Hüseyin Yalçın

Hüseyin Yalçın

huseyin-yalcin

Açlık Ve Tokluğa Dair

AÇLIK VE TOKLUĞA DAİR: SÖMÜRGECİLİĞİN İNSANLIK SINAVI; SOMALİ

    “ Ki onlar, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.”(Bakara suresi-3)

    “Kendilerine: Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde:” Biz yalnızca ıslah edicileriz.”derler. Haberiniz olsun; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.

    “Ve onların mallarında belirli bir hak vardır: Yoksul ve yoksun olanlar için.(Meâric süresi 24-25)

    “Ki o, malını vererek temizlenip arınır.”(Leyl suresi -18)

    “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.”(Maun süresi-3)

    “Ve ‘ufacık bir yardımı(veya zekâtı) da’ engellemektedirler.”Maun suresi-7)

    “Aç kalmak, alçalmaktan iyidir.”HZ. ALİ

    “Öyle alçak bir kapıdır ki açlık, geçilmesi zaruri oldu mu insan artık ne kadar büyükse, o kadar çok eğilir.”Victor HOGU

    “Açın döktüğü gözyaşları, tokun servetini kemiren eğedir.”Trivalluvar

    “İnsanların karnı doyunca, nefisleri dünyaya meyleder." HZ.AYŞE

    “Aç karın katık istemez, uyku yastık istemez.”Türk Atasözü

     Emperyalizm ya da başka bir deyişle Sömürgecilik, başka devlet ve milletin toprağını ve yönetimini ele geçirerek ekonomik, dini ve kültürel yönlerden tesir altında tutmaktır. Kısacası yer altı ve yerüstü tüm kaynaklarını kendi çıkarları için kullanmaktır. Afrika kıtasında sömürgeciliğin tarihi 15. Y.y.da köle ticareti ile başladığı bilinmektedir.

      Avrupalı Sömürge Devletleri Afrika Kıtasını sömürmek yerine buradaki yönetimlerle birlikte ortak iş ve yatırım yapmayı tercih etmiş olsalardı, bugün Afrika ülkelerinde durum farklı olacaktı.

      Bugün Afrika kıtasında açlıktan ölenlerin büyük çoğunluğunun Müslüman kimliğini taşıdıkları gerçeğine dikkat edelim. Müslümanları her fırsatta terörist gibi göstermeye çalışan Sömürgeci Avrupa devletleri, yardımlarını yiyecek vererek Hıristiyanlaştırdığı Afrikalı yoksullara yaparken, yardımların geciktirildiği kesimin ise Afrikalı Müslümanlar olduğu gerçeği görülmelidir, bilinmelidir.

       Afrika’da;      Somali de açlıktan ölenler ile aynı Allah’a, aynı peygambere ve aynı dine inanıyoruz.”Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”diyen bir peygamberin çağrısı karşısında, Afrikalı kardeşlerimize söylenecek bir sözümüz olur mu? Hakkımızda neler düşünür, neler söylerlerdi sonra. İnsanoğlu bu kadar açgözlü, doymak bilmez olmasaydı, yeryüzünde ve Afrika’da insanlar açlıktan ölür müydü, açlığı çeker miydi?

       Bugün imanımızın ve kardeşliğimizin sınandığı bir sınavdayız. Afrikalı insanlara,”yardıma muhtaç birileri” gözüyle mi bakıyoruz, yoksa “Bizim bu insanlara insanlık borcumuz var” gerçeğiyle mi bakıyoruz. Alacaklı mıyız borçlu mu? Hayat muhasebemizi yapabildik mi? Vicdan terazimizi, hala sağ kalabilmiş birilerini bulabilirim ümidiyle borcumuzu ödemeliyiz. Ancak o zaman Biz’den biri olmayı başarmış oluruz. Yoksa işimiz çok zor… Sınavımız vahim olur… Aç kalmak nasıl bir şeydir? Hiç aç kaldık mı? Ramazan ayında iftar ve sahurda gözümüz doyuncaya kadar; çatlarcasına yiyip içtikten sonra oruç tutarak aç kalmakla, Afrika da hiç yiyecek ve su olmadığı için aç kalmak aynı şey olabilir miydi?

       Oysa biz yılda bir ay Ramazanda “aç kaldık, sıcak geçiyor” diye şikâyet ederken; onlar yılın tamamında aç ve kavurucu sıcakların altında yaşıyorlar. Yıllardır hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.

        Bugün Afrika da yaşanan “insanlık dramı” karşısında sesiz ve kayıtsız kalamayız. Orada yaşananlar ve gördüğümüz manzaralar vicdanımızı derinden acıtmalı ve vicdanımızı harekete geçirerek “Ben ne yapabilirim, biz neler yapabiliriz.”dedirtmelidir. Kaderimizi yazan kalemin sahibi yüce yaratıcı: ALLAH bizi de Afrikalı bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya getirtebilirdi pekâlâ. Aynı yoksulluğu, aynı mahrumiyeti, aynı açlığı yaşayabilirdik. Aynı sıkıntılara katlanıyor olabilirdik. Konumumuz kalıcı ve hak edilmiş değildir. Afrika, Somali’de açlıktan ölmek üzere olan çocuklar kendi ülkemizde; Türkiye’de olabilirdi. Bizim şimdiki konumumuzda Afrikalılar, Afrikalıların konumunda da Türkiyeliler olabilirdi. Kısacası Türkiyeli çocuklar da Somali kampında olabilirdi. Afrikalı çocukların bura da doğmuş olması asla kadersizlik değildir. Adaletsiz olan bizleriz. Rabbimizin bizlere bahşetmiş olduğu sonsuz nimetleri karşısında açgözlü ve çimri davranarak; durumumuzun asla değişmeyeceğini zannederek; paylaşımcı olmamakta ve sahip olduklarımıza zekâ ve aklımızla sahip olduğumuzu çabalarımızla elde tutabileceğimiz hastalığı ve yanılgısıdır. Gün Afrika’ya yardım günüdür. Elimizde ki imkânları sarf ederek “insanlık Onuru”na yakışır bir biçimde “insanım” diyebilen herkesin boynunun borcu ve görevi olmalıdır.

       Türkiye Cumhuriyeti Devleti yardım ve destekleri konusunda tarihi geçmişi ve büyük devlet olma geleneği ile üstlenmiş olduğu misyon ve vizyonunu layıkıyla yerine getirmeye çalışmaktadır. Özellikle Türk İşbirliği ve kalkınma Ajansı TİKA’nın inanılmaz derecede güzel çalışmaları takdire şayandır. Sivil Toplum Kuruluşlarını da unutmamak gerek. Afrika’da başta Somali, Kenya, Cibuti ve Uganda gibi ülkeler olmak üzere12 milyon insan açlıktan ölme riski altındayken, Birleşmiş Milletler gönderilmiş binlerce ton gıdayı dağıtmak yerine üç aydan fazla bir süredir depolarında tutarak çürümeye terk etti. Bölgede görev yapan çeşitli yardım kuruluşları da BM’nin yetersizliğine dikkat çekmekteler ve BM’nin bölgede olup bitenler karşısında etkisiz kalmalarına anlam veremediklerini ifade etmekteler.

        Kuraklığın pençesinde kıvranan Somali’de insanlar bir lokma ekmek ve bir yudum su bulamadıkları için can verirken, binlerce ton gıda maddesini depolarında çürüten BM ihtiyaç sahiplerinin erzak çuvallarının yolunu gözlerken, BM görevlileri yardım dağıtmak için “iyi niyet mektubunu bekleye dursunlar ”insanlık açlığın nedenini gözler önüne seriveriyor. Her gün 12 ile 15 çocuğun can vererek yaşamımı yitirdiği; yaklaşık üç-dört ayda 30 bin kişinin can verdiğinin istatistiksel olarak karşımıza tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle duruyor olması konuyu etraflıca tahlil ve analiz etmemizin; gerçekliliğine, gerekliliğine işaret etmektedir. Derin Uluslar arası Ekonomiyi yeniden sorgulamamız ve yorumlamamız gerekmektedir. 

        Sömürgeci devletler ve Ortadoğu ülkeleri çölden bedava elde ettikleri petrol nimetlerini kendi kişisel iktidarları ve zevkleri için kullanadursunlar. Tarih bu konuda sınavını geçemeyenleri elbette zihinlere kazırcasına kaydedecektir. Mahkemeyi Kübra’da yargılanmasına tanıklık edecektir. Bizler de tarihe tanıklık ve şahitlik edeceğiz…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 65
Bu Ay : 5047
Toplam : 5047

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom