Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

BİR MÜCADELE METAFORU

BİR MÜCADELE METAFORU
 

1979 yılında lisenin ilk yılı ve soğuk bir kış gününde, adres soran bir ağabeyi, daha sonra kendilerinden mücadeleyi ve fedakârlığı öğrendiğim insanlara götürdüm ve kendileriyle tanıştım. Gittiğim yer MTTB idi. Tanıştığım insanlardan Zekeriya ŞENGÖZ, sevilen bir öğretmen, fedakâr ve gençler karanlıkta kaybolmasın diye bir ışık yaymaya çalışan insanlardan bir tanesiydi.

Şiddet sarmalının yaşandığı yıllarda, yüreğinden damıttığı sözlerle gençleri şiddetten uzak tutan ve bilinci “ortak bir Müslümanlık bilincine” dönüştürmenin yollarını arayan, insan önemlidir diyen bir anlayışla tanıdım onu ve diğerlerini.

O yıllarda bir darbe havası oluşturuluyordu. Sokaklar, döneceği belli olmayan çocukların, annelerine son kez baktığı bir dönemin sokaklarıydı.

İnsanı yaşatmak ve seni öldürmeye gelen sende dirilsin diyen şairin benzetmesiyle, dirilme ruhu üzerine çalışan bir kitle ile tanıştım.

Okuyorlardı, üzerinde düşünüyor ve tartışıyorlardı.

Peşin kabuller yerine, kaynak üzerine yoğunlaşan bir yürek ve akıl birlikteliği oluşturmaya çalışıyorlardı.

BOĞAZİÇİ çay ocağı tam bir mektep havasındaydı. Birbirimize takılmayı öğrendik zamanla; Boğaziçi mezunu diyorduk. Boğaziçi, sonradan bir örgüt suçlamasına konu olacak, araştıranlar gelip oturacak ve tamamen halka açık bir alanda, terör örgütü şaşkınlığı ile “gidin işinize” diyeceklerdi. Diyeceklerdi ama bir yerlerden gelen buyruklarla, akıl ve iman üzerine, şiddetten uzak, ortak İslâm aklı ve ortak insan duyarlığı kapsamında insanları yetiştirmek isteyen fedakâr insanlara gece yarılarını geçen saatlerde baskınlar düzenlenecek ve bu insanların “bir idamlık Ali” olması için çalışılacaktı. O günlerde kimse, noluyoruz diye soramayacak. Boğaziçi çay ocağının demli çaylarından ve soğuk suyundan uzaklaştırılan insanlara en iğrenç ve zalimane işkenceler yapılacaktı. Üstelik işkence mağdurları hastaneye götürüldüklerinde “sağlam” raporu verilsin diye gerekli “önlemler” alınacaktı.

Kimler geçmemişti ki Boğaziçi’nin tahta oturaklarında, hareketli fikir söyleri arasında, bu yazıda elbette saymayacağım.

Bir öğrenci yoksulluğu içinde, öğlen aldığımız sıcak pideye, “toz kırmızı biber ve tuzu karıştırarak” katık yaptığımız, üzerine de çayımızı yudumladığımız o günleri yad ederken, kendilerine yapılan işkencelerin hesabı sorulmayan insanları saygıyla ve hürmetle anıyorum.

Evet, dinamik bir zihindi o fedakâr insanların rahle-i tedrisatında edindiğimiz. Bakın bu satırları yazabilmek o günkü çalışmaların bir bereketidir. İtiraz edebilmeyi, soru sorabilmeyi, öneri getirebilmeyi, “gerçek şu ki diyebilmeyi” ve “edindiğim intiba ve okuduğu kadarıyla, farkına vardığım realite” diye başlamayı, delilli konuşma alışkanlığını, duygulanabilmeyi ama duygulara mağlup olmamayı, güdülebilecek duygulardan uzak kalmayı o günlerin tahta oturaklarında oturarak öğrendim.

İman merkezli, kardeşlikle örülebilen, ötekini düşünmeyi içselleştirmiş bir öz güven kazandık o günlerin havasında ve o havayı bugünlere taşıdık. Biz olabilmeyi kavradık. Ben girdabında boğulmamayı öğrendik. “Kim var dendiğinde, ben varım” diye koşabilenler yetişti. “Bana ne” demeyi zül sayan insanlar varlık alanında yerlerini aldı.

“Okuyacaksınız” denmişti. O özgüvenle, her birimiz gittiğimiz üniversite şehirlerinde, ayakta kalabilmeyi başardık. Öğrendiklerimizi nice insanlarla paylaştık. Bir ufuk birlikteliği geliştirdik. İtiraz ettik, zulüm olduğunda protesto ettik, alanlarda şiddet üretmek isteyenlerin tuzağına düşmemeyi, o fedakâr ağabeylerin tembihleriyle başardık. Şiddet fikrin bittiği yer diyorlardı. Bizim saatlerimiz uyandırmaya ayarlı, öldürmeye değil diyorlardı. Zaman anlayışımız “insana hizmet” endeksliydi. Ne yollar aşındırdık, ne soğuk odalarda uyumak zorunda kaldık. Banyolarımızda kışın, sokaktaki gibi buz tabakları oluşurdu.

Mesela benim gittiğim üniversite şehri Konya’da kiraladığımız eve kış günlerinin birinde, bir “komşuluk baskını” yaşanmış; “şu talebeler ne yer, ne içer bakalım, diye geldik” demişlerdi. Banyodaki buz tabakasını gördüklerinde, yakacak temininde yardım etmişlerdi.

Ortaya konan fedakâr mücadele zemininde dua edenlerimiz olduğu gibi bizi farklı isimlerle isimlendirip, halkı bizden soğutmaya çalışanlar oluyordu. Her ne olursa olsun, bir okuma kuşağı içinde, adeta çıkan her kitabı takip eden ve bu kitapların sayfaları arasındaki bilgi ve bilinci, her eve, her okula, her sokağa taşımaya çalışan, kimi zaman aç, kimi zaman soğukla titreyen, cebinde beş kuruş harçlığı olmadığı için kilometrelerce yürümek zorunda kalan insanlar yetişti. Mesela bir kadın, eşinin harçlık verme gücü olmadığı için, kilometrelerce yürümek zorunda kalsa bile “bacılarına” yol azığı fikirler taşıdı ve yorulmadı. “Bunlar ahiret azığı” derken mutluydu.

Bu yürek işi gayretleri anlayamayanlar, bu çalışmaları “ülke aleyhine” gördüler. Oysa biz insanı önemsemeyenlerin icraatlarının yanlışlığı üzerinde duruyorduk.

Gün oldu “her kıpırtıyı kendi aleyhlerine sanan” nifak sahiplerinin hışmına uğradık. Gün oldu, kardeş oklarıyla vurulduk, yılmadık. Zira ümmeti olmakla şeref bulduğumuz peygamber “sizin hayırlınız insanlığa faydalı olandır” buyurmuştu, bu nedenle fayda üretmenin derdine düşmüştük. “Din samimiyettir” diyordu ve samimi fertlerin dünyasına varmak istiyorduk. O dünya, bizzat yaşadığımız topraklarda kurulmalıydı. Böyle inandık. Kendi yaşadığı toprakları önemsemeyenlerin başka topraklara fayda götüremeyeceğini söyleyip durduk.

Bugün geldiğimiz yer, dünün besleyip geliştirdiği yerdir.

Evet, yazmak gerekir.

Ve bu yazı burada bitmemeli. 

necip.cengil@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom