Alıntı Yazılar

Alıntı Yazılar

alinti-yazilar

Erken Uyarı Radarı Sistemi ve .../Dr. Barış Çağlar

Türk Dış Politikasında Eksen Kayması Tartışmaları ve Erken Uyarı Radarı Sistemi
 
Dr. Barış ÇAĞLAR, Uluslararası Güvenlik Uzmanı,
 
Son yıllarda Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleriyle giderek artan etkileşimi Batı medyası tarafından eksen kayması olarak yorumlanmıştır. Türkiye’nin yüzünü Doğu’ya çevirdiği iddiaları İsrail’le yaşanan gerginlik sürerken tekrar gündeme getirilmektedir. Türkiye’nin Batı çıkarlarına ters düşecek şekilde hareket ettiği savunulmaktadır. Öte yandan Türkiye’de de İsrail’le tamamen zıt kutuplarda olduğumuz düşüncesi ağırlık kazanmaya başlamıştır. Oysaki son dönem Türk-İsrail ilişkilerindeki gerginliğin gölgelediği ve nadiren üzerinde durulan husus sorunlu ilişkilere rağmen Türk dış politikasında temel bir değişikliğin olmadığıdır.
 
Türk ve İsrail hükümetlerinin son dönem söylemlerinin sertleşmesi Türk-İsrail ilişkilerinde bir kopuş izlenimi hatta savaşa doğru yavaşca yol alınıyormuş gibi bir hava yaratmıştır. Örneğin Başbakan Erdoğan’ın 21 Eylül 2011’de Amerikalı gazeteci Charlie Rose’un sorularına verdiği cevaplar savaş ihtimali üzerinde durulmasına yol açmıştır. Başbakan, İsrail ile gerekirse savaşılabileceği yönünde ifadeler kullanmıştır. Hükümet sözcüsü Bülent Arınç Euronews kanalının Türk-İsrail-Kıbrıs ilişkileri konusundaki bir sorusunu yanıtlarken Türkiye’nin savaş niyetinin olmadığını ve Türkiye’nin güç kullanmak zorunda bırakılmaması dileğini belirtmiştir. Türk yetkililerinin Mavi Marmara olayı, Palmer raporu ve özür kriziyle artan gerginlik sonrası Türkiye’nin Gazze’ye yardım götürecek gemilere askeri eskort verebileceğini söylemesi, öte yandan İsrail’in Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Bulgaristan, Romanya ve Ermenistan’la yakınlaşması, diplomatik ilişkilerin düşük bir profile çekilmesi, İsrail’in PKK terör örgütüne destek verebileceği şeklindeki tartışmalar Türk-İsrail ilişkilerinde bir kopuş olarak yorumlanmıştır. Son olarak Türkiye’nin İsrail’i NATO’da veto tehdidi gündeme gelmiştir. İsrail, NATO'nun 1994'te geliştirdiği 'Akdeniz Diyaloğu' çerçevesinde İttifak ile ortaklık kurmuş ve bu sene Brüksel'de NATO nezdinde ofis açmak için girişimde bulunmuştur fakat Türk yetkililer, mevcut şartlarda İsrail'in NATO'da ofis açmasına onay vermeyeceklerini, eğer Tel Aviv resmi başvuru yaparsa veto edeceklerini bildirmişlerdir. Tüm bu gelişmeler son yıllarda Türkiye’nin Suriye ve İran ile iyi ilişkiler geliştirdiğiyle ve özellikle Türkiye'nin 2010 yılında BM Güvenlik Konseyindeki İran'a yaptırım kararıyla ilgili oylamada ''Hayır'' oyu kullanmasıyla birleştirilerek Türkiye’nin genelde Batı’yla özelde de İsrail’le kopuş yaşamaya başladığı şeklinde yorumlanmıştır. Son örneklerden birinde (Project Syndicate, The Nemesis of Turkish Power - Dominique Moisi, 26 Eylül 2011) Türkiye oryantalistleşiyor mu soruları gündeme getirilmiş, yerinin Doğu’da mı Batı’da mı olduğunun net olmadığı şeklinde görüşler kaleme alınmıştır.
 
‘Kopuş’ iddialarının değerlendirilmesinde Türkiye’nin Suriye ve İran ile ilişkileri belirleyici ölçüttür. Son yıllarda iyice gelişen ikili ilişkilere rağmen Suriye’ye yaptığı reform çağrılarının sonuçsuz kalmasıyla Türkiye politikasını değiştirmiş ve Başbakan Erdoğan Suriye liderliğiyle hiçbir temaslarının kalmadığını açıklamıştır. O kadar ki Türkiye Eylül ayında Suriyeli muhaliflerin bir konferansına ev sahipliği yapmıştır. Türkiye’nin, silah yüklü Suriye gemisini durdurması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’ye silah taşımacılığının önleneceğini açıklaması Avrupa’da ve Amerika’da yankı bulmuştur. Türkiye-Suriye sınırındaki karşılıklı hareketlilik Türkiye’nin liberal müdahaleciliğe doğru evrildiği yorumlarına dahi vesile olmuştur.  Başbakan Erdoğan’ın Başkan Obama ile görüşmesinden sonra yapılan açıklamalar Suriye’ye karşı yaptırımlar konusunda ortak hareket edildiğini ortaya koymuştur. Öte yandan Suriye’deki krizin ilk zamanlarında yönetim değişikliğini zararlı bulan İsrail artık tersi istikamette düşünmeye başlamıştır. Rejim değişikliği sonrası kaosun kontrol edilebilir olduğunu değerlendiren İsrail’in, İran’ın Suriye desteğinden mahrum kalmasında çıkarı vardır. Tüm bu gelişmeler Suriye yönetimini kınayan Avrupa politikalarıyla paralellik göstermektedir. Türkiye, Suriye konusunda hem Batı’yla hem İsrail’le aynı noktada buluşmaktadır. 
 
Türkiye’nin Batı ve İsrail’le farklı kulvarlarda yer alıp almadığını en açık şekilde gösterecek alan Türkiye-İran ilişkileridir. Türkiye ABD tarafından NATO’ya tahsis edilen erken uyarı radarının 2011 sonunda Malatya Kürecik’te konuşlandırılmasını kabul etmiştir. Erken uyarı radarı, İran’ın olası füze tehditlerine karşı Türkiye, İsrail ve Avrupa’yı koruyacak füze savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Hem Amerikan yönetiminden gelen açıklamalar hem de Amerikan medyası bu gelişmeyi Irak işgali öncesinde reddedilen “1 Mart tezkeresi” krizini unutturacak Washington-Ankara arasındaki son dönemin en önemli askeri işbirliği olarak nitelendirmiştir. Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, radarın Türkiye’de konuşlandırılması kararının Türkiye ile Avrupa’nın “kader birliğini” gösterdiğini açıklamıştır. Finlandiya’nın eski dışişleri bakanı ve şimdiki AB ile ilişkilerden sorumlu bakanı Alexander Stubb ise bu gelişmenin “Türkiye’nin stratejik olduğu kadar, ekonomik ve kültürel açıdan önemi konusunda Avrupa’da bazı gözleri açması gerektiğini” vurgulamıştır.
 
Bu karar önemli bir stratejik seçime işaret etmektedir. Füze savunma sistemine katılmak suretiyle Türkiye aslında hangi dünyaya bağlı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur: Türkiye Batı kampında yer aldığının altını çizmiştir. Konuşlandırılacak olan erken uyarı radarının kullanım nedeni İran’a karşı savunma yapmaktır. ABD, İsrail’de de İran’a karşı aynı sistemi kurmuştur. Amerikan savunma yetkilileri her iki sistemden elde edilen bilgilerin aynı veri tabanında birleştirileceğini belirtmişlerdir. İran’ın balistik füzelerine karşı ortak bir savunma hattı yaratan bu sistemler Ortadoğu siyasi ve askeri dengesini önemli ölçüde değiştirecektir. Söylemin ötesinde somut askeri kapasite geliştirmeye yönelik bu adım aynı zamanda siyasi irade beyanıdır. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in 30 Eylül’de belirttiği gibi Türkiye’nin yanısıra Polonya ve Romanya da balistik savunma sisteminin diğer parçalarını konuşlandırmayı kabul etmiştir. Tüm bu gelişmeler, Amerika, Türkiye, Avrupa ve İsrail’i aynı noktada buluşturmaktadır.
 
Gözden kaçan hususlardan biri de Türk yetkililerce yapılan açıklamanın zamanlamasıdır. Türkiye, İsrail’e karşı alınacak tedbirleri açıkladığı aynı gün içerisinde erken uyarı radarını konuşlandıracağını da açıklamıştır. Bu zamanlama bölgesel rekabet ile Batı ile olan bağlılık arasında ince ayar çekmek olarak okunabilir. Nitekim radar sisteminin Türkiye’de konuşlandırılacak olması özellikle İsrail tarafından çok olumlu karşılanmıştır. Ankara’nın Mavi Marmara olayı ardından sert tavrına karşı İsrail’in görece daha sakin kalmasının nedeni de radar sistemi kararıdır. Yukarıda belirtildiği gibi bu radar sistemi aynı zamanda İsrail’in güvenliğini artırmaktadır.
 
İsrail ile Türkiye’nin aynı stratejik düzlemde yer aldığını gösteren bu karar, Türkiye’nin Doğu ya dönmediğini, Batı’yla ortak çıkarlara sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, her ne kadar İsrail’le bir dizi olumsuz gelişme yaşandıysa da bunlar taktiksel seviyede kalmaktadır. Taktiksel düzlem bölgesel iki güç olan Türkiye ve İsrail’in rekabetini içermektedir. Türkiye artan gücü ölçüsünde Ortadoğu’da ağırlığını hissettirmeye çalışırken İsrail’le çelişmektedir, ama bu cepheden bir karşı karşıya geliş değildir. İran’ın Suriye üzerinden etki ettiği Hamas ve Hizbullah örgütleri sayesinde bir Doğu Akdeniz gücü gibi de davranabildiği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, mevcut Suriye yönetimine karşı tavır almak yada muhalifleri desteklemek İran’ın Doğu Akdeniz de nüfusunu kırmayı da hedeflemektedir. Türkiye’nin Suriye politikası da dolaylı olarak İran’ın nüfus alanını daraltıcı bir politikadır ki bu da İsrail’in İran politikalarıyla ters düşmemektedir.
 
Batı medyasının Türkiye’nin Doğu’ya döndüğü, İslamcı bir politika izlediği ya da oryantalistleştiği yönündeki iddialarının isabetsizliği üç noktaya vurgu yapılarak gösterilebilir. Bunların ilki yukarıda açıklanan erken uyarı radarı kararıdır. İkincisi, Başbakan Erdoğan’ın Arap Baharı turunda altını çizdiği laiklik mesajıdır. Üçüncüsü, Türkiye’nin hükümetlerle yürüttüğü ilişkilerden daha çok Arap sokağına dönmesi ve sokağa mesaj vermeye başlamasıdır. Dahası, Libya ve Suriye politikalarını değiştirmesidir. Libya ve Suriye yönetimleriyle iyi ilişkilerin ardından bu yönetimlerle ilişkiler kesilip halk hareketine destek verilmiştir. Bu Doğucu/lu bir politikadan çok pragmatik bir adımdır ve Ortadoğu’daki Türkiye imajını yeniden çizmektedir.
 

Sonuç olarak büyük resme bakıldığında sorunlu konular olmakla beraber temel stratejik düzlemde Batılı ülkelerin, İsrail ve Türkiye’nin birbirinden uzak olmadığı görülmektedir. Bu konumlanma Ortadoğu ülkeleriyle rekabeti dışlamamaktadır ve bazı ülkelerle sorunlar yaşanmaktadır, fakat son tahlilde Türkiye bölgesel liderliğe soyunurken Batı ittifakı içinde yer almaya devam etmektedir. Eksen kayması ya da benzeri iddiaların seslendirilmesi Türkiye’nin bölgede yükselen sesini kabul etmekte zorlanmaya işaret etmektedir. 

ORSAM

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 419
Bu Ay : 18080
Toplam : 27338

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom