Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Biraz daha yaklaşıyoruz gün ışığına

 Biraz daha yaklaşıyoruz gün ışığına

  Bizler insanların ruhlarına dokunan ilahi bir elin varisleriyiz. Her zaman ve mekânda gözler kısılıp bakar bize. Bazı zamanlar umudun bir gölgesi gibi acıyı mürekkeplere sığdırıp bekleriz. İnsanlığın vadilerini doldurup sesimizi yüreğimize biriktiririz. Yağmurun gözyaşlarını bizden daha iyi gören var mıdır? Her acıyı en gizli hücremize saklayıp bilinmeyen umutların peşinde koşarız                                 Uçurumların diplerine fırlatılır umutlarımız.  Suskunluğun diplerine düşen en uzak hayallerimiz şarkıların nakaratlarına tutunmuştur. Bizler ağıtlarımızı kucaklamış günahlarımızın gölgelerine sığınırız. Tutunduğumuz bilgeliklerin içinde dilimize dokunan bir şarkının mırıltılarıyla şekillenir hayallerimiz.  Kuytuluklara sıkışmış hayatların hayallerine gizlenen bir yıldız gibi gökyüzümüze doğan bir ışıktır. Bizim için zaman ve mekan yoktur. Her zamana ve mekana şarkı söyler ağıtlar yakarız

         Tarihin her diliminde toplumsal kaosların sonuçlarında doğan yaraları biz sardık. Savaşan tarafların kanlarını biz sildik. Acı çeken insanlığın yanı başında en yakın biz durduk. Felaketlerin ilk yardımcıları biz olduk. Ağlayan insanlığın gözyaşlarını biz sildik. Daha işimize başlamadan hak ve adaleti gözetmek için biz hep bir ağızda ant içtik. ‘’…., hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime ve bilgilerimi insanlık aleyhine kullanmayacağıma mesleğim dolayısıyla öğrendiğim sırları saklayacağıma meslektaşlarıma saygı göstereceğime din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim." çoğumuz bu yemine sadık kaldık, kalıyoruz. Tarih boyunca bizim üzerimizde ne oyunlar oynandı, aldırmadık. Kimimiz bazen materyalist sevdaların peşinde sefalete karşı direndi. Bazılarımız sistemlerin boşluklarında nefes almaya gayret etti. Kimilerimiz bilimsel aktiviteler adı altında bir tiyatronun figüranları oldu. Siyası erkin ve sosyal güç odaklarının entrikalarıyla köklerimizden koparılmaya çalışıldı. Bazı dönemler ideolojik doğmaların savaşçıları gibi kendi özümüze ihanet eder olduk. Benim bildiğim son yüzyılın son çeyreğinde ve bu yüzyılın ilk yıllarında başımıza gelmeyen kalmadı. Bu gün geldiğimiz çağın çeyrek asır gerisine gittiğimizde yüreğimizdeki yaralar derinlemesine kanamaya başlar. Öğrencilik yıllarında itibaren toplumun bütün geleneklerinden soyutlanmaya başlarız. Üniversitenin en zeki ve çalışkan öğrencileri olmamıza rağmen en önce biz yargılanırız en son biz örnek oluruz. Sonra okul biter, siyasi erk veya erklerin en küçük birimi bizim tayin ve atamamızı belirleyen yerel bir güç odağı olmak adına uğraşır. Kervan geçmez kuş konmaz bir dağın başına sırf siyasi rant adına kurulan sağlık merkezlerine tayinimiz yapılır. Bu bizim siyasi erkle olan yakınlığımızla ilişkili olarak kısa veya uzun bir sürgün hayatıdır.               

             Daha sonra ihtisas denilen gümrük müdürlüklerini kazandığımız zaman oradaki akıllara ziyan bir kampın içinde mevcut jakoben anlayışlı eğitim sistemine karşı silahsız bir asker olarak sabır taşlarını öreriz. Bu ayrıntılar günümüzdeki sorunlarımıza ışık tutsa da asıl olan ülkemiz şartlarında düştüğümüz sefaleti anlayabilmektir. Biz hekimler yeryüzünün sefil yaratıklarıyız. İşin garibi çoğumuz bu durumun farkında değiliz. Sağlık çalışanlarının geldiği acınası durumu anlamak için meslek örgütünün yıllardır siyasi ve ideolojik erklerin oyuncağı gibi oradan oraya savrulmasını gösterebiliriz. Ayrıca mevcut siyasi erkin söylevlerine bakmanız yeterlidir. Bu gün yargılanan darbe dönemlerine bakıldığında; hekimlerin birçoğu sürgün edilmiş taciz edilmiş horlanmıştır. Yine o dönemlerde sırf inandığı ve tercih ettiği giyim tarzından dolayı eğitim ve kamu kuruluşlarından kovulmuşlardır. Bu sefalet içinde hayatını idame ettiren hekimler her fırsatta toplum ve zamanın erklerinin telkinleriyle sözlü savunması alınmadan yargılanıp insanlık nazarında mahkum edilmeye başlanmıştır.  Hekimlerin meslek örgütleri darbeci zihinlerin örümcek ağına dönüşmüş onların fısıltılarını emir telakki edip ruhlarına düşen fitneyi geveleyip durmuşlardır. Dönemler değişmiş siyasi ve sosyal toplumda dönüşüm belli ölçülerde gerçekleşmiş. Ancak bu kendini mutlu zanneden azınlık bile sayılmayan meslek örgütü hep aynı sıkıntılar ile karşılaşmaya mahkûm olmuştur. Bazı dönemler iktidarın bir bakanı gittiği bir şehirde parti yandaşlarını ve onların içindeki çıkar şebekelerini toplayıp onlara bol keseden yaptığı hizmetleri anlatırken hekimleri askeri kışladaki acemi erat gibi hizaya dizip tekmil verdirmediği kalmıştır. İşte onlar toplumun erk köleleri ve onların sözcüsü niteliğindeki atanmış demokratik heykeller, sefil meslektaşlarımızı göstererek bunlar sizin hizmetçilerinizdir. Bu köleleri için bir şikâyetiniz var ise hemen dar ağacını kuralım ya da daha sonra ilgili şikâyet hattını arayınız. diyebilme cesaretini gösterebilmektedir.Ve yine siyasi bir lider çıkıp halka seslenirken alkışları daha yüksek duyabilmek için,politik bir zihnin içindeki ihtirası alevlendirmek için; biz doktora şöyle dedik; gel buraya doktor efendi……..,kendi kapıcısı Ahmet efendiye seslenir gibi bir edayla aşağılamaya başlamıştır.    

                 Bu gün gelinen noktada halkın karşısında her gün halkla yüz yüze gelen başka şekilde çalışması mümkün olmayan hekim camiası vatandaşların her türlü saldırısına açık duruma gelmiştir. Medya bu haberleri alıp kendi reyting kaygılarıyla allayıp pullayıp halka sunmaya devam etmektedir. Haberin doğruluğu veya mağdur olan kesimin sıkıntısı ortaya çıkmasından daha çok popülist bir magazin haberi verir gibi vermektedir. Adli merciler bu durumu algılamaktan uzaktır. Sağlık çalışanları dışındaki her birey toplumsal ve siyasi erkin eğilimi yönünde algı içinde bulunuyor görünmeleri, sosyal hukuki bir analiz yönünde hekimleri ve sağlık çalışanları açısından tatmin edici bir noktaya gelinmemiştir.

           Aslında bütün bunların temel sebebi siyasi ve sosyal rant için halkı meslek ayrımı gözeterek kin ve nefrete teşvik eden siyasi erk ve onun ulusal ve yerel temsilcileridir. Aynı zamanda medya önemli bir yer işgal etmektedir. Bu önemli bir güç olarak toplumları her türlü farklı bilgilendirme ve yönlendirme yetisi bulunan çıkar şebekelerinin modern darağaçlarıdır. Bütün bunlara karşılık sağlık camiasını oluşturan temel öğe hekimlerdir. Yanı biz hekimlerin bireysel zaafları ve ihtirasları kendi içindeki ayrışmaları sosyal ve siyasi bağımlılıkları bu camiadaki direnme ve haklarına sahip çıkma ihtimalini giderek azaltıyor.

            Beyaz gömlekliler, kapçıklar, tılsım avları, sır bekçileri, öksüz tutsaklar, yani bizler; nutkumuz tutulmuş ardıç kuşları, suskun bir halde uzun bacaklarımızla kendi sığınaklarımıza çekilmişiz.   Bu gün hekimlere yapılan haksızlıklar farklı meslek kurumlarına da yapılmaya başlandığı zaman toplumsal kaosun fitili ateşlenecektir. Bu gün bir hekim dövülür veya öldürülür. Bir yıldız kayar, bir şehir yok olur. Sorumlulara kendi sorumlulukları sorulur. Bekleyin bizde bekliyoruz  Her gün biraz daha yaklaşıyoruz gün ışığına ……

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 564
Bu Ay : 20636
Toplam : 29894

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom