Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

TÜRKİYE KARŞISINDA ÇARESİZLER

 TÜRKİYE KARŞISINDA ÇARESİZLER


Tam orta yerinde Türkiye olan geniş coğrafyamızda, her şeyi temelden değiştiren bir rüzgâr esiyor. Rüzgâr havayı, mevsimleri, insanları, anlayışları, sistemleri değiştiriyor, değiştirecek. Değişimin karakterini önümüzdeki onyıllar içinde daha belirgin görecek, anlayacağız. O günlere erenlerimiz, bugünlere dönüp bakarak “Vay be” diyecekler “ne zorlu, ne sıkıntılı zamanlardan geçmişiz. Ne oyunlar kurulmuş, ne tuzaklardan kurtulmuşuz” 

Değişimin kolay olmayacağını, zaten görüp duruyoruz. Mısır’da Tunus’ta, Libya’da olanlar başarılanların zorluğunu gösteriyor. Bugün Suriye’de aynı dalganın etkileri yaşanıyor. Hiç çaresi yok, yer sarsılmaya başladı. Sarsıntı Esed’in sarayını, düzenini yerle yeksan edecek. Bundan kimsenin endişesi olmasın.  Dangalağın yapacağı tek akıllı iş, bavuluna doldurabildiği kadar altın ve döviz koyup kaçmaktan başkası değildi. Ama öyle sanıyorum ki, yavaş yavaş o şansını da kaybediyor. Sarsıntının çöküntüsü altından kurtulamayacağını anlamadılar. Anlamayanlar feci şekilde gitti. Bunlar da gidecek. 

Değişimi kaçınılmaz kılan sarsıntı, Esed’in toplumsal taleplere ve Türkiye’nin demokratikleşme çağrılarına sağır kalınması ile çoğaldı. Talepler karşılanmadığı gibi feci şekilde kan dökerek karşılık verildi. Böylece geri çekilen toplumsal dalga gittikçe birikti, enerji çoğalması şimdi engelleri mutlaka patlatacaktır, patlatıyor da. Çünkü baskı altına alınan kitlelerin infiali, isyan duyguları artar. Bu işlin sosyolojisi de, siyasi analizi de budur. Bu konuya kafa yoran, olup bitenlerin arkasında alengirli hesaplar, komplolar, kurgular arayanlar, biraz da bölgenin asli ve vazgeçilmez dinamiklerini göz önünde bulundurmalıdır. Yüzyıllardır cehaletle kolkola şımarttığımız varlığımız, hangi maksada hizmet ettiği kestirilemeyen korkunç bir zihin tıkanıklığı ile şimdi diktatörlere arka çıkmaya başladı. İtibar edilecek zihni bir duruşun olmayışı, olgunlaşmamış ve kendine güvenmeyen benliğimizin sefaletini kanıtlamaya yeter. Çoğumuz tutarlı bağlantılar kuracak mantıksal diyalektikten bile yoksun gözüküyor. İş ciddiyet kazanınca kendi değer ve dinamiklerine tereddütle bakıyor. Çünkü silik ve sinik kişilik, başarıyı kendine yakıştıramıyor. Zaten bütün sorun bu dinamiklere ilgisiz, bilgisiz kalmaktan kaynaklandı ve şimdi geri dönüşsüz bir noktaya gelip dayandı. 

Dış güçlerin bölgede kurdukları bir denge, bir denklem elbette olabilir. Devletler, ülkeler arası ilişkilerin böyle derin, gizli hesaplara dayalı bir boyutu vardır. Ancak bu boyutta bölgede etiyle, kanıyla, kültürüyle; yaşamı, değerleri ile var olan toplumun, hiç mi ağırlığı yoktur? İşte ben buradan hareket ederek olayları anlamaya çalışıyorum. Başka hesaplar olsa bile, er geç değişim dalgasının halkın kabul edeceği sahillerde sükûn ve karar kılacağını biliyorum. Bu böyle olmuştur, böyle olmak zorundadır… Bu açıdan baktığımızda olanları bir kültür, medeniyet değişimi çerçevesi içinde değerlendirmek doğru olur. Bütün değerlendirmemizde bu çerçeveden uzak durmamaya çalıştım. Türkiye de hep bu çerçeveyi esas alarak politikalar üretti. Davutoğlu bu noktalardan hareket ederek esaslı, tutarlı ve köklü açılımlar uygulamaktadır. 

Çoklarının alaya alır, dalga geçer tarzda yaptıkları eleştiri, Türkiye’yi ileri amaçlardan, büyük fotoğrafa dikkat etmekten alıkoymamalıdır. Ayrıca bu düşünceler başka amaçlara hizmet edecek tarzda belli odaklar tarafından dezenformasyon ve psikolojik savaş unsuru olarak servis edilmektedir. Bunu başta İsrail ve Mossad yapmaktadır. Türkiye’nin açılım ve atılımları İsrail ve onlarla beraber hareket eden Siyonist odakların alanlarını daraltmaktadır. Onlar yakın zamana kadar Türkiye’nin pasifleştirilerek hesap dışında tutulduğu bu bölgede istedikleri gibi denklemler, oyunlar kuruyorlardı. Türkiye strateji üretemez, ürettiği stratejiyi uygulayamaz konuma getirilmişti. Adeta gölgesinden korkuyordu. Bir anlamda ekonomik darboğazlar, çaresizlikler içinde buna mecbur da edilmişti. Oysa şimdi Türkiye son yüzyılda görülmedik tarzda ve tonda güçlü bir şekilde tekrar sahneye döndü. 

Türkiye’nin kendine ve tarihe dönüşü bazılarını fena halde köşeye sıkıştırdı. Planlar bozuldu. İstedikleri gibi at oynatamıyorlar. Taşlar bağlı, köpekler salınmış değil. Türkiye Ortadoğu’ ve Balkanlar başta olmak üzere bölgedeki bilinçlenmenin öncüsü merkezi oldu. Kendi içinde yapısal sorunlarını çözünce dışarıda oldukça güç kazanıyor. Dışarıda ancak kendisinin icra edeceği eylemleri yapması için, iç bünyesinin sağlam, sağlıklı olması gerekir. Bu hayati bir meseledir. Ergenekon operasyonları da, MİT’in dışarıya karşı güçlendirilmesi de bu amacı güçlendirmektedir. Türkiye bu toparlanma sürecini başlatır başlatmaz, bütün etki alanları, yeni bir bilinç ve ruhla canlanmaya, ayağa kalkmaya başlamıştır. Kendi iç sorunundan arınmış olarak çevresiyle ilgilenmesi durumunda, hareket ve bütünleşme kabiliyetimizin ne kadar canlı olduğu görülmüş anlaşılmıştır. 

Şimdi başta İsrail olmak üzere gelişmeleri kendi aleyhlerine görenler Türkiye’nin önünü almaya çalışıyorlar. Onların ve başkalarının var olma, var kalma düşünceleri elbette anlayışla karşılanmalıdır. Ancak yok etme planlarına müsamaha gösterilemez. Onlar var olmak için yok etme yolunu, giderek yok etmek için var olmayı politik amaç edindiler. O nedenle bu fesat odaklarının bu halleri ile varlıkları, varlığımızı tehdit ve tahdit eden bir boyut kazandı. 

Bu gidişata dur demek için çok karmaşık hesaplara, planlara gerek yok. Kendi yerimizde, kendi amacımızla, kendi inancımızla, kendimiz olarak var olalım yeter. Demek ki, ana mesele varlık meselesidir. Varoluş meselesidir. Önce ben, yani tüm gerçekliği ile birlikte yükselen Türkiye var olmalı ki, onun hukuku, siyaseti, kültürü var olsun. Olmayan bir şeyin hukuku da siyaseti de, kültürü de, gerçekliği de olmaz. Türkiye’yi yok etmek, zayıf düşürmek isteyenler, bize sıktıkları, sıkacakları kurşun için bizden anlayış istiyorlar. “Ey Türkiye” diyorlar, “Senin sağlayacağın imkânlarla seni yok etmek istiyorum” Bizim ne dememiz gerekiyor? “Lafı mı olur efendim, yok edilmemiz sizi mutlu edecekse, sizin hatırınız için var olma iddiamızdan seve seve vazgeçiyoruz. Yeter ki siz mutlu olun. Varlığımız size armağan olsun” Kendi kendini aşağılayan, hiçleştiren anlayışla böyle dememiz bekleniyor. İçimizde, sözüm ona muhalif siyasilerden magazin aydınlarına kadar çoğu kişi de bu saçma sapan zırvalara çanak tutuyor. 

MİT ekseninde cereyan eden olaylar, bölgemizdeki etkinliğimizi yok etmeyi amaçlamaktadır. İstihbaratı ile sorunlu, sıkıntılı bir ülke varlık iddiasını sürdüremez. Eski ve yeni MİT Müsteşarlarını ifadeye çağıran savcı ve olanları hukuk devleti gerekçesiyle açıklayanlara peşinen karşı değilim. Savcıyı gözü kapalı eleştirmiyorum. Hiç kimse dokunulmaz değildir. Savcı son derece iyi niyetle de hareket etmiş, ediyor olabilir. Ne var ki büyük fotoğrafın gerisinde anlattığım gerçekler vardır. Bu iyi niyetler kastını çok aşan kötü sonuçları önleyecek ferasetten yoksun gözüküyor. Eğer en iyi varsayımla Hakan Fidan sorgulansa ve mesela tutuklanmış olsaydı, Türkiye kendi ayaklarına değil doğrudan kafasına kurşun sıkmış olacaktı. Buna İsrail çok sevinecekti. Meydan onlara kalacaktı yeniden. Artık çok geç. Ne onlar çok akıllı ne de biz ahmak’ız. 

Türkiye var oldukça var ediyor. Var olma imkân ve yeteneğimizin çevremizi de kendilerine döndürmesi onlarla aramızda organik bütünlük sebebi iledir. Bu bir varlık meselesidir. Cumhurbaşkanının son olaylar üzerine “Fotoğrafın bütününe bakmalı” beyanatını bu perspektiften anlamalıdır. Değilse çoğu safdillerin anlayamadıkları gibi bölgede hiçbir varlığı ve etkisi olmaz. Çok kritik bir kumpas daha geride kaldı. Bakalım başta Esed’i kurtarmak isteyenler, Ortadoğu halkları ile açık dayanışma içinde olan Türkiye karşısında nasıl bir çaresizlik yaşayacaklar.

Yakında bunu herkes görecek.
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 287
Bu Ay : 3428
Toplam : 3428

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom