Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Rüzgârın yitik düşleri

 Rüzgârın yitik düşleri

           Ey yüreğime çitlembikler doğuran dünya, evreni kuşatan maddenin en küçük zerresi. Kâinatı donatan iyilik ve kötülük nasıl sığınırsın bir insan ruhuna! En zorlu kılıcınla ruhuma derin yaralar açan aşk: Nasıl ihanetle süslenirsin yıldızların ışığına! Şimdi gövdemi okyanuslara bırakan bir rüzgâr gibi koşturuyorum. Düşlerimde salıncaklar kuran yarasalar. Sen, yüreğinde tırpanlanan muştuyu saklamış beyaz güvercin. Suskun şehirlerin varoşlarına yerleşen öfke. Sana sabır taşlarıyla kurduğum zindanım bomboş. Issızlığın içine örülen bir tutam bilgeliği saklamış derviş, gecenin en koyu anında çektiğin hu, ruhuma dokunuyor

            Ey yüreği çırpınan kırlangıç kanatlarına tutunan insanlık! Bakın dilime bulaşan çılgınlığa, şimdi ucuz serüvenleri teğet geçiyorum. Saklambaç oynayan iyilik melekleri, tutkularınızı çıkınlarınıza doldurun ve gelin, bekliyorum. Şimdi susmak zamanı değil. Rüzgârın yitik düşlerine tutunmak zamanıdır. Kirlenmiş şehirlerin tutkularına bulaşan günahlar, sokakların künhüne erişmiş. Zaman keskin bir kılıç, medeniyetin kellesini bekliyor. Ey ruhunu ödünç vermiş cellât. Ey arlanmaz kul; şimdi aşk zamanı, tutkunun erdem olduğu tan yeridir.

           Artık mekanı zamanın kutsanmış ruhuna terk ediyorum. Benim için söylenmemiş bir şiirin mısrasını yutkunuyorum.  Eskimemiş bir cümlenin cilalanmış yüzüne bakarak altına gizlenmiş sırrı çözmek, ruhuma katılmış bir başka hayattır bunu biliyorum. Kimseye aldırmadan şafağın yarı aydınlık vaktinde ilahi güçlerden medet bekleyen derviş misali, af dilemek erdemdir, bunu da öğrendim. Üzerime yapışan bütün rütbeleri gün ışına savurup güneşin gölgesine sığınmak bir tercihimdir. Gökyüzüne bakınca eşsiz çırpınan kırlangıç kanatlarına tutunmak başka bir umudumdur. Sesimin yankısına yapışan tuhaflıkları anlamadığımı, kimseye sezdirmeden, ışığın gölgesine birikmiş bir aşkla, ıssızlığa yürümek istiyorum. Mekanikleşen insanlığın post modern çağıyla buluşup, dilimlenmiş zamanın son çeyreğinde beynimin kemiklerini eritircesine düşünmek istiyorum. Yerlilerden utanmayıp utandırmadan aşkı, gövdeme biriken medeniyet kalıntılarıyla, kirlenmiş metropollerin surlarını süslemek, firari bir tutku gibi düşlerime yapışan çıkarsamadır. Zamanın med- cezir anında alevlenen ruhların dillerini dağlayıp, şafağın tılsımıyla günün ilk rekâtında uyanmak istiyorum.

          Cümleler kutsanmış değil, ıssız beldelerin nefesiyle rüzgâra bir düş veriyor. Saklanmış umutları ruhlarında tazelenmiş, kelimelerin tılsımına katmak için çırpınıyor. Eksilmiş bir şiirin mısrası, esrarengiz bir tutkuyla konuşamayan dilimizin kıvrımına yapışmış. Elbiselerimizle gizlediğimiz günahlarımızı, biriktirdiğimiz hıncımızla kırbaçlıyoruz. Gözümüze biriken yağmur, yitik düşlerimizle birleşince ılık nefesiyle rüzgârı anımsatıyor. Bazı zamanlar öfkemiz bizi fırtınanın kollarına savurur. Ansızın kabaran gövdemize sessiz bir soluğun kanatları çarpar. Gürültülü akşamlarda ergenleşen simyasıyla kudurmuş geceye karışırız. Biz yakutu zümrüde değdirip ateşi icat eden bilgenin ruhunu çalarız. Medeniyet diye bilinen canavarın dişlerinde öğünmüşüz. Miadı dolmuş yasalarla yönetilen bir ülkede çölleri bir serabın kıvılcımıyla tutuştururuz. Biz önemsenmiş bir çağın tarihinin dipnotlarına birikmiş çakıl taşlarıyız. Esrarengiz şarkıları mırıldanır, sessiz bir sinemada perdeye düşen üzgün gölgelerin gözyaşları gibi dökülürüz.

 Neden kuytularımıza birikmiş hüzünleri bir gişe kâğıdına saklamışız? Varoşların arkasında ölü taklidi yapan sokakları niçin arşınlıyoruz. Ant içilmiş hayatlar için fısıltıları bulutlara asmış neferleri bekliyoruz. Arkasına bakmadan at koşturan süvariler bizi terk etmesin. Unutmayın, bu öykü okunmamış bir şiirin serüvenidir.

          Çünkü biz ıslatılmış turnusolle rengimizi kazanmışız. Tenimize yakışmayan düğmeleri ruhumuza yapıştıran yarasalar ışıktan gocunmuş, biz susmuşuz. Işığı ruhumuza değil, gözümüze tutmuşuz. Parlayan seraplarla koşturduğumuz çöllerde bilinmeyen vahalara uzayıp gitmişiz. Her gün vakte dokunmuş şarkılarla avutulmuşuz. Kollarımıza kelepçeler, kimliklerimize mühür vurulmuş. Mabedimiz işgal edilmiş, iman etmediğimiz tanrılar secde edilmiş, sevap olan her eylemi ibadet saymışız. Törenlerle bıçak vurulan sevdalarımızın kanı kurumadan, aşklarımızı unutmuşuz. Hicran olan hiçbir zamanın yasını tutmamışız. Güneşin doğduğu güne değil, battığı güne yürüyen süvarileri beklemişiz. Gün devrilmiş geceye yaslanan tüylü yastıklarlarla tütsülenmiş sabahı düşünmeden uykulara dalmışız. Sözleri kulaklarımıza dokunan elçiyi anlamadan, ilahi mesajın ilhamıyla yanan meşaleyi taşımışız.

makifsahin@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 3
Bugün : 92
Bu Ay : 15522
Toplam : 24780

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom