Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

GARAUDY’NİN ARDINDAN

   GARAUDY’NİN ARDINDAN

Çağımızın yetiştirdiği en önemli Müslüman düşün adamlarından Roger Garaudy, geçtiğimiz hafta, Kutlu Mîrac’ın ardından, 16 Haziran 2012 Cumartesi günü, “Her nefis ölümü tadacaktır” (Ankebût, 29/57) ilâhî fermanı gereği ebedî âleme irtihal etti ve Rahmet-i Rahmân’a kavuştu.

Bilge insan Garaudy, bir yüzyıla yaklaşan, 99 yıllık ömrü boyunca öylesine dolu dolu bir hayat yaşadı ve o denli büyük işler başardı ki, attığı hemen her bir adım, her dava adamı için birçok açıdan örneklik teşkil edecek birer yol işareti mesabesindedir.

Roger Garaudy, 17 Temmuz 1913’te Marsilya’da doğdu. Garaudy, 1952 yılında Sorbonne Üniversitesi’den Edebiyat dalında, 1954 yılında da SSCB Bilimler Akademisi’nden Bilim dalında Doktor unvanını aldı. Garaudy, öncelikle bütün dinleri, ideolojileri, felsefî akımları ve dünya görüşlerini tek tek inceledi. O, insanlığın sorunlarını çözmede en somut öneriler vadettiğini varsaydığı için, önceleri Komünizm’i benimsedi. Bu dönemden sonra İncil’e sadakatle bağlı biri olarak, ömrünün uzun bir döneminde Hıristiyan bir komünist olarak kaldı. Fransız Komünist Partisi’nde en yüksek düzeye ulaşan ve dış dünyaya ‘‘Fransa’nın yüz akı’’ olarak takdim edilen Garaudy, bir dönem Marksist İnceleme ve Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü’nü de yürüttü. Fransız Parlamentosu’nda milletvekili, Millet Meclisi Başkan Yardımcısı, Milli Eğitim Komisyonu üyesi ve senatör olarak da görev yapan Roger Garaudy, Charles de Gaulle, Stalin, Castro, Picasso, Aragon, Gaston Bachelard, Jean Paul Sartre, Romain Rolland gibi dünya çapında ünlü lider, düşünür ve sanatçılarla yakından görüştü. Ancak Garaudy, sonunda, her aklı başında insan gibi, kapitalizm ve sosyalizm formlarıyla batı uygarlığının insanlığa ve hakikate kasteden bir zulüm aracı ve bir yıkım makinası olmaktan başka bir şey olmadığını fark etmekte gecikmedi. Medeniyetler Diyaloğu adlı kitabında yer verdiği “Batılılar yüz milyonu aşkın Amerika yerlisini öldürerek dünyada daha önce benzeri görülmemiş bir soykırım yaptı. Bunun ardından üç yüz yıl süren köle ticareti sırasında en az yüz milyon Afrikalıyı öldürerek bir başka akıl almaz soykırımı gerçekleştirdi. Afyon içmeyi reddeden Çinlilere savaş açtı ve koca Çin’e zorla afyon içirtip sömürdü. Şimdiki Laos, Kamboçya ve Vietnam adı verilen geniş bir kesimde Batı, sırf para kazanmak için insanlara zorla alkol içirtti ve içmeyenden de para alarak ahlâksızca sömürdü. Avrupalıların insanlığa ettiği kötülükler saymakla bitmez!” sözleriyle Garaudy, gerçekte Batı tarihinin, düşüncesinin, ideolojisinin, dünya görüşünün, kısacası batı sisteminin tümüyle insanlığa zulmetmekten ibaret olduğunu tescil ediyordu.

Garaudy, hakikati bulma çabasıyla başvurduğu bütün felsefî akım ve ideolojilerden, …izm’lerden ve dünya görüşlerinden, kısacası gittiği bütün adreslerden bir takım gerçekleri devşirerek ve bu devşirdiklerini de bütün sıkıntıları, riskleri, sorunları ve ağırlığıyla yüklenerek İslam’a doğru hızla yol aldı. Allah’ı arama yolculuğu mütemadiyen devam etti ve sonunda mahza hakikat olan İslâm’ı buldu. Nitekim o, Kur’an’la tanışma ve Müslüman oluş serüvenine Hatıralar: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum isimli kitabında, “Okudukça Kur’an, bana daha çok yaklaştı. Sanki bugün yazılmıştı ve doğrudan bana sesleniyordu. Bizzat yerin, kıyâmet günü, sarsıntısıyla birlikte, insanların eylemlerine ve hatalarına şahitlik edeceğinin anlatıldığı Deprem (Zilzal) Sûresi’ni okurken, ayaklarımın altındaki toprağın homurdandığını hissediyorum. (…) Cenevre’de, 2 Temmuz 1982’de, İmam Buzuzu’nun önünde Müslümanlığa girişin anahtarı olan «Allah’tan başka ilâh yoktur ve Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir» kelime-i tevhidini söylediğimde, demek ki, kendimi bu karara tamamıyla hazır ve bunun bütün sorumluluğunu üstlenecek durumda hissediyorum” cümleleriyle işaret ediyor ve ekliyordu: O gün, hem iç tedirginliği veren bir kopuş, hem de sükûnet verici bir bağlanış duygusu içindeyim. Bir dünyadan, benimkinden, bundan böyle beni reddedecek olan Batı dünyasından kopuyorum. Ama aynı zamanda, bende her zamanki inancımdaki devamlılık duygusu da var. Bendeki bu iman, Kur’an’ın, numûnesini Hz. İbrahim’de ve onun Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyetinin belirtisi olan kurbanında gösterdiği bu iman sade ve güçlü, köklü ve ilk imandır.”

Evet Garaudy, insanlığın nihaî mutluluğu için arayışlarını âdeta tek başına sürdürdü ve bu yoğun çabalarının sonucunda kurtuluşu İslâm’da buldu. O, ömrünün geri kalan otuz yılını insanlığı, beşeriyetin en yüksek, en müşterek buluşma noktasına, yani tevhîdî İbrahimî gökkubbenin altında birleşme çağırısına hasretti.

Müslüman olmaya karar verdikten sonra, yani 1982’de İslâm’ı seçip mazlum Filistin halkının haklarını zâlim İsrail’e karşı savunmaya başlamasından sonra Garaudy, Batı basın-yayın organları ve büyük yayınevlerince bir tür afaroza tabi tutuldu; susturulmaya çalışıldı, sansüre uğradı ve tamamen dışlandı. Garaudy’nin, 1996’da yazdığı İsrail: Terör ve Mitler adlı eseri, Yahudi lobisinin yoğun baskıları sonucunda Fransa’da yasaklandı ve Yahudi soykırımını inkar ettiği gerekçesiyle 1988’de Fransız mahkemesinde para cezasına mahkum edildi. Garaudy’nin mahkemenin para cezasına dair Yargıtay’a yaptığı itiraz reddedildi ve AİHM de onun başvurusunu kabul etmedi.

Ancak Garaudy yılmadı, bir an bile yılgınlığa düşmedi. O, batı’nın her açıdan en yetkin şekilde içinden gelen ve bu medeniyetin künhüne vâkıf olan bir entellektüel olarak, eleştiri oklarını sürekli bu uygarlığın yanlışlıklarına yöneltti ve insanlığın kokuşmuş batı medeniyetinin çıkmazından kurtulabilmesinin yegâne yolunun, İslâm’ın vaadettiklerini idrak etmekten geçtiğini, şahsına yönelik olarak başlatılan onca zulme, baskıya, sansüre, yıldırma ve susturma girişimlerine rağmen bütün insanlığa haykırmaktan asla geri durmadı. Üstelik o, İslamofobi’nin bilinçli bir biçimde yaygınlaştırıldığı ve İslâm’ın şiddet, Müslümanın da teröristle özdeşleştirildiği bir zaman diliminde sesini daha da yükseltti. Bu bağlamda Garaudy, İslâm çağrısının barışçıl niteliğinin doğruluğuna ve batının onu şiddet ve terörle özdeşleştirmesi algısının da yanlışlığına vurgusunu her konjonktürde yineledi.

Garaudy, nev’i şahsına münhasır bir Müslüman olarak yaşadığı ve kendine has bir perspektifle olay ve olguları okuduğu, anladığı, anlamlandırdığı ve yorumladığı için, doğal olarak İslâm adına ortaya attığı bazı düşünceleri, klasik İslâm anlayışı perspektifinden bakıldığında, sorunlu gibi gözüküyordu. Bir defa o, salt bu açıdan irdelendiğinde, İslâm’ı bu çağda yaşanır bir din kılma parolasıyla, adetâ yeni bir “İslâm” türetmenin peşindeydi. Meselâ o, çoğunu Rahmetli Fazlurrahman’ın etkisiyle savunduğu belli olan şöyle ilginç görüşler ileri sürmüştü: Kadına mirastan iki misli pay verilmelidir; hırsızlar artık elleri ile değil, kafaları ile, bilgisayar yardımı ile çaldıkları için el kesme cezasının anlamı kalmamıştır; şeriat sosyal adâlet demektir; namaz şekil ve hareket değil, Allah’ı düşünmektir; oruç, gecesi gündüzü birbirine yakın uzunlukta olan yerlerde tutulur, kutuplara doğru gidildikçe bu ibadet ortadan kalkar; içki kesin olarak yasaklanmamış, yalnızca zararlarından söz edilmiştir; şu halde zararsız dozda ve miktarda içki alınabilir; kadının örtünmesi bir gelenek meselesidir, önemli olan kadınların, giyimli veya giyimsiz vücutlarını, erkeklerin dikkatlerini çekmek için kullanmamaları ve böyle bir davranışlara yönelmemeleridir. (Krş. İslâm ve İnsanlığın Geleceği, s. 140-152; 20. Yüzyıl Biyografisi, s. 291-317; Garaudy’nin bu ve benzeri görüşlerine verdiği cevaplar için bkz. Hayrettin Karaman, “Garaudy’nin İslâmı-1” ve “Garaudy’nin İslâmı-2”, www.hayrettinkaraman.net).

Yine söz gelimi onun, Yaşayan İslâm adlı kitabında Ekber Şah’ı örnek bir Müslüman şahsiyet olarak göstermesi, İslam Dini’nin onun döneminde, onun fikir ve düşünceleri, onun cehd ve gayretleri sonucu zirve yaptığından bahsetmesi de geleneksel düşünceyi benimseyen Müslümanlar nezdinde yadırganacak bir durumdu. Oysa gerçekte Ekber Şah farklı dinlere sahip olan tebaasını ortak tek bir din çatısı altında toplama projesiyle Hıristiyanlık, Yahudilik, Müslümanlık ve Hinduizm’i birleştirip tek din yapma gayretinde bir ömür tüketen bir zattı.

Aktardığımız bu ve benzeri hususlarda İslâm algısı, anlayışı veya yorumu bazı açılardan sorunlu gibi gözükse de, gerçekte Garaudy sadece bu ve benzeri sorunlu düşünceleriyle hatırlanacak bir düşünür, bir aydın, bir filozof veya bir entellektüel değildir. Onun 99 yıllık ömrü boyunca hakikati bulma arayışıyla giriştiği bitip tükenmek bilmeyen azmi, cehdi, gayreti ve çabası; sürekli mazlumlardan yana duruşu; batı medeniyetinin künhüne vâkıf Müslüman bir entellektüel olarak batı uygarlığına yönelttiği ciddi eleştirisi; bütün susturma, yıldırma ceht ve gayretlerine rağmen zâlimlere yönelik kavgası, Yusuf Kaplan’ın yerinde betimlemesiyle “akıntıya karşı savaşı”; hemen her söyleminde İslâm’ın evrensel kurtarıcılığına yönelik yaptığı aşırı vurgusu takdire şâyândır. Ayrıca Garaudy’nin dünyanın medeniyet birikimine vukufiyeti ile insanlığın nicedir özlemini çektiği ortak adâlet ve mutluluk yolunu öngörebilen evrensel nitelikli ender Müslüman düşün adamlarından biri oluşu, onun modern zamanlarda klasik İslâmî söyleme yönelttiği eleştirel bakışını da oldukça anlamlı kılmıştır.

Roger Garaudy’i seven bütün Müslümanlar gibi, ben de onun vefat haberini duyunca, “Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir” ve Alimin ölümü İslâm'da açılan bir gediktir (Krş. Dârimî, Mukaddime, 32) gerçeğinin idrakinde olarak oldukça sarsıldığımı, üstelik “öldükten sonra yakılmaya” ilişkin vasiyetinin sebep olduğu bir şoku da derinden hissettiğimi itiraf etmeliyim. Çünkü bir Müslümanın öldükten sonra yakılmayı vasiyet etmesi olacak şey değildi. Nitekim bu iddia, Garaudy’i ve seçtiği yolu tanıyanlar tarafından da pek inandırıcı bulunmadı. Söz gelimi onu geçtiğimiz yıllarda evinde ziyaret etmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Necdet Subaşı da, bir Müslümanın ölümünden sonrasına ilişkin yakılmak gibi bir vasiyette bulunmasının mümkün olmadığını dile getiriyor. Ancak Garaudy’nin “yakılıp küllerinin Marsilya açıklarında Akdeniz’e savrulması” yönünde bir vasiyetinin olduğunda ısrarcı olan ailesi, bu yönde karar aldı ve ne yazık ki bu garip karar uygulandı.

Bu ucube karar üzerine Roger Garaudy’nin 10’dan fazla eserini Türkçeye kazandıran Türk Edebiyat Vakfı Müdürü ve Mütercim Cemal Aydın’ın Cihan Haber Ajansı’na verdiği demeci okuyunca, bu vasiyetin, (şayet doğruysa), ne anlama geldiğine dair bir nebze teselli buldum. Şöyle ki: Garaudy’nin hayatında birçok kez “kendini diri diri yaktığını” belirten Aydın, “Fakirler için komünist oldu; kendini diri diri yaktı. “Komünizmde dinsiz popülizm olmaz” dedi; kendisini partiden attırdı. Müslüman oldu, toplumundan dışlandı. Son olarak da Filistinlilerin, mazlumların, mağdurların hakkını savundu; kendini diri diri yaktı” diyor. Cemal Aydın, ayrıca, dünya medyasının Garaudy’i zaten çoktan toprağa gömdüğünü ve üzerine sükût külü serptiklerini dile getirerek, ünlü düşünürün son olarak da Müslümanlar uyanır diye cenazesini yaktırdığını söylemiş ve eklemiş: “Kendini diri diri yaktıran bir kişinin ölmüşken kendini yaktırması kadar doğal bir şey olamaz.” Aydın’ın düşüncelerine aynen katılıyor ve çağımızın yeni Garaudy’lere şiddetle ihtiyaç duyduğunu hatırlatarak, yüzyılımızın vicdanı, yılmaz hakikat savaşçısı, yalnız Müslümanların değil, bütün insanlığın büyük üstadı; âlim, entelektüel, düşün ve eylem adamı, bütün mazlumların sesi, anıt şahsiyet Garaudy’e Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim taksiratını affetsin.

Kim bilir belki de Garaudy, Marsilya açıklarında Akdeniz’e savrulan küllerinden Müslümanlar olarak yeniden doğmamızı ve yeryüzünde doğruluk, dürüstlük, âdalet, eşitlik, özgürlük, evrensel insan hakları gibi erdem ve güzel ahlâk adına ne varsa hepsine sahip çıkarak dünyayı yeniden imar etmemizi; ayrıca doğal kaynakları, ekolojik dengeyi, maddî ve manevi çevreyi korumaya dayalı bir dünya için gerekli bütün potansiyellerin İslam’ın özünde ve yaşanmış tarihsel tecrübesinde zaten yeterince var olduğuna dair bir tasavvuru da yeniden yaratmamızı istedi biz Müslümanlardan yakılmayı vasiyet ederken.

Sahi, siz ne dersiniz?

mehmetkubat@gmail.com
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 56
Bu Ay : 16963
Toplam : 26221

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom