Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Özgürlük ve Adalet üzerine

 Adalet ve Özgürlük Yürüyüşüne Katkı 

Özgürlük ve Adalet üzerine
 

Özgürlük ve adalet adına çok acılar çektik, hala özgürlüğü ve adaleti arıyoruz. Bir yandan da kölelik ruhlara sinmiş, köleleşmeyi özgürlük, taraftarına iltiması adalet sayanlar var. Onlar böyle davrandı diye ne özgürlük ne de adalet elbette aslından vazgeçecek değil zira aslını inkâr soysuzluktur ve ne özgürlük ne de adalet soysuz kelimeler değildir.

“Allah adaleti emreder”

İnsanın işi budur yani adaleti yürürlükte tutmak ve beslemek zira emr iştir. Allah insana “senin işin adalet olmalı” der. Adalet yoksa özgürlükte olmaz. Özgürlüğü suda balığı rahat bırakmak olarak alırsanız, suyu kirletenlerin ortaya koyduğu adaletsizliği göremezsiniz.

İçimdeki ses “insanın en insani arayışını yaz” dediğinde daldım. İşkenceleri, haksızlıkları, insanın hayra yönelen enerjisini engelleme çalışmaları, varlık içinde insana açlık çektirenleri, başka hayatlara kast etmeyi hükümranlık sayanları, feryatları, gözyaşlarını, solmuş bedenlerin karşısına geçip ruhlarını şeytana satanları düşündüm.

Özgürlük yürüyüşleri… Adalet arayışları geldi aklıma.

“iyi olanı kötü olandan ayırma bilgisi, yönelimi, fiiliyatı olarak adaleti… İnsanın içinde “tanrısal bir ses” olarak adaleti ve merhameti… Ve insana düşen bu sese kulak vermektir” diyenlerin üzerinden yüzyıllar geçtiği halde, içlerindeki “tanrısal sese değil şeytani sese” kulak verip hayatı canlı ve cansız varlıklara zehir edenleri düşündüm. Ben bunları düşünürken belki Sokrat veya onun talebesi Platon oturmuştu karşıma.

Platon bir insan olarak “dört ana erdem var diyordu: bilgelik, cesaret, kendine hâkim olma ve adalet!”

Bilge olmayanın cesareti, kendine hâkim olmayanın insanı ve hayatı ihya edecek adaleti mümkün değildi. Erdemli bir örgütlülük adaleti, merhameti besler ve doğru bir cesaret üretirdi. Bir örgütlülük ki, adaleti beslemiyor, merhametten yoksun ve bilgelik üretmiyorsa, o örgütlülük erdemli olamazdı. Bir örgütlenme ki, yalnızca iktidara niyetlenmiş ve erdemi sözde bırakmışsa, hayata ve insana katkısı lafta kalırdı.

Bana dediler ki; adaleti anlamak istiyorsan adaletsizliğe bak! Çevrene bak, ne adalet veya ne adaletsizlik olarak algılanıyor. Adaleti ilk olarak arayacağın yer yöneticilerin anlayışı ve uygulamalarıdır. Adalet yöneticinin olmazsa olmaz erdemidir. Ve haksızlık-zulüm adaletin karşıtıdır. Yönetici haksızlık ve zulüm irtikâp ettiği, bunlara müsamaha gösterdiği anda erdemini yitirmiş veya üzerini küllemiş olur. Adaletini yitiren bir yönetici ya erdeme dönmeli ve döndürülmelidir veya bulunduğu yeri terk etmelidir. Böylece erdem yaşamaya devam etmelidir.

Bana dediler ki; insanın devredilemez hakları vardır. Yönetici bu hakları kişide yaşatır. Bu hakları yaşamak için insanın ihtiyacı olan ise özgürlüktür. Kişi özgür olmalı, adil olmalı, yönetici ve yönetim kadroları, toplumsal ortak aklın merkezi olarak devlet kişinin özgürlüğünü yaşatmalı, haksızlıkları önlemeli, önleyici düzenlemeler yapmalı, zulme mani olmalı ve adaleti tesis etmelidir. Hakkı ayakta tutma adaletin oluşabilme şartıdır. Hakkın yaşam özgürlüğü yoksa adalette yok demektir. Özgürlüğün olmadığı yerde adalette olmaz. Özgürlüğü yaşatmak aslında adaleti yaşatmaktır. Özgürlükleri yaşama ve yaşatma dengesidir adalet.

İyi olanı kötü olandan ayırma erdemi olarak adaleti tekrar ele alırsak, iyi olanı kötü olandan ayırabilme kişinin özgürlüğüne bağlıdır. Özgür değilseniz iyi ve kötüyü birbirinden ayıramazsınız, o cesareti ortaya koyamazsınız. Özgür değilseniz denetleyemezsiniz, öneri oluşturamazsınız, seçim hakkınız olmaz, seçme hakkını insanlığın faydasına fiiliyata geçiremezsiniz. Başkalarının cebren onaylattığı iyiler ve kötüler olur hayatınızda, onlar üzerinden zelil bir hayat yaşarsınız. Despot yapılar böyledir. Despot yapılar köle ruhlar yetiştirir. Köle ruhlar sayfalar ve satırlar üzerinden adaleti ve özgürlüğü okur ancak bunları kendi realitelerine uydururlar.

Sonra Çiçero’nun kanun ve adaleti tarifini okudum…

“Eğer cahil ve yeteneksiz insanlar ilaçlarla şifa vermek yerine ölümcül zehirleri salık verirlerse buna, muhtemelen, doktorların tedavisi denemez. Yıkıcı bir düzenleme olmasına rağmen bir ülke onu kabul etse bile bir ülkedeki bu tip bir kural kanun olarak adlandırılamaz. Bu nedenle, kanun, her şeyin en kadimi ve aslı olan doğa ile ve iyiyi savunan ve kötüyü cezalandıran doğanın standartlarıyla uyum içinde olmak koşuluyla, adil olanla adaletsiz olan arasındaki ayrımdır.”

Kanun adaleti esas almalı, üstünlerin oyununa figüranlık yapmamalıdır. Diktatörlerin ve zalimlerin ülkesinde kanun, üstünlerin oyununda figürandır. Onların istediklerini söyler. Özgürlük mü getirmek istiyorsunuz, kanunları hazırlayanlar her şeyden önce makamlara kul olmamalıdır. Makamlara kul olanlar, kendi tutsak beyinleriyle adaleti tesis edemez, özgürlüğü besleyecek bir işlevsellik gerçekleştiremez.

Şu gün olmuş, insana tanınan hayat hakkının üzerinden kim bilir kaç bin yıl geçmiş, biz hala adaleti ve özgürlüğü arıyoruz. Demek ki bulamamışız. Elbette bulamadığımız şeyi arayacağız. Arayış sürecek. Bu aynı zamanda bir trajedi çünkü arayan biziz, yok eden biziz. Kendi nankörlüğümüz içinde debeleniyoruz. Bir yandan “adil dediklerimizin tarihi reklamını” yapıyoruz. Diğer taraftan zalim dediklerimizin öğretilerinden devlet anlayışları devşiriyoruz. Vurgunu kendi sularımızda yediğimiz için kurtaracak kim var dediğimizde, alay eden yüzlerle karşılaşıyoruz. Emevi vurgunu, Abbasi vurgunu ve diğerleri… Zindanda işkence gören imamlar ve asırlar sonra insan yetiştirmek için yola çıkıp, kendi çocuğunu öpmek için bile az zaman bulanlara yapılan işkenceler… Vurgunu kendi sularımızda yerken, zalimin dini olmaz sözünün tefsirini yaşıyoruz. Bu bilgiye rağmen, kendi sularımızda yediğimiz vurgunun zalimlerini din ile tarif edenlere rastlıyoruz. Zalimin dindarını tanımlıyoruz. Özgürlüğü işkence ile yok edenlerin ibadet terimi ile buluşmalarını konuşuyoruz.

“Öyle deme, o emir kulu” diyorlar… “Keşke emre değil de Allah’a kul olsaydı” diyenlerimiz çoğalmıyor. Arayış bu yüzden uzuyor ve bu sebeple adalet ve özgürlük arayışı başlığı bir tarihi talep olarak, bizden sonraki nesillere de kalacak.

Veya bu talep hep diri tutulmalı.
 
necip.cengil@hotmail.com
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 159
Bu Ay : 18549
Toplam : 27807

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom