Editörün Seçtikleri

Editörün Seçtikleri

editorun-sectikleri

“RANT VE RÜŞVET”

 

 NE RİZEDEKİ HEYELAN NE DE VANDAKİ DEPREM

    EN BÜYÜK FELAKET “RANT VE RÜŞVET”                                                  

Rant ve rüşvet insanlığın, ekonominin ve çevrenin en büyük sorunu olmuş, adeta akıl tutulması yaratarak özgün ve bilimsel düşünceyi tamamen yok etmiştir. Sadece rüşvet ve rantın etkisiyle yatırım ve hizmet maliyetleri gerçek değerlerinden çok daha pahalıya mal edilmiş ve yüksek maliyetlerin faturası da her zaman vatandaşa kesilmiştir. Rantın yüksek olduğu büyük metropollerdeki maliyet artışları çoğu zaman gerçek değerin en az onlarca katına ulaşmış, ranta ve rüşvete dayalı maliyet artışları da sübjektif sistemlerle sürekli rantiyeye aktırılmıştır. Rantiyeye aktarılan ve kaydı olmayan milyarlarca dolarlık kamu kaynağının cüzi bir miktarıyla yapılan göstermelik ve şova dayalı organizasyonlarla da “rant ve rüşvet paylaşımı” adeta olağanlaştırılmıştır. Haksız kazanç paylaşımında güç birliği oluşturan işadamı-bürokrasi-siyasetçi dayanışması vatandaşı soyan ve sömüren bu sistemi daha da güçlü kılmıştır.  

Ranttan ve rüşvetten kaynaklanan maliyet artışları bir yandan fiyatları astronomik derecede yükseltirken diğer yandan da kara paradan oluşan sermayeyi olağanüstü güçlendirmiştir. Emek ve sermayeye dayanmayan kara para da başta siyaset olmak üzere yaşamın her alanında egemen olmuştur. Kara paranın egemen olduğu siyasette de namuslu, dürüst ve ilkeli insanların yönetimlerde söz sahibi olabilmesi oldukça zorlaşmıştır. Rüşvet almayı “uyanıklık”, rant yaratmayı “beceri”, milli ve manevi değerleri suiistimal etmeyi de “muhafazakarlık” kabul eden bir anlayış ne yazıktır ki en geçerli anlayış olmuştur. Sadece güncel yaşama değil, yönetimlere de sirayet eden bu anlayıştan dolayı toplumun “ahlak” değerleri yozlaşmış, para kazanma adına etik dışı her yol adeta mubah sayılmıştır. Bu durum, toplumdaki yozlaşmayı olağanüstü artırarak insani değerlerin ters yüz olmasına neden olmuştur. 

Rant ve rüşvetten dolayı ekonominin evrensel kuralları çoğu zaman göz ardı edilmiş, fiyat oluşumunu direkt etkileyen “arz/talep” dengesine de bilimsel olmayan ve menfaate dayalı sistemlerle sürekli müdahale edilmiştir. Gelirler üzerinde etkili olması gereken   “emek ve sermaye” gibi ekonomik faktörlerin yerini “rant ve rüşvetin” alması, gelir dağılımını rantın lehine bozmuştur. Gelir dağılımındaki bozulma toplumun sosyal yaşamını da olumsuz etkilemiştir. Bundan dolayı, toplum barışına katkı sağlayan “sosyal yaşama” ve “hakça paylaşıma” büyük bir darbe vurulmuş, kamuya ait kaynakların bir avuç rantiyeciye aktarılmasına zemin hazırlanmıştır. Fakirleşmenin, borçlanmanın ve kamu kaynaklarının acımasızca hortumlanmasının tek nedeni olan rant ve rüşvet, yıllardan beri süregelen terör olaylarının da en büyük destekçisi olmuştur. Doğal kaynak potansiyeliyle nüfusunun en az iki katını doyurabilen ülkelerin dışarıya karşı yüksek oranlarda borçlanmasına, toplumların sömürülmesine ve bağımsızlıklarının yok edilmesine neden olan müzmin bir hastalığa dönüşmüştür. 

Rant ve rüşvet bilimsel gerçeklerden uzaklaşılarak doğal çevreye de büyük zararlar vermiş, yer altı ve yerüstü kaynaklarının hoyratça kullanılmasına neden olmuştur. Rantın ve rüşvetin egemen olduğu yatırım projeleriyle yaşamın ve çevrenin güvenirliliği büyük ölçüde riske atılmış, on binlerce yaşamı yok eden çok büyük felaketlerin yaşanmasına neden olunmuştur. Yaşanan onca felaketlerden de ne yazıktır ki hiçbir zaman ders alınmadığı gibi, afetlere açıktan davetiye çıkaran projelere de açıktan göz yumulmuştur. Bu aymazlıklar, olağan sayılan doğa olaylarını can ve mal kayıplarına neden olan büyük felaketlere dönüştürmüştür. Yaşanan her doğal afette bu aymazlıklar en yetkili kişilerce lanetle telin edilmesine rağmen, hayatın normal akışında aynı kişilerin imzalarıyla aynı aymazlıklar defalarca tekrar edilmiştir. 

Son günlerde Van İlimizde yaşanan deprem felaketleri bir kez daha göstermiştir ki, can ve mal kayıplarına “doğal felaketler” değil, ihmaller ve suiistimaller neden olmuştur. Ülkemizin en büyük felaketi ne “depremdir” ne de “sel ve su baskınlarıdır”. En büyük felaket yaşanan her felaketten sonra depreşen insancıl duyguların kısa bir süre sonra tekrar aymazlığa ve vurdumduymazlığa dönüşmesine neden olan rant ve rüşvet bağımlılığıdır. Antidemokratik yönetim sistemleri ile ranta ve rüşvete teslim olmuş yönetim anlayışlarından dolayı söz konusu kısır döngüden kurtulabilmek de hiçbir zaman mümkün olamamıştır.

 
Rantın Esiri Olma! Enkazında Boğulma!                                     

                                                                                                                                                      Faruk ÇEBİ /  Kürem-Der Genel Başkanı 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 397
Bu Ay : 16477
Toplam : 25735

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom