Nilüfer Zontul Aktaş

Nilüfer Zontul Aktaş

nulufer_aktas@hotmail.com

Hayata Dair

HAYATA DAİR
Deh deyince giden at
Buyurunca tutan evlat
Evde yüzü güleç avrat
Gir oyna çık oyna
 
Deh deyince gitmeyen at
Buyurunca tutmayan evlat
Evde asık surat avrat
Gir ağla çık ağla
 

           Rahmetli babam sık sık dile getirirdi bu söz dizelerini. Hayata dair pek çok şey öğrenmişizdir ondan. Birçok hikâye, kıssa, atasözü ile hayatımıza ışık tutmuştur. “Siz üniversite mezunusunuz ama biz hayat üniversitesi okumuşuz.” derdi her fırsatta. Şimdi onu daha iyi anlıyorum.

            Gelelim yukarıdaki dizelere… “deh deyince at gitmeyiversin” derdim. Ne olacak sanki bir daha, bir daha “deh” deyiverirsin gider diye düşünürdüm. Buyurduğun işi evladın yapmayınca insana ne kadar zor geleceğini hiç tahmin edemezdim. Ta ki anne ve onlarca çocuğun öğretmeni olana kadar...

 Hele asık suratlı insanlarla muhatap olmak çok çok daha kötüsü. Eğer bu kişi bir de eşin ise…Şimdi bir göz atalım atalardan gelen bu söz dizelerine...

            Eskiden binek hayvanı insanların işini ve yaşamını kolaylaştıran en önemli şeylerden biriydi. Şuan kendimi nasıl arabasız düşünemiyorsam, onlar da öyleydi sanıyorum. Sırtına bir dünya yük yüklediğin atının, eşeğinin gitmediğini düşünmek işini tamamlayamamak kâbus gibidir. Bizim işe gitmek telaşıyla trafikte beklediğimiz onlarca araba misali. Git diyoruz ama bineğimiz gidemiyor. Ve üzerimize yüklenen stres…

            Ve yine maziye dönüp baktığımızda evlatların söz tutmaması ne mümkün idi. İstisnalar dışında. Anne baba söyleyecekte çocuklar tutmayacak!..

 Fakat son dönemlerde rahata alışan çocuklar… Anne-babasını kullanan çocuklar… Ve çocuklarına her zevki yaşatmak isteyen anne babalar… Böyle bir nesil çıktı. Çocuk sayılarının azalmasından mı, anne babaların kendi yaşayamadıkları her şeyi çocuklarına yaşatmak istemelerinden mi bilemiyorum. Ama çocuklar hakikaten zevk ve sefa içindeler. Bir bardak suyu isteyene bin minnetle getiriyorlar. Asansörlü evlerden zorla bakkala gidiyorlar. Allahtan kapıcılık diye bir meslek çıkmışta zevk-sefa çocuklarının o görevini de ellerinden alıyor.

             Odasından servisle alınıp, servisle bırakılan, sofra hazırken oturup yemeğini yiyip içip gerisine karışmayan çocuklar… Elbette ki böyle rahata alışan çocuklara sen söylersin sen işitirsin. Hiçte bir şey yapamazsın. Atsan atılmaz satsan satılmaz evlat bu.

            Bu şekilde hayatı suni yaşayan çocuklar gençler,Rablerinin bir imtihanı ile yüz yüze geldiklerinde sabrı nasıl kuşanacaklar.And  olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla,bir de mallar canlar ve ürünlerden eksilterek imtihan ederiz.Sabredenleri müjdele.(Bakara 155)Acıyı iliklerine kadar hissettiği anlar olacak belki..Zorluk çamuruyla bezenmeyen,hayatının güçlülük gerektiren kısmında anne baba koltuğuna sığınan bir nesil..Takıldığı yerde hemen boşanan,bırakan,dağılan bir nesil..Bu da sorumluluk yüklenmemiş çocuklar da daha çok görülüyor.Çocuklar daha küçük yaştan itibaren dünyanın rahatlık yurdu olmadığını ailelerinin yardımıyla öğrenmelidirler... 

             Ben anne-babaların kendi yaşantılarındaki tüm işlere çocuklarını küçük yaşlarda dâhil etmelerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Yapabilmeleri güç olan işlere bile şöyle bir bakmalılar, adım atmalılar. Verilen sözü tutmayan, o benim işim değil deyip kenara çekilen ve canım sıkılıyor cümlesini her daim terennüm eden çocuklar ve gençler… Ve onların karşısında erim erim eriyen, üzülüp duran, çaresizliği yaşayan anne-babalar…

             Tarlada çalışıyorsan küçüklükten itibaren onu da götür, dükkânına götür, mutfağa götür, soğan sarımsak doğrat, ütü yaptır vs… Ama bunları sevgiyle işine ortak amaçlı yaptır. Emir vererek mecburiyet yaşatırsan alıştırmak çok zordur.

             “Yardımseverlik çok güzel bir haslettir.” diyerek veya “Bana yardım ederek sevap kazanmak ister misin ?” diyerek evlatlarımıza sözümüzü tutturmaya gayret etmeliyiz. Yoksa söz tutmayan evlat bizi yer bitirir. Evladımızla sevgi saygı mesafemizi öyle bir ayarlamalıyız ki evladımız bize saygısından hayır diyememeli, sevgisinden bizi üzmeye korkmalı. Bunu sağlayacak olan da biziz. Baskıyla, zorbalıkla değil, onun frekansında konuşarak, onun ruhunu ve beden dilini anlayarak kendimizle özdeşleştirmeliyiz yavrularımızı. Kişiliği ne kadar ters, aksi, inatçı da olsa onda da yakalayacağımız bir frekans mutlaka vardır diye düşünüyorum.

             Yani ne tamamıyla rahata bırakıp istediğini yapan çocuklara, ne de tamamıyla baskı altındaki çocuklara söz dinletmek mümkün değildir. Uçlar hep yenik düşmeye mahkûmdur. Orta yolda, itidalli hareketle çocuklarımıza söz dinleme alışkanlığı kazandırmalıyız.

             Gelelim güler yüzlü eşe! “Güler yüz sadakadır.” diyor peygamber efendimiz de. Asık suratla dünyaları bağışlasak karşımızdakine ne kadar memnun olur acaba? Hanenizdeki kişilere güler yüz, sevgi, şefkat göstermek yuvamızın daimiliği için çok önemlidir. Güler yüzün olmadığı yerde öfke, kin ve nefret çoğalır. Zamanla didişmeler ve ayrılıklar başlar. Aile yapımızı korumak bizim için hem dini bir emir hem de sosyal bir hassasiyet olmalıdır.

              Özellikle “Yuvayı dişi kuş yapar.” atasözünün altında annenin güler yüzü, fedakârlığı, sevgisi ve samimiyeti yatar. Analar bu özle evlat yetiştirebilirler. Her kafasına yatmayan şeye surat asıp evini çocuğunu bırakmaya kalkışmamalıdır, sabırlı olmalıdır. Erkeğin evini dış etkilerden ve tehlikelerden kolladığı kadar anne de yuvasının sarsılmaması için çaba sarf etmelidir.(KADIN KONUSUNU BURADA BIRAKALIM.)

(devam edeecek)

nulufer_aktas@hotmail.com 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 3
Bugün : 146
Bu Ay : 16226
Toplam : 25484

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom