Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

SURİYEDE ÇOKLU DENKLEM

 SURİYEDE ÇOKLU DENKLEM

 

Denklemlerde bilinmeyenler çoğaldıkça çözümü zorlaşır, zaman alır ama sonunda çözüm mutlaka vardır.

Suriye bugün böyle bir denklem görüntüsü vermektedir.

Meseleye “İrancı” veya “Türkiyeci” veya başka bir “şartlı bakış” görüntüsü vermeden yaklaşmayı denedim bugüne kadar. Ancak geçen gün olaya “şartlanmış İrancı gözüyle” bakan bir arkadaş, yüzüme “siz Amerikancısınız” diyerek, Suriye konusunda, direniş ve kardeşlik köprüsünün yanlış olduğunu, İran’ın yalnızlaşmamak için Esed’i mecburen desteklediğini, onca Müslümanın Esed rejimi tarafından öldürülmesinin, İran’ın yalnızlaşmasından önemli olmadığını söyleyiverdi.

İnsanların kanları üzerinden, hiç gocunmadan bir gelecek inşa etmeye çalışmak, kardeşlerin çoluk-çocuk yok edilmesinden beis görmemek nasıl bir mantık, anlamakta zorlanıyorum. Doğrusu iman öğretisinin bana böyle bir hakkı vermediği gibi başkasına da böyle bir hak vermediğini düşünüyorum. Ne İran, ne başka bir ülke böyle hakka sahip olamaz.

Doğrudur Amerika, İsrail, Rusya; Suriye ve diğer özgürlük hareketlerinden bir çıkar devşirmek isteyecektir. Doğrudur Türkiye tarihi misyonu gereği bölgede, başkalarının oynayacağı, oynadığı bir oyuna seyirci kalmak istememekte ve aktif olarak, Suriye halkına kol-kanat germektedir. Ancak aynı Türkiye, nükleer enerji konusunda İran’ a da kol kanat gerdi ve hala İran’la kardeşlik ve ticari ilişkilerini koparmış değil. Yani İran’ı dışlamadan da Suriye’den yana olunabileceğini ispatlamaya çalışıyor. Tıpkı Esed rejimin, Suriye’yi temsil etmediğini, ne Sünni ne Alevi hiçbir blok kitlenin Esed rejiminin arkasında olmadığını bilmek gerektiği gibi…

Hayatımın hiçbir anında ne “irancı” ne “ameriakncı” oldum. “ruscu” olmadığım veya başka bir ülkeci olmadığım gibi… yaşadığım ülke sınırları içinde öncelikli bir kardeşlik köprüsü geliştirmek benim için önemliydi. Ve bu köprünün geliştirilerek bir ümmet bilincinin yerleşmesi… Her ne kadar birileri “kökü dışarda” tanımlamasının içinde göstermeye çalışsa da, önce insan ve insanla beraber ülke, hepsi için kardeşlik demek benim için öncelikliydi. O arkadaşımın ağzına sağlık (!) dinime tan edenlerin bile söyleyemediğini söyledi, bir anda beni Amerikancı yapıverdi. Ne adına, iran’ı kollamak ve Suriye konusunda “Esed Müslümanları katlediyor, Esed İslâm’ın bağrında bir ur ve İran bu konudaki politikasını değiştirmedikçe sabıkalı” dediğim için.

Evet, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek ve büyük İsrail projesini devreye sokmak isteyenler var. Ancak Arap-İsrail savaşında, İsrail’e Golan tepelerini hediye eden Esed rejimidir. Evet, Esed muhalif hareketlerin ülkesinde konumlanmasına müsaade etmiştir ancak kendi ülkesinde, bir İslâm canlanmasına karşı hep teyakkuzda kalmış, tutuklamalar, işkence ve katliamlarla bölgede güçlü bir İslami direnişin oluşmasına hep mani olmuştur ve İsrail’in istediği de budur. Zira İsrail politikalarına karşı tek ve etkili direnç ciddi bir İslâmi direniştir. Ve şu anda Esed o direnişi sergileyecek insanları yok etmektedir. Ayrıca İran, meseleye bakış açısını direniş güçlendiğinde değiştirecek ve “devlet çıkarları” doğrultusunda yeni bir hamle yapacaktır. Zira İran’da meseleye kardeşlik penceresinden değil, tipik “devlet oportünizmiyle“ bakmaktadır.

Suriye’de bir direniş var ve Esed rejimi gitmek zorunda. İsrail zayıflamış bir İslâmi muhalefet bekleyişi içinde. Fransa belki Suriye’yi terk ederken yapamadığını yapıp, Suriye’yi bölmenin yollarını arayacak. Bölünmüş bir Suriye için İran yok demeyecektir. Türkiye için Suriye bir bütün olarak önemli zira bölgede güç bölünmesi emperyalistlerin işine yarar. Amerika İsrail sevdasıyla bakarsa bölünmüş bir Suriye ister ancak güçlü müttefiklerle bölgedeki varlığını beslemek isterse Türkiye’nin bakış açısını destekler. Buna rağmen, kıyamet savaşı açısından Amerika’daki bir damar Suriye’nin parçalanmasını, İsrail’in güçlenerek azmasını ve kıyamet savaşını tetiklemesini ister. Rusya kendi imparatorluk özlemini yaşamak için çalışır. Ancak hepsinin üzerinde duracağı şey müttefikler edinerek yol almaktır. Bu denklem içinde, Türkiye kendi son dönem “İslâm ittihadı” projesini elbette canlandırmak isteyecektir.

Denklem çok bilinmeyenli ve devletler politikasında, iki kere iki hep dört etmez.

Bir şey daha var; kendi politikanızı hayata geçirmek için güçlü olmanız ve kendi içinizde hedef politikanızla örtüşen bir tavı sergilemeniz gerekir. İslâm ittihadı istiyorsanız, içte de dışta da yalnızlaşmayacak ve elbette ittifaklar yolunu da işleteceksiniz. Ancak hedefinizde kardeşliğin güçlendirilmesi yoksa yalnızca tipik bir oportünist devlet olursunuz.

necip.cengil@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 511
Bu Ay : 15023
Toplam : 24281

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom