Hüseyin Yalçın

Hüseyin Yalçın

huseyin-yalcin

Makam-I İbrahim’den Efsaneler Kentine Dair

İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin" (Bakara: 127)

Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti. (Bakara: 126)

“Onların peşinden gidecek cesaretiniz varsa bütün rüyalar gerçek olabilir, hayal kurabilirseniz onu gerçekleştirebilirsizin. Her şeyin bir fareyle başladığını asla unutmayın.” Walt Disney.

Şehir ve şehirciliğin tarihi serüveni incelendiğinde görülecektir ki şehircilik kavramı ve modern kent bilincinin tarihi seyri; asırlardan günümüze kadar gelen onca bilgi ve birikimin tecrübelerle yoğrulmuş halidir. Kısacası kültür ve medeniyet insanoğlunun kâinat ve yeryüzü ile olan iletişim ve etkileşiminin doğal bir ürünü olarak önümüzde duru veriyordu. Evrensel ve toplumsal olan kültürü; Sünnetullah’ta ki İslami yaşayışı işaret ediyordu. Bakış açımız, bilginin derinliği ile orantılıydı. Bilgi; ufuk açımızı ve olayları doğru okuyabilmemizi sağlıyordu. Tarihsel ve toplumsal süreç içerisinde oluşturulmuş olan bütün maddi ve manevi değerler; bunları oluşturmada ve sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanoğlunun doğal ve toplumsal çevresini, egemenliğin ölçüsünü gösteren araçların bütününe “kültür” denildiğini biliyoruz. Medeniyet; uygarlık, şehircilik anlamında olup Arapça’da “şehir” anlamına gelen ve “müdün” köküne dayanan Medine isminden; yönetmek ve malik olmak anlamları da bulunan “deyn” (din) mastarıyla ilişkilendirebiliriz. Arapça’da kullanılan terimin kökü itibari ile “bir yöreyi imar etmek, yönetmek, medenileştirmek” manasına gelen “isti-mar” anlamını da taşır. Bir millet ve toplumun maddi ve manevi varlığına ait bütün niteliklerinden, değerlerinden, fikir, sanat ve hayat mahsulünden oluşan çalışmaların ilim, teknik, sanayi ve ticarette ki nimetlerden yararlanmak, bolluk ve rahatlık içerisinde olmak; güvenli yaşam tarzı içerisinde olmaktır medeniyet. Kısacası medeniyet ve uygarlık kentleşmenin ve şehirlileşmenin anlam bulmasıdır.

Bu gün dilimize Farsça’dan geçen “şehr” kelimesi vilayet, il anlamında da kullanılmıştır. Tarihi süreç içerisinde şehirlerin kurulması dini bir kurum ya da siyasal endişeler sonucu kurulmuş olsa dahi en önemli faktör her zaman ulaşım olmuştur. Şehir kavramı İngilizce de “city” ve “urban” İtalyancada “citta” Fransızca’da “citte” İspanyolca’da “ciudat” Almancada “stad” Yunancada “polis” kelimeleri ile ifade edilmiş, anlam bulmuştur. Şehirlerde iş bölümü ve uzmanlaşma gelişmiş sosyo-kültürel yapı fiziksel özelliklerle var olmuştur.

Toplumsal bir varlık olması nedeniyle insanoğlu tarihin her evresinde kenti kutsamış, kentin savunmasını birincil görevi görmüştür. Şehirlerin kurulması, gelişmesi ve yönetilmesi gibi ortak problemlere karşı mücadele vermiştir. Kentlilik bilinci ve aidiyet duygusu insanoğlunu benzeri temel sorunlarla ilgili çözüm arayışlarına götürmüştür. Sanayi devrimi sonrası baş gösteren hızlı sanayileşme; baş döndürücü hızda bir ivme kazanmış, yoğunlaşan yatırımlar, şehirlerin ekonomik yapısı yanında kültürel dokusunda da değişim ve farklılaşmalar meydana getirmiştir. Yeryüzündeki anakent şehirler yaşamı kolaylaştırdıkları gibi, zorlaştırmanın da temel unsuru olmuştur. Toplumun zenginliği; şehirleşmenin sonucu ve ürünüydü. Toplum bilimciler; milletleri tanımlarken aslında şehirleri tanımlamakla eş değer olduğunu ifade etmişler ve medeniyetler adeta şehirlerle özdeşleşerek bütünleşmiştir.

Geçmiş medeniyetlerde ve günümüz uygarlığında; Mısır’da yükselen piramitler gibi; yüzyılımızın yükselen devasa gökdelenleri, mimari yapıları bugün ve gelecekte şehirleşmenin en önemli simgesidir. Şehirleşmenin gizi, kentler daima yollara yakın kurulmuştur. Yollar, vücudun atardamarları gibi insanoğlunun koşuşturmalarına sahne olmuş, ışıklarla donatılmış, ulaşım ağında, mekiklerle ömrümüzü tüketip durmaktadır. Şehrin gerçek sahibi o şehirdeki yaşayan kentle bütünleşen ve kendini kente ait hisseden kişidir. Dolayısıyla kentli, şehre karşı sorumluluk duygusu taşımaktadır. İdeal kentli; emin bir belde de güvenlik, kirletilmemiş sağlıklı bir çevre, istihdamdan konuta kaliteli bir mimari yapı ve fiziksel çevre ile sürdürülebilir bir kalkınma ve yaşanabilir bir hayatı arzulamıştır.

Bir birine vücudun omurgası gibi yaslanmış şehirlerde betonlaşmanın sonucu olarak her geçen gün toprağa yakınlığın ve temasın azaldığı ve güneş gören gün sayısı her geçen gün giderek azalmıştır. İnsanoğlunun özünden uzaklaşarak hayata ve kendisine yabancılaştığı bir şehirde yönetime talip olanlar; içinde yaşadığı topluma karşı duyarlı olmalı ve olup biteni, sanatı, felsefeyi, aileyi ve sosyal yapıyı kısacası değer yargılarını, anlayışı oluşturan süreci iyi okumalı ve analiz etmelidir. Hayatı ve şehri iyi okumalıdır.

İslam tarihinde şehir ve şehirleşmenin tarihi incelendiğinde; peygamber şehri Medine en canlı örneği teşkil etmiştir. Camii, medrese, çarşı kültürü üçlemesiyle daima üç ana kurumu teşkil etmiştir. Bu kurumlar şehirlerin hayat can damarı olmuş, birinin aksaklığı şehri, hayatın canlılığını solduruvermiştir. Şehri yitik kılmıştır. Şehirleri geleceğe taşıyan esnaf-çarşı kültürüdür. Bu kurumlar medrese gibi eğitim kurumlarıyla zenginleştirilmiş şehri, çok boyutlu kılmıştır. Günümüzde şehirler incelendiğinde nüfusun % 80 den fazlasının büyük şehirlerde olduğu görülecektir. Bu büyük şehirler ekonomik gelişmişliğin en önemli göstergesidir.

Şehirler hayatın aynası olmuş, ruhunu sahnelemiştir. Her şehir gibi; bu şehir gizemli kutsal bir kitap gibi detaycı bir analiz ile yeniden okunmalıdır. Hayatı okumak; âdemi yaşamak ve şehri yeniden keşfetmektir. Şehir medeniyetinin asli unsuru; temel değerleri, ekonomik ve kültürel değerleri oluşturan yollar, çeşmeler, çarşılar, camiler, mabetler, dergâhlar, kamu kuruluşları, alışveriş merkezleri, konutlar, kültürel ve sosyal tesisler medeniyetin ruhunu usta bir ressam gibi bedenlere nakşetmiştir. Uygarlık, şehirlerin evrensel diliydi: Belediye sarayları, ulu camiler, kervansaraylar ve bedestenler, üniversiteler, mimari yapılar, Roma Üniversitesi Arslantepe Açık Müzesi, ulu çınarlar, köprüler vs. gibi.

Eski çağlardan bu yana Orta Asya ve Ortadoğu Mezopotamya’dan gelen ticari yolların kesiştiği yerdeydi. Batıya geçit veren stratejik önemi olan doğunun ve batının geçiş kapısını barındırmış olması, önemli bir yerleşim yeri olması; tarihi ipek yolu ile kral yolunun büyük bir kolunun bu şehirden geçmiş olması, tarih öncesi Neolitik, Kalkolitik, Bronz Çağlarının yerleşim yeri olmuştur. Bağrında Hitit, Asur, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ne de tanıklık etmiştir. Şehir adını Kültepe kaynaklarında “Melita” olarak geçmiş, Hitit kaynaklarında ise “Maldia”. Dilbilimci, Çek bilgin Bedrich Hrozyn, şehrin adının “bal ve meyve” bahçesi anlamına geldiğini söylemiştir. Aynı isim Asur ve Urartu kaynaklarında Maldia, Melitea, Melid, Melide, Meliddu, Melita olarak geçmektedir. Romalılar “Melitene-Melita” demişler. Araplar ise şehri “Malatiyye” olarak adlandırmışlardır. Türklerin egemenliğine geçen şehir bu tarihten sonra Malatya olarak adlandırmıştır. Malatya jeopolitik özelliği nedeniyle işgal veya istilaya uğramamış sayılı kentlerden biri olmuştur.

“En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır.” demişti William Russel.

Yıl 2040... Nihayet beklenen gün gelip çatmıştı. Yedi sadık dost, yedi bilge adam, vilayetin yedi ayrı bölgesinden çıkıp gelmişlerdi. Yedi bilge faniler meclisinde karar kılmış, Fırat’ın aşağı yakasından idarenin merkezine Şehr-ül Emin tayin etmişlerdi. Atalarından kendilerine emanet bırakılmış olan bu tarihi şehrin, ulu çınarın altında şehrin geleceğini olması gereken yeri belirlemek için şehrin yeniden imarına karar kılmışlardı: Şehir yeşil ve mavinin bütün tonlarına büründürülmeliydi. Gökyüzü gökkuşağının renklerine boyanmalıydı.

“Hiçbir şey insanın hayal gücü kadar özgün değildir.” demişti David Hume.

Şehr-ül-Emin şehrin idari binasında; 27. kattaki çalışma ofisinde her zamanki gibi mavi kürenin karşısına geçip, şehrin dününü ve bugününü üç boyutlu incelerken mavi kürenin altındaki veciz söze takıldı gözü : “Hayaller gerçeklerin keşfi, nüzul sebepleridir.” Zihni olgunlaşma uzun soluklu bir yürüyüş ve geniş çaplı bir düşünme yetisiyle zaman mefhumunun karşısında şekillenivermiştir. Mavi küreye uzun uzadıya baktı dalıp gitti… Bilgi hızındaki akışkanlık ulaşım ve erişim imkânları ışık hızında gerçekleşivermişti. Her kabartı Kâtibi-kebir olan zamanı; tarih kayıtlarını vesikalarıyla konuşturuvermişti.

Küllerinden yeni bir şehir var etmek adına şehrin tarihi yeniden sorgulanmış ve okunmuştu. Bu cennet şehri, yeniden imar etmek için öz inanç ile Ar-ge çalışmalarını gerçekleştirebilirdi. “Basitlik, karmaşıklığın zirve yapmış halidir.” demişti bilge Zen. “Doğmak ile meşgul değilsen, ölmekle meşgulsün.” demişti Bob Daylan. Hayaller gerçeklerin tohumlarıydı. Her hayal gidilmemiş bir yol; çözülmemiş bir sorunun çözüm bekleyen bir yöntemi olmalıydı. Şehrin alt yapısındaki ulaştığı gelişmişlik seviyesi, o şehrin Sosyo-Ekonomik gelişiminin en önemli unsuru olmalıydı.

Şehrin giriş ve çıkış kapısında; karşılıklı duran iki aslanın birlikte avuçladıkları “şehri-cennet” heykeli görülmeye değerdi. Ataları Beydağlarının eteklerini sıralı yeşile büründürmüş, ormana çevirmek istemişlerdi. Teleferikle yolculuğu başlatmış, Kış mevsiminde de kayak yarışları düzenlemişlerdi. Fırat’ın mavi suları üzerinde Karakaya’dan başlayarak “yüzen cennet şehri” inşa etmişlerdi. Şehir ışıl ışıldı. Vücudu besleyen damarlar gibi şehrin her yönüne giden yüzlerce metre genişliğindeki yollar, kusursuz ulaşım ağları mevcuttu. Devasa yaşam siteleri yükselmiş her sitenin altı kapalı otoparkı mevcuttu. Şehrin geniş ve düz yolları bakımlıydı. Şehrin yeşil alanları % 100 kapasite ile arttırılmış, şehrin akciğerleri zenginleştirilmişti. Şehrin doğu girişi ve batı çıkışında yedi katlı dönencel yollar yapılmış trafik rahatlatılmıştı. Metrosu ve tramvayı ile şehrin doğusu ile bastısı arası 5-10 dakikalık süren yolculuklar başlamış, binlerce insan güven içerisinde gidecekleri yerlere ulaştırılmışlardı. Engelliler için yürüyen, akıp giden devasa merdivenler ile güvenli ulaşım sağlanmıştı. Kentsel dönüşüm ile şehrin dokusu yenilenmiş, vatandaş sağlıklı konutlara kavuşturulmuş şehrin yer altı sistemini; drenajı kanalizasyon, içme suyu, fiber optik telefon, elektrik vs gibi ağlar yer altına çekilerek görüntü kirliliği giderilmişti. Şehrin dört bir yanında beş yeni uluslar arası üniversite; Beydağı Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Hüseyin Gazi Üniversitesi, Büyük Orta Doğu Üniversitesi ile İnönü Üniversitesi’ni tamamlamış, dünya üniversiteleri arasında eğitim ve öğretim kalitesi ile ilk sıralarda yer almıştı. Sağlık alanında büyük devrimler gerçekleştirilmiş, bütün vatandaşlar eşit sağlık hizmetinden eksiksiz yararlandırılmıştır. Yetişkin ve çocuklar için yürüyüş parkurları, spor alanları imar edilmişti. 180 bin kişilik dev stadyumu ile Ortadoğu’nun gözde şehri oluvermiş. Mekke ile kardeş şehir olmanın haklılığını ve gururunu taşımıştı. Şehrin güvenliği; Modern kamera sistemleriyle donatılmış, suç ve suça teşebbüs önlenmiştir. Şehrin yönetimi ve geleceği akil adamlar konseyi ile sağlanmıştı.

Gelecek kuşaklara güçlü, donatılmış örnek bir şehir bırakmak zorundaydı. Yedi kat örtüsüne bürünmüş, yedi renkli, yedi iklimiyle; vakur duruşlu insan sülietli bu şehir mimari yapısıyla cennet şehrinin gökdelenlerini arşı alaya salıvermeliydi. Her mevsimi giyim ve kuşamıyla cennet bahçelerinden bir gül bahçesi olmalıydı.

Büyükşehir; hak ettiği yeri, üretimini ön plana çıkararak sağlamıştı. Ekonomik büyümenin unsuru “şehirlerde yoksulluk gibi, zenginlik de fırsat ve tehdit kaynağı sayılmıştır.” Modern şehrin yönetimi; erdemli bir şehri, özendirilmiş bir üretimi, iyi kurgulanmış bir takım oyununu gerekli kılmıştır. Şehirde yaşayanlar adına bu takım oyununu iyi oynamak ve hakkını vermek durumundaydı Şehr-ül Emin. Unutulmamalı ki, pratik daima teoriden önde giderdi. Şehr-ül Emin adaleti kusursuz şekilde tanzim etmek ile mükellefti. Yol boyu değişim stratejileri tüm bu sayılanları elzem kılmıştı. Nasıl olsa yapan biri bulunur dememiş; ”atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler” i kendisine şiar edinmişti.

Şehrin batı yakasında imar edilmiş olan “Umuda Yolculuk” hava limanı ile her gün yüzlerce vilayet ve ülkeye seyri sefer yapılıyordu. Şehrin temizliği robotumsu araçlarla yapılmaktaydı. Şehir mavi küre üzerindeki çok boyutlu kamera takip sistemleriyle izlenmekteydi. Şehir ışıl ışıldı.

Ulaştıran yol ağları, solunan havası, içilebilir suyu, ikamet edilebilir konutları, insanların ihtiyaçlarını karşılayan hareket alanları ile bu şehrin sosyal adaleti sağlanmış. Yöneticiler kendilerine emanet edilmiş bu şehrin ortak ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılamakla yükümlüydü. Bu Büyükşehir; beniâdemin hayat aynasının okunduğu, insan ruhunun sahnelendiği cennet yurdundan bir köşe; gül bahçesi cenneti Aden oluvermişti. Ataları Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve son nebi Hz. Muhammed (a.s); Şehr-ül Emin’e tebessüm ederek bakıyorlardı. O da gülümsedi.

Mavi küreye daha keskin bir bakış attı. Şehir bu kez tüm ayrıntılarıyla yedi boyutlu rengârenk ışıl ışıldı. Merkezi bir büyükşehir; sürdürülebilir bir kalkınma ve arzulanan bir gelecek ile yaşanabilir bir hayat için, efsaneler kenti, cennet yurdu için hayallerinin peşinden gitme cesaretini neden gösteremesin ki? Evet, artık kâinatın insanoğluyla hemhal olmuş bu kentinde; büyükşehirde farklı kültürün farklı insanlarıyla daha iyiye ve güzele dirlik ve beraberlik içerisinde; efsaneler kentine götürecek yolları bilip, arayıp, bulup birlikte yaşanabileceğini göstermek zorundaydı.(1)


Dipnot: (1) Bu yazımız; MUŞTU Rumuzuyla; Malatya Kent Konseyi tarafından düzenlenmiş olan “HAYALİMDEKİ MALATYA ” konulu kompozisyon yarışması için kaleme alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 225
Bu Ay : 14737
Toplam : 23995

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom