiştir, melekler gerçekleştirmektedir, insan o inişi gerçekleştirdiği gün kitabı, Cebrail’i, melekleri anlayabilecektir. O iniş gerçekleşmeden kitaba dokunursunuz ama kitap size dokunmaz, dokunmamış olur.

Galiba eksik olan bu!

Bir toplum, topluluk oluyoruz. Birlikte koşturduğumuz işler oluyor. Birbirimize cenneti anlatıyor, cehennemi hatırlatıyoruz. İnsanlık ikliminden bahsediyoruz. Allah’ın rızasından dem vuruyoruz. Allah’tan razı olmak halinden konuşuyor ve ağlıyoruz. Lakin bir türlü “selam inişini” gerçekleştiremediğimiz için bereket yüzeysel kalıyor. Başka yaklaşımlar selam inişinden daha önemli hale geldiği için; paranın bolluğu, insanın bolluğu, zamanın bolluğu, paylaşılacak işlerin bolluğu bir berekete dönüşemiyor. Geçmişimizdeki bereketin temelinde bence “selam inişi” önemli bir etkendi.

Dün “komşusu açken tok yatan bizden değildir” ve “az kalsın komşu komşuya mirasçı kılınacak sandım” gibi ifadelerin ışığında bir tür “komşu çoğaltma refleksi” gerçekleşirken… Bugün komşu refleksini geliştirenlerin bolluğu ve birbirine komşu olmaları, o ifadeleri nostaljik tebliğ cümlelerine dönüştürmüş durumda… Yoksa bir türlü aradığımız komşuları mı bulamadık! Ayrıca bir ilahi ikram olan kardeşliğin bile feryadı ayyuka çıkmış durumda. Kardeş olmanın, tek ölçüsünün iman olduğunu, kardeşliğin enerjisini imandan, imanın da dirilik enerjisini kardeşlikten aldığını bir türlü kavrayamadık. Allah’ın ikramları, üzerlerinde konuşulan kavramlara dönüştü. Her tarafımız kavram doldu ama hiçbiri “ bir ben var, benden içeri” kavlince bize yar olamayınca, konuşur olduk, sayfalar dolusu yazışır olduk ve huzur iklimleri hep başka baharlara kaldı. Oysa “gözün şimşeğinin çakacağı” bir günden bahseder kitap yani gözün bütün ışığını tek çakışla tüketeceği ve artık fersiz kalacağı bir günden… O gün gelmeden önce her birimizin iyi düşünmesi gerekir. Hiçbir şeyi muhatabını suçlayıcı bir meta haline getirmeden düşünmek diyelim buna.

Selam üzerinde konuşulan bir kavram haline gelmemeli. Selam inişi, meleklerin bir inişi olarak sınırlanmamalı. Gecelerin ve gündüzlerin kadri insansız düşünülmemeli. Selamın bir hidayet ödülü olduğu göz ardı edilmemeli. Ve aynı zamanda bir hidayet dileği olarak değerlendirilebileceği…

Selam hepimize…

İnşallah!
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 333
Bu Ay : 15763
Toplam : 25021

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom